Yazılara Dön
DüşünceDerin Okuma - 40 dk

Öz Ad Devrimi ve Toyu

Dr. Barış Tunçbilek · 11 Temmuz 2026

1.1. Adın Türk-Tengrici Anlamı

Ad, tözerin (insanın) dünyaya açılan ilk ses imlerinden (işaretlerinden) biridir. Kişi kendi sözünü kurduğu ilk eşikten önce bir adla çağrılır; o ad, onu aileye, soya, ocağa, buduna (millete) ve yaşadığı yerin anlam ağına bağlar. Bu yüzden ad, gündelik seslenişten geniş bir töre (yaşam ölçüsü) alanına açılır.

Türk-Tengrici anlayışta ad, kişiyle Gök ve Yer arasındaki bağı görünür kılan bir imdir. Gök yönü, Yer tutunmayı, ocak sürekliliği, soy belleği, töre ölçüyü, kut (yaşam gücü ve kutsal erke) ise kişinin taşıdığı dirim erkesini (yaşam enerjisini) anlatır. Öz Türkçe ad, bu bağların hepsini aynı ses içinde toplar. Kişi adı duyduğunda kendisine, soyuna, ocağına, budununa ve töresine aynı anda döner.

Türkçe ad, Türk balasının (çocuğunun) ilk dünyasını kurar. Çocuk kendi adını her duyduğunda bir anlam alanına çağrılır. Alp adı yiğitlik erkesini, Bilge adı us (akıl) ve görgü erkesini, Umay adı koruyucu ana kutunu, Aybüke adı ay ışığıyla birleşen kadın gücünü, Gökçe adı gökle kurulan açıklığı, Kutay adı kutla ayın birleşen ışığını, Aybars adı ayın yırtıcı gücüyle bütünleşen alp yönünü, Alaz adı odun canlı ışığını taşır. Bu adlar ses, anlam, töre ve doğa arasında güçlü bir bağ kurar.

Atalar kültünde ad, soy belleğinin diri tutulan damarlarından biridir. Ata adı yaşadıkça ocak belleği güçlenir. Kişi atasını andığında geçmişi hatırlamakla birlikte, o soydan gelen kutu kendi içinde yeniden duyar. Bugün Türk-Tengrici kişi, atalarının adını yaşatabilecek yeni bir eşiğe gelmiştir. Yazılı kayıtlar, soy araştırmaları, aile anlatıları, eski Türk adları, Türk dünyası adları ve Kutsal Türkçe İlkesi aynı yürüyüşte birleşmektedir.

Bu çağda ataların adı yeniden seçilebilir, yeniden söylenebilir, yeniden çocuklara verilebilir. Atalar kültü bu yolla evin duvarında duran anı çizgisinden yaşayan ad töresine açılır. Bir Türk balasına öz Türkçe ad verildiğinde, o ad bugünün beğenisiyle birlikte geçmişin kutunu ve geleceğin sorumluluğunu taşır.

Öz Türkçe ad, ata kutunun sürerlik yoludur. Kut, bedenden bedene akan güçle birlikte sözle, adla, töreyle, bilinçle ve soy belleğiyle taşınır. Ata, adını ve töresini geleceğe bıraktığında kendisinden sonra gelenlerin içinde yaşamayı sürdürür. Türk-Tengrici ad seçimi bu akışı güçlendirir. Ad, atadan gelen erkeyi çocuğun bilincinde uyandıran bir ocak sesi olur.

Öz Türkçe ad seçimi kişisel beğeniyle birlikte budunsal yöneliş de taşır. Bu seçim, ata adıyla budun adı arasında köprü kuran töresel bir eylemdir. Kişi öz adını seçtiğinde kendi yaşamını kendi adıyla başlatır; atasından gelen kutu, soyundan gelen belleği ve Türkçeden gelen anlam erkesini kendi üzerinde toplar. Ad, bu seçimle tözerin kendisini tanıdığı, soyun kendisini duyurduğu ve budunun geleceğe seslendiği canlı bir im olur.

Yeni doğan Türk balası için öz Türkçe ad, ilk doğumla birlikte gelen kutlu çağrıdır. İsmini bilinçle değiştiren Türk-Tengrici için öz Türkçe ad, ikinci doğumun adı olur. İlk doğum bedene, ikinci doğum bilince açılır. Kişi kendi öz adını aldığında Türkçe sesle yeniden kurulur; ata kutuyla, ocakla, soyla ve töreyle bağını güçlendirir.

Atalar kültü bu projede anma töreniyle birlikte yaşayan soy düzeni olarak kurulur. Ata adı çocuğun kulağında, çocuğun adı budunun geleceğinde yankılanır. Her öz Türkçe ad, geçmişten gelen kutu bugünün bilincine ve yarının balalarına taşıyan bir töre yolu açar.

Öz Ad Toyu’nun ilk anlamı burada belirir: kişi adını bilir, kökünü görür, atasının kutunu duyar ve Türkçe adla kendi budunsal yolunu seçer. Bu seçim, Türk-Tengrici yaşamda adın yeniden kutlanmasıdır. Ad, kişinin sesiyle birlikte yürür; kişi adını taşıdıkça soy belleği de yürür. Gök, Yer, ocak, ata, kut ve töre aynı ad içinde buluşur.

1.2. Öz Ad Toyu’nun Ana Tanımı

Öz Ad Toyu, tözerin (insanın) kendi adını bilinçle ele aldığı, adının kökünü öğrendiği, yeni adını seçtiği ve bu adı töresel (yaşam ölçüsüne dayalı) bir geçişle yaşamına kattığı kutlu adlanma törenidir. Toy (kutlu tören ve toplu sevinç günü), burada kişinin adıyla kurduğu bağı açık hale getiren bir eşik anlamı taşır. Kişi bu eşikte adını inceler, seçimini yapar, yeni adını topluluğa duyurur ve kendi yaşamında yeni bir ad yürüyüşü başlatır.

Bu törenin ana işi, adın kişisel bir alışkanlık alanından bilinçli bir seçim alanına taşınmasıdır. Kişi kendisine verilen adı öğrenir; bu adın aile içinde hangi duygu, anı, büyük, gelenek ya da toplumsal yönle verildiğini görür. Ardından kendi seçtiği öz adla yeni bir yön kurar. Bu yön, kişinin iç kararını aile, soy, ocak, topluluk ve budun (millet) içinde görünür bir adım haline getirir.

Öz Ad Toyu iki ayrı yol açar. İlk yol, yeni doğan Türk balasına (çocuğuna) bilinçli ad verilmesidir. Bu yolda aile, çocuğa ad koyarken anlamı, sesi, taşıma kolaylığını, aile içindeki söylenişini, büyüdüğünde alacağı duruşu ve toplum içinde uyandıracağı izlenimi birlikte gözetir. İkinci yol, yetişkin kişinin kendi adını bilinçle değiştirmesi ya da topluluk içinde yeni öz adını kullanmaya başlamasıdır. Bu yolda kişi, kendi yaşamında ikinci bir ad eşiği açar.

Yeni doğan balada ad, ilk çağrı olur. Aile çocuğu o adla sever, çağırır, büyütür ve tanıtır. Bu yüzden ad, çocuğun çevresinde sürekli yinelenen ilk toplumsal sestir. Yetişkin kişide öz ad, bilinçli seçimle gelen yeni ses olur. Kişi kendi adını seçtiğinde, kendi yaşamına yön veren sözü de seçmiş olur. Bu yolla Öz Ad Toyu, hem doğumla gelen adlanma alanını hem de bilinçle gelen yeniden adlanma alanını kapsar.

Bu toyun ilk aşaması ad yoklamasıdır. Ad yoklaması, kişinin mevcut adını köken, anlam, aile hikâyesi ve kullanım yönünden incelemesidir. Bu aşamada kişinin adıyla ilgili temel bilgiler toplanır. Ad hangi anlamı taşır? Ailede kim tarafından verilmiştir? Aile bu adı hangi düşünceyle seçmiştir? Kişi bu adı hangi duyguyla taşımaktadır? Çevresi onu hangi adla tanımaktadır? Bu sorular, adın kişideki yerini açık hale getirir.

İkinci aşama öz ad seçimiyle başlar. Kişi kadın, erkek ya da ortak ad listelerinden kendisine uygun adı inceler. Adın kısa söylenmesi, uzun söylenmesi, aile içinde nasıl çağrılacağı, resmi kayıtta nasıl duracağı, imzada nasıl görüneceği ve günlük yaşamda nasıl taşınacağı değerlendirilir. Ad seçimi, güzel duyuluşla birlikte kişinin yaşına, yürüyüşüne, ailesine, toplum içindeki görünürlüğüne ve gelecekteki kullanımına uygunluk ister. Bu uygunluk, Öz Ad Toyu’nun temel ölçülerinden biridir.

Üçüncü aşama ad anlamının açılmasıdır. Seçilen adın anlamı ayrıntılı biçimde yazılır. Adın hangi duygu alanını taşıdığı, hangi davranış yönünü güçlendirdiği, kişinin kendisini hangi imle (işaretle) tanıtacağı açıklanır. Bu açıklama, kişinin yeni adını kulağıyla duymasını, zihniyle kavramasını ve yaşamında taşımasını birlikte sağlar. Ad, anlamı bilindikçe kişinin kendi iç sözüne dönüşür.

Dördüncü aşama Ad Kökü Bitigi’dir. Bitig (yazılı kayıt), kişinin mevcut adına ilişkin açıklamayı içerir. Bu kayıtta adın aile içindeki verilme öyküsü, anlamı, kullanılan biçimleri, çevredeki karşılığı ve kişinin bu adla kurduğu bağ yazılır. Ad Kökü Bitigi, kişinin geçmiş ad yolunu düzenli biçimde görmesini sağlar. Bu belge, kişisel hafıza belgesi olarak saklanabilir; hukuki başvuru düşünülüyorsa başvuru dosyasına destek veren açıklama metni olarak kullanılabilir.

Beşinci aşama Yeni Ad Anlam Bitigi’dir. Bu bitig, seçilen öz adın anlamını, kullanım biçimini, kişinin bu adı seçme gerekçesini, aileye ve topluluğa nasıl duyurulacağını içerir. Yeni Ad Anlam Bitigi, kişinin yeni adını taşıma kararını açık cümlelerle kurar. Bu metinde adın kısa çağrı biçimi, tam yazılışı, mümkünse çocukluk ve yetişkinlikteki kullanımı, aile içinde sevgiyle söylenebilecek biçimi ve toplulukta kullanılacak biçimi yer alır.

Altıncı aşama Öz Ad Belgesi’dir. Öz Ad Belgesi, kişinin seçtiği adı ve adın anlamını topluluk kaydına dönüştürür. Bu belgede kişinin öz adı, adın anlamı, seçiliş günü, kişisel Öz Ad Günü, varsa tanıklar ve Ocak Toyu kaydı yer alır. Belge, kişinin kendi ad yolunu görünür kılan töresel bir kayıt olur. Aile içinde saklanabilir, topluluk içinde okunabilir, kişinin kendi arşivinde tutulabilir.

Yedinci aşama ad duyurusudur. Kişi yeni adını ailesine, yakın çevresine ve topluluğa duyurur. Bu duyuru, yazılı bir metinle, kısa bir konuşmayla, küçük bir aile töreniyle ya da topluluk buluşmasıyla yapılabilir. Duyuruda eski adın aile içindeki yeri saygıyla anılır; yeni öz adın anlamı açıklanır. Bu yolla ad değişimi sessiz bir iç karar çizgisinden toplulukça duyulan bir töre adımına yükselir.

Sekizinci aşama toy andıdır. And (kutlu söz), kişinin yeni adını bilinçle taşıma sözüdür. Bu söz kısa, açık ve güçlü kurulur. Kişi kendi adını söyler, bu adı hangi amaçla seçtiğini belirtir ve yeni adını yaşamında taşıyacağını dile getirir. Andın amacı, kişiyi kendi seçimiyle birleştirmektir. Söz söylenir, topluluk duyar, ad görünür hale gelir.

Toy andı şu biçimde kurulabilir:

“Bugün öz adımı bilinçle alıyorum. Bu adı ailem, soyum, ocağım ve budunum önünde taşıyorum. Adım, yürüyüşüme yön veren kutlu sözüm olacak. Bu adla kendimi yeniden tanıtıyor, yaşam yoluma yeni adımla devam ediyorum.”

Dokuzuncu aşama topluluk seslenişidir. Kişinin yeni adı topluluk tarafından açık biçimde söylenir. Ad üç kez yinelenebilir. Bu yineleniş, kişinin yeni adını kendi iç seçimiyle birlikte çevresinin sesiyle de duyurur. Topluluk, yeni adı duyar ve kabul alanına alır. Kişi de yeni adını başkalarının sesinde işiterek ad yolunu somut biçimde başlatır.

Onuncu aşama kişisel Öz Ad Günü’dür. Kişi öz adını aldığı günü kendi ad günü olarak işaretler. Bu gün, doğum günüyle aynı çizgide başka bir anlam taşır. Doğum günü bedensel gelişin anısıdır. Öz Ad Günü bilinçle adlanmanın günüdür. Kişi her yıl bu günde adını, seçimini, taşıdığı anlamı ve yeni yaşama yönünü hatırlayabilir. Aile bu günü küçük bir kutlamayla anabilir. Topluluk içinde de ad günü duyurusu yapılabilir.

Öz Ad Günü kişisel bir kayıt sağlar. Kişi bu tarihte kendi adına ilişkin kısa bir söz yazabilir. “Bu yıl öz adımı hangi davranışımla güçlendirdim?” sorusuna yanıt verebilir. Ad günü bu yolla kutlama alanıyla birlikte kişinin kendi adını yaşama katma günü olur. Ad, her yıl yeniden hatırlanan bir karar alanına dönüşür.

On birinci aşama Ocak Toyu bağlantısıdır. Ocak Toyu, bütün Türk-Tengriciler için ortak adlanma, ocak, soy ve yeniden doğuş günü olarak düşünülür. Kişisel Öz Ad Günü kişinin kendi ad eşiğini gösterir. Ocak Toyu ise bu kişisel eşikleri ortak topluluk sevinci içinde birleştirir. Kişi kendi adını aldığı gün kişisel kaydını oluşturur; Ocak Toyu’nda bu adı topluluk kutlamasına katar.

Ocak Toyu’nda yıl içinde öz ad alan kişiler birlikte anılabilir. Yeni adlar okunabilir. Her adın anlamı kısaca söylenebilir. Aileler çocuklarına verdikleri öz adları açıklayabilir. Yetişkinler kendi seçtikleri yeni adları duyurabilir. Ocak Toyu, yıl boyunca tek tek yaşanan öz ad günlerini ortak ocak sevincinde toplar.

Öz Ad Toyu’nun uygulama alanı geniştir. Bu tören aile içinde küçük bir adlanma günü olarak yapılabilir. Korbudun topluluğu içinde ortak tören olarak düzenlenebilir. Yeni doğan çocuk için ad koyma töreni biçiminde uygulanabilir. Yetişkin kişi için yeniden adlanma töreni olarak kurulabilir. Hukuki ad değişikliği yapan kişiler için karar günüyle birlikte kutlanabilir. Hukuki ad değişikliği sürecine hazırlanan kişiler için ön adlanma töreni olarak yürütülebilir.

Bu projede kadın adları, erkek adları ve ortak adlar ayrı bölümlerde sunulur. Kişi önce kendisine uygun bölümü inceler. Ardından kısa liste oluşturur. Her adın anlamı okunur. Sonra kişi üç aday ad seçer. Bu üç ad aile, yakın çevre ve topluluk içinde denenebilir. Kişi hangi adla daha güçlü bağ kurduğunu görür. Son seçim yapıldığında Ad Anlam Bitigi hazırlanır ve toy günü belirlenir.

Öz Ad Toyu aynı zamanda bir ad düzeni kurar. Her ad bir sıra, anlam ve açıklama ile kayda geçer. Adların kadın, erkek ve ortak kullanımı belirtilir. Aynı adın farklı yazılışları tek biçimde düzenlenir. Çift adlar ayrıca ele alınır. Kısa ad ve uzun ad biçimleri ayrı açıklanır. Kişi bu düzen içinde seçtiği adın anlamını ve kullanım düzenini birlikte öğrenir.

Bu çalışmada Türkiye için sabit öz ad listesi ana temel olur. Diğer Türk soylu topluluklardan gelen adlar ikinci büyük listeyi oluşturur. Bu ikinci liste, Türk dünyası içinde ortaklaşabilecek adları toplar. Ana listede bulunan adlar ana gövdede yer alır; ülke ekleri ek ad varlığını gösterir. Bu düzen, listelerin okunmasını kolaylaştırır ve tekrar yükünü azaltır.

Öz Ad Toyu’nun ana tanımı bu düzenin içinde berraklaşır: Kişi adını inceler, öz adını seçer, adının anlamını yazar, belgesini oluşturur, toy andını söyler, topluluğa duyurur, kişisel Öz Ad Günü’nü belirler ve Ocak Toyu’nda bu adı ortak kutlamaya katar. Bu sıralı yapı, projeyi uygulanabilir bir ad töresine dönüştürür.

Öz Ad Toyu, ad seçimini kişisel karar, aile bağı, topluluk tanıklığı, belge düzeni ve ortak kutlama içinde birleştirir. Kişi bu yolla kendi adını bilinçle yaşatır. Ad, kişinin imzasında, seslenişinde, topluluk kaydında, aile belleğinde ve yıllık kutlamasında yer alır. Öz ad, kişinin yaşamına yayılan güçlü bir töre adımı olur.

1.3. Kutsal Türkçe İlkesi ile Ad Bağı

Kutsal Türkçe İlkesi, Türkçeyi tözerin (insanın) evrenle bağ kurduğu ana ses alanı olarak ele alır. Türkçe; ses, kök, anlam, töre (yaşam ölçüsü), kut (yaşam gücü ve kutsal erke), erke (enerji), soy belleği ve evren düzeni arasında çalışan diri bir bağ alanı kurar. Ad, bu bağ alanının tözer üzerindeki en kişisel ve en sürekli imlerinden (işaretlerinden) biri olarak yaşar. Kişi kendi adını her duyduğunda Türkçenin bir kökü, bir sesi, bir anlamı ve bir erke yönü içinde yeniden çağrılır.

Türkçe ad, Türk balasının (çocuğunun) dünyayı ilk kavrama yollarından birini açar. Çocuk kendi adını duyar, o adın sesine alışır, o sesin aile içindeki sıcaklığını tanır, sonra adının anlamını öğrenir. Bu öğrenme, çocuğun kendi varlığını Türkçe bir sözle kavramasını sağlar. Ad, çocuğun iç dünyasında ilk kimlik yuvalarından biri olur. Türkçe ad, çocuğun benlik duygusunu Türkçe kökle, Türkçe sesle ve Türkçe anlamla yoğurur.

Kutsal Türkçe İlkesi içinde ad, evrenin yapıtaşlarıyla uyum kuran sesli bir düğüm olarak belirir. Evren ışıkla, titreşimle, ölçüyle, devinimle, bağla ve yönle işler. Türkçe ad bu işleyişe ses, anlam ve kut yoluyla katılır. Gök, Yer, Ay, Gün, Yıldız, Deniz, Yağmur, Alaz, Kaya, Börü, Alp, Bilge, Kutay, Umay ve Ece gibi adlar, doğanın ve evrenin açık imlerini kişinin varlığına taşır. Çocuk bu adlarla çağrıldığında adı, evrenin görünen düzeniyle kendi varlığı arasında köprü kurar.

Gök adı açıklığı, yüksekliği ve yönü taşır. Yer adı tutunmayı, yurdu ve kökü anlatır. Ay adı gece ışığını, döngüyü ve inceliği açar. Gün adı aydınlığı, dirimi (yaşam canlılığını) ve görünürlüğü güçlendirir. Yıldız adı göksel izi ve uzak ışığı taşır. Deniz adı genişliği, derinliği ve akışı anlatır. Yağmur adı verimi, gökten yere inen dirim suyunu ve yenilenmeyi duyurur. Alaz adı odun (ateşin) canlı ışığını ve kıvılcım erkesini taşır. Kaya adı dayanıklılığı, Börü adı sezgiyi ve koruyucu sürü bilgisini, Arslan adı yürek gücünü ve yiğit duruşu anlatır.

Bu adlar Türk balasının adında evrenin açık dilini yaşatır. Çocuk kendi adını duydukça doğaya, göğe, yere, ışığa, suya, oda, yıldıza, yiğitliğe, bilgeliğe ve kut alanına çağrılır. Bu çağrı, çocuğun varlığında Türkçe anlam ağlarını erken yaşta güçlendirir. Türkçe ad, çocuğun kimliğini duyurur; hangi anlam alanında büyüdüğünü, hangi erke yönüyle çağrıldığını ve hangi töre çizgisiyle geliştiğini de gösterir.

Türkçe adın gücü kökten gelir. Kök, sözün içinde taşıdığı ilk anlam çekirdeğidir. Güçlü kök, güçlü çağrı üretir. Alp kökü yiğitliği, dayanıklılığı ve koruyucu gücü taşır. Bilge kökü us (akıl), görgü ve doğru ölçüyü anlatır. Kut kökü yaşam gücünü, göksel bağış alanını ve tözerde beliren dirim ışığını taşır. Umay kökü koruyucu ana kutunu, çocuk ve soy sürekliliğiyle birleşen kadın gücünü açıklar. Ece kökü ulu kadın yönünü ve yönetici dişil erkeyi taşır. Bu kökler adın kişiye anlam, yön ve duruş vermesini sağlar.

Kutsal Türkçe İlkesi, adın ses yapısını anlamla birlikte ele alır. Ses, tözerin iç erkesine dokunan titreşimdir. Türkçenin ses uyumu, adın ağızda doğal akmasını, kulakta açık duyulmasını ve aile içinde sıcak söylenmesini sağlar. Adın ses düzeni, çocuğun kendi adını sevmesini, benimsemesini ve her duyduğunda güçlü bir iç karşılık kurmasını destekler.

Bu titreşim, çocuğun erke alanında sürekli çalışan bir ses izi bırakır. Ad gün içinde birçok kez söylenir. Anne söyler, baba söyler, kardeş söyler, öğretmen söyler, arkadaş söyler, kişi kendi içinden söyler. Her söyleyiş, adın anlamını yeniden uyandırır. Bilge adı us ve görgü alanını, Alp adı yiğitlik ve koruyuculuk alanını, Umay adı ana kutu ve çocuk koruyuculuğunu, Gökçe adı göksel açıklığı, Kutay adı kutla ay ışığını, Aybars adı ayla birleşen yırtıcı gücü, Alaz adı odun canlı kıvılcımını kişinin yaşamına taşır.

Adın sık yinelenmesi, onu tözerin iç sözlerinden biri haline getirir. Kişi kendi adını başkalarının sesinden duyar; kendi iç sesinde de taşır. Ad, kişinin kendisini çağırma biçimine dönüşür. Türkçe ad, kişinin iç konuşmasına Türkçe kök yerleştirir. Kişi kendisini Türkçe bir imle tanıdığında, kendi benliğini Türkçe anlam alanı içinde kurar. Bu kurulum, dil belleğiyle soy belleğini aynı ses içinde birleştirir.

Soy belleği, atadan gelen yaşam bilgisini, aile içinde taşınan duyguyu, ocakta süren kutu ve budunda (millette) biriken töreyi anlatır. Dil belleği, Türkçenin kökleri, sesleri, sözleri ve anlam örüntüleriyle kurulur. Öz Türkçe ad, soy belleğiyle dil belleğini günlük çağrı içinde buluşturur. Kişi kendi adını duyduğunda soyunun iziyle dilinin sesi aynı anda canlanır. Bu canlanma, Türk-Tengrici kişide iç açıklık, yön duygusu ve budunsal duruş üretir.

Kutsal Türkçe İlkesi içinde ad, evrenin yapıtaşı-fabriğiyle uyumlu bir sesli kayıt gibi çalışır. Evren, parçalar arasında bağ kuran ölçülü bir işleyiş taşır. Türkçe ad, tözerin bu işleyişe bilinçli katılımını gösteren küçük ve güçlü bir düzendir. Ay döngüyle, Gün ışıkla, Su akışla, Od ısı ve dönüşümle, Kaya dayanıklılıkla, Yıldız uzak ışıkla, Deniz derinlik ve enginlikle, Kut göksel dirimle, Bilge usla, Alp yiğitlikle, Umay koruyucu ana erkeyle uyum kurar. Bu uyum, adı çocuğun varlığına evrenin açık imleriyle yerleştirir.

Türk balasına öz Türkçe ad vermek, onun evrensel erkesini güçlendiren bir töre adımıdır. Çocuğun adı Türkçe olduğunda, o ad doğa düzenine, soy belleğine ve budunsal bilince açılır. Çocuk kendi adını öğrendiği anda, bu adın içindeki doğa imini, ata izini, töre çağrısını ve Türkçe sesini de öğrenir. Ad, çocuk için ilk kimlik öğretmenlerinden biri olur.

Bu ilke, Türkçe ad seçimini yüksek bir sorumluluk alanına taşır. Ad seçerken adın Türkçe kökü, anlam gücü, ses uyumu, günlük taşınabilirliği, aile içindeki sıcaklığı, topluluk içindeki duruşu ve çocuğun gelecekteki yaşamıyla kuracağı bağ birlikte gözetilir. Ad, çocuğun küçük yaşta sevgiyle duyacağı, gençlikte kendine yakıştıracağı, yetişkinlikte güçlü taşıyacağı ve yaşlılıkta saygınlıkla sürdüreceği bir söz olmalıdır. Bu ölçü, adı yaşam boyu taşınan bir bilinç imine dönüştürür.

Öz Türkçe adların gücü, Türk dünyasında ortaklaşma alanı da açar. Anadolu’da kullanılan Alp, Bilge, Umay, Ece, Aybüke, Gökçe, Aybars, Kutay, Göktuğ, Deniz, Yağmur ve Yıldız gibi adlar, Türk dünyasının başka kollarındaki adlarla aynı anlam göğünde birleşir. Azerbaycan Türkçesindeki Ayxan, Türkiye Türkçesinde Ayhan biçimiyle; Kazak ve Kırgız alanındaki Aysulu, Türkiye Türkçesinde Aygüzel biçimiyle; Özbek alanındaki Yulduz, Türkiye Türkçesinde Yıldız biçimiyle; Türkmen alanındaki Guwanç, Türkiye Türkçesinde Güvenç biçimiyle aynı ad göğüne katılır. Bu ortaklık, Türk dünyasının ad üzerinden kurduğu büyük dil birliğini gösterir.

Moğol ve Soğd ortak izleri de bu ilke içinde Türkçeye çevrilebilir anlam kökleri sunar. Bozkır tarihinde Türk soylarıyla yakın yürüyen Moğol ad kökleri, Türkçe karşılıklarla ad alanına katılır. Naran kökü Gün ve Günay alanına, Gerel kökü Işık ve Aydın alanına, Tsetseg kökü Çiçek alanına, Mönkh kökü Bengü alanına, Erdene kökü Kutlu ve Değer alanına açılır. Bu çeviri çizgisi, ortak tarih bağını Türkçe ad düzeni içinde anlaşılır hale getirir.

Kutsal Türkçe İlkesi, adın kişideki etkisini her gün çalışan bir söz düzeni olarak görür. Kişi adını yazarken Türkçe kökünü görür. Adını söylerken Türkçe sesini duyar. Başkaları adını söylediğinde budunsal imini taşır. Aile bu adı söylerken ocak belleğini güçlendirir. Türkçe ad, günlük yaşamda sürekli yinelenen bir Türkçe bilinç halkası kurar.

Adın Türkçe oluşu, kişinin kendi kimliğini günlük yaşamda açık biçimde taşımasını sağlar. Türk olduğunu söyleyen tözer, Türkçe adıyla bu sözü her gün yineler. Ad, kimlik bildiriminin en kısa ve en sık duyulan biçimidir. Kişi adını söylediğinde kendini tanıtır; başkaları adını söylediğinde onun kimlik imi toplumda dolaşır. Öz Türkçe ad, bu dolaşımı Türkçe kökle, Türkçe sesle ve Türkçe anlamla yürütür.

Kutsal Türkçe İlkesi, ad yoluyla ata kültünü de güçlendirir. Ata adı Türkçe olduğunda soy belleği açık sesle sürer. Bir çocuk atasının adını aldığında aile içinde yaşayan bir kut bağı kurulur. Ata adı doğrudan verilebilir; ata adının anlam alanından yeni bir öz ad da seçilebilir. Yiğit bir atanın izi Alp, Alper, Batır, Batur, Tunga gibi adlarla; bilge bir atanın izi Bilge, Öge, Usal, Anuk gibi adlarla; ocak kuran bir atanın kutu İlter, Yurtkut, Kutlu, Oğuz, Bumin gibi adlarla yaşatılır.

Bu ilke içinde ad, tözerin yaşamındaki sürekli işleyen anlam kapılarından birine dönüşür. Kişinin adı her gün söylenir, yazılır, duyulur, çağrılır, anılır. Bu süreklilik, adın erkesini güçlendirir. Öz Türkçe ad, bu sürekliliği Türkçe anlamla doldurur. Kişi, her gün kendi adıyla Türkçe köküne bağlanır.

Sonuçta Kutsal Türkçe İlkesi ile ad bağı şu çizgide belirir: Türkçe ses tözerin kulağına gelir, anlam bilince yerleşir, kut yürekte canlanır, soy belleği ocakta güçlenir, budun adı geleceğe yürür. Öz Türkçe ad, bu yürüyüşün yaşayan imlerinden biridir. Kişi adını taşıdıkça Türkçe onda yaşar. Türkçe onda yaşadıkça ata kutu, soy belleği ve Gök-Yer düzeni de adın içinde birlikte parlar.

1.4. Tengricilik Dün İçinde Bilişsel Çözümleme

Tengricilik Dün içinde ad konusu, tözerin (insanın) kendi benliğini hangi sözle kurduğu, hangi adla çağrıldığı ve hangi kimlik imiyle (işaretiyle) budun (millet) içinde yer aldığı üzerinden ele alınır. Ad, kişinin zihninde çalışan ilk kimlik düğümlerinden biridir. Kişi adıyla çağrıldığında aileden gelen sesi, soy belleğini, atalar kutunu, budun yönünü, inanç çevresini, dil katmanını ve gelecek tasarımını birlikte duyar.

Bu yüzden ad, köken bilgisiyle birlikte bilinç bilgisi de taşır. Bir adın hangi dilden geldiği, hangi aile duygusuyla verildiği, hangi uygarlık izini taşıdığı ve kişinin bugünkü Türk-Tengrici yürüyüşünde hangi yeri aldığı birlikte okunur. Tengricilik Dün, bu okumayı duygu alanıyla birlikte düşünce araçlarıyla denetler.

Bu bölümde üç düşünce aracı kullanılır: bilişsel uyumsuzluk (cognitive dissonance), düşünce yanılgısı (logical fallacy) ve zihin örüntüsü (mental model). Bilişsel uyumsuzluk, kişinin kimlik sözüyle taşıdığı ad arasında beliren iç gerilimi anlatır. Düşünce yanılgısı, adlar üzerine yerleşmiş alışkanlık kalıplarını açar. Zihin örüntüsü ise kişinin adını, soyunu, budununu ve geleceğini hangi iç düzenle kavradığını gösterir.

Bu üç araç, Türk-Tengrici ad bilincinin temel denetim alanını oluşturur. Çünkü kişi kendisini Türk olarak tanıtıp ad alanında başka budunların, başka inanç çevrelerinin ve başka uygarlıkların imlerini taşıdığında bilinçte yön ayrılığı belirir. Bu yön ayrılığı, Türk kültürüne, atalar belleğine ve nicem (kuantum) temelli ilk kök Türk inancı olan Tengriciliğe karşı saygı kırımı doğurur. Türk-Tengrici bilinç, bu saygı kırımı karşısında ad alanını yeniden düzenleyen açık bir görev üstlenir.

1.4.a. Bilişsel Uyumsuzluk: Ad ile Kimlik Arasında Beliren İç Gerilim

Bilişsel uyumsuzluk, tözerin kendi içinde uyum arayan iki anlam yönünü anlatır. Bir kişi kendisini Türk olarak görür, Türkçeyi kendi varlık dili sayar, atalar kültünü önemser ve Tengrici töreye yönelir. Aynı kişi aileden gelen başka dil köklü, başka inanç çevreli ya da başka budun imli bir ad taşıdığında bilinç alanında ad arayışı doğar. Bu arayış, kişinin kendi kimlik sözünü ad alanında da bütünleme isteğini büyütür.

Kişinin ailesi adı sevgiyle vermiştir. Aile o ada umut, dua, hatıra, saygı, büyük adı ya da çağın beğenisini yüklemiştir. Bu ilk ad, aile bağının duygu alanını gösterir. Kişi büyüdükçe kendi soy bilgisine, kendi dil bilincine ve kendi töresel yönüne bakar. Bu bakış, adın aileden gelen armağanıyla kişinin bilinçle seçtiği budunsal yönü aynı düşünce alanına getirir.

Türk-Tengrici kişi bu aşamada kendi adına açık gözle bakar. Adım hangi dili duyuruyor? Bu ad hangi inanç çevresini taşıyor? Bu ad ailemin hangi anısını yaşatıyor? Bu ad bugünkü Türk-Tengrici yürüyüşümde hangi yeri alıyor? Bu ad beni hangi öz ada çağırıyor? Bu sorular kişinin adını bilinçli bir araştırma alanına taşır.

Bu araştırma, kişinin iç düzeninde güçlü bir berraklık doğurur. Kişi aileden gelen sesi saygıyla okur. Kendi seçtiği sesi bilinçle kurar. Eski adın aile belleğindeki yerini öğrenir. Yeni öz adın budunsal görevini kavrar. Ad, kişinin geçmişini ve geleceğini aynı bilinç alanında buluşturur.

Bilişsel uyumsuzluk, Türk-Tengrici ad yolunda güçlü bir uyarı işlevi taşır. Kişi kendisini Türk olarak anlatırken adının başka bir uygarlık imini taşıması, iç düzeninde dikkat gerektiren bir işaret üretir. Bu işaret, ad alanında Türk kültürüne saygıyı, atalar kutuna bağlılığı ve Tengrici kök inanca uyumu güçlendiren bir adım çağırır. Öz Türkçe ad, bu çağrıya verilen açık ve kurucu yanıttır.

Bu eşikte adın başka budun imleriyle taşınması, kişinin bilinç alanında Türk kültürüne yönelen bir saygı kırımı gibi çalışır. Çünkü Türk kültürü ad, soy, ocak, töre ve kut üzerinden varlığını günlük yaşamda duyar. Türk olduğunu söyleyen tözer, adında da Türkçe kök taşıdığında kendi kimlik sözünü bütünler. Bu bütünlük, nicem temelli ilk kök Türk inancı olan Tengriciliğin evrenle uyum kuran ana çizgisine katılır.

1.4.b. Düşünce Yanılgısı: Ad Üzerine Kurulan Alışkanlık Kalıpları

Düşünce yanılgısı, kişinin ad konusunu alışkanlıkla yerleşmiş kalıplar üzerinden değerlendirmesidir. Ad alanında birçok kalıp çalışır. Çok kullanılan bir ad Türkçe sanılabilir. Kulağa güzel gelen bir ad kökten yakın görülebilir. Aileden gelen ad sorgu alanı dışında tutulabilir. Anlamı güzel bulunan bir adın dil kökü ikinci sıraya itilebilir. Bu kalıplar, ad bilincinde yüzeysel bir rahatlık üretir.

Tengricilik Dün bu kalıpları açık düşünce alanına taşır. Kişi adın sesini, anlamını, kökenini, aile içindeki yerini ve budunsal yönünü birlikte okur. Duygu alanı bilgiyle, bilgi alanı töreyle, töre alanı da kimlik bilinciyle birleşir. Ad, bu birleşme içinde kişinin kendisini taşıdığı en temel imlerden biri olur.

Yaygınlık kalıbı ilk önemli yanılgı alanıdır. Bir adın toplumda çok kullanılması, o adın hangi tarihsel dönemde, hangi inanç çevresinde, hangi siyasal iklimde ve hangi aile alışkanlığıyla güçlendiğini gösterir. Köken araştırması bu yaygınlığı anlam katmanlarına ayırır. Kişi, adın toplumsal dolaşımını ve kendi içindeki yerini birlikte görür.

Güzel duyuluş kalıbı ikinci önemli yanılgı alanıdır. Bir ad kulağa yumuşak, güçlü ya da sevimli gelebilir. Sesin hoşluğu, kişinin duygu alanını gösterir. Kök bilgisi, adın hangi dil evreninden geldiğini anlatır. Bu iki bilgi birlikte ele alındığında ad seçimi daha bilinçli hale gelir. Öz ad seçimi, ses güzelliğini anlam açıklığıyla ve budunsal yönle birleştirir.

Aileden geliş kalıbı üçüncü önemli yanılgı alanıdır. Aileden gelen ad, kişinin ilk bağ alanıdır. Bu adın kökenini öğrenmek, aile bağını daha bilinçli hale getirir. Kişi aileden gelen adı saygıyla okur. Ardından kendi yaşam yürüyüşünü hangi adla kuracağını seçer. Aile sevgisi ve kişisel bilinç aynı ad araştırmasında buluşur.

Kişisel süs kalıbı dördüncü önemli yanılgı alanıdır. Tengrici bakışta ad, kişinin kendisini nasıl tanıttığı, toplum içinde hangi sözle yer aldığı ve soy belleğini nasıl taşıdığıyla ilgilidir. Ad, her gün yinelenen kimlik bildirimidir. Kişi adını söylediğinde kendisini açıklar. Başkaları o adı söylediğinde kişinin kimlik imi topluluk içinde dolaşır. Bu dolaşım, adın kişisel alanla budunsal alanı nasıl bağladığını gösterir.

Bu yanılgılar, Türk kültürüne ve Tengrici kök inanca saygı düzeni bakımından büyük önem taşır. Adın kökeninin açık bilgiyle okunması, Türkçenin kutsal ad alanını berrak tutar. Türk kültürünün kendi ad kökleri, atalar belleğine saygının günlük ses alanını kurar. Ad bilgisi güçlendikçe Türk kültürüne, atalar kutuna ve nicem temelli Tengrici kök inanca yönelen saygı da somutlaşır.

Düşünce yanılgılarının çözülmesi, kişinin ad bilincini güçlendirir. Kişi adın sesini severken kökünü de öğrenir. Aileden gelen adı taşırken anlamını da kavrar. Yeni öz ad seçerken Türkçe kökü, yaşam yönünü ve budunsal çağrıyı birlikte gözetir. Ad, alışkanlıkla taşınan bir sözden bilinçle kurulan bir töre imine dönüşür.

1.4.c. Zihin Örüntüleri: Kişinin Adını Taşıma Biçimi

Zihin örüntüsü, kişinin dünyayı anlamlandırırken kullandığı iç düzeni anlatır. Her kişi aile, dil, inanç, tarih, soy anlatısı, okul bilgisi, toplum çevresi ve kişisel deneyimleriyle bir zihin örüntüsü kurar. Ad, bu örüntünün merkezinde duran güçlü işaretlerden biridir. Kişi adını duyduğunda kendi hakkında kurduğu iç anlatıya döner.

Bir çocuk, adın anlam bilgisinden önce adın sesini tanır. Ses aile içinde sevgiyle yinelenir. Daha sonra çocuk adının anlamını duyar. Büyüdükçe adının kökenini, kimler tarafından taşındığını, ailede hangi anıya bağlandığını öğrenir. Bu bilgiler, çocuğun zihin örüntüsünde kendi adına ilişkin bir yer açar.

Yetişkinlikte kişi, kendi adını yeni bir gözle değerlendirme gücü kazanır. Kendisine verilen adı, kendi seçtiği kimlik sözüyle birlikte düşünür. Bu düşünme, adın dış dünyadaki kullanımını ve iç dünyadaki etkisini birlikte açığa çıkarır. Kişi adını nasıl duyduğunu, bu adla kendisini nasıl tanıttığını, hangi ortamda nasıl hissettiğini ve hangi adla daha bütünlü yürüdüğünü görür.

Türk-Tengrici kişi için zihin örüntüsü, Gök, Yer, soy, ocak, budun, töre ve kut alanlarıyla şekillenir. Kişi kendi yaşamını bu alanlar içinde kurduğunda, adı da bu örüntünün merkezinde yer alır. Öz Türkçe ad, kişinin zihin örüntüsünde Türkçe anlamı sürekli çalışan bir merkez haline getirir. Kişi kendi adını duydukça Türkçe kökü, soy yönünü ve budunsal çağrıyı yeniden tanır.

Zihin örüntüsü topluluk belleğiyle de birleşir. Toplum kişiye adıyla seslenir ve onu adıyla hatırlar. Bir ad, topluluğun belleğinde kişinin yeri haline gelir. Yeni öz ad, kişinin iç dünyasında ve çevresinde yeni bir tanınma düzeni kurar. Kişi çevresine yeni adını duyurduğunda, topluluk da onu bu adla tanımaya başlar. Bu yolla ad, iç bilinçle toplumsal bellek arasında bağ kurar.

Bu bölümde adın zihinsel etkisi şu çizgide okunur: ses algıyı uyandırır, anlam bilinci besler, kök kimlik yönünü gösterir, tekrar zihinde yer açar, toplumsal kullanım adı belleğe işler. Öz Türkçe ad bu süreci Türkçe ses ve anlamla yönlendirir. Bu yolla kişinin zihin örüntüsünde Türkçe ad, sürekli çalışan bir kimlik odağı haline gelir.

Zihin örüntüsü bakımından adın başka uygarlık imleriyle taşınması, kişinin iç modelinde yön ayrılığı üretir. Bu yön ayrılığı, Türk kültürünün kendine özgü ad göğünü geri plana iter. Bu durum, Tengrici kök inancın nicem temelli bütünlük modeline saygı kırımı anlamı taşır. Çünkü Tengricilik, insanı ad, soy, ses, kut, töre ve evren bağı içinde bir bütün olarak kurar. Bu bütün içinde öz Türkçe ad, kişinin iç modelini Türk kültürüyle uyumlu hale getiren ana seslerden biridir.

1.4.d. Ad, Bilinç ve Kimlik Tutarlılığı

Kimlik tutarlılığı, kişinin söylediği söz, taşıdığı ad, benimsediği soy bilgisi ve yürüdüğü töre arasında uyum kurulmasıdır. Kişi kendisini Türk olarak görüyorsa, Türkçeyi kendi varlık dili sayıyorsa ve atalar kültünü önemsiyorsa, ad alanı da bu bütünün içinde anlam kazanır. Ad, kişinin kimlik sözünü her gün görünür kılan en kısa bildirilerden biridir.

Bu tutarlılık, kişinin kendi içindeki yönleri bir araya getirmesiyle oluşur. Aileden gelen ad bilgisi, kişinin soy hikâyesinin bir parçası olarak yer alır. Seçilen öz ad, kişinin bilinçli yönelişini gösterir. Topluluk içinde kullanılan ad, kişinin sosyal görünürlüğünü kurar. Resmî kayıtta taşınan ad, devlet ve toplum önündeki kimlik çizgisini belirler. Bu alanların birlikte düzenlenmesi, ad bilincini güçlendirir.

Türk-Tengrici ad bilinci, kişinin kendisini Türkçe sözle tanıtma isteğini büyütür. Ad, burada kişisel beğeniyle birlikte budunsal görev de taşır. Kendisini Türk olarak gören kişi, Türk kimliğini adında da yaşatma sorumluluğunu duyar. Bu sorumluluk, günlük yaşamda küçük görünen ve sürekli yinelenen güçlü bir kimlik alanı kurar. Kişi adını söylediğinde bu sorumluluğu da sözle taşır.

Kimlik tutarlılığı kişinin çevresinde de görünür hale gelir. Aile yeni adı öğrenir, dostlar yeni adı duyar, topluluk yeni adı söyler, yazılı belgeler yeni adı taşır. Kişinin kendisini nasıl tanıttığı ile çevrenin onu nasıl çağırdığı arasında uyum kuruldukça adın gücü artar. Bu uyum, kişinin yeni adını yaşam alanlarına yerleştirmesini sağlar.

Bu süreçte ad, bilinçli bir seçimin taşıyıcısıdır. Kişi kendi adını seçtiğinde, kendi kimlik sözünü de seçer. Öz ad, kişinin iç dünyasında yön duygusu, dış dünyasında tanınma düzeni, budunsal alanda görev bilinci üretir. Bu yolla ad, kimlik tutarlılığının günlük yaşamda çalışan en diri imlerinden biri olur.

Türk kültürünün ad alanını hafife alan her zihin alışkanlığı, sonuçta Türk kültürüne ve ilk kök Türk inancı olan Tengriciliğe saygı kırımı üretir. Çünkü Tengricilik, insanı evrenle bağ kuran ses, ölçü, kut ve töre alanı içinde kavrar. Bu yapı, nicem temelli üst modelle uyumlu bir varlık açıklaması sunar. Adın bu model içindeki yerini görmek, Türk-Tengrici kişinin kendi kimlik tutarlılığını güçlendiren temel bilinç adımlarından biridir.

1.4.e. Türk-Tengrici Kişinin Ad Alanındaki Uyanışı

Ad alanındaki uyanış, kişinin kendi adına bilinçle bakmasıyla başlar. Kişi adının aileden gelen duygu alanını, köken bilgisini, anlamını ve bugünkü kimliğiyle kurduğu bağı birlikte görür. Bu görüş, kişiye yeni bir ad seçme gücü verir. Kişi adını araştırdığında kendi soyuna, ailesine, diline ve budununa ilişkin daha geniş bir alanı da araştırmaya başlar.

Bu uyanış, adın kökenini öğrenme isteğiyle büyür. Kişi kendi adını sorguladığında ailesindeki başka adlara da bakar. Anne, baba, dede, nine, çocuk, kardeş, akraba ve ata adları bir soy tablosu içinde anlam kazanır. Hangi adların hangi dönemlerde verildiği, hangi inanç çevresinin hangi yıllarda güçlendiği, hangi adların aile içinde saygıyla taşındığı görülür. Bu yolla ad araştırması aile tarihini de canlandırır.

Türk-Tengrici kişi bu araştırmada kendi yolunu bulur. Aileden gelen adları saygıyla okur. Kendi seçtiği öz adı bilinçle belirler. Çocuklarına verilecek adlarda daha açık bir ölçü geliştirir. Topluluğa katıldığında başka kişilerin ad hikâyelerini de dinler. Bu yolla ad alanındaki uyanış, kişisel bir kararın yanında topluluk bilincini de artırır.

Ad alanındaki uyanış, Türk dünyasına bakışı da genişletir. Kişi Anadolu’da kullanılan adları, Azerbaycan adlarını, Kazak ve Kırgız adlarını, Özbek ve Türkmen adlarını, Saha, Tuva, Altay, Hakas, Tatar, Başkurt ve başka Türk soylu toplulukların adlarını incelemeye başlar. Bu inceleme, Türk dünyasının ortak ad göğünü görünür kılar. Her ad, başka bir Türk yurdunun sesini ve anlamını bugünün bilincine taşır.

Bu uyanışın son adımı, adın yaşamda kullanılmaya başlanmasıdır. Kişi seçtiği öz adı yazılarında, imzasında, sosyal çevresinde, topluluk içinde ve günlük yaşamında kullanır. Yeni ad söylendikçe yerleşir. Yerleştikçe kişinin kimlik alanını güçlendirir. Bu yolla ad araştırması, ad seçimi ve ad kullanımı aynı bilinç çizgisinde birleşir.

Türk-Tengrici uyanış, ad alanında açık bir görev doğurur. Kişi kendisini Türk olarak görüyorsa, bu görüyü adında da yaşatır. Türk adı, Türk kültürüne gösterilen günlük saygının en kısa biçimlerinden biridir. Öz Türkçe ad, kişinin kendisini Türk kültürüne, atalar kutuna ve nicem temelli Tengrici kök inanca bağlı biçimde tanıtmasını sağlar. Bu bağlılık, kişinin sözünde, imzasında, çağrılışında ve topluluk belleğinde sürekli görünür.

Tengricilik Dün içindeki bilişsel çözümleme, adın bu çok katmanlı işleyişini görünür kılar. Bilişsel uyumsuzluk kişinin iç yön arayışını açıklar. Düşünce yanılgısı ad hakkındaki alışkanlık kalıplarını çözer. Zihin örüntüsü adın kişinin iç dünyasında nasıl çalıştığını gösterir. Kimlik tutarlılığı adın yaşamın bütün alanlarına nasıl yerleştiğini anlatır. Ad alanındaki uyanış ise kişinin Türk-Tengrici bilinçle kendi ad yolunu kurmasını sağlar.

1.5. Öz Ada Geçiş ve Ertelenen Eşiğin Yükü

1.4’te adının kökünü, zihin örüntüsünü ve kimlik gerilimini gören kişi, artık açık bir ad eşiğine gelir. Bu eşik, kişinin kendi Türk kimlik sözünü adında hangi güçle taşıdığını ortaya çıkarır. Öz ad alan kişi, bu eşiği ikinci doğuma çevirir. Eşiği erteleyen kişi, adında eski alışkanlık izini taşır ve bu iz zamanla daha belirgin bir budunsal sorgu doğurur.

Öz ad alan kişi ikinci doğum yaşar. İlk doğum bedeni aile ocağına getirir. İkinci doğum bilinci kendi seçtiği ada yerleştirir. Kişi öz adla kendisini yeniden çağırır, yeniden tanıtır ve kendi kimlik sözünü açık bir sesle kurar. Bu ad, onun kulağa gelen çağrısıyla birlikte imzasında, sözünde, topluluk içindeki tanınışında ve aile belleğinde çalışan bilinç imi (işareti) olur.

Öz ad alan kişi kimlik sözünü adında da taşır. “Türküm” sözü, adın sesiyle günlük yaşama iner. Kişi kendisini Türk olarak tanıttığında, adı da bu tanıtımı destekleyen bir kök alanı taşır. Bu yolla kimlik sözü soyut bir bildiriden çıkar, her gün yinelenen ad sesine yerleşir. Ad, kişinin budununa (milletine), soy belleğine, ocağına ve atalar kutuna (atalardan gelen yaşam gücü ve kutsal erke) bağlılığını görünür kılar.

Öz ad alan kişi Türk kültürüne günlük saygıyı görünür kılar. Türk kültürü büyük törenlerde, anma günlerinde ve yazılı metinlerde olduğu kadar adla, seslenişle, aile içinde kullanılan sözle ve çocuklara verilen ölçüyle her gün yaşar. Öz ad, bu günlük saygının en kısa ve en sık duyulan biçimidir. Kişi adını her söylediğinde Türk kültürünün ad alanını da yaşatır.

Öz ad alan kişi Tengrici kök inançla ad alanını hizalar. Tengricilik, Gök, Yer, kut, töre (yaşam ölçüsü), erke (enerji), soy ve evren bağını birlikte okuyan ilk kök Türk inanç örüntüsüdür. Yeni Tengricilik bu örüntüyü nicem (kuantum) düzeyde titreşim, bağ, ölçü ve bilinç ilişkisiyle açar. Ad, bu örüntü içinde sesli kimlik titreşimidir. Öz ad alan kişi, kendi ses imini Türk köküyle aynı yürüyüşe yerleştirir.

Öz ad alan kişi çocuklarına ve soyuna yeni ad ölçüsü bırakır. Bu ölçü, kişinin kendi adını aşan aile içi ad bilincini de doğurur. Çocuklara ad verilirken kök, anlam, ses, soy, ocak, budun ve töre birlikte gözetilir. Öz ad alan kişi, kendi yaşamında ad bilincini kurarken soyunun geleceğine de güçlü bir ad kapısı açar.

1.5.g. Eşiği Erteleyen Kişinin Taşıdığı Yük

Eşiği erteleyen kişi, adında eski alışkanlık izini taşır. Bu iz bazen ailenin ad verme alışkanlığından, bazen kişinin kendi kararsızlığından, bazen kuşağın ortak dalgınlığından, bazen de tarihsel baskıların bıraktığı izlerden gelir. Kişi Türk kimliğini söyler, adı başka uygarlık imini taşır. Bu durum içte ad-söz gerilimi oluşturur.

Ad-söz gerilimi önce kişinin kendi içinde duyulur. Kişi kendisini Türk olarak tanıtırken adının başka bir uygarlık alanını çağırdığını fark eder. Bu fark ediş, içte bir sıkışma, açıklama gereği ve yön ayrılığı duygusu doğurur. Kişi kendi sözünü taşır; adı başka bir im alanından ses verir. Bu ayrılık, zamanla daha açık bir sorguya dönüşür.

Bu gerilim kişinin çevresinde de zamanla fark edilir. Türk kültürünü savunan, atalar kutundan söz eden, Tengrici kök inanç çizgisinde duran kişinin adında başka budun imleri taşıması eleştiri alanı açar. Bu eleştiri, budunsal tutarlılık çağrısıdır. Tonu serttir. Ereği köke dönüş, ad-söz uyumu ve Türk kültürüne günlük saygının açık hale gelmesidir.

Eşiği erteleyen kişi, çocukları için ad konusu geldiğinde daha büyük karar yüküyle karşılaşır. Kendi adındaki yön ayrılığı çözüm beklerken çocuğa ad vermek, aynı yükü sonraki kuşağa taşıma tehlikesi doğurur. Aile, çocuğun ileride kendi adının kökenini soracağını bilerek hareket eder. Çocuğa verilen ad, bugünün beğenisini aşan bir soy sözü taşır; gelecekteki kimlik bilincine uzanan bir ad mirası olur.

Eşiği erteleyen kişi, kendi soy belleğiyle ad belleği arasında yön ayrılığı hisseder. Soy belleği Türk kökünü, ata adını, ocak izini ve budunsal sürekliliği çağırır. Ad belleği başka uygarlık imine bağlandığında kişi iki ayrı çağrıyı aynı bedende duyar. Bu duyum, zamanla Türk kültürüne saygı, atalar kutu ve Tengrici kök inanç bağında daha sert bir sorgu doğurur.

Bu sorgu, saygı kırımı alanına kadar uzanır. Kendisini Türk-Tengrici çizgide tanıtan kişinin adında başka uygarlık imini taşıması, Türk kültürünün ad alanına karşı ağır bir dikkatsizlik olarak okunur. Mankurtlaşmanın saydam perdesi altında yürüyenler, bu ad uyuşmasını uzun süre olağan sanabilir. Bu perde bazen kişinin kendi gözünü, bazen ailenin ad verme alışkanlığını, bazen de bütün bir kuşağın kök belleğini örter.

Sorumluluk kimi zaman kişide, kimi zaman ailede, kimi zaman kuşağın ortak dalgınlığında toplanır. Aile sevgiyle ad vermiş olabilir. Kişi yıllarca o adla tanınmış olabilir. Toplum o adı alışkanlıkla benimsemiş olabilir. Bu iz onarılabilir. Bilinçli ad araştırması, öz ad seçimi ve Öz Ad Toyu, bu yükü temiz bir karara dönüştürür.

Kişi öz ad yolunu seçtiğinde yük bilinçli seçime dönüşür. Adının kökünü öğrenir, aile hikâyesini kavrar, eski alışkanlık izini görür ve kendi Türk-Tengrici yönünü adında açık hale getirir. Bu seçimle kişi, ad-söz gerilimini kapatır, budunsal tutarlılık kurar ve kendi budununun sesiyle çağrılan tözer (insan) haline gelir.

Bu bölümün ana sözü açıktır: Öz ad alan kişi ikinci doğum yaşar, kimlik sözünü adında taşır, Türk kültürüne günlük saygıyı görünür kılar, Tengrici kök inançla ad alanını hizalar ve çocuklarına yeni ad ölçüsü bırakır. Eşiği erteleyen kişi adında eski alışkanlık izini taşır, kendi Türk kimlik sözüyle adı arasında gerilim duyar, zamanla eleştiri alanına girer, çocukları için daha büyük karar yüküyle karşılaşır ve Türk kültürüne, atalar kutuna, nicem temelli Tengrici kök inanca saygı düzeyinde sorgu alanına girer.

2. Bölüm — Projenin Amacı ve Etik Çerçevesi

2.1. Projenin Ana Amacı

Öz Ad Toyu projesinin ana amacı, Türk dünyasında ortak öz ad bilinci kurmaktır. Bu bilinç, adın kökenini, anlamını, sesini, kullanım alanını, aile içindeki yerini ve budunsal (millete ilişkin) yönünü birlikte ele alan düzenli bir çalışma alanı açar. Proje, kişilerin ve ailelerin ad seçimini açık bilgiyle yapmasını sağlar; adları gelişi güzel beğeni alanından çıkarır, kök ve anlam temelli bir bilinç düzenine taşır.

Bu amaç, Türk dünyasında ad konusunda ortak bir başvuru zemini kurmayı hedefler. Her aile, her yetişkin ve her topluluk, ad seçerken güvenilir bir listeye, açık anlam bilgisine ve Türkçe kök ölçüsüne ulaşmalıdır. Öz Ad Toyu bu ihtiyacı karşılamak için adları toplar, sınıflar, anlamlandırır ve Türk-Tengrici bilinç içinde kullanılabilir hale getirir.

Projenin ilk temel amacı, Türkiye ve Anadolu için sabit bir öz Türkçe ad listesi oluşturmaktır. Bu liste, çalışmanın ana çekirdeğidir. Kadın adları, erkek adları ve ortak adlar ayrı düzen içinde yer alır. Her adın anlamı açık biçimde yazılır. Aileler yeni doğan Türk balaları (çocukları) için, yetişkinler öz ad seçimi için, topluluklar da töresel (yaşam ölçüsüne dayalı) ad çalışmaları için bu çekirdeğe başvurur.

Türkiye ve Anadolu çekirdeği, Türkçe ad alanında temel ölçü oluşturur. Bu ölçü, adın kökünü, anlamını, ses açıklığını, günlük taşınabilirliğini ve toplum içindeki duruşunu birlikte gözetir. Bu yolla ad seçimi, dağınık sözlük arayışından düzenli bir ad kılavuzuna geçer. Bu kılavuz, Öz Ad Toyu uygulamalarının ana dayanağı olur.

Projenin ikinci temel amacı, Türk soylular için geniş bir ortak ad listesi hazırlamaktır. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, KKTC, Uygur, Tatar, Başkurt, Saha, Tuva, Altay, Hakas ve başka Türk soylu topluluklarda yaşayan adlar bu geniş alanda değerlendirilir. Bu liste, Türk dünyasının farklı yurtlarında kullanılan adları ortak bir anlam göğünde toplar.

Türk soylular için hazırlanan geniş liste, Türkiye ve Anadolu çekirdeğini destekleyen ikinci ad gövdesi olarak kurulur. Bu gövdede adların kökü, anlamı, ses yakınlığı ve Türk dünyasındaki kullanımı birlikte gösterilir. Ayhan, Ayxan, Aysulu, Aygüzel, Yulduz, Yıldız, Güvenç, Guwanç gibi biçimler, Türk yurtları arasındaki ses ve anlam bağını görünür kılar. Bu yolla Türk dünyası, adlar üzerinden birbirini daha açık tanır.

Projenin üçüncü temel amacı, Türk dünyasının ortak ad bütününü kurmaktır. Türk adları farklı yurtlarda, lehçelerde ve aile geleneklerinde ayrı biçimlerde yaşayabilir. Öz Ad Toyu bu adları aynı kök, aynı anlam çevresi ve aynı budunsal bilinç altında düzenler. Her ad, Türk dünyasının başka bir yurdundan gelen ses olarak ortak belleğe katılır.

Ortak ad bütünü, Türk dünyası için güçlü bir kültürel bağ üretir. Bir aile Anadolu’da yaşarken Kazak, Kırgız, Azerbaycan, Türkmen, Özbek, Saha ya da Altay alanındaki bir adı anlamıyla görebilir. Bir Türk soylu topluluk, kendi ad varlığının Türk dünyasındaki karşılığını okuyabilir. Bu okuma, Türkistan ad haritasının temelini güçlendirir.

Projenin dördüncü temel amacı, Türk kimliğini adda yaşatma görevini açık hale getirmektir. Kendisini Türk olarak gören kişi için ad, günlük kimlik bildiriminin en sık duyulan biçimidir. Ad evde söylenir, okulda yazılır, devlet kaydında görünür, topluluk içinde kullanılır, çocuklara aktarılır ve soy kütüğünde yer alır. Bu yüzden ad, Türk kimliğinin her gün çalışan en kısa imlerinden (işaretlerinden) biridir.

Türk kimliğini adda yaşatma görevi, kişisel seçimle birlikte aile ve topluluk düzeyine de uzanır. Aile çocuğa ad verirken Türkçe kökü, anlamı ve soy bağını gözetir. Yetişkin kişi öz ad seçerken kendi kimlik sözünü Türkçe adla güçlendirir. Topluluklar öz adları kayda geçirerek ortak ad belleğini genişletir. Bu yolla ad, bireyden aileye, aileden topluluğa, topluluktan Türk dünyasına uzanan bir kimlik alanı kurar.

Projenin beşinci temel amacı, siyasi, tarihsel ve budunsal körlükten uyanışı ad üzerinden başlatmaktır. Bu uyanış, ailelerin ve kişilerin adlara açık bilgiyle bakması anlamına gelir. Bir adın hangi dilden geldiği, hangi inanç çevresinde güç kazandığı, hangi tarihsel dönemde yaygınlaştığı ve hangi kültürel yönü taşıdığı araştırılır. Bu araştırma, adların arkasındaki örtük yönlendirmeleri açık hale getirir.

Siyasi uyanış, ad alanında tarih boyunca etkili olan yönetim, inanç, eğitim ve kültür politikalarını görmeyi sağlar. Tarihsel uyanış, aile adlarının hangi dönemlerde hangi etkilerle seçildiğini okumaya yardım eder. Budunsal uyanış, Türk kimliğini taşıyan kişilerin ve ailelerin ad alanında hangi imleri kullandığını fark etmesini sağlar. Bu üç uyanış, projenin bilgi temelli yönünü güçlendirir.

Bu çalışma, geçmiş kuşakların ad seçimlerini anlamaya, bugünkü ad bilincini düzenlemeye ve gelecek kuşaklara güçlü bir ad ölçüsü bırakmaya yönelir. Ailelerin sevgiyle verdiği adlar köken bilgisiyle okunur. Kişilerin taşıdığı adlar anlam alanıyla değerlendirilir. Yeni ad seçimleri Türk dünyasının ortak ad bütününe bağlanır. Proje, açıklayıcı ve kurucu bir ad bilinci üretir.

Öz Ad Toyu projesi, ad alanını kişisel bir konu olarak başlatır ve Türk dünyası ölçeğinde ortak kültürel çalışma alanına taşır. Her adın kökü, anlamı ve kullanımı kayıt altına alınır. Her liste, ailelerin ve toplulukların başvurabileceği açık bir kaynak olur. Her öz ad seçimi, Türkçe ad varlığının güncel yaşamda daha görünür hale gelmesine katkı sağlar.

Bu bölümün ana sözü şudur: Öz Ad Toyu projesi, Türk dünyasında ortak öz ad bilinci kurar; Türkiye ve Anadolu için sabit öz Türkçe ad listesi oluşturur; Türk soylular için ikinci geniş ad listesi hazırlar; Türk dünyasının ortak ad bütününü görünür kılar; Türk kimliğini adda yaşatma görevini açık hale getirir; siyasi, tarihsel ve budunsal körlükten uyanışı ad üzerinden başlatır. Bu yolla proje, ad alanını düzenleyen, Türk dünyasını ortak ad belleğinde buluşturan ve gelecek kuşaklara köklü ad ölçüsü bırakan kurumsal bir bilinç çalışması haline gelir.

2.2. Ad Bilincinin Soy, Erke ve Jeopolitik Gerekçesi

Öz Ad Toyu projesinin derin gerekçesi, adın soy saklığı, erke (enerji) aktarımı ve jeopolitik (yer-siyaset) bilinç alanında taşıdığı güçle ilgilidir. Bu bölüm, adın kişisel beğeniyle başlayan alanını stratejik bilinç alanına taşır. Ad burada tözerin (insanın) kendisini hangi soy çizgisiyle, hangi budun (millet) yönüyle ve hangi gelecek tasarımıyla taşıdığını gösteren sesli kimlik imi (işareti) olarak ele alınır.

Ad, kişinin kendi iç dünyasında çalışan bir ses kaydıdır. Bu ses kaydı ailede, okulda, toplulukta, devlette, yayında, imzada, çocuk adında ve soy anlatısında sürekli yinelenir. Her yineleme, kişinin kimlik alanında bir iz bırakır. Bu yüzden ad seçimi, kişinin sözüyle birlikte aile, soy, ocak, budun ve Türk dünyası içinde uzun erimli bir kayıt üretir.

Bu projenin 2.2 başlığı, adın bu uzun erimli kaydını üç ana düzeyde açıklar. İlk düzey soy saklığıdır. İkinci düzey ad erkesidir. Üçüncü düzey jeopolitik ad bilincidir. Soy saklığı, atadan gelen yaşam izlerinin aile ve beden üzerinden taşınmasını anlatır. Ad erkesinin aktarımı, bu soy izinin ses, anlam ve toplumsal çağrı üzerinden çalışmasını gösterir. Jeopolitik ad bilinci ise Türk dünyasının ortak ad varlığını kültürel güç ve gelecek stratejisi olarak ele alır.

2.2.a. Soy Saklığı ve Ad Kaydı

Soy saklığı, atadan gelen yaşam bilgisinin bedende, aile belleğinde, ad dizisinde ve toplumsal kayıtta taşınmasıdır. Her aile kendi içinde bir ad dizisi kurar. Dedelerin, ninelerin, annelerin, babaların, çocukların ve torunların adları yan yana geldiğinde, o ailenin tarihsel yönü de görünür olur. Hangi adın hangi kuşakta güç kazandığı, hangi dönemlerde hangi inanç ve ekin (kültür) etkisinin öne çıktığı, ailenin ad tablosunda okunabilir.

Ad, küçük bir soy belgesi gibi çalışır. Nüfus kaydında, mezar taşında, okul belgesinde, kitap kapağında, sosyal ad kullanımında ve aile anlatısında aynı iz sürer. Kişi kendi adını araştırdığında, ailesinin ad verme düzenini de okumaya başlar. Bu okuma, soy saklığının söze ve sese yansıyan yüzünü açar.

Öz Ad Toyu projesi bu ad kaydını bilinçli hale getirir. Kişi kendi adının kökenini, ailesinin ad dizisini, ata adlarının anlamını ve gelecek kuşaklara verilecek ad ölçüsünü birlikte düşünür. Bu yolla ad, rastlantı ve alışkanlık alanından çıkar; soy saklığını taşıyan bilinçli bir kayıt haline gelir.

Bu kayıt Türk-Tengrici yaşamda daha derin bir anlam kazanır. Çünkü soy; kan bağıyla birlikte ocak, kut (yaşam gücü ve kutsal erke), töre (yaşam ölçüsü), emek, anı, ad ve gelecek sorumluluğuyla yürür. Öz ad, bu yürüyüşte kişinin soy saklığına Türkçe bir ses verir.

2.2.b. DNA, Canlı Saklık ve Ad Erkesinin Aktarımı

Yeni Tengricilik içinde DNA, kalıtsal bilginin canlı saklığı olarak okunur. Bu saklık, atadan gelen beden izini, kuşak sürekliliğini ve soyun biyolojik taşıyıcılığını anlatır. Ad ise bu saklığın toplumsal ve bilinçsel ses alanıdır. DNA bedende soy kaydını taşır. Ad, bu soy kaydının toplumda duyulan sesli imi olur.

Bu anlatım, Yeni Tengricilik öğretisinin anlam dili içinde kurulur. DNA, soy bilgisinin derin saklığıdır. Ad, o saklığın sesli çağrısıdır. Kişi kendi adını duyduğunda, günlük sesle birlikte kendisini hangi aile, hangi soy ve hangi budun çizgisinde taşıdığına ilişkin kimlik çağrısı da alır. Bu çağrı, ad erkesinin temel alanıdır.

Ad erkesinin aktarımı, sesin sürekli yinelenmesiyle güç kazanır. Bir ad evde söylenir, sokakta söylenir, okulda söylenir, toplulukta söylenir, belgede yazılır, imzada yer alır. Bu tekrar, kişinin kendisini hangi imle tanıdığını pekiştirir. Öz Türkçe ad, bu tekrarın içine Türk kökünü, soy yönünü ve budunsal bilinci yerleştirir.

Kişinin adı, kendi bedenindeki soy saklığıyla toplumsal kimlik alanı arasında köprü kurar. DNA derinde taşır. Ad açıkta duyurur. DNA kuşak sürekliliğini bedende saklar. Ad bu sürekliliği ailede, toplumda ve kültürel bellekte seslendirir. Öz ad, bu iki alanı Türk-Tengrici bilinç içinde birbirine bağlar.

Bu bağ, çocuk adlarında daha güçlü görünür. Çocuk kendi adını ilk yıllardan başlayarak sürekli duyar. Bu ses onun benlik algısına, aile duygusuna ve soy yönüne yerleşir. Çocuğa öz Türkçe ad verildiğinde, adın erke alanı Türkçe kökle çalışır. Bu kök, çocuğun büyüme çizgisinde soy saklığıyla ad belleğini aynı yöne taşır.

2.2.c. Jeopolitik Ad Bilinci

Jeopolitik ad bilinci, adların milletlerin kültürel sürekliliğinde taşıdığı stratejik değeri anlatır. Bir millet, çocuklarına verdiği adlarla geleceğe hangi kimlik sesini göndereceğini belirler. Adlar, yurtların ve toplulukların sessiz kültür haritasını kurar. Bir budunun ad alanı güçlendikçe, o budunun kendisini tanıtma biçimi de güç kazanır.

Türk dünyasında ortak öz ad bilinci, bu yüzden stratejik bir alan taşır. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, KKTC, Uygur, Tatar, Başkurt, Saha, Tuva, Altay, Hakas ve diğer Türk soylu toplulukların adları ortak bir ses ağı kurabilir. Bu ses ağı, Türk dünyasının birbirini tanımasını, ortak kökleri görmesini ve ad üzerinden yeni bir kültürel yakınlık üretmesini sağlar.

Ad, yumuşak güç alanında çalışan en süreğen araçlardan biridir. Bir ad her gün kullanılır. Kuşaktan kuşağa aktarılır. Belgelerde kalır. Şarkıda, şiirde, kitapta, yayında ve dijital kayıtta yaşar. Adların düzenlenmesi, Türk dünyasının kültürel varlık alanını güçlendiren stratejik bir çalışma olur.

Jeopolitik ad bilinci, Türk dünyasının parçalı ad bilgisini ortak bir haritaya çevirir. Her yurt, kendi ad hazinesini bu haritaya katar. Her ad, başka bir Türk yurdundan gelen ses olarak ortak belleğe girer. Bu ortak bellek, Türkistan düşüncesine de ad üzerinden somut zemin sağlar.

2.2.d. Türkistan Ad Haritası

Türkistan, bu çalışmada dil, soy, tarih, töre ve ad belleğinin ortak yurdu olarak düşünülür. Türkistan ad haritası, Türk dünyasında yaşayan adların köklerini, anlamlarını, ses yakınlıklarını ve ortak kullanım alanlarını görünür hale getirir. Bu harita, coğrafi alanla birlikte seslerin, anlamların ve soy izlerinin ortak alanını da gösterir.

Ay, Gün, Yıldız, Alp, Bilge, Kut, Umay, Deniz, Yağmur, Arslan, Börü, Temir, Demir, Ayhan, Ayxan, Aysulu, Aygüzel, Yulduz, Yıldız, Güvenç, Guwanç gibi adlar, Türkistan ad haritasının canlı işaretleri olarak okunabilir. Bu adların her biri, farklı Türk yurtlarında yaşayan seslerin ortak anlam göğüne katıldığını gösterir.

Bu harita, ailelere ve topluluklara daha geniş bir ad görüşü kazandırır. Bir aile çocuğuna ad verirken kendi çevresindeki adlarla birlikte Türk dünyasının ortak ad varlığını da değerlendirebilir. Bir yetişkin öz ad seçerken, kendi kişiliğine ve soy yönüne uygun adı Türk dünyasının geniş ad alanı içinde bulabilir. Ad seçimi bu yolla yerel alışkanlık alanından Türkistan ölçeğinde düşünen bilinç alanına açılır.

Türkistan ad haritası, kültürel yakınlaşmanın da ad düzeyindeki temelidir. Türk yurtları birbirinin adlarını öğrendikçe, ortak kökler daha görünür hale gelir. Adlar üzerinden kurulan bu yakınlık, dilde, yayında, eğitimde, aile adlandırmasında ve dijital kayıtlarda yeni bağlar üretir.

2.2.e. Ad, Kültürel Egemenlik ve Gelecek Tasarımı

Kültürel egemenlik, bir budunun kendi adını, dilini, tarihini, töresini ve gelecek tasarımını kendi kökleriyle kurma gücüdür. Adlar bu egemenliğin en gündelik ve en görünür alanlarından biridir. Bir millet kendi çocuklarını kendi köklerinden gelen adlarla çağırdığında, gelecek kuşağa kendi sesini gönderir.

Öz Ad Toyu projesi bu açıdan kültürel egemenlik çalışmasıdır. Türkiye ve Anadolu için sabit öz Türkçe ad listesi, Türk soylular için geniş ad listesi ve Türkistan ölçeğinde ad haritası, ortak kültürel egemenlik alanını güçlendirir. Bu yapı, ailelerin ve toplulukların ad seçimini bilinçli bir gelecek tasarımına bağlar.

Ad, nüfusun kültürel yönünü de gösterir. Bir toplumda hangi adların güç kazandığı, o toplumun hangi anlam alanlarıyla büyüdüğünü ortaya koyar. Öz Türkçe adların çoğalması, Türk kimliğinin günlük ses alanında güçlenmesi anlamına gelir. Bu çoğalma, çocukların kendi adlarıyla Türkçe köke daha erken bağlanmasını sağlar.

Gelecek tasarımı burada başlar. Bugün seçilen adlar, yarının okul kayıtlarında, meslek alanlarında, yayınlarında, aile kütüklerinde, dijital arşivlerinde ve topluluk belleğinde yer alır. Öz ad seçimi, gelecek kuşağa gönderilen kimlik bildirisi olarak düşünülmelidir.

2.2.f. Gelecek Kuşaklara Stratejik Ad Ölçüsü

Öz Ad Toyu projesi, gelecek kuşaklara stratejik ad ölçüsü bırakmayı amaçlar. Bu ölçü, adın kökünü, anlamını, sesini, aile içindeki kullanımını, soy belleğiyle bağını ve Türk dünyasındaki yerini birlikte gözetir. Aileler çocuklarına ad verirken bu ölçüyü kullandığında, her çocuk kendi adıyla daha güçlü bir kimlik başlangıcı alır.

Stratejik ad ölçüsü birkaç temel ilkeye dayanır. Adın kökü bilinir. Anlamı açık olur. Sesi aile içinde sıcak, toplum içinde güçlü duyulur. Yazımı ve söyleyişi taşınabilir olur. Soy belleğiyle bağ kurar. Türk dünyasının ortak ad alanına katılabilir. Çocuğun gelecekte bu adı onurla taşıyacağı düşünülür.

Bu ölçü, yetişkinler için de geçerlidir. Öz ad seçen kişi, kendi yaşamını yeni adla düzenlerken ailesine ve çevresine de örnek olur. Yakınları ad kökenlerini araştırmaya başlar. Çocuk adları daha bilinçli seçilir. Aile içinde ata adları yeniden konuşulur. Topluluk içinde öz adlar kayıt altına alınır. Bu yolla tek kişinin ad seçimi, geniş bir ad bilinci dalgası oluşturur.

Jeopolitik açıdan bu dalga önemlidir. Türk dünyasının her yerinde öz ad bilinci güçlendikçe, ortak ad belleği de güçlenir. Ortak ad belleği, ortak kültür alanını destekler. Ortak kültür alanı, Türk dünyasının kendi sesini geleceğe taşıma gücünü artırır.

Bu bölümün ana sözü şudur: Öz ad, soy saklığını sesli kimlik imine dönüştürür; DNA’yı Yeni Tengricilik içinde canlı saklık olarak okuyan anlam düzlemine ad erkesini ekler; aileden buduna uzanan kayıt üretir, Türkistan ölçeğinde jeopolitik ad bilinci kurar, gelecek kuşaklara stratejik ad ölçüsü bırakır. Bu yolla Öz Ad Toyu projesi, ad alanını kişisel seçimden Türk dünyasının uzun erimli kültürel stratejisine taşıyan büyük bir bilinç çalışması haline gelir.

3. Bölüm — Öz Ad Kütüphanesi

Bu bölümde ilk öz ad listesi ana dağıtım olarak korunmuş, yeni kaynaklardan gelen adlar aynı kütüphane içinde denetlenerek yerleştirilmiştir. Kadın, erkek ve ortak kullanıma uygun adlar ayrı başlıklarda verilmiştir. Aynı ad tek bölümde tutulmuştur.

Sayım özeti: Kadın 220, Erkek 597, Ortak 4471; ana listede toplam 5288 ad yer alır.

Türkistan, Uygur, Karahanlı ve ortak bozkır ekin alanından gelen adlar Türk tarih bağı içinde tutulmuştur. Açık dinî belirteç, sert anlam, ham yabancı biçim ve kaynak okuma belirsizliği taşıyan kayıtlar ana öneri alanından ayıklanmıştır.

Not: Bu ad kütüphanesi hazırlanırken birçok internet adresi, Türk Dil Kurumu ad sözlükleri ve Emin Refik Kırış’ın 1939 tarihli Türk Adları kitabı başta olmak üzere çeşitli kaynaklardan yararlanılmıştır. Liste, Türk ad varlığını geniş bir bakışla toplama, sınıflandırma, anlamlandırma ve Türk budununun kullanımına sunma amacı taşır.

Çocuğuna ad koyacak ya da kendi öz adını seçecek bireylere, seçtikleri ad üzerine ayrıca derin araştırma yapmaları önerilir. Her adın kökü, tarihî kullanımı, anlam katmanı, ses yapısı ve budunsal bağı ayrı ayrı incelendiğinde seçim daha bilinçli hâle gelir. Bu araştırma süreci, kişiye olası hataları görüp düzeltme gücü kazandırır; aynı zamanda adlar üzerinden kutlu Türk tarihinin içinde yeni bir yolculuğa çıkma ve ad konusunda uzmanlaşma olanağı açar.

Bu ölçekteki bir ad çalışmasında düzeltme, geliştirme ve yeniden değerlendirme ihtiyacı doğal bir süreçtir. Okurların, araştırmacıların ve ad sahiplerinin eleştirileri listeyi olgunlaştıran değerli katkılar olarak görülür. Gözlem, düzeltme önerisi ve kaynak bildirimi Korbudun Medya üzerinden iletilebilir.

Bu ad kütüphanesi Türk budununun ortak kullanımına açıktır. Korbudun bu çalışma için hak iddiası taşımayan açık yararlanım çizgisini benimser. Adlar Türk tarihinin, Türkçenin ve Türk budununun ortak mirası olarak ele alınır; çalışma, bu mirası derleyip görünür kılan bir hizmettir.

Kadın Adları

Toplam ad: 220

A

  • 1. Abakay - 1- Yakın akraba, yeğen, amca çocuğu 2- Sibirya'da saygın ve sözü geçen hanımlara verilen bir unvan.
  • 2. Abala - Abla.
  • 3. Abaş - Hanım yürüyüşü (Küçük ince yapılı adım).
  • 4. Aça - 1- Toplum içinde saygınlığı olan kişi 2- Analık derecesinde saygıya layık hanım.
  • 5. Akça - ak renkli, arı, parlak.
  • 6. Akçalar - birleşik: Ak/çalar mecazi Ak tenli hanım.
  • 7. Akçalmaz - birleşik: Ak/Çalmaz mecazi Yanık tenli hanım.
  • 8. Akgün - ak gün, aydın gün.
  • 9. Akınay - birleşik: Akın/Ay Türkistan'da hanım ozanlara verilen ad.
  • 10. Akkız - ak yüzlü, duru kız.
  • 11. Aksu - ak su, duru akış.
  • 12. Alak - alaca renk bağı taşıyan eski ad.
  • 13. Alanguva - ala geyik; ana soy imgesi.
  • 14. Alara - al renk, kızıl ışık; geçmişten gelen yer adıyla da bağ kurar.
  • 15. Alkız - al renkli kız, kızıl parıltı taşıyan kız.
  • 16. Alma - Elma.
  • 17. Almakay - Elma yanaklı.
  • 18. Anaç - 1- Anacık 2- Analık duygusu çok gelişmiş 3- Anaya çeken 4- Doğurgan, üretken.
  • 19. Anagay - Anaya çekmiş, anaya benzer.
  • 20. Anasıoğlu - anası büyüten çocuk.
  • 21. Arıke - arı, duru kadın; Kırgız Aruuke için Türkçe öneri.
  • 22. Arıkız - arı, duru, temiz kız.
  • 23. Asena - Türk kurttan türeme anlatısındaki dişi kurt imgesi.
  • 24. Ayana - ay ışığı, ayla bağlantılı kadın adı; ayla bağlı, bozkır duyusu taşıyan ad.
  • 25. Ayas - Ay ışığı, mehtap, gece aydınlığı Altay, Tuva, Çuvaş Türklerinde Tanrı sıfatı olarak kullanılan bir ad.
  • 26. Aybala - ay çocuk, ay yüzlü çocuk.
  • 27. Aybike - ay gibi hanım, ay kadın.
  • 28. Aybüke - ay gibi ulu kadın; eski Türkçe kadınlık-yönetim çağrışımı.
  • 29. Ayça - ay parçası, ince ay.
  • 30. Ayçıl - Ay ışığı, ay pırıltısı.
  • 31. Ayçın - ayın iç görünüşü, ayla kurulan ince, güzel duruşlu bağ.
  • 32. Ayçiçek-Hatun - ay ve çiçek imleriyle kurulmuş hatun adı.
  • 33. Ayda - ayda bulunan, aya bağlı.
  • 34. Aydan - aydan gelen, ay ışığı taşıyan.
  • 35. Aygen - ay gibi geniş, ay ışığı taşıyan.
  • 36. Aygörkem - ayın görkemi.
  • 37. Aygüzel - ay gibi güzel.
  • 38. Ayım - Çekicilik, sempati.
  • 39. Ayımça - Ay parçası.
  • 40. Ayışık - ay ışığı.
  • 41. Ayışın - ay ışını.
  • 42. Ayla - ayın çevresindeki ışık halkası.
  • 43. Aylan - aya bağlı, ayla çevrelenen; ay köküyle kurulmuş çağdaş ad.
  • 44. Ayman - Aya eş değerde.
  • 45. Aysel - ay ışığı, ay seli.
  • 46. Ayseli - ay ışığından gelen sel, ay ışığı akışı.
  • 47. Aysu - ay suyu, ay ışıklı su.
  • 48. Aysun - ay gibi güzel yüz.
  • 49. Ayten - ay gibi tenli, ay yüzlü.
  • 50. Ayzıt - Şamanist gelenekte " Ay Tanrıçası".

B

  • 52. Bacı - Kız kardeş.
  • 53. Başak - ekin başı, ürünün başlangıcı.
  • 54. Bediz - işleme, bezek.
  • 55. Begüm - bey soylu kadın; Türkistan saray ve beylik çevresi.
  • 56. Belen - armağan, zirve.
  • 57. Belin - beliren, görünürleşen; kısa ve çağdaş ad biçimi.
  • 58. Belinay - beliren ay, görünür ay ışığı.
  • 59. Beliz - belirti, im, iz; açık işaret anlam alanı.
  • 60. Bengisu - sonsuz yaşam suyu.
  • 61. Bengüçiçek - kalıcı çiçek.
  • 62. Bengüışın - kalıcı ışın.
  • 63. Beyge - Bike, küçük hanım.
  • 64. Bibi - Kibar, eğitimli, sayıdeğer hanım.
  • 65. Bige - bilge kadın; uslu, bilgili kişi.
  • 66. Bigeç - gelin.
  • 67. Bigem - Sevilen, el üstünde tutulan kız.
  • 68. Bike - Bige.
  • 69. Bikeç - gelin.
  • 70. Bilge-Hatun - bilge hatun; uslu ve soylu kadın adı.
  • 71. Binay - bin ay, çok ay; uzun süre çağrışımı.
  • 72. Boğtag - Şapka, başlık, hanım başlığı.
  • 73. Börte - bozkurt rengiyle bağlı kadın adı; Cengiz Han'ın ilk eşi Börte ile tarihî bağ taşır.
  • 74. Börütegin - börü soylu kadın; geçmişten gelen üslup taşıyan güçlü ad.
  • 75. Bubik - gonca.
  • 76. Burdağ - Etine dolgun, Semiz.
  • 77. Burla(Hatun) - Üzüm, üzüm salkımı.
  • 78. Bükin - Hanımcık, küçük hanım.
  • 79. Bürge - keklik, yeni heves.
  • 80. Büte - fidan, filiz.

C

  • 81. Ceylan - ahu, gazal; ince, güzel duruşlu hayvan adı.
  • 82. Ciga - Taç, gelin başı.

Ç

  • 83. Çağla - baharda ilk yeşeren meyve.
  • 84. Çezik - özgür.
  • 85. Çiçek - çiçek; renkli yaprak ve güzellik imi.
  • 86. Çiğdem - ilk baharda çıkan çiçek.
  • 87. Çilay - ışıklı ay, parıltılı ay.
  • 88. Çipli - ince yapılı.
  • 89. Çiringa - Attila'nın karısı.
  • 90. Çuğay - ince yapılı ve alımlı kız.

D

  • 91. Damla - su tanesi.
  • 92. Dansık-Dansuk - harika, şaşırtıcı güzellik.
  • 93. Dilek - istek, gönül yönelişi.
  • 94. Diler - dileyen, isteyen.
  • 95. Donat - Giyim, kuşam, zenginlik, cömertlik.
  • 96. Döndü - dönen, geri gelen; halk adı geleneğinde yaşayan Türkçe ad.
  • 97. Durdu - duran, kalan, tutunan; halk adı geleneğinde yaşayan Türkçe ad.
  • 98. Durna - turna kuşu biçimi; halk ağzı kullanımı.
  • 99. Duvak - Örtül kapanmış, gelin başı.
  • 100. Duygu - iç duyu, sezme ve hissetme.

E

  • 101. Ece - uslu, yaşlı bilge, baba, reis anlam alanı; Ece Bey adıyla tarihî bağ taşır.
  • 102. Eçe - 1- Dahi, çok uslu, çok uslu, kavrayışlı 2- Saygıdeğer, görgülü hanım.
  • 103. Ekeç - Cana yakın ve çekici kız.
  • 104. Elez - (Eliz)Arı, duru, temiz, munis, uyumlu Yakut destanlarında bekaret tanrıçası (Ulu Tuyun'un kızı).
  • 105. Elgün - el ve gün bağı; topluluk ışığı.
  • 106. Ergüvün - nazlı, edalı.
  • 107. Erzik - 1- Asıl, ana, temel 2- Soylu ve yiğit.
  • 108. Esin - ilham, içe doğan düşünce.
  • 109. Evdeş - Hanım, erkeğin eşi.
  • 110. Ezgi - ahenk, nağme, şarkı.

G

  • 111. Gelin - Gelen, dışarıdan içeriye gelen.
  • 112. Gökben - göğe bağlı benlik, gök özü.
  • 113. Gökçek - Gökçe, çekici, güzel.
  • 114. Gökçen - güzel, yumuşak, güzel.
  • 115. Gökdeniz - gök gibi engin deniz.
  • 116. Gökkız - göğe bağlı kız, gök kız.
  • 117. Gözde - seçilen, beğenilen.
  • 118. Güler - Mütebessim, güler yüzlü mecazi Talihi açık.
  • 119. Günana - birleşik: Gün/Ana Sogay Türklerinde eski dönem, güneş tanrıçası.
  • 120. Günçe - güne ait küçük not, gün kaydı; çağdaş Türkçe kullanım.
  • 121. Günçiçek - güne dönük çiçek.
  • 122. Güngör - günü gören, aydınlık gören.
  • 123. Günsel - güne bağlı, günle ilgili.
  • 124. Günseli - gün ışığı seli.
  • 125. Güzel - güzel, iyi, güzel.

H

  • 126. Hanım - 1- Han'ın dişisi 2- Soylu kadın 3- Han'ın evdeşi (Hatun) 4- Türk töresinde, kadınlara olan saygıyı ifade eden genel bir sıfat.
  • 127. Hatun - (Katun) 1- Kağan'ın evdeşi, kraliçe 2- Saygı duyulan, görgülü hanım Türkçe'deki, kadın sözcüğü buradan gelir.

I

  • 128. Işıl - parlaklık, ışıldama.
  • 129. Işılay - ışıklı ay.

İ

  • 130. İlkin - ilk olan, başlangıç.
  • 131. İlkyaz - bahar, yılın yeşeren dönemi.
  • 132. İlter - ili derleyen, topluluğu toparlayan.
  • 133. İrşi - Peri, peri kızı.
  • 134. İzel - iz taşıyan, izlenen; iz köküyle kurulan çağdaş ad.

K

  • 135. Kankız - Manas çevresindeki Kanykei için Türkçe öneri.
  • 136. Karaotağ - kara otağ; toysal oturma yeri.
  • 137. Karındaş - 1- Kardeş, kardeşlik 2- Kız kardeş, bacı (.
  • 138. Katun - (Hatun) İmparatoriçe, Kağan eşlerine verilen bir unvan. (Kadın sözcüğü buradan gelir).
  • 139. Kınay - Koca tej pe K Kurtuluş iş emrini savaşında 26 Atatürk Ağusto.
  • 140. Kıpçak - Kolan, Mergit kabile reisinin kızıdır. Cengizin karılarındandır. Kolo.
  • 141. Kızı - Şiddet, asabiyet, kızama, kızgınlık.
  • 142. Kolka - 1- Kolgu, kol takısı 2- Refika, hanım, eş.
  • 143. Konçuy - Kağan kızı, prenses, soylu kız.
  • 144. Korkız - kor gibi parlak kız.
  • 145. Kortak - endamlı.
  • 146. Közgün - köz ve gün birleşimi; iç ışık taşıyan gün.
  • 147. Kutbike - kutlu kadın, beylik taşıyan kadın.
  • 148. Künana - birleşik: Gün/Ana.
  • 149. Küng - Cariye, dişi köle.

M

  • 150. Maral - ahu, gazal, ceylan.

O

  • 151. Odakan - Hanım ozan.
  • 152. Odana - birleşik: Od/Ana.
  • 153. Oglağu - Körpe, genç kız.
  • 154. Oğlagu - Körpe kız.
  • 155. Okkız - ok gibi çevik kız.
  • 156. Omay - (Umay) Seçkin, güzide.
  • 157. Oya - ince işleme, ince, güzel duruşlu süs.
  • 158. Oylum - genişlik, hacim, iç alan.

Ö

  • 159. Öden - 1- Ricacı, duacı 2- Ödül.
  • 160. Ög - (Ok) Ana, anne, yaratan, doğuran.
  • 161. Ök - (ög) 1- Öz, doğuş, oluş, gelişme 2- Zeka, bilme, us, yetenek, ana, doğuran.
  • 162. Öksüz - korunma dileği taşıyan çocuk adı.
  • 163. Örüng - beyaz.
  • 164. Övelek - bakire, pervane.
  • 165. Övgü - Övme, methetme.
  • 166. Özlem - görme isteği, gönül çekimi.

P

  • 167. Pamuk - yumuşak beyaz lif.

S

  • 168. Satı - satılmışın kız biçimi; uzun ömür dileği.
  • 169. Saydam - Saf, net, berrak, sayılabilen, açık, temiz, bilinen.
  • 170. Saygı - 1- Hürmet, önem, değer, edep 2- Sayı, sayım, matematik.
  • 171. Seçil - seçilen, öne çıkan.
  • 172. Seçilay - seçilmiş ay, ayla seçilmiş güzellik.
  • 173. Seden - sezen, duyan, içten kavrayan anlam alanıyla kullanılan ad.
  • 174. Seval - sev ve al kökleriyle kurulmuş; sevgiyle alınan, sevilen.
  • 175. Sevgi - sevgi, bağlılık.
  • 176. Sevi - Sevgi, sevgi eğilimi, sevgi yakınlığı.
  • 177. Sevil - sevilen.
  • 178. Sevilay - sevilen ay.
  • 179. Sevim - sevecenlik, sıcak yakınlık.
  • 180. Sevin - sevinmekten doğan ad.
  • 181. Sezen - sezgisi güçlü olan.
  • 182. Sezgi - içten kavrayış, sezme gücü.
  • 183. Singil - Küçük kız kardeş.
  • 184. Suna - ördek türü güzel kuş.

Ş

  • 185. Şenay - şen ay, neşeli ay.
  • 186. Şıvga-Şıvka - nihâl, fidan.

T

  • 187. Tagay - 1- Saygı duyulan kişi 2- Dayı, ana tarafından gelen akraba.
  • 188. Takay - 1- Dayı, ana tarafından akraba 2- Dolunay.
  • 189. Tayeçe - birleşik: Tay/Eçe Soylu, saygıdeğer hanım.
  • 190. Tirgu - Kara Hıtayların son kağanı adı.
  • 191. Tokol - Kuma, ikinci hanım.
  • 192. Tolan - Eşsiz, emsalsiz.
  • 193. Tomris - Saka kraliçesi Tomyris/Tomris ile geçmişten gelen bağ.
  • 194. Tomur - tomurcuk kökü; yeni doğuş ve yeşerme.
  • 195. Tuğçe - tuğ taşıyan, küçük tuğ; sancak ve yönetim imgesi.
  • 196. Tulan - Dolu, olgun, kamil.
  • 197. Tulun - 1- Tolun, dolu 2- Çene kemiği.
  • 198. Tumaçım - Kız kuzen.
  • 199. Tumay - Sessiz, sakin, kendi halinde.
  • 200. Tura - durak, ev, yer.
  • 201. Tutaş - 1- Küçük hanım, evin en küçük kızı 2- Bekar, bakire kız 3- Komşu.
  • 202. Tutku - güçlü istek, iç yöneliş.
  • 203. Türkan - kağan/hükümdar eşlerine verilen eski ad.

U

  • 204. Ulunyege - birleşik: Ulun/Yeke Sözü dinlenen, saygı duyulan, bilgi ve deneyimine başvurulan hanım.
  • 205. Umay - Türk inancında koruyucu ana kutu.
  • 206. Uragut - Dişi, üretken, tohum, tohumluk.
  • 207. Uyan - uyanış, bilinçlenme.

Ü

  • 208. Ülkü - emel, fikir, ideal.

V

  • 209. Varım - 1- Servet, mal, mülk 2- Evlilik çağına gelmiş kız.
  • 210. Varımlu - Evlilik çağına girmiş kız.
  • 211. Verim - ürün, bereket, emek sonucu.

Y

  • 212. Yalabuk - Parlak, parlayan, ışık saçan.
  • 213. Yalın - 1- Alev, parlaklık 2- Çıplak, net, açıkta olan, açık 3- Kınsız, kılıfsız kılıç 4- Tek başına, yalnız, korumasız.
  • 214. Yanaşık - 1- Ev kızı 2- Evlatlık alınmış, kız çocuğu.
  • 215. Yaprak - bitki yaprağı.
  • 216. Yazgün - yaz günü, sıcak ve aydınlık gün.
  • 217. Yeğen - kardeş çocuğu; yeğ tutulan.
  • 218. Yeşer - filizlenme, canlanma.
  • 219. Yıldızçiçek - yıldız çiçeği.
  • 220. Yonca - üç yapraklı bitki.

Erkek Adları

Toplam ad: 597

A

  • 1. Aba - baba, büyük baba; kimi Türk topluluklarında ana ve abla anlamı da taşır.
  • 2. Abak - arı, temiz, onurlu, temiz sözlü kişi.
  • 3. Abaylı - dikkatli, bilge.
  • 4. Abukân - (Duyçecen) in oğlu koruyucu.
  • 5. Abulek - Yadigâr hanın oğlu.
  • 6. Acay - Hülâgü hanın sekizinci oğlu.
  • 7. Açığ - 1- Açık, dürüst 2- armağan bey yada hanların verdiği armağan.
  • 8. Adkır - Aygır, erkek at.
  • 9. Afşin - eski Türk yönetici sanı ve tarihî kişi adı.
  • 10. Aga (Ağa, Aka) - 1- Saygıdeğer, ulu kişi 2- eli açık, koruyucu 3- Büyük erkek kardeş, ağabey.
  • 11. Ağaça - Akça, beyazca, alımlı.
  • 12. Ak - ak, arı, duru.
  • 13. Akay - ak ay, parlak ay.
  • 14. Akbörü - ak kurt; arı ve güçlü kurt imgesi.
  • 15. Aker - ak er, duru kişi.
  • 16. Akhan - birleşik: Ak/Han.
  • 17. Akın - ileri yürüyüş, baskın, atılım.
  • 18. Akıncı - 1- Akın eden, saldıran 2-.
  • 19. Akıner - akın eri.
  • 20. Akkaş - ak kaşlı, açık yüzlü.
  • 21. Akman - ak, arı, temiz kişi.
  • 22. Aksun - ak ve aydınlık soy bağı.
  • 23. Alader - Attilânın oğlu (1) (Büke ceran) ın karısı Ongut kabilesinin başbuğu. (Ongu) set, (Ongut) setci, koruyucu demektir.
  • 24. Alayunlu - (Ala) renkte (At) (Dağ) Hanın anlamığı Alınci üçüncü oğlu.
  • 25. Alb-Alp - yürekli, savaşçı, pehlivan, yüksek, yeğit i.
  • 26. Alımga - Yazıcı.
  • 27. Alınak - birleşik: Alın/Ak mecazi dürüst, onurlu, temiz sözlü ALINCAHAN.
  • 28. Alınca - (Moğol) ve (Tatar) hanların babası ve Köyük hanın oğlu ve halefi.
  • 29. Alka - hanın üçüncü oğlu.
  • 30. Alkan - al kan, canlı soy gücü.
  • 31. Alkinut - (Kubay-şire) nin oğlu.
  • 32. Alnuş - Macaristanda yerleşen (Hun) ların başbuğlarındandır.
  • 33. Alp - yiğit, savaşçı, güçlü kişi.
  • 34. Alpağut - yiğit, soylu.
  • 35. Alpamış - Türk destan kahramanı; yiğitlik belleği.
  • 36. Alparslan - alp arslan, yiğit aslan.
  • 37. Alpaslan - alp arslan; yiğit ve güçlü kişi.
  • 38. Alpay - yiğit ay, alp ay.
  • 39. Alper - alp er, yiğit kişi.
  • 40. Alperen - birleşik: Alp/Eren (Gazi, Derviş) Toplumun sayıp sevdiği, örnek aldığı savaşçı kişilerin genel adı.
  • 41. Alpman - Alp gibi Alpçe yaşayan.
  • 42. Alptekin - alp tekin; yiğit soylu kişi.
  • 43. Altan - kızıl tan, altın renkli ışık.
  • 44. Altanurug - (Altın Uruk) Cengiz Kagan ve oğullarının soyuna verilen unvanlardan.
  • 45. Altay - ulu dağ ve Türk ana yurdu bağı taşıyan ad.
  • 46. Alyu - (Algu) T Çağatay Han'ın torunu.
  • 47. Ami - tarihî kişi adı.
  • 48. Andaç - anı armağanı (Utigur) ların başbuğu Yabani ördek.
  • 49. Ansel - anı ve sel çağrışımıyla kurulmuş; güçlü akış ve bellek anlamı.
  • 50. Apa - Ulu, büyük, saygıyı ve hürmeti hak etmiş kişi (Bazı Türk bölgelerinde "baba" anlamına da kullanılmaktadır.
  • 51. Aral - ada ve su arası yer; geniş coğrafya adı.
  • 52. Aras - ırmak adı; Türk coğrafya belleği.
  • 53. Arçın - ölçü, arşın; eski ölçü sözüyle bağ.
  • 54. Arda - sonra gelen, art sıra; geçmişten gelen coğrafya bağı.
  • 55. Argun-Han - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı taşır.
  • 56. Arı - (Arık) 1- Saf, arı, arınmış 2- Irmak, dere.
  • 57. Arıkan - arı kan, duru soy.
  • 58. Arıkut - arı kut, temiz kut.
  • 59. Arkın - akış, dingin yürüyüş; Türk dünyası kullanımı.
  • 60. Arpa - Tuli hanın torunu ve Arık-Boğa nın oğlu.
  • 61. Arpad - Almış ın oğludur. Riyaset ettiği ulusa; Macar adı bu zattan kalmıştır.
  • 62. Arsel - arı ve sel kökleriyle kurulmuş; duru akış anlamı.
  • 63. Arslan - aslan; güç, yiğitlik ve koruyuculuk imi.
  • 64. Artuk - artmış, üstün; Artuklu kurucu adıyla tarihî bağ taşır.
  • 65. Aslan - aslan; güç ve yüreklilik imi.
  • 66. Ata - baba, ata, soy başı.
  • 67. Atabay - birleşik: Ata/Bay lala, beybaba. Han, Kağan ve padişah çocuklarını eğitip yetiştiren kişilere verilen bir unvan.
  • 68. Atabey - bey eğitmeni, yüksek devlet görevlisi.
  • 69. Atahan - birleşik: Ata/Han mecazi Devletin ilk kurucu büyüğü, devlete ad veren kişi.
  • 70. Atakan - ata kanı, ata soyu.
  • 71. Atalay - ünlü, tanınmış kişi; geçmişten gelen ad biçimi.
  • 72. Ataman - Ulu, Saygıdeğer kişi Bir kısım tarihçilere göre.
  • 73. Atilay - İtil ayı; atlı ay; tarihî Hun adı.
  • 74. Atilla - Hun hükümdarı.
  • 75. Atlı - Yelence hanın Oğlu ve halefi ün, İştihar, tanınmışiyet.
  • 76. Atsız - Adlı hanın Oğlu ve halefi Bir başkası: Harzemşah Kud- bettin Mehmedin oğlu Ünlü.
  • 77. Attila - Atilla adının yaygın yazım biçimi; Hun tarih belleği.
  • 78. Ava - Sansi büyük anlamındadır. Deniz hanın oğlu.
  • 79. Avanoş - buğları Bayan hanın idare- tarihlerinde baba, dede (Atı), (Atzel), çet.
  • 80. Aybars - ay gibi parlak, bars gibi güçlü.
  • 81. Aybek - ay beyi.
  • 82. Ayberk - ay gibi sağlam, ay ışıklı güçlü kişi.
  • 83. Ayboğa - ay ve boğa birleşimi; güçlü ay imgesi.
  • 84. Aybora - ay ve bora birleşimi.
  • 85. Aycıl - Aya mensup anlamındadır. Ti- murlengin torunu ve Miran- şah ın oğlu.
  • 86. Aydar - saç perçemi, kakül.
  • 87. Aydoğan - ay doğdu, ayla doğan.
  • 88. Aygır - Erkek at.
  • 89. Aykut Alp-Aygut Alp - ay-kut taşıyan alp.
  • 90. Aytekin - ay gibi soylu, ayla bağlı tegin.
  • 91. Aytunç - ay ve tunç birleşimi.
  • 92. Ayün - birleşik: Ay/Ün Karahanlılar ve Uygurlar döneminde, han ve kağanların analarına verilen bir unvan.

B

  • 93. Baday - Ong Han çevresinde geçen tarihî kişi adı.
  • 94. Baduruk - (Badruk) 1- Sadık, güvenilir 2- Batur, alp, yiğit.
  • 95. Bagatur - alp, yiğit, Batur, alp, yiğit.
  • 96. Bagu - Oktay in ve Küyü Ba hanın oğlu Ba.
  • 97. Bağatur - Bagatur, batur, alp, yiğit, alp, yiğit.
  • 98. Bağdu - ışın bilgili, aşık, hekim, kâtip, ko Ball ca, hanende, sazende, saz ozani türk kağanlarından bilinen, ünlü maden, Nühas.
  • 99. Bahadır - Bagatur, Batur, alp, yiğit.
  • 100. Bakaç-Han - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı, aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 101. Bakuy - büyük, ulu, sağlam.
  • 102. Balamır - Batı Hun başbuğu adı.
  • 103. Balamir - (Balabir) Biricik yavru.
  • 104. Barak - Türk mitolojisinde adı geçen çok tüylü, iri başlı köpek.
  • 105. Barçuk Art Tigin - ardçı tigin; tarihî sanlı ad.
  • 106. Barış - esenlik, uzlaşı, dinginlik.
  • 107. Barlas - Timur'un kabilesi; yiğit, savaşçı ve başbuğ anlam alanı.
  • 108. Bartu - varlık, güç, geçmişten gelen ad çağrışımı.
  • 109. Başacı - Reis, lider, öncü BAŞAD(Başat).
  • 110. Başalp - baş alp, önde gelen yiğit.
  • 111. Başar - başaran, sonuca ulaşan.
  • 112. Başaran - işini tamamlayan kişi.
  • 113. Başat - 1- Emsalleri arasında en üstün ve en önde gelen 2- Hanlık yapan bir soya mensup kişi.
  • 114. Başbuğ - Ordu komutanı, orgeneral.
  • 115. Başer - önder kişi, baş er.
  • 116. Başgu - Alnında beyaz lekesi olan at.
  • 117. Başkal - Emir, ferman.
  • 118. Başkut - baş kut, en yüce kut.
  • 119. Başşad - (Paşa) Ordu komutanı, general.
  • 120. Batır - yiğit, alp, yiğit, güçlü kişi.
  • 121. Batışad - birleşik: Batı/Şad T Göktürk ve Uygur ordularında, batı kanadının komutanlarına verilen unvan.
  • 122. Batkilki - (Tumene) nin oğlu.
  • 123. Batu - 1- Güçlü, yenilmez, gücüne dayanılmaz 2- Dayanıklı, sağlam 3- Gün batısı.
  • 124. Batuga - 1- Batu, alp, yiğit 2- Gizli, gizlenmiş.
  • 125. Batur - yiğit, alp, yiğit.
  • 126. Baybars - bey parsı, güçlü pars.
  • 127. Bayhan - ulu han; Baykhan karşılığı.
  • 128. Baykal - zengin göl, Baykal coğrafya belleği.
  • 129. Baykam - bay ve kam kökleriyle kurulan; ulu kam, bilgili kişi çağrışımı.
  • 130. Baylan - nazlı, edalı, levend.
  • 131. Baysal - güvenlik, düzen, dinginlik.
  • 132. Baysungur - Kaydu oğlu ve Tümene babası.
  • 133. Bayülken-Han - ilk Türk tanrısal varlıklarından Kara Han'ın yeryüzü vekili; iyilikleri ödüllendiren iyilik tanrısal güçı olarak aktarılır.
  • 134. Begeç - Beyliğe uygun olan.
  • 135. Begen - 1- Beğeni, hoşluk 2- Şehzade, prens.
  • 136. Begençe - Şehzade, prens.
  • 137. Beğ - Bey, varlık, erklik, güç, yöneticili toparlayıcılık, liderlik, soyluluk vb. anlamları içerir.
  • 138. Beğceğiz - Beycik, Küçük bey.
  • 139. Beğçe - Küçük bey.
  • 140. Beğçek - Küçük bey.
  • 141. Beğdili - sözü sayılan; Yıldız Han'ın üçüncü oğlu.
  • 142. Beğeç - 1- Beğliğe layık 2- Beğ çocuğu, küçük bey.
  • 143. Beğer - hükümdar oğullarına verilen ad.
  • 144. Beğlen - Bey soyundan olan.
  • 145. Beğlik - Beylik, beyliğe uygun olan.
  • 146. Beğrek - Beyrek, bey çocuğu, küçük bey.
  • 147. Bek - 1- Bey, beğ 2- Pek, sıkı.
  • 148. Bekduz - (Deniz) hanın ikinci oi.
  • 149. Bekeç - hükümdar oğullarına verilen ad.
  • 150. Bektaş - sağlam taş, bekleyen taş; Türkçe köklerle kurulan geçmişten gelen ad.
  • 151. Berk - sağlam, güçlü.
  • 152. Berkay - sağlam ay.
  • 153. Berke - sağlam; Altın Ordu hanı Berke adıyla tarihî bağ taşır.
  • 154. Berker - sağlam er.
  • 155. Berksoy - sağlam soy.
  • 156. Besen - gösterişsiz, çiy.
  • 157. Beybars - bey parsı, güçlü pars; Baybars biçimiyle akraba.
  • 158. Beybut - Barış, sulh.
  • 159. Beygu - Bir şahin türü.
  • 160. Beylem - Buket, demet, çiçek demeti.
  • 161. Beylen - Beyli, beye bağlı.
  • 162. Beynen - Beğenen.
  • 163. Beyrek - 1- Tim, müfreze 2- Merkez ordu, ordugah BEYRU (Bayrı) 1- Ezeli, başlangıçsız 2- Emektar, tecrübeli.
  • 164. Bıçkas - Kağan ve Hanlara yapılan bağlılık andı.
  • 165. Biket - Beylik, beyliğe uygun.
  • 166. Bildeşi - Çağatay hanın üçüncü Bon.
  • 167. Bilge Tonyukuk - bilge devlet eri; tarihî bilge kişi.
  • 168. Biray - bir ay, tek ay; ay köküyle kurulmuş ad.
  • 169. Birkan - bir kan, tek soy; birlik ve soy çağrışımı.
  • 170. Birol - bir ol, birlik çağrısı.
  • 171. Bisan - İnal oğlu İbrahim hanın oğlu- dur. Diyarbakırda saltanatı vardır.
  • 172. Bitigur - Attilânın oğlu.
  • 173. Biyesilis - tarihî ad.
  • 174. Boğa - İlhanlılardan (Argun) Hanın ku- mandanlarından.
  • 175. Bohan - Türk Tokyo imparatorluğu başbuğlarından.
  • 176. Bora - sert yel, fırtına.
  • 177. Borakan - bora gibi güçlü kişi.
  • 178. Boranay - bora ve ay birleşimi.
  • 179. Bozalp - bozkır alpı, boz renkli yiğit.
  • 180. Bozbey - boz renkli bey; bozkır çağrışımı.
  • 181. Bozkurt - Türk mitik belleğinde kurt imgesi.
  • 182. Bökö - pehlivan.
  • 183. Buğra - erkek deve; Karahanlı geçmişten gelen ad alanı.
  • 184. Buka - (Lâle) anlamındadır. Tatar) hanın oğlu ve halefi, Bir başkası: (Budancar - Mu- nak) ın oğlu.
  • 185. Bukan - ın oğlu, Cengizin amcasi.
  • 186. Bumin - Göktürk kağanı adı.
  • 187. Burak-Reis - Birleşik ad biçimi; aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 188. Burçigen - Börü Tigin soy adı; tarihî boy adı.
  • 189. Burgut - tavşancıl, yırtıcı kuş.
  • 190. Burkay - güçlü ay, heybetli ay.
  • 191. Buyuruk - Buyruk, emir.
  • 192. Büke Bendun - Büke soy bağı taşıyan tarihî ad.

C

  • 193. Caf - Tulun Tolon lular devleti (Toguç) un babası.
  • 194. Carlık - Yarlık, emir, ferman.
  • 195. Cebe - okçu; Moğol-Türk bozkır askeri adı.
  • 196. Cebenoyan - cebe noyan; tarihî komutan sanı.
  • 197. Celasun - (Çalasun) 1- Delikanlı 2- yürekli, savaşçı 3- Becerikli, eli tez.
  • 198. Celayır - (Çalayır) 1- Bilgin, gün görmüş, tecrübeli 2- savaşçı.
  • 199. Cengiz - Çengiz, Tengiz, Deniz.
  • 200. Cılımga - Kağan ve Han'ların mektuplarını yazmakla görevli kişi.
  • 201. Coşkun - coşan, taşkın güç taşıyan.
  • 202. Cuci - Cengiz hanın büyük Şiban han ın dir hanın torun.

Ç

  • 203. Çağan - 1- Bayram, eğlence 2- Şimşek 3- gürz, çakan 4- Beyaza kaçan beyazımsı.
  • 204. Çağatay - Çağatay ulusu ve Türk yazı diliyle bağ.
  • 205. Çağlar - çağlayan, akan.
  • 206. Çarmagun - Görevli, görevlendirilmiş, emir almış.
  • 207. Çavlı - 1- Ünlü, ünlü 2- Doğan yavrusu.
  • 208. Çenu - Türkeş kağanlarından Üçele'nin oğlu.
  • 209. Çepe-Noyan - Cengiz Han kumandanlarından Çepe Noyan adı.
  • 210. Çetin - zor, sert, dayanıklı.
  • 211. Çetiner - çetin er, dayanıklı kişi.
  • 212. Çınar - iri, uzun ömürlü ağaç.
  • 213. Çiçikağan - birleşik: Çiçi/Kağan Hun Kaganı.
  • 214. Çolo-Han - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı taşır.
  • 215. Çulu-Han - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı, ululuk ve büyüklük bağı taşır.
  • 216. Çurlik - I İ-cing tarafından zehirleri, Kıyan soyundandır. Konkeni ın babası, Cengizin oğlu Oktay vezirinin adı.

D

  • 217. Dağhan - dağ hanı, dağla bağlı yönetici imge.
  • 218. Darga - Vali, üst düzey, bürokrat.
  • 219. Daruka - (Darga) Vali, yönetici, bürokrat.
  • 220. Demir - demir; sağlamlık ve dayanıklılık imi.
  • 221. Demiray - demir ay.
  • 222. Demirkan - demir kan, sağlam soy.
  • 223. Demir Han - Karesi Bey'in torunu, Balıkesir'de beylik kuran tarihî kişi.
  • 224. Deniz-Han - Oğuz Han'ın oğullarından biri.
  • 225. Dikmen - zirve, tepe.
  • 226. Dinç - sağlam, zinde.
  • 227. Dinçer - dinç er, güçlü kişi.
  • 228. Direk - 1- Dirilik, sağlamlık, ayakta kalmak 2- Temel, dayanak 3- Vezir, bakan.
  • 229. Dizabul - Türk kağanlarındap Hazır M., 569 Cevap İri, kocaman.
  • 230. Doğan - yırtıcı kuş; atılganlık imi.
  • 231. Doğanay - doğan ay, yeni ay ışığı.
  • 232. Doğaner - doğan er.
  • 233. Döğüşgen - Kavgacı, savaşçı.
  • 234. Dökümhan - birleşik: Böküm/Han 1- Dökmekten döküm 2- Düğüm, bağ.
  • 235. Durmuş - duran, yerinde tutunan; halk adı geleneğinde yaşayan Türkçe ad.
  • 236. Dursun - dursun, yaşasın, tutunsun dileğiyle verilen halk adı.
  • 237. Dursun-Bey - Hulâga Karesi beyin beyin üçüncü torunu ye.
  • 238. Durubey - duran, sağlam duran bey; Bektur için Türkçe öneri.
  • 239. Düvehan - birleşik: Düve/Han.

E

  • 240. Ebedi - nın oğludur. (1330.
  • 241. Ediz - yükselen, yükselmiş.
  • 242. Egemen - bilge, kendi kendini yöneten.
  • 243. Emre - aşık, dost; Oğuz Han soyu çevresinde geçen ad.
  • 244. Engin - geniş, uçsuz bucaksız.
  • 245. Er - 1- Olgun, olmuş, ergin, yetişkin erkek 2- Asker, çeri.
  • 246. Eralp - er alp, yiğit kişi.
  • 247. Eray - er ve ay birleşimi.
  • 248. Erbatur - yiğit er.
  • 249. Erbay - er bey.
  • 250. Erbey - er bey.
  • 251. Erbil - er bil, bilen kişi; yer adıyla da bağ kurar.
  • 252. Erbora - bora gibi er.
  • 253. Erdal - er dalı, soydan gelen kişi.
  • 254. Erdem - erdem, yiğitlik, cesaret.
  • 255. Erdemir - erdem ve demir birleşimi.
  • 256. Erdoğan - doğan kuşu ve er köküyle kurulmuş ad.
  • 257. Eren - alp, yiğit, özgür, kavrayışlı veli.
  • 258. Erenay - eren ayı, olgun ay.
  • 259. Ergil - 1- Bilgili, deneyimli, yetişkin 2- Savaşçı, savaşçı.
  • 260. Ergin - olgunlaşmış kişi.
  • 261. Ergün - er günü, günle bağlı er.
  • 262. Erkan - er kanı, er soyu; Türkçe köklerle kurulmuş ad.
  • 263. Erkay - er ayı, ayla bağlı er.
  • 264. Erkin - özgür, bağımsız; Eski Türkçe san.
  • 265. Erkoray - er, kor ve ay birleşimi; ateşli ay eri.
  • 266. Erkut - er kutu, yiğit kut.
  • 267. Erlik Han - birleşik: Erlik/Han.
  • 268. Ermiş - Olgun, kavrayışlı.
  • 269. Erol - er ol, erlik çağrısı.
  • 270. Erpolat - er ve polat birleşimi; çelik gibi güçlü kişi.
  • 271. Ersan - er sanı, er ünü.
  • 272. Ersin - erlik kazansın, er olsun anlam alanı.
  • 273. Ersoy - er soyu, yiğit soy.
  • 274. Ersungur - er sunguru; yırtıcı kuş ve yiğitlik imgesi.
  • 275. Ertan - Tulu zamanıyla bağlı tarihî ad.
  • 276. Ertekin - er tegin, soylu kişi.
  • 277. Ertimur - er demir.
  • 278. Ertuğrul - doğru uçan yırtıcı kuş; Oğuz geçmişten gelen bellek.
  • 279. Ertuna - er ve Tuna birleşimi.
  • 280. Ertural - er ve tural birleşimi; yiğit duruş çağrışımı.

F

  • 281. Fidan - fidan, genç ağaç.

G

  • 282. Geray - Kırım hanları çevresi; soyluluk ve yönetim bağı.
  • 283. Gerayhan - birleşik: Geray/Han Kırım hanlığının kurucusu ve ilk hanı. Daha sonra gelen hanlar bu adı, birer unvan olarak kullanmışlardır.
  • 284. Giray - Kırım hanları çevresi; soyluluk ve yönetim bağı.
  • 285. Girgin - Girişken, müteşebbis, cana yakın.
  • 286. Gökalp - gök alpı, göksel yiğit.
  • 287. Gökay - gök ayı.
  • 288. Gökberk - gök gibi sağlam.
  • 289. Gökbey - gök beyi.
  • 290. Gökbörü - gök kurt.
  • 291. Göker - gök eri.
  • 292. Gökhan - gök hanı.
  • 293. Gökmen - gök eri, gökle bağlı kişi.
  • 294. Göksel - göğe ait.
  • 295. Göktuğ - gök tuğu, göksel sancak.
  • 296. Göktürk - Göktürk budunu ve geçmişten gelen devlet adı.
  • 297. Gurak-Han-Semerkan - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı, aklık, arılık ve duruluk bağı, erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 298. Güçüm-Han-Kuvve - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı taşır.
  • 299. Gülek - 1- Handan, mütebessim 2- Gölcük, küçük göl.
  • 300. Günalp - gün alpı, aydınlık yiğit.
  • 301. Gündüz - gündüz, gün ışığı.
  • 302. Güner - gün eri.
  • 303. Güneri - gün eri, ışık eri.
  • 304. Güney - (Küney) Güneşe bakan, güneş gören.
  • 305. Güray - gür ay, güçlü ay.
  • 306. Gürbay - güçlü bay, varlıklı ve gür kişi.
  • 307. Gürbey - güçlü bey.
  • 308. Gürboğa - güçlü boğa; tarihî bey adı.
  • 309. Gürbüz - güçlü, sağlam yapılı.
  • 310. Gürdal - gür dal, güçlü soy dalı.
  • 311. Gürkan - güçlü kan, güçlü soy.
  • 312. Gürsoy - güçlü soy.

H

  • 313. Hakan - kağan, büyük yönetici; Türk hükümdarlık sanı.
  • 314. Hanlı - Yurttaş, Bir Han'a bağlı kişi, Bağımsız bir devletin mensubu.
  • 315. Hodavendiğa - 3 devletini kurmuştur. geli, 997 nin babasıdır. Hükümdar Mahmut Gaznev çeki Sekendiz ni Zühre.

I

  • 316. Idaçu - Koruyucu, koruma.
  • 317. Inak - 1- Han ve Kağanlara yakın olan kişi "Hasbey" 2- Gamsız 3- Canan, yar.
  • 318. Işın - ışık çizgisi; Tuya karşılığı.

İ

  • 319. İdikut - kut sahibi yönetici sanı.
  • 320. İlbaş - ilin başı, topluluğun önderi.
  • 321. İlbay - il beyi.
  • 322. İlber - il eri, il için duran kişi.
  • 323. İlbey - il beyi.
  • 324. İlhan - il hanı.
  • 325. İlteriş - ili derleyip toparlayan; Göktürk kağan adı.
  • 326. İmre (Emre-İmrağ) - 1- Ağabey, ağa 2- Beylerbeyi 3- Aşık, derviş, dost.
  • 327. İnak - 1- Kardeş, kardeş çocuğu 2- Han ve beylerin en güvenilir adamı ve yardımcısı.
  • 328. İnal - güvenilen kişi; eski Türk sanı.
  • 329. İnalçık - Küçük İnal T 1- Uygur kağanlığı dönemi bey ve komutanlarından 2- Haverezmler devleti bey ve.
  • 330. İnan - güven, inanış.
  • 331. İnisi - Küçük erkek kardeşi.
  • 332. İstemi - Göktürk yabgusu adı.
  • 333. İş Bukay - tarihî kişi adı.

K

  • 334. Kaan - kağan biçimiyle ilişkili hükümdar adı.
  • 335. Kadagan - Buyruk, ser, emir, komut.
  • 336. Kağan - kağan, büyük yönetici.
  • 337. Kağanlı(G) - İmparatorluk, imparatorluğa mensup olma.
  • 338. Kahraman - Kandış Cilve, Ci ilve, naz z Kanığ Sevinç. sevinç Naz mi e, Zi Zirve yp Kansu Mısırda Memlükler hükümdarıc.
  • 339. Kalgay - Veliaht, şehzade.
  • 340. Kalkan - siper, koruyucu araç.
  • 341. Kandik - tarihî kişi adı.
  • 342. Kaner - kan eri, soy eri.
  • 343. Kank - 1- Kan, soy 2- Ata, baba.
  • 344. Kaplan - Kapan, kedigillerden bir yırtıcı hayvan.
  • 345. Karahan - kara han; ulu han sanı.
  • 346. Karavul - (Karaul) 1- Gözcü, keşif kolu 2- Koruyucu.
  • 347. Karşıt - Ülgen soyundaki arılık tanrısı.
  • 348. Kartal - yırtıcı kuş.
  • 349. Kayahan - kaya hanı.
  • 350. Kayı - Oğuz boy adı.
  • 351. Kayıbey - Kayı beyi.
  • 352. Kayıhan - Kayı hanı.
  • 353. Kelkit - Mengilik-İçige oğlu; "petlek" lakabıyla bağlı tarihî ad.
  • 354. Kemeç - Asker, askeri görevli.
  • 355. Kençliyü - toy sofrası, yağma sofrası.
  • 356. Kentkut - kent kutu, şehir ve yerleşim bereketi.
  • 357. Keskin - 1- Sert mizaçlı, asabi 2- Uç, ekstrem 3- Kesici.
  • 358. Keşikçe - 1- Koruyucu, koruyucu 2- Defa, sıra, adet.
  • 359. Kılıç - Fahr, Türkleri ü i başbuğ larındâ.
  • 360. Kır - 1- Kırmak dan Kırış, kesiş, kırma, yarma eylemleri 2- Ak'a yakın kirli beyaz renk 3- mecazi Olgunluk, tecrübe.
  • 361. Kırgız - tarihî ad.
  • 362. Kızılhan - birleşik: Kızıl/Han.
  • 363. Kocabaş - birleşik: Koca/Baş Koruyucu, koruyucu.
  • 364. Koç - Erkek koyun mecazi Düz, mert, yüz yüze dövüşen, hilesiz, yiğit, dayanıklı, yılmaz.
  • 365. Koçak - Koç gibi, yürekli yürekli.
  • 366. Kolbaş - Askeri birlik başı, komutan, askeri koruyup kollayan kişi.
  • 367. Kolcuk - Kolcu, koruyucu, koruyucu.
  • 368. Kolçu - Koruyucu, bekçi.
  • 369. Kolgay - Veliaht, şehzade (Kırım ve Kazan hanlıkları döneminde kullanılan bir aksesuar.
  • 370. Koluç - Kolcu, kolbaşı, komutan.
  • 371. Koralp - kor alpı, ateş yiğidi.
  • 372. Koray - kor ayı, ateşli ay.
  • 373. Korel - kor el, ateşli el; çağdaş Türkçe bileşik ad.
  • 374. Korkut - Dede Korkut belleğiyle bağlı geçmişten gelen ad.
  • 375. Korkutay - kor, kut ve ay çağrışımıyla kurulmuş güçlü ad.
  • 376. Korukçu - Koruyucu, korucu, koruyucu.
  • 377. Koşun - 1- Asker, savaş birliği 2- Halk, ahali 3- Dizi, dize.
  • 378. Köksal - kök sal, yerleş ve güçlen çağrısı.
  • 379. Köksungur - gök/kök ve sungur birleşimi; gök yırtıcı kuşu.
  • 380. Körgüz - Görgülü, centilmen, beyefendi.
  • 381. Közalp - köz gibi içten yanan yiğit.
  • 382. Kubilay - Cengiz Han torunu ve Tuli'nin dördüncü oğlu.
  • 383. Kudekan - Buyruk, sert, emir, azar.
  • 384. Kutal - kut al, kutlu oluş.
  • 385. Kutalmış - kut almış, talihi yükselmiş.
  • 386. Kutluğ - Kutlu, kutlu.
  • 387. Kültegin - Göktürk yazıtlarındaki büyük komutan adı.
  • 388. Kül Tigin - ateş prensi, ulu prens.
  • 389. Kürhan - (Gürhan) birleşik: Kür/Han Türk mitolojisinde, Kara Han'ın oğullarından.
  • 390. Kürşad - Türk tarih anlatısında yiğitlik adı.

L

  • 391. Leziz - tatlı, güzel.

M

  • 392. Mangalay - 1- Alın, yüz, cephe 2- Süvari, iyi ata binen.
  • 393. Mergen - usta okçu, keskin nişancı.
  • 394. Mete - Büyük Hun hükümdarı Mete Han.
  • 395. Metebey - Mete ve bey birleşimi.
  • 396. Metehan - Mete Han adı.
  • 397. Moğol - Kaygı, endişe, hüzün Oğuz'un amcası ve ilk kayın atası.
  • 398. Motun - Bütün, bütünlük.
  • 399. Möngü - sonsuz, kalıcı.
  • 400. Mutlu - sevinçli, kutlu, kutlu, sevinçli.

O

  • 401. Oben - 1- Genç aygır 2- Erkek deve yavrusu.
  • 402. Odata - birleşik: Od/Ata.
  • 403. Odhan - birleşik: Od/Han.
  • 404. Odkan - od ve kan birleşimi; ateşli soy gücü.
  • 405. Ogur - uğur, kutlu yön.
  • 406. Ogün - o gün, belirli kutlu gün.
  • 407. Oğlan - Oğul, erkek çocuk, genç erkek.
  • 408. Oğulganmış - Oğlu eksik kalan.
  • 409. Oğur - 1- Uğur, kut payı, bahtiyarlık 2- Vakit, zaman, devir.
  • 410. Oğuz - Oğuz Han ve Oğuz ulus adı.
  • 411. Oğuzalp - Oğuz alpı, Oğuz yiğidi.
  • 412. Oğuzbey - Oğuz beyi.
  • 413. Oğuzer - Oğuz eri.
  • 414. Oğuzhan - Oğuz hanı.
  • 415. Okan - anlayışlı.
  • 416. Okanay - ok ve ay birleşimi.
  • 417. Oklamış - Ok atmış, savaşçı.
  • 418. Oktay - ok gibi sağlam ay; eski Türkçe ad yapısı.
  • 419. Ongut - koruyucu, kale eri.
  • 420. Orda - Orta, merkez.
  • 421. Otman - ocak eri; en küçük oğul.

Ö

  • 422. Öge - akıl, ilk, öncü.
  • 423. Ökten - 1- uslu, bilinçli 2- alp, yiğit, yürekli, korkusuz, başına buyruk.
  • 424. Önder - rehber, lider.
  • 425. Öner - önde gelen, öneren.
  • 426. Örün - 1- Saç örgüsü, belik 2- Beyazlık, temizlik 3- Gökyüzünün bulutsuz hali 4- Ürün, hasılat.
  • 427. Özay - öz ay.
  • 428. Özbay - öz bay, kendi değerini taşıyan kişi.
  • 429. Özbey - öz bey, kendi beyliğiyle duran kişi.
  • 430. Özbörü - öz kurt, kendi kökünü taşıyan kurt imgesi.
  • 431. Özdemir - öz demir.
  • 432. Özdoğan - öz doğan.
  • 433. Özen - dikkat, ihtimam, heves.
  • 434. Özer - öz er, kendi erliğiyle duran kişi.
  • 435. Özkan - öz kan, öz soy.
  • 436. Özkay - öz ay, öz ışık.
  • 437. Özker - 1- Ulu tinlu kişi 2- İyilik sever, hayırsever.
  • 438. Öztekin - öz tegin, soylu kişi.
  • 439. Öztürk - öz Türk.

P

  • 440. Pars - yırtıcı büyük kedi; bozkır hayvan imgesi.
  • 441. Paşa - baş komutan.
  • 442. Pek - 1- Berk, katı, sıkı, sert, güçlü, dayanıklı 2- Bey sözcüğünün, değişik ağız ayrılığı Bek, beg, beğ, bey vb.
  • 443. Peker - pek er, sağlam kişi.
  • 444. Polat - çelik, sağlam maden.
  • 445. Poyraz - kuzeydoğu yeli.
  • 446. Pürtemkin - eski Türk yönetici sanı.

S

  • 447. Sabak - (Savak) 1- Sopa, cop sopa kullanan, dövüşçü, sopa ile dövüşen 2- Kımız saklamak için beygir derisinden yapılan tulum.
  • 448. Sabar - 1- Sapar, savar, döver, sopayla döven 2- Savar, savaşır, savaşçı 3- Hatip, konuşmacı.
  • 449. Sabu - 1- Sopa, cop, değnek 2- Savaş, dövüşçü, dövüş ustası, savaşçı.
  • 450. Sagın-Han-Kazak - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı, aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 451. Sakar - 1- Alnında beyaz lekesi bulunan at 2- Uğursuz, sakıncalı.
  • 452. Sakçı - Koruyucu, koruyucu.
  • 453. Salçı - 1- Salıcı, sevk edici 2- Salan, özgür bırakan 3- Karahanlılar döneminde, saray aşçılarının unvanlarından.
  • 454. Saldıran - Hücum eden, asker sevk eden.
  • 455. Salgut - Mebus, vekil. Eskiden bir bölgeyi temsilen, Kağan'a (Başkente) gönderilen kişilere verilen unvan.
  • 456. Saltuk - Alp Arslan kumandanlarından Saltuk adı.
  • 457. Sancar - Melikşah oğlu Hükümdar Sancar adı; sancar kökü kılıç ve kale anlam alanı taşır.
  • 458. Saner - ünlü er.
  • 459. Sarper - sarp er, güçlü kişi.
  • 460. Sati-Bey-İlhanlı - Birleşik ad biçimi; beylik sanı, hanlık sanı taşır.
  • 461. Satuk-Buğra-Han-Kara - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı, kara renk ve güç bağı taşır.
  • 462. Savan - 1- Savıcı, savaşçı, def edici 2- Elçi, arabulucu.
  • 463. Savar - Savaşçı, savıcı, defedici.
  • 464. Savaşgan - Savaşçı, savaşçı.
  • 465. Savçı - (Savcı, savacı)1- Elçi, haberci, resul, sözcü 2- Savaşçı, savaşçı 3- Ünlü, ünlü, ün salmış.
  • 466. Selçuk - Oğuzların Kınık boyundan.
  • 467. Sengün - Ordu komutanı, general.
  • 468. Sertay - sert ay, güçlü ay.
  • 469. Sıdal - Muktedir, güçlü, egemen.
  • 470. Sığın - Erkek geyik, Ala geyik.
  • 471. Sınağ - Sınav, imtihan, deneme.
  • 472. Sınak - Deney, sınav, imtihan.
  • 473. Sobay - 1- Bekar, yalnız, münferit 2- Stanrısal güçını iyi kullanan, deneyimli asker, savaşçı.
  • 474. Solak - 1- Asker yöneten, asker sevk eden (Sulag) 2- Sol el ve ayağını kullanan.
  • 475. Soner - son er, son doğan er.
  • 476. Soydan - 1- Soylu, soylu bir aileden gelen 2- Hanedan, hanedanlık.
  • 477. Soyluhan - birleşik: Soylu/Han.
  • 478. Subay - atlı asker, deneyimli asker.
  • 479. Subutay - Cengiz Han'ın komutanlarından Subutay adıyla tarihî bağ taşır.
  • 480. Sulak - 1- Asker sevk eden, sefere çıkan 2- Sulu, verimli.
  • 481. Sulu-Han-Türk - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı, ululuk ve büyüklük bağı taşır.
  • 482. Sungur - sungur kuşu.
  • 483. Suvan - Savaşçı, savaşçı.
  • 484. Sülemiş - 1- Akıncı, saldırgan, düşman üzerine asker yollayan 2- İyi stanrısal güç kullanan, stanrısal güçşor.
  • 485. Süren - 1- Asker sevk eden, savaşa asker yollayan 2- Haykırış, nara, savaş narası.
  • 486. Sürer - Asker sevk eden.

Ş

  • 487. Şad - (Şat) 1- Ordu komutanı, general 2- Tigin, prens 3- yürekli.
  • 488. Şadapıt - Şad'a bağlı birlik ve beyliklerin genel adı.
  • 489. Şıvga - Taliga Kudagays ın oğlu Talşık güven, dayanak.
  • 490. Şölen - Yalnızca fakir ve kimsesizlere verilen toy, yemek ziyafeti, Bey yemeği.

T

  • 491. Tanay - tan ayı, şafak ayı.
  • 492. Taner - tan eri, şafak eri.
  • 493. Tanrıkut - birleşik: Tanrı/Kut Tanrısal, Tanrıdan gelen, Tanrının Kutunu üzerinde bulunduran, haşmetli, Hun imparatoru Mete Han'ın unvanı.
  • 494. Tansel - tan seli, şafak akışı.
  • 495. Tapukçı - saray koruyucusu.
  • 496. Tarhan - ayrıcalıklı soylu san.
  • 497. Tarkan - eski Türk sanı.
  • 498. Taşkın - taşan, coşan.
  • 499. Tatar - eski Türk boy adı; çayırlık ve uzak yöre bağı.
  • 500. Tay - dayanak, soy, at yavrusu.
  • 501. Tayangu - Danışman, aracı, sıra dışı. Han ve kağanların danışmanlarına verilen bir unvan.
  • 502. Taylan - boylu poslu, seçkin.
  • 503. Tegin - Tigin, prens, şehzade, bey oğlu.
  • 504. Tekeş - Döğüş, değiş, temas, savaş, savaşçı.
  • 505. Tekin - soylu, güvenli; eski Türk sanı teginle bağ.
  • 506. Temir - demir; Türkistan ve Moğol ortak biçimi.
  • 507. Temirhan - birleşik: Temir/Han Eski dönem, " Maden Tanrısı".
  • 508. Temuçin - Temüjin adının Türkiye Türkçesi biçimi; demirci/demir alanı.
  • 509. Teoman - Mete'nin babası; ilk Hun hükümdarı.
  • 510. Terim - bilgi, emek, onur.
  • 511. Tigin - Prens, şehzade, han oğlu, bey oğlu.
  • 512. Timur - demir.
  • 513. Timur Kürkan - demir gibi güçlü hükümdar sanı.
  • 514. Toğaç - (tokaç) Topuz, çamaşır yıkarken kullanılan tahta topuz.
  • 515. Toğan - 1- Doğan, doğan kuşu 2- Canlı, doğmuş olan, yaşayan.
  • 516. Toktamış - Durucu, kalıcı, dirençli, dayanıklı, uzun ömürlü, dirayetli.
  • 517. Tolga - savaş başlığı.
  • 518. Toluhan - tarihî bey adı.
  • 519. Toluy - geçmişten gelen bozkır ortak alanı adı.
  • 520. Tonga - Alp Er Tonga belleği.
  • 521. Tonguç - ilk doğan kuş yavrusu; ilk çocuk çağrışımı.
  • 522. Tonyukuk - Göktürk bilgesi Tonyukuk adı.
  • 523. Toraman - 1- Fahri, onursal, şerefli 2- Kaba, yetişmemiş, acemi 3- İri, dolgun, heybetli.
  • 524. Toros - dağ sırası adı.
  • 525. Toygun - toy kuşu / toyda bulunan; tören ve kuş çağrışımı.
  • 526. Töre - düzen, yol, budunsal ölçü.
  • 527. Tudun - (Tutun) 1- Tutunma, bağlılık, sadakat 2- Destek, güvence, tutunulacak nesne Hazar kağanlığı döneminde kullanılan " vali " unvanlarından.
  • 528. Tuğ - sancak, kut imi.
  • 529. Tuğrul - doğan türü yırtıcı kuş.
  • 530. Tulu - ayna; Cengiz Han'ın oğlu Tuluy ile tarihî bağ taşır.
  • 531. Tumaçı - Erkek kuzen, (Amca, hala, dayı, teyze çocuğu).
  • 532. Tunç - sağlam maden.
  • 533. Tunçay - tunç ay.
  • 534. Tunga - görkemli, heybetli.
  • 535. Tural - Turan/tuğra alanıyla bağlı ad biçimi.
  • 536. Turan - Türk yurdu ülküsüyle bağlı ad.
  • 537. Turgak - Bekçi, koruyucu, koruyucu.
  • 538. Turgay - Timurleng'in babasının adı.
  • 539. Turgut - belde, yerleşim.
  • 540. Turhan - şerefli, soylu.
  • 541. Tutu - Esir, tutsak, rehine 2- Çekici, cazip, güzel 3- Tutuş, savaş, dövüş 4- Ağırbaşlı, utangaç 5- Yiğit, batur, dövüşçü 6- Bakan, nazır, vali.
  • 542. Tutug - Vali, askeri vali.
  • 543. Tutuk - 1- Dövüş, savaş, savaşçı 2- Devlet görevlisi, devlete bağlı 3- Evlatlık 4- Büyü, sihir 5- Tutsak, esir, tutulmuş, rehin.
  • 544. Tutuşuk - demet, çiçek demeti.
  • 545. Türe - 1- Töre 2- Tigin, prens, şehzade.
  • 546. Türk - güçlü, töreli, olgun; Türk ulus adı.
  • 547. Türkay - Türk ayı.
  • 548. Türkeş - Türk adıyla birleşmiş geçmişten gelen-siyasal çağrışımlı ad.
  • 549. Türkmen - Oğuz Türk topluluk adı.
  • 550. Türk Bilge Kağan - bilge kağan; ulu Türk yönetici.

U

  • 551. Ucun - Uçta, sınırda, kenarda, uçbeyi.
  • 552. Uç - 1- Son, bitim, sınır, kıyı 2- Aşırılık, ekstrem 3- Herhangi bir nesnenin sivri kısmı 4- Ordu kanadı, kol, cenah.
  • 553. Uçbey - birleşik: Uç/Bey Sınır karakollarında görev yapan askeri birlik komutanı.
  • 554. Uğuray - uğurlu ay.
  • 555. Ulanbatur - birleşik: Ulan/Batur Ünlü ve ulu alp, yiğit.
  • 556. Ular - 1- Bağlayan, birleştiren, birleştirici 2- Erkek keklik.
  • 557. Ulubey - ulu bey.
  • 558. Uluğ - büyük, yüce.
  • 559. Uluğayguçi - birleşik: Ulu/Ayguçi Göktürkler ve özellikle Uygurlar döneminde başbakan (sadrazam, baş vezir) unvanı olarak kullanılmıştır.
  • 560. Uluğnoyan - birleşik: Ulu/Noyan.
  • 561. Ulus - 1- Ul (Temel, kök, esas) dan Ul/Uz 2- Ülüş, bölüm, kesim, topluluk dan boy, halk, millet, budun (Uygurlarda).
  • 562. Uprak - ince davranışlı, ince, güzel duruşlu, güçlü.
  • 563. Ural - dağ ve nehir adı.
  • 564. Uruşkan - Savaşçı, savaşçı.
  • 565. Ur-Tekin-Buğu - Birleşik ad biçimi; tekin, soylu oğul sanı taşır.
  • 566. Utkun - utku kazanmış, utkuli.
  • 567. Uygur - uygar, yerleşik Türk ulusu.
  • 568. Uygutalp - birleşik: Uygut/Alp.

Ü

  • 569. Ülükbulmuş - birleşik: Ülük/Bulmuş Uygur kağanlarının unvanlarından.
  • 570. Ünal - ün al, ad kazan.
  • 571. Ünsal - ün sal, adını duyur.

Y

  • 572. Yabagu - Yabgu, genel vali.
  • 573. Yabgu - 1- Üst düzey yönetici, genel vali 2- Merkeze bağlı, özerk, bölge yöneticisi.
  • 574. Yağız - koyu renkli, güçlü görünüşlü.
  • 575. Yalçın - sarp, dik, sağlam.
  • 576. Yalım - alev, ışın; Tuya karşılığı.
  • 577. Yamaç - 1- Bayır, dik yokuş, dağ ya da tepenin herhangi bir yanı 2- karşı, karşısı, öteki taraf.
  • 578. Yaşar - zihayat, canlı.
  • 579. Yavuz - güçlü, güzel, çalışkan, yürekli.
  • 580. Yenal - yeniden al, kazanan.
  • 581. Yesugey-Han--Tokyo - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı taşır.
  • 582. Yıldıray - yıldırım ve ay birleşimi.
  • 583. Yıldırım - şimşek, yıldırım.
  • 584. Yılmaz - yürekli, korkmaz.
  • 585. Yiğit - alp, yiğit, dilaver, seçkin.
  • 586. Yolaçan - yol açan; Soğd yol/ticaret alanı için Türkçe öneri.
  • 587. Yoloğlu - birleşik: Yol/Oğlu 1- Fedai, serdengeçti 2- Adak, adanmış, kurban 3- Bağlı, kendini töreye bağlamış.
  • 588. Yörük - yürüyen, konargöçer Türk topluluğu.
  • 589. Yuğruş - beylik görevi alan kişi.
  • 590. Yula - ışık, kandil; eski Türkçe kök çağrışımı.
  • 591. Yumuş - (Yumuç) 1- Söz, öğüt, nasihat 2- Emir, ferman, buyruk 3- Müjde, müjdeli haber 4- Yumuk, yumulmuş, yumruk.
  • 592. Yurdakul - yurdun kulu; bağlılık ve hizmet çağrışımı.
  • 593. Yurdal - yurdu al, yurtla bağlı.
  • 594. Yurtalp - yurdun yiğidi.
  • 595. Yurtbey - yurdun beyi.
  • 596. Yurtkut - yurt kutu.

Z

  • 597. Zorlu - güçlü, çetin.

Ortak Kullanıma Uygun Adlar

Toplam ad: 4471

A

  • 1. Abadan - 1- eli açık, verici 2- Bağışlayıcı, gönül yapıcı.
  • 2. Abaka - Yakın akraba, amca çocuğu.
  • 3. Abakan - Yüce gönüllü.
  • 4. Abakıymış - Gönül kırıcı, can yakıcı.
  • 5. Abar - (Avar): 1- Gösteriş, heybetlilik 2- Baş eğmez, dirençli.
  • 6. Abay - 1- Aydınlık, aydınlık verici 2- Hayret uyandıran, hayret verici.
  • 7. Abçar-(Avşar) - 1- İşin ehli kişi, iş bitirici 2- Uyumlu, itaatkar.
  • 8. Abdan - Ünlü.
  • 9. Abı - 1- Can, tin 2- Soyluluk.
  • 10. Abıç - Gönüllü.
  • 11. Abıdan - İçli, gönül insanı.
  • 12. Abık - İçli, gönüllü.
  • 13. Abıkan - anlam genişlemesiyle Soylu.
  • 14. Abıl - Gönüllü, İstekli.
  • 15. Abınak - Sakinleşmiş gönül rahatlığı içinde olan.
  • 16. Abınç(Avunç) - Avunç, teselli.
  • 17. Abışka - İçten, içtenlikle çalışan.
  • 18. Abış(Apış) - Bacağın diz kapağından yukarısı.
  • 19. Abız - Tinsal, tinlarla ilgili.
  • 20. Abike - Yüce gönüllü, yüksek gönüllü.
  • 21. Abin - Mutlu, memnun, hoşnut.
  • 22. Acar - Yeni, gayretli, güçlü.
  • 23. Aclân - Açık, Açılan.
  • 24. Acun - Dünya, yeryüzü.
  • 25. Acunal - birleşik: Acun/Al (Almak'tan).
  • 26. Acunay - birleşik: Acun/Ay/anlam genişlemesiyle "Dünya güzeli".
  • 27. Acunluk - Dünya malı, dünyalık.
  • 28. Acunsuz - Dünya malında gözü eksik kalan.
  • 29. Acu-(Acı,Açığ) - 1- Açık 2- Keskin, sert 3- Açı, aralık.
  • 30. Açan - Açma eylemi içinde olan (Çiçek gibi).
  • 31. Açık - (Açığ) Büyük kardeş.
  • 32. Açıl - Açık, açılmış.
  • 33. Açuk - (Açık) İyi huylu, mülayim.
  • 34. Adak - 1- Söz, nişan 2- Bağış, sungu.
  • 35. Adal - Sadık, güvenilir.
  • 36. Adalan - Ünlü, ünlü.
  • 37. Adaldı - Ünlü.
  • 38. Adalır - Ünlü.
  • 39. Adalmış - Ünlü.
  • 40. Adan - Uygunluk, liyakat.
  • 41. Adanır - Ünlü.
  • 42. Adanmış - Adaklı, adak olmuş.
  • 43. Adar - Adama eyleminde bulunan.
  • 44. Aday - Memnunluk, hoşnutluk.
  • 45. Adberilgen - Adına layık ve ününü hak etmiş kişi.
  • 46. Adıktı - Ünlü.
  • 47. Adın - Ünlü, adı anılan.
  • 48. Adınçığ - 1- Seçkin, seçkin 2- Olağanüstü, fevkalade, bambaşka.
  • 49. Adıöte - birleşik: Adı/Öte anlam genişlemesiyle Temiz bir üne sahip.
  • 50. Adıvar - Ünlü, tanınmış.
  • 51. Adıyakşı - birleşik: Adı/Yakşı(Adı güzel).
  • 52. Adıyaman - birleşik: Adı/Yaman anlam genişlemesiyle Ürkütücü bir üne sahip kişi.
  • 53. Adıyeke - birleşik: Adı/Yeke(yeğ) anlam genişlemesiyle Saygıyla anılan kişi, adı yeğlenen kişi.
  • 54. Admış - Ün almış, tanınmış.
  • 55. Adsay - birleşik: Ad/Say anlam genişlemesiyle Adına saygı duyulan kişi.
  • 56. Adsız - 1- Fakir, kimsesiz AFŞAR (Abçar).
  • 57. Afşın - Apçın, (Opçın) Zırh, demir örgülü savaş giysisi.
  • 58. Aftaba - Su ibriği.
  • 59. Agola - Yönetici, amir.
  • 60. Agun - Tatmin, avuntu.
  • 61. Agunmuş - Avunmuş, sakin.
  • 62. Ağalak - Oğlak.
  • 63. Ağalbay - Muhterem, saygıdeğer.
  • 64. Ağan - 1- Yüksek, yukarıda, yukarılara çıkan 2- Geceleri gökten hızla geçen, ışıklı nokta.
  • 65. Ağar - 1- Ağı ağırbaşlı, oturaklı 2- Gönül ferahlığı 3- Göğe yükseliş.
  • 66. Ağartmış - 1- onurlu, temiz sözlü, dürüst 2- Alçak gönüllü, gösterişsiz.
  • 67. Ağat (Akat) - onurlu, temiz sözlü, gönüllü, arı tutumlu.
  • 68. Ağaya - Makul, geçerli, uygun.
  • 69. Ağduk - Kutsal, muhterem.
  • 70. Ağıcı - Ağcı, Akçı, Akıcı, Hazinedar, Hazine sorumlusu.
  • 71. Ağıç - Varlık, hazine, servet.
  • 72. Ağılgat - 1- Saygıdeğer 2- Yıldız, gezegen.
  • 73. Ağım - Yükseliş.
  • 74. Ağır - 1- Ağırbaşlı, olgun 2- Ünlü, saygın.
  • 75. Ağırbaş - birleşik: Ağır/baş, olgun, alçak gönüllü.
  • 76. Ağış - (Ağıç) Hazine, servet.
  • 77. Ağıt - Mersiye, ölüm Türküsü, göğe yükselen feryat.
  • 78. Ağlamış - Çileli, çile çeken.
  • 79. Ağmık - 1- Ünlü, tanınmış 2- Yüksek rütbeli.
  • 80. Ağrak - Yükselen, ilerleyen.
  • 81. Ağrıtmış - anlam genişlemesiyle Acı kuvvete sahip kişi.
  • 82. Ağul - 1- Ay'ın halesi 2- Oba, köy.
  • 83. Ağutur - Yükselten, yukarı çıkaran.
  • 84. Ağzukara - birleşik: Ağzı/Kara. anlam genişlemesiyle Sert konuşan, acımasız ve hükmedici konuşan kişi.
  • 85. Aka - Büyük, ulu kişi, saygıdeğer kişi.
  • 86. Akaba - Yokuş, meyil.
  • 87. Akaç - Akıcı.
  • 88. Akai - Halep civarında © Alak öldürülmüştü.
  • 89. Akalın - bir. Ak/Alın mecazi Dürüst, onurlu, temiz sözlü.
  • 90. Akan - 1- Akıcı 2- Yükselen.
  • 91. Akar - Dere, akarsu.
  • 92. Akarca - Dere, ırmak.
  • 93. Akarsu - Dere, ırmak.
  • 94. Akaş - birleşik: Ak/Aş mecazi Helal rızk.
  • 95. Akbaş - birleşik: Ak/Baş mecazi Dürüst, onurlu, temiz sözlü.
  • 96. Akbel - Dürüst, sözüne güvenilir kişi.
  • 97. Akbergü - birleşik: Ak/Vergi fıtrat, huy mecazi iyi huylu.
  • 98. Akçalı - Zengin, mal sahibi.
  • 99. Akçıl - 1- Ak tenli, akça yüzlü 2- Ağarmış, aklaşmış.
  • 100. Akçın - Sözüne güvenilen, sağlam kişilikli.
  • 101. Akçora - birleşik: Ak/Çura 1-.
  • 102. Akel - birleşik: Ak/El mecazi Dürüst, onurlu, temiz sözlü.
  • 103. Akı - birdağ (u eli açık, yüce gönüllü, güçlü.
  • 104. Akım - 1- Yönelim, yükseliş 2- Akmaktan, akıcı, yayılıcı.
  • 105. Akış - 1- Yükseliş 2- Akmaktan akış 3- Servet, hazine.
  • 106. Akız - dalga.
  • 107. Akkara - birleşik: Ak/Kara mecazi Zıtların bütünlüğü.
  • 108. Akoba - birleşik: Ak/Oba mecazi soylu.
  • 109. Aksak - 1- Aksayan, seken 2- Yükselen, çıkan.
  • 110. Akşaman - birleşik: Ak/Şaman.
  • 111. Aktan - birleşik: Ak/Tan seher vakti, şafak.
  • 112. Aku - ia İhtiyar, arı, duru.
  • 113. Akuz - birleşik: Ak/Uz (Uzman, usta).
  • 114. Akün - birleşik: Ak/Ün mecazi Temiz, ünlü.
  • 115. Akyol - birleşik: Ak/Yol mecazi Dürüst, onurlu, temiz sözlü.
  • 116. Akyön - birleşik: Ak/Yön mecazi Dürüst, onurlu, temiz sözlü.
  • 117. Akyüz - birleşik: Ak/yüz mecazi Dürüst.
  • 118. Ak dağ - ak dağ, kutlu yükselti.
  • 119. Ak kan - ak soy, arı kan.
  • 120. Ak soy - ak soy, arı soy.
  • 121. Ak Sungar-Aksungur - ak sungur kuşu; güçlü kuş imi.
  • 122. Al - 1- Bayrak kumaşı 2- Kızarmış, kızarık 3- El, kolun bilekten aşağı kısmı 4- Ala, alaca 5- Almaktan al.
  • 123. Ala - Renk adı. Benekli, Abraş, sa- dakatsız.
  • 124. Alaçuk - Kulübe, baraka, Altay Türklerinde, oda, (Çadırın iç bölmesi).
  • 125. Alada - Feyzü bereket Seyrek.
  • 126. Alagan - (Algan)Fatih.
  • 127. Alagaş - Seyrek rastlanan, seyrek.
  • 128. Alagün - birleşik: Ala/Gün Gün ortası.
  • 129. Alan - 1- Işık, nur 2- Orman içindeki açık ve düzlük bölge 3- algan.
  • 130. Alança - Bahçelerdeki ağaç aralarında bulunan çimenlik bölge.
  • 131. Alanguva-Alankova - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 132. Alar - Yalancı karanlık(Gündüz vaktinde) ALAS (Alaz).
  • 133. Alasayvan - Şafak vakti, Güneşin doğuşu.
  • 134. Alası - Erek, amaç, sahip olunması istenen nesne.
  • 135. Alataş - birleşik: Ala/Taş Köz, ateş parçası.
  • 136. Alayunt - birleşik: Ala/Yunt Altay Türklerinde "kısrak" anlamında kullanılmaktadır.
  • 137. Alaz - alev, ateş parıltısı.
  • 138. Alba - Yükümlülük, hizmet yükümlülüğü.
  • 139. Albaga - Hasılat, savaş yada av ganimeti.
  • 140. Alban - Haraç, ganimet.
  • 141. Albatu - Bürokrat, hizmetle yükümlü kişi.
  • 142. Albeni - Çekim, cazibe, sempati ALCU (Alçu)Alıcı, avcı.
  • 143. Alçiçek - birleşik: Al/Çiçek.
  • 144. Alçin - Kızıl renkli bir çalı kuşu ALÇU (Alcu)1- Algan, Fatih, 2- Alcı, Avcı.
  • 145. Aldı - 1- Öncü, öndeki, selef 2- Algan, Fatih.
  • 146. Aldur - Ok atışı, oklayış ALEV (Yalav Yal kökünden)Ateşten çıkan ışık.
  • 147. Algazın - Yabani vahşi hayvan.
  • 148. Algı - 1- Fetih, Almaktan alım 2- Fehim, algılama.
  • 149. Algın - 1- Serap 2- Yüksek yer 3- Bitiricilik, bitiriş.
  • 150. Algış (Alkış) - Dua, yakarış, niyaz.
  • 151. Algu - met anlamındadır.
  • 152. Algur - Sakin.
  • 153. Algün - birleşik: Al/Gün".
  • 154. Alıcı - Alcu, Avcı.
  • 155. Alık - Alıngan, Kırgın.
  • 156. Alım - 1- Çekim, Cazibe 2- Vergi, Haraç.
  • 157. Alımlı - Çekici, Cazibeli.
  • 158. Alınçak - 1- Çekici, cazip 2- Alıngan, ince davranışlı.
  • 159. Alıngan - Alınan, incinen, gücenen.
  • 160. Alk - Bitirmek, sona erdirmek, bitiricilik.
  • 161. Alkabölük - birleşik: Alka/Bölük Vurucu Tim.
  • 162. Alkar - Bitirici, bitirici.
  • 163. Alkaş - Bitirici, bitirici.
  • 164. Alka-Evli - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 165. Alkı - Pervasız, vurdumduymaz.
  • 166. Alkım - 1- Gökkuşağı 2- Gerdan.
  • 167. Alkır - Tamamlayıcı, bitirici.
  • 168. Alkış - Algış, dua, övme, yüceltme.
  • 169. Almaluk - 1- Alınması gerekli olan 2- Elma bahçesi.
  • 170. Almas - Almaz, nazlı.
  • 171. Almıla - Elma.
  • 172. Almış - Algan, Fatih.
  • 173. Alpagut - 1- Alplik gösteren kişi 2- Kurt soyundan 3- Seçkin ve saygın kişi.
  • 174. Altaçu (Altaç) - Aldatıcı taktik sahibi.
  • 175. Altamış - Aldatıcı, hileci.
  • 176. Altın - A Zer, tanınmış maden.
  • 177. Altındağ - birleşik: Altın/Dağ/Altay dağlarının, diğer adı.
  • 178. Altıntaş-Altındeş - Birleşik ad biçimi; taş ve dayanıklılık bağı, al/kızıl renk bağı taşır.
  • 179. Altun - Altın.
  • 180. Altunsabak - birleşik: Altun/Sabak(sopa, değnek).
  • 181. Altu (Aldu) - 1- İlk, Birinci 2- Algan, Fatih.
  • 182. Aluç - 1- Alıcı(Alçu) 2- Kayın cinsi bir ağaç.
  • 183. Alungan - Alıngan, nazlı.
  • 184. Alunur - Nazlı.
  • 185. Amaç - (Umaç)Gaye, hedef, beklenti.
  • 186. Amal - Ap. Asude, sakin, yumuşak huylu Ara.
  • 187. Aman - (YAMAN) Sertlik.
  • 188. Amgak - Emek/Zahmet.
  • 189. Anat - 1- Anı, Anılan 2- Yakın, hısım.
  • 190. Anaz - Yeğrek, evla, eftal AND (ANT) 1- Yemin, söz 2- Yakın akraba.
  • 191. Anda - kan kardeşi, ant yoldaşı.
  • 192. Andarıman - Anılara değer veren ve saygı gösteren kişi.
  • 193. Andır - Anısı ola hatıra.
  • 194. Angı - 1- Anı, hatıra, 2- Yetki, yeterlilik.
  • 195. Angım - Mamur, hakim.
  • 196. Angın - Ünlü, anılan, adı duyulan.
  • 197. Angış - Ünlü, ünlü.
  • 198. Angıt - Yaban ördeği.
  • 199. Anık - 1- Anlayış, yetenek, fehim 2- Hafıza, bellek 3- Hazır, mevcutlu.
  • 200. Anıl - anmak, hatırlamak; anıya bağlı ad.
  • 201. Anıt - Anı olsun diye yapılan yapı.
  • 202. Anıtgan - Anıt yapan.
  • 203. Anlı - 1- Sakin, ağırbaşlı 2- Bellek, hafıza.
  • 204. Annak - Yadigar, hatıra.
  • 205. Ant - And, Yemin.
  • 206. Antlığ - And içmiş, Yeminli.
  • 207. Anuçur - Övülmüş, övülmeye layık.
  • 208. Anuk - Yadigar, hatıra.
  • 209. Anuş - Anış, anma eylemi, anı.
  • 210. Apağ - Apak, temiz.
  • 211. Apak - Temiz, onurlu, temiz sözlü, arı tutumlu.
  • 212. Apateg - (Apatek)birleşik: Apa/Tegtek(gibi, benzer).
  • 213. Ara - Orta yer, ortalık, boşluk, orta.
  • 214. Araslan - Arslan (Çuvaşlarca söylenişi).
  • 215. Arat - Cesaret, yüreklilik.
  • 216. Arbış - Büyü, efsun.
  • 217. Arbuz - Büyü, sihir.
  • 218. Arca - 1- Arıca, saf, temiz 2- Çam ağacı, çamdan yapılmış kutu.
  • 219. Ardaç - ulak, haberci.
  • 220. Ardalı - (Ardalu) Yönetici, amir.
  • 221. Ardıç - 1- Halife, artçı 2- Bir ağaç türü.
  • 222. Arga - uslu, kavrayışlı, uslu.
  • 223. Argan - (Arkan) Kement, kement bağı.
  • 224. Argatu - Yaban koyunu.
  • 225. Argıç - 1- Kır, mera 2- Gurur.
  • 226. Argın - 1- Yavaş, sakin 2- Gelecek yıl.
  • 227. Argona - Kara Hülâkü nun karış, ler nlar larındandır.
  • 228. Argun - Pars cinsinden avcı bir hayvan.
  • 229. Arguş - (Arkuş)1- Edepli, terbiyeli 2- Haberci, haber veren.
  • 230. Argüden - birleşik: Ar/Güden, Arlı, edepli.
  • 231. Arıca - Soylu, temiz, iyi huylu.
  • 232. Arıç - Barış, sulh ARIĞ (Arı, Arık).
  • 233. Arığ-Arık - arı, temiz, duru.
  • 234. Arık - 1- Arı, arınmış, temiz 2- ince yapılı, ince yapılı.
  • 235. Arık-Boga - arı boğa; güçlü ve duru.
  • 236. Arıl - Arınmış, temiz, pak.
  • 237. Arın - Saf, arınmış.
  • 238. Arınç - 1- Barış, kurtuluş 2- Temizlik, saflık, arılık.
  • 239. Arınık - Saf, şeffaf, billur.
  • 240. Arınmış - Temiz, gönüllü.
  • 241. Arkar - ceylan.
  • 242. Arkayın - Güvenilir, güvenli, gönlü dingin.
  • 243. Arkış - 1- Ulak, haberci 2- Kervan, kafile.
  • 244. Arkun - Halef, geriden gelen, takipçi.
  • 245. Arkuy - Siper, mevzi.
  • 246. Arkuz - (Arguz) Edepli, iyi huylu.
  • 247. Arlağ - Arlı, edepli.
  • 248. Arlat - Biricik oğul, anaların en çok üstüne düştükleri oğul.
  • 249. Armagun - Armağan, armağan ARMAĞAN (Yarmagun-Yarmagan)- armağan.
  • 250. Armağan - verilen değerli şey, bağış, kutlu armağan.
  • 251. Arman - 1- Onurlu, arlı, edepli 2- Dilek, istek 3- Hayal, fantezi.
  • 252. Arsalan - Arslan.
  • 253. Arsin - (Ersin) Kurtuluş, istiklal.
  • 254. Arslanbala - birleşik: Arslan/Bala Arslan yavrusu.
  • 255. Arslancık - Küçük arslan Arslan yavrusu.
  • 256. Arslança - Arslan gibi, arslan özelliklerine sahip.
  • 257. Arsu - birleşik: Ar/Su mecazi onurlu, temiz sözlü, dürüst.
  • 258. Arsun - 1- Efendi, ağırbaşlı 2- Rahata ermiş, huzurlu.
  • 259. Artagan - Bereket, artuk, fazlalık, bolluk ARTAM (Erdem).
  • 260. Artam - üstün özellik.
  • 261. Artım - Bereket, bolluk.
  • 262. Artuç - Mızrak, mızrak ucu.
  • 263. Artukdoğan - birleşik: Artuk/Doğan Kırgızlarda, olağanüstü vasıflara sahip kişilere verilen bir unvan.
  • 264. Artuk-Artık - artık, üstün, değerli.
  • 265. Artun - ağırbaşlı.
  • 266. Artur - Cazibeli, çekici, işveli, fettan.
  • 267. Arturu - 1- Ekstrem, uç noktalarda 2- Bereket, bolluk.
  • 268. Artut - Armağan, armağan.
  • 269. Arvış - Sihir, büyü, tılsım.
  • 270. Arzık - Fanatik, bağnaz, sofu.
  • 271. Asan - 1- Sağlıklı, zinde 2- Asma eyleminde olan.
  • 272. Asıglı - Faydalı, Gerekli ASIĞ (Ası, Asık) 1- Fayda, Çıkar 2- Kar, temettü.
  • 273. Askar - açık sözlü.
  • 274. Aslan-Arslan - Birleşik ad biçimi; arslan ve güç imi, aslan ve güç imi taşır.
  • 275. Asparuk-İsperik - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 276. Aşan - Aşmak'dan mecazi Azimli, engel tanımaz.
  • 277. Aşıt - 1- Aşılacak, aşılması gerekli olan 2- İşitmekten İşit, kulak ver.
  • 278. Aşkar - 1- Savaş atı 2- Kuyruk ve yelesi kara, vücudu kula renginde olan at.
  • 279. Aşkın - 1- Aşmış, üstün, faik, akranlarından ileride olan 2- Melodi, nağme.
  • 280. Aşuk - 1- Aşık, aşmış, geçmiş 2- Tolga.
  • 281. Aşula - Yılmaz irade sahibi.
  • 282. Aşur - Aşırmaktan mecazi Yılmaz, gayretli.
  • 283. Atabek-Atabey - Birleşik ad biçimi; beylik sanı taşır.
  • 284. Ataç - 1- Atasına bağlı, Atasının yolunda 2- Atadan intikal eden 3- Büyüklük gösteren çocuk.
  • 285. Atadan - Miras, manevi miras.
  • 286. Ataeri - birleşik: Ata/Eri mecazi Atalarına ve geçmişine saygılı.
  • 287. Atagüç - birleşik: Ata/Güç mecazi Gücünü atalarından almış.
  • 288. Atağ - (Atak) 1- Ün, nam, şöhret 2- Atılgan 3- Dağ yolu 4- Çağlayan 5- Bir şahin türü.
  • 289. Atala - Tanınmış, ünlü ve zengin.
  • 290. Atalan - Ünlü, ünlü.
  • 291. Atalık - Miras.
  • 292. Atalmış - Ünlü, ünlü.
  • 293. Atasagun - birleşik: Ata/Sagun Hekimlerin en ulusu başhekim.
  • 294. Atay - 1- Ünlü, tanınmış 2- Akın, hücum.
  • 295. Ateş - od, sıcaklık.
  • 296. Atıgay - Ünlü, tanınmış.
  • 297. Atığ - Adı sanı belli, ününü arttırmış kişi.
  • 298. Atıl - Ünlü, ünlü.
  • 299. Atılgan - Atak, gözüpek, yürekli.
  • 300. Atılmış - Atılgan, gözüpek.
  • 301. Atış - Ünlü, ünlü.
  • 302. Atik - çevik, etkin, becerili.
  • 303. Atlığ - Ünlü, zengin.
  • 304. Atmaca - Yırtıcı bir avcı kuş.
  • 305. Atman - Ünlü, saygın.
  • 306. Atmış - Atma eyleminde bulunmuş (ok, kargı vb.).
  • 307. Atsak - Ünlü, adı duyulan.
  • 308. Attil - Hun Türklerinin ünlü doğrua. nı. M, "395, de doğdu.
  • 309. Attilâ-Atilla - Attilâ ve.
  • 310. Atuk - Bolluk, bereket AVAR (Abar) 1- Heybet, büyüklük(Abartı) 2- Dirençlilik, dayanıklılık.
  • 311. Avaz - Nara, yüksek perdeli ses, çığlık.
  • 312. Avcı - Av yapan, avlayan.
  • 313. Avcıl - Avlayıcı, av işinin uzmanı.
  • 314. Avgan - Avuntu.
  • 315. Avınca - sıcak, yakın.
  • 316. Avınç - Ültet, enis, arkadaş.
  • 317. Avınça - Avunç.
  • 318. Avınç-Avunç - avunç, iç rahatlığı.
  • 319. Avıngu - Avunç, teselli.
  • 320. Avkar - Bozkır bıldırcını.
  • 321. Avlak - Av yeri, av olanı.
  • 322. Avşar-Afşar - Oğuz boy adı; çevik ve iş bilir.
  • 323. Avuçu - Avunç.
  • 324. Avunç - Teselli, avuntu.
  • 325. Avunduk - Avuntu, teselli.
  • 326. Avutmuş - Teselli eden.
  • 327. Ay - ay; gece ışığı ve gök cismi.
  • 328. Ayata - birleşik: Ay/Ata.
  • 329. Ayaz - soğuk, açık ve berrak hava.
  • 330. Aybakım - birleşik: Ay/Bakım, bakmaktan, bakış.
  • 331. Ayban - birleşik: Ay/Ban mecazi Debdebe, şaşa.
  • 332. Aybandı - birleşik: Ay/Bandı (Banmak).
  • 333. Aybar - 1- Ay gibi parlak 2- Heybet, heybetlilik.
  • 334. Aybaş - ayın başı, ayın başlangıcı.
  • 335. Aybey-Aybek - Hindistan umumi valisi idi.
  • 336. Aybı - İmdat, medet.
  • 337. Aybın - Onur, onur.
  • 338. Ayçiçek - ay ve çiçek birleşimi; ay ışığıyla açan çiçek imgesi.
  • 339. Aydaboldı - birleşik: Ayda/Oldu mecazi Ay parçası.
  • 340. Aydeniz - ay ışıklı deniz.
  • 341. Aydın - aydınlık, bilgili, ışıklı.
  • 342. Aygan - İçten, samimi, yaren.
  • 343. Aygay - Nara, bağırtı.
  • 344. Aygın - Sınırsız, uçsuz, geniş.
  • 345. Aygırag - 1- Dağ keçisi 2- Bir geyik türü.
  • 346. Ayguçı - Yönetici, devlet görevlisi, danışman, yarıcı.
  • 347. Aygün - ay ve gün birleşimi.
  • 348. Ayhan - Oğuz Han'ın oğullarından Ay Han; ay ve han bağı.
  • 349. Ayık - uyanık, bilgili, zü açık.
  • 350. Ayıntap - Mehtap, ay ışığı.
  • 351. Ayır - Değişik, farklı, başka, fark.
  • 352. Ayırbaş - birleşik: Ayır/Baş Değişim, mübadele.
  • 353. Ayırt - Fark, farklılık, ayırım.
  • 354. Ayısıg - birleşik: Ay/Isıg Ay ısısı, sıcaklığı.
  • 355. Ayıt - Söylemek, anlatmak.
  • 356. Ayıtgu - Temyiz.
  • 357. Ayıtmış - Söyleyen, bildiren, uyaran.
  • 358. Aykaç - söz ustası, sai.
  • 359. Aykın - Geniş, ferah, aydınlık.
  • 360. Aykor - ay ve kor birleşimi; ay ışığı ile ateş özü.
  • 361. Aykoyun - birleşik: Ay/Koyun Yakut destanlarında adı geçen, eski dönem güç tanrısı.
  • 362. Aykut - ay kutu; ay ışığı ve kut bağı.
  • 363. Aylin - ay çevresindeki ışık halkası; ay ışığı çağrışımı.
  • 364. Aylu (Aylı) - Aydan.
  • 365. Ayma - Duyarsız, başıboş vurdum duymaz.
  • 366. Aymaz - Vurdumduymaz, başına buyruk.
  • 367. Ayral - seçkin.
  • 368. Ayrı - Başka, değişik, farklı.
  • 369. Ayrıç - Bölüşüm, taksimat.
  • 370. Ayrıkça (Ayıkşa) - Derviş, mecnun.
  • 371. Ayruk - 1- Farklı, değişik 2- Varlıklı, zengin AYSELİG (Aysiliğ) birleşik: Ay/Silig, dürüst, onurlu, temiz sözlü.
  • 372. Aytaç - söz eri, ozan; ay ve taç çağrışımı da taşır.
  • 373. Aytak - Konuşmacı, hatip.
  • 374. Aytar - Haberci, muhbir.
  • 375. Aytay - Marufiyet ?
  • 376. Aytek - Konuşmacı, hatip.
  • 377. Aytın - Aydın, aydınlık.
  • 378. Aytış - Nutuk, anlatım, hitabet.
  • 379. Aytışan - Hatip, konuşmacı.
  • 380. Aytuk - Hatip, konuşmacı.
  • 381. Ayuk - Söz söylenebilen ve sözün değer gördüğü yer.
  • 382. Ayur - Konu, bahis, bahse konu olan.
  • 383. Ayyurt - ay ve yurt birleşimi; yurdun ay ışığı.
  • 384. Azboy - Heyecan.
  • 385. Azgın - Zapt edilmesi zor, sınırı aşmış, tahrik olmuş.
  • 386. Azlağ - Seyrek, az rastlanır.
  • 387. Azrak - Seyrek, az rastlanır.
  • 388. Azuk - (Azuka, Azık): Geçimlik, yiyecek.

B

  • 389. Babat - Cins, Tür.
  • 390. Babrak - Hızlı, çevik, atletik.
  • 391. Babür - Kaplan cinsi, yırtıcı bir hayvan.
  • 392. Baçak - Bir çeşit zırh (Dize geçirilen bir zırh).
  • 393. Baçman - Başlık, Tolga.
  • 394. Badan - Batan (Batmaktan Güneşin batışı).
  • 395. Badgı - (Sevük - tekin) in dedej den 7 Ba.
  • 396. Badur - yiğit, alp, yiğit, yiğit.
  • 397. Baga - 1- Alt, küçük, küçük rütbeli yönetici 2- Boğa.
  • 398. Bagay - Afacan, yaramaz, ele avuca sığmaz.
  • 399. Bagrı - Kararlılık, azim.
  • 400. Bağa - bağa sanı; eski Türk unvanı.
  • 401. Bağam - Destek, arka, güç.
  • 402. Bağan - Anıt, abide.
  • 403. Bağatır - alp, yiğit Bali.
  • 404. Bağatır-Bağat - yiğit, kahraman.
  • 405. Bağdaşuk - Uyumlu, ahenkli, uzlaşmacı.
  • 406. Bağı - Büyü, efsun, bağlılık.
  • 407. Bağım - Bağlı, bağlılık.
  • 408. Bağımsız - Bağlı eksik kalan, özgür.
  • 409. Bağır - 1- Sine, göğüs, kucak 2- Kalp, gönül.
  • 410. Bağırlak - İri bir kırlangıç türü.
  • 411. Bağış - 1- Veriş, ikram 2- Af, af ediş, 3- Nezaret.
  • 412. Bağlan - 1- Demet, deste 2- Bağlılık 3- Kızıl renkli bir su kuşu.
  • 413. Bağrı - Kararlı, azimli.
  • 414. Bağşı - (Baksı) Kam, doktor.
  • 415. Bahşi - Baksı, doktor, bilgin, büyücü, hoca.
  • 416. Bakaç - Bakıcı, bakan, nazır.
  • 417. Bakan (Bağan) - 1- Anıt, abide 2- Bağlayıcı, birleştirici 3- Haşarı, afacan.
  • 418. Bakay - Haşarı, ele avuca sığmayan.
  • 419. Bakım - Bakma eylemi, nazar, bakış.
  • 420. Bakırsokum - birleşik: Bakır/Sokum.
  • 421. Bakış - 1- Bakış, nazar 2- İkram 3- af.
  • 422. Bakışı-Bakşı - Birleşik ad biçimi; aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 423. Baksı (Bakşı) - Bahşı, doktor, bilgin, büyücü.
  • 424. Baktı - Bakan, nazır.
  • 425. Bala - Yavru, çocuk.
  • 426. Balaca - Yavrucak, ufaklık.
  • 427. Balak (Balak) - manda yavrusu.
  • 428. Balaman - iri, büyük, büyük.
  • 429. Balamır--Balamb - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 430. Balandı - İri yarı, gösterişli.
  • 431. Balasagun - birleşik: Bala/Sagun Özlenen, beklenen yavru.
  • 432. Balbal - 1- Heykel, anıt 2- Mezar taşı.
  • 433. Baldak - Sap, kılınç kuşağının bağlan- dığı kulp.
  • 434. Baldu - Balta.
  • 435. Balduk - Balta.
  • 436. Balgay - Ünlü, ünlü.
  • 437. Balı - Değerli, yüksek, ulu kişi.
  • 438. Balkan - dağ sırası, sarp ve ormanlık dağlar.
  • 439. Balkı - parıltı, ışık.
  • 440. Balkın - Parlak, gözalıcı.
  • 441. Balkır - parıltı, ışık.
  • 442. Balkıs-Balkız - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 443. Balta - Ağaç ve odun kesmek için kullanılan alet.
  • 444. Balteg - Çamur, çamurlu BALUG (Balık) 1- Balçık çamur 2- Ev, köy 3- Suda yaşayan balık.
  • 445. Bamsı - 1- Yüksek, ulu, ulaşılmaz 2- Baksı, kam.
  • 446. Banar - Demet, tutam, deste.
  • 447. Bangu - (Mengü, Bengü) Sonsuz, sonsuzluk, bengü.
  • 448. Banıçiçek - Kutsal Çiçek.
  • 449. Banlak - Çağrı, davet, ezan.
  • 450. Baradan - 1- Boradan, bora parçası 2- Nara, yüksek ses, bağırtı.
  • 451. Baran - güçlü, yağız/esmer.
  • 452. Barbol - Varol.
  • 453. Barça - 1- Parça 2- Tüm, tamam, eksiksiz.
  • 454. Barçak - kılıç ve kalkan kabzelerini koruyan bölüm; savaş gereci imi.
  • 455. Barçın - ipekli kumaş.
  • 456. Bardam - Varlık, ganimet, bolluk.
  • 457. Bardı - Vardı (Varmak dan).
  • 458. Bargan - Varan, ulaşan.
  • 459. Bargı - Kadife.
  • 460. Bargıt - Kadife.
  • 461. Bargu - Nimet, ganimet.
  • 462. Barguş - Ganimet.
  • 463. Barık(Barı) - Esas, esas olan, mahfuz.
  • 464. Barım - Varım, servet, varlık.
  • 465. Barın - 1- Güç, güç 2- Barınak.
  • 466. Bark - ev, yapı, barınak.
  • 467. Barkan - Oynak toprak, bataklık.
  • 468. Barkat - Heykel, büst.
  • 469. Barkın - 1- Gezgin, seyyah 2- Kararlı, azimli.
  • 470. Barkuk - Mısırda Eyyubilerin, yedi geçen Aybey den sonr: Batır tan olan türk kölemenler dir. m.
  • 471. Barkuk-Berku - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 472. Barla - Parlak, göz alıcı.
  • 473. Barlak - Parlak.
  • 474. Barlı - Varlıklı, zengin.
  • 475. Barlık - Varlık.
  • 476. Barmak - (Varmak).
  • 477. Barmaklak - 1- Varıcı, ulaşıcı 2- Eldiven 3- Varlık.
  • 478. Barman - Varlıklılık, mevcudiyet.
  • 479. Bars - Pars, leopar.
  • 480. Barsuk - Porsuk.
  • 481. Bartık - Heykel, büst.
  • 482. Barug - Mesned, dayanak.
  • 483. Barunduk - Sığınılacak yer, barınak.
  • 484. Basagar - Ağırbaşlı, gösterişsiz BASAK(Basa)1- yürekli, gözükara 2- Baskın 3- Farklılık, ayırım.
  • 485. Basan - 1- Baskın yapan 2- Ölünün ardından verilen yemek 3- Yayan, yayıcı.
  • 486. Basar - Baskın, baskıncı.
  • 487. Basat - 1- Mühür, 2- Yardım, muavenet 3- Busat, pusat, stanrısal güç 4- başat.
  • 488. Basgan - Basan, baskıncı.
  • 489. Basık - 1- Gece baskını 2- Basınç, tazyik, baskı.
  • 490. Basılgan - Baskıncı.
  • 491. Basım - Enerji, güç.
  • 492. Basır - Basar.
  • 493. Baskak - Basak, yürekli, farklı, Çengiz Kaan döneminde askeri valiler için kullanılan ünvanlardan.
  • 494. Baskın - 1- Galp, muzaffer 2- Ani yapılan saldırı 3- Basık, yaygın genişlemiş.
  • 495. Basmıl - 1- Baskıncı 2- yardımcı, muavin.
  • 496. Basruk - Baskı, tazyik.
  • 497. Bassız - Başsız, başına buyruk.
  • 498. Bastı - Bastıran, baskın yapan.
  • 499. Bastık - Basdı, Baskıncı BASU (Basut) Tokmak.
  • 500. Basuç - Baskı, tazyik.
  • 501. Basut - 1- Yardım, yardımcı 2- Demir tokmak 3- Baskın yapan.
  • 502. Baş - Oluş, doğuş, ortaya çıkış, uç nokta, doruk, birinci sıra gibi anlamların hepsini içeren bir söz.
  • 503. Başa - ekinlerin danelerini havi sün- bülü.
  • 504. Başagut - Önde gelen, önde bulunan, sevilen.
  • 505. Başalmış - 1- Öncü, önder 2- Düşmanını yenip, yenmiş.
  • 506. Başarı - Muvaffakıyet.
  • 507. Başbağ - 1- Başı bağlı, özgürlüğü kısıtlı 2- Gözde, sevgili, en değerli.
  • 508. Başçıl - Şef, lider, önde gelen.
  • 509. Başdaş - Denk, akran.
  • 510. Başdu - Başta olan, önde giden.
  • 511. Başel - birleşik: Baş/İl yol gösterici, mihmandar.
  • 512. Başgak - 1- Başkan, şef 2- Bir tatlı su balığı.
  • 513. Başgöz - birleşik: Baş/Göz 1- Birleşik, ayrılmaz 2- anlam genişlemesiyle Evlilik.
  • 514. Başıl - Önde giden, şef.
  • 515. Başkan - Yönetici, şef, başta giden.
  • 516. Başkara - birleşik: Baş/Kara mecazi Sert, acımasız, bir kişiliğe sahip olan kişi.
  • 517. Başkır - Başarı, muvaffakıyet.
  • 518. Başladaçu - Başlatıcı, yönetici, hakem.
  • 519. Başlag - Başlangıç, ilk.
  • 520. Başlak - 1- Başıboş, salınmış 2- Başlangıç.
  • 521. Başlamış - 1- Kararlı, çalışkan 2- Lider, lider olmuş.
  • 522. Başlığ - Başı dik gururlu.
  • 523. Başlık - Yönetici, şef.
  • 524. Başnak - Başlıksız, tulgasız.
  • 525. Baştın - Selef, önceki.
  • 526. Baştınki - Baştaki, öndeki, önder.
  • 527. Başveren - Fedai.
  • 528. Başvermiş - Kurban, fedai.
  • 529. Batak - 1- Çamur, bataklık 2- Gizli, gömülü.
  • 530. Batı - güneşin battığı yön.
  • 531. Batım - 1- Batma boyu, boy, derinlik 2- Sivri bir aletin saplanması.
  • 532. Batmaz - 1- Diri, mücadeleci 2- Kesici ve sivri araçlara dirençli.
  • 533. Batrak - (Batırak) Mızrak, kargı.
  • 534. Batsık - 1- Bastıran, yanaştıran 2- Gün batısı, batı.
  • 535. Baturgan - 1- Saklayan, gizleyen, gizli 2- Batıran, saplayan.
  • 536. Batut - Gizli, saklı.
  • 537. Bavırgan - 1- Sevecen, koruyucu 2- Bağıran, nara atan.
  • 538. Bavlı - eğitimli.
  • 539. Bavuk - becerili.
  • 540. Bay - bey, varlıklı, ulu.
  • 541. Baya - Bay, baylanmış, zenginleşmiş.
  • 542. Bayak - Selef, daha önceki.
  • 543. Bayan - varlık, bolluk, yaşam.
  • 544. Bayan-Hı - Birleşik ad biçimi; varlık, soyluluk ve bolluk bağı, ay ışığı bağı taşır.
  • 545. Bayat - eski, köklü; Oğuz boyu adı.
  • 546. Bayatlı - Devletli, bahtı açık, muktedir.
  • 547. Bayatluğ - (Bayatlı) BAYAVUT (Bayagut) Varlıklı, muktedir.
  • 548. Bayça - Varlıklı, muktedir.
  • 549. Baydan - 1- eli açık, eli açık 2- Şık, yakışıklı.
  • 550. Baygın - Kendinden geçmiş.
  • 551. Bayık - 1- Varlıklı, egemen 2- Usta, eli yatkın 3- Doğru sözlü, saygılı, güvenilir.
  • 552. Bayındır - varsıl, bayındır; Oğuz boyu adı.
  • 553. Bayır - Yamaç.
  • 554. Bayıtmış - Zengin, kudret sahibi.
  • 555. Bayla - Varlıklı, gönenç içinde olan.
  • 556. Baylak - Dingin, gönenç içinde.
  • 557. Baylam - bağ, rabıta.
  • 558. Baylamış - Varlıklı, güçlü olmuş.
  • 559. Baylanış - İlişki, münasebet.
  • 560. Baylık - 1- Varlık, Varlıklılık, güçlülük 2- Ganimet.
  • 561. Baymaz - Mala mülke ilgi duymayan kişi.
  • 562. Baynal - Şiban Han'ın oğlu.
  • 563. Bayraç - Varlıklı, zengin.
  • 564. Bayrak - Varlık, varoluş, erklik, güç, ve bağımsızlık.
  • 565. Bayram - kutlu gün, toy günü, sevinçli eşik.
  • 566. Bayrav - sert, sert.
  • 567. Bayrı - sadık, hizmete bağlı.
  • 568. Bayrın - Kadim, ezeli, eskiye dayalı.
  • 569. Baysa - Madalya.
  • 570. Baysak - dingin, dinginliklu.
  • 571. Baysan - Yakışıklı, levent, gösterişli.
  • 572. Baysin - Zengillik, kudret.
  • 573. Baytag - Bolluk, çokluk, kalabalık.
  • 574. Bayuk - Hazır, amade.
  • 575. Bayur - yürekli, gözükara.
  • 576. Bayutmuş - birleşik: Bay/Utmuş (yenmiş, muzaffer).
  • 577. Bayülgen - birleşik: Bay/Ülgen.
  • 578. Bayülken - (Bayülgen).
  • 579. Bay soy - soylu nesil ik Türklerin kutsal varlıklarından ın yer yüzü vekiji. İyilikleri ödüllandıran kutsal varlıkı iyilik.
  • 580. Baz - 1- Güvenilir, güvenilir 2- Merkeze bağlanmış, sonradan katılmış.
  • 581. Bazda - Hoş, ince, güzel, çekici.
  • 582. Bazır - Basar, baskıncı.
  • 583. Bazman - Tabi, bağlı, muti.
  • 584. Bbiri - erdem erdem.
  • 585. Beceri - (Beceriklik) Ustalık, marifet, yeterlilik.
  • 586. Becet - Süs, makyaj, tezniyat.
  • 587. Beçirik - Becerik, beceri, marifet.
  • 588. Beçkan - İpekten yapılmış sancak.
  • 589. Beder - Ziynet, değerli taş.
  • 590. Bedizci - Ressam, heykeltıraş, nakışçı.
  • 591. Bedük - güçlü, görkemli, yüce.
  • 592. Begesin - Doğruluk, sevap, hayr.
  • 593. Begi - 1- Yiğit, güçlü, 2- Eş- koca.
  • 594. Begisi - 1- Doğru, sevap 2- Beğenilen, imrenilen.
  • 595. Beğdaş - Akran, eş, denk.
  • 596. Beğde - 1- Aziz, saygıdeğer 2- doğru, hak gözeten, adaletli.
  • 597. Beğdeş - doğru, eşit.
  • 598. Beğdi - Aziz, muterem, saygıdeğer.
  • 599. Beğdüz Emen - birleşik: Beğdüz/Emen (tin, can).
  • 600. Beğenç - beğenme ve sevinç anlamı.
  • 601. Beğendik - Beğenilen.
  • 602. Beğeni - Hoşa giden, beğenilen.
  • 603. Beğenmiş - Hoşuna gitmiş.
  • 604. Beğit - bağ, rabıta.
  • 605. Bekdeş - Akran, emsal, küfv Bars.
  • 606. Bekdeş-Bekt - denk, eş kişi.
  • 607. Bekem - Rasin, sağlam Bes.
  • 608. Beken - Dayanıklı, sağlam.
  • 609. Beket - Güç, dayanıklılık.
  • 610. Beki - 1- Yiğit, güçlü 2- Eş, koca 3- Şaman, baş şaman.
  • 611. Bekik - korunmuş, arı.
  • 612. Bekik-Bekte - korunmuş, arı.
  • 613. Bekim - Azimli, kararlılık.
  • 614. Bel - 1- Bilgi, bilim 2- Belirti, iz, damga 3- Tarlanın orta yeri 4- İki dağın arasındaki geçit.
  • 615. Belçin - Belirti, iz, damga.
  • 616. Beldek - İz, işaret, emare.
  • 617. Beleda-Buda - Attila'nın kardeşi Bleda/Buda adı.
  • 618. Belek - bağış, armağan.
  • 619. Belet - kılavuz, delil, rehber.
  • 620. Belge - Belge, doküman, delil.
  • 621. Belge-Belgü - alamet, im, delil.
  • 622. Belgi - 1- Belge 2- Bilgi 3- Fark, farklılık, ayırt, alamet.
  • 623. Belgin - belirmiş, açıkça görünen, seçilen.
  • 624. Belgü - 1- Belge 2- Sınır taşı, sınır toprağı 3- Yüzük taşı, nişane.
  • 625. Belik - 1- Doruk, zirve, şahika 2- Saç örgüsü.
  • 626. Bellek - Hafıza.
  • 627. Benek - 1- Armağan, armağan 2- Bakır para 3- İşlemeli kumaş.
  • 628. Bengi - Bengü, mengü sonsuz, sonsuzluk, ebediyet, bengü.
  • 629. Bengilik - Sonsuzluk.
  • 630. Bengü - sonsuz, kalıcı.
  • 631. Benice - Sonsuzluk, sonsuzluğa giden.
  • 632. Benk - sağlam, sağlam.
  • 633. Benli - Yüzünde ben olan.
  • 634. Beray - parlak ay.
  • 635. Berdi - Verdi, Kutsal güçler tarafından yollanan.
  • 636. Beregen - Eli açık, eli açık, verici.
  • 637. Bereket - t talilim iğ! için analarına meymenetli, gelen mubarek (Olcay.
  • 638. Berge - 1- Vergi 2- Berke, kamçı, değnek.
  • 639. Bergi - 1- Vergi 2- Eli açık, eli açık.
  • 640. Bergilik - Doğal, tabi.
  • 641. Berik - sağlam, güçlü; Attila'nın elçisi olarak geçen kişi adıyla bağlı.
  • 642. Beril - Verici, eli açık, eli açık, fedakar.
  • 643. Berin - Veren, eli açık.
  • 644. Beriş - Veriş, hibe.
  • 645. Berkant - birleşik: Berk/Ant Altay dağları cıvarında bir başka dağın adı.
  • 646. Berkem - Düşmana karşı iyi korunan yer, müstahkem mevki.
  • 647. Berkin - Güçlü, güçlendirilmiş.
  • 648. Berkit - Güçlü, güçlendirilmiş, sağlam.
  • 649. Berkliğ - Berkli, güçlü, dayanıklı.
  • 650. Berkuk - Sert, yürekli, dayanıklı.
  • 651. Bermek - Vermek, veriş.
  • 652. Berşe - Odun kömürü, kül.
  • 653. Beseği - çiy.
  • 654. Betik - (Bitiğ, bitik) Yazılı kağıt, mektup.
  • 655. Beydeş - doğru, eş, denk.
  • 656. Bezek - Süs, takı, piraye.
  • 657. Bezen - Süs, makyaj.
  • 658. Bezenmiş - Süslü.
  • 659. Bezgin - Bez mekden. Sarsılmış, bıkmış.
  • 660. Bıçak - Biçme aracı.
  • 661. Bıçgın - Kesen, biçen.
  • 662. Bıçkı - Bıçak bileme aracı.
  • 663. Biçek - Bıçak, biçici.
  • 664. Biçik - Biçilmiş, biçimlenmiş.
  • 665. Biçim - Şekil, format, örnek, biçilmiş gibi.
  • 666. Biçin - 1- Biçilmiş, biçime girmiş 2- Ekin, tahıl 3- Biçen, doğrayan.
  • 667. Bien - mecmuayi eş'ar Babür badi- şah adlı kitapları ünlüdur. Bir başka Babür. Kapcak beylerindendır.
  • 668. Bigen - Beğenilen.
  • 669. Bigendik - Beğenilen, ilgi duyulan.
  • 670. Bige-Biğe - bilge, bilgili.
  • 671. Biğü - armağan Boj.
  • 672. Biğz - parıltı, parlaklık Biti.
  • 673. Bil - Bilgi, bilim.
  • 674. Bildik - Bilinen, tanınan, ünlü.
  • 675. Bilecen - Bilgiç, çok bilmiş.
  • 676. Bileda - Balta.
  • 677. Bilge - bilgin, uslu, derin kavrayışlı.
  • 678. Bilgekağan - bilge kağan; ulu yönetici.
  • 679. Bilgen - Bilen, bilgin, bilgin.
  • 680. Bilge Tamgaçu - bilge mühürcü, bilge görevli.
  • 681. Bilge-Hatur - Birleşik ad biçimi; bilgi ve us bağı taşır.
  • 682. Bilgin - Bilim adamı.
  • 683. Bilgü - Bilgi.
  • 684. Bilig - Bilgiler, bilim, bilim dalı (orj).
  • 685. Bilik - Bilen, bilgili.
  • 686. Bilun - Esir, tutsak, (gönül ve akıl esiri, aşık).
  • 687. Binit - Binilecek nitelikteki, soylu at.
  • 688. Binzet - ince, güzel, güzel.
  • 689. Birben - birleşik: Bir/Ben Ben mecazi Kendini beğenmiş.
  • 690. Birçe - Biricik, yegane.
  • 691. Birçek - 1- Biricik 2- Saçın ortadan ayrılıp yana dökülmüş hali.
  • 692. Birebin - Yegane, tek, biricik.
  • 693. Birge - 1- Beraber, birlikte 2- Biricik 3- Berke.
  • 694. Birgen - İçine kapanık, münzevi.
  • 695. Biricik - Tek, yegane, bir tane.
  • 696. Biriçim - birleşik: Bir/İçim mecazi İmrenilecek güzellik ve çekicilik.
  • 697. Biridin - Güneyli, güney bölgesinden.
  • 698. Birkit - Birleşik, birleşmiş.
  • 699. Bişük - Nesil, soy-sop, kavim, kardeş.
  • 700. Biterge - Gerek, hacet, ihtiyaç.
  • 701. Bitev - (Bidev) 1- Soylu, soylu at 2- El değmemiş bakir.
  • 702. Bitig - Yazı, yazıt.
  • 703. Bitigçi - Katip, yazıcı.
  • 704. Bitigen - Anıt, yazıt, yazılı taş.
  • 705. Bitim - Gaye, hedef, ülkü BİTKİ (Bütkü) yerden biten.
  • 706. Biyan - (Bayan) (Buyan) Varlıklı, eli açık, Eski Tanrı sıfatlarından.
  • 707. Biyum - eli açık, eli açık.
  • 708. Bod - Boy, uruk.
  • 709. Boga - Boğa.
  • 710. Bogatur - yiğit.
  • 711. Boğ - armağan, armağan.
  • 712. Boğaca - Boğa gibi güçlü.
  • 713. Boğacı - Boğa deviren.
  • 714. Boğaçuk - Küçük boğa, genç boğa.
  • 715. Boğar - Boğucu, güçlü, güçlü.
  • 716. Boğarcık - Güçlü, boğucu.
  • 717. Bolcal - Vade, müddet.
  • 718. Bolçak - Gürz, topuz.
  • 719. Bolduçağ - Uygun zaman, olan çağ.
  • 720. Bolgan - 1- Soylu at 2- Keşşaf, mucit 3- Olgun, olmuş, ermiş.
  • 721. Bolgu (Bolgi) - Orijinal, özgün.
  • 722. Boncuk - değerli taş, takı.
  • 723. Bondofor - Attilânın dedelerinden.
  • 724. Bor - Bora, fırtına.
  • 725. Boran - fırtına, tipi.
  • 726. Bordak - Semiz, şişman, balık etli.
  • 727. Bordu - Üzüm, asma.
  • 728. Borka - Baraka, ev.
  • 729. Borla - Burla, üzüm, üzüm salkımı.
  • 730. Borte-Bürte--cüci - börte renkli; bozkurt bağı.
  • 731. Bosum - Endam, zerafet BOSUT (Basat) anlayış, izan, hidayet.
  • 732. Boşgur - Eğitmen, öğretmen, talimci.
  • 733. Boşgut - Öğrenci, şakirt.
  • 734. Boy - 1- Uruk, uyruk, oymaklar birliği 2- Eda, endam.
  • 735. Boydaş - Aynı boyun mensubu.
  • 736. Boyda(Ğ) - Soyut, mücerred.
  • 737. Boyla - Unvan veren kişi.
  • 738. Boylan - Adına ve soyuna layık.
  • 739. Boyla Bağa Tarkan - yüksek yönetici sanı.
  • 740. Boyluğ - 1- Soylu 2- Yakışıklı.
  • 741. Boysan - uzun boylu yiğit.
  • 742. Boz - öç duygusu ve sertlik, yiğit, doğrui renk Dişi geyik.
  • 743. Bozan - Bozmak dan düşmanı yenip dağıtan.
  • 744. Bozca - 1- yürekli, gözükara 2- Boz rengine kaçan.
  • 745. Bozcak - yürekli.
  • 746. Bozçin - Dürüst, güvenilir.
  • 747. Bozdoğan - birleşik: Boz/Doğan Bir doğan türü.
  • 748. Bozkır - Step, çöl, vaha.
  • 749. Bozlak - 1- Boz ve kül renginde olan 2- Otlak, mera.
  • 750. Böbülük - Koca, gül.
  • 751. Böçke - 1- Canavar 2- Böcek.
  • 752. Bödge - Çağ, zaman.
  • 753. Bögü - 1- Filozof, hikmet sahibi kişi 2- Büyü, sihir 3- Ejderha, canavar 4- Zehirli bir böcek.
  • 754. Bögür - 1- Ordunun kanatlarından her biri, cenah 2- Kaburga ile kalça arasındaki bölge.
  • 755. Bög(Bök) - Kısmet, nasip.
  • 756. Böğdün - Bürokrat, yüksek dereceli memur.
  • 757. Böğrek - Ordugah, merkez ordu, merkez ordunun savaş pozisyonu.
  • 758. Böğü - bilgin, görkemli, güçlü.
  • 759. Böğürmüş - Şamatacı, gürültücü.
  • 760. Böğüş - Zeka.
  • 761. Böke - alp, yiğit, sağlam kişi.
  • 762. Böken - Ahu, ceylan.
  • 763. Bökevul - Aşçı, iyi yemek yapan.
  • 764. Bökli - güçlü kişi.
  • 765. Böklice - Şık giyimli.
  • 766. Böle - Pay, nasip, kısmet.
  • 767. Bölek - armağan, armağan.
  • 768. Bölen - Bölüm, pay.
  • 769. Bölük - 1- Kısım, ekip, bölüm 2- Pay, nasip.
  • 770. Bölün - Yönetici, şef.
  • 771. Bönge - Tekme.
  • 772. Bönger - Tekmeleyici, iyi tekme atan.
  • 773. Börçe - Zülüf.
  • 774. Börçek - Zülüf.
  • 775. Böri - kurt, koruyucu yiğit.
  • 776. Börk - Başlık, tüylü hayvan derilerinden yapılan başlık BÖRKLÜ(Ğ) Saygıdeğer.
  • 777. Börklüce - Saygıdeğer, saygı gösterilen.
  • 778. Börü - (Böri) Kurt.
  • 779. Bözüş-Boğüş - Birleşik ad biçimi; öz ve kök bağı taşır.
  • 780. Bucak - kenar, köşe, yan bölge.
  • 781. Bucuga - Yadigar Han torunu ve Abak Han oğlu çevresinde geçen tarihî ad.
  • 782. Budak - Sert dal parçası mecazi Güç, sertlik, dayanıklılığı sembolize eder.
  • 783. Budan - (budun).
  • 784. Budargana - sulak yerde çıkan sarı renkli çiçek açan çalı.
  • 785. Buday - Buğday.
  • 786. Budraç - Gözü pek, yürekli.
  • 787. Budulgan - Yürekli, yürekli.
  • 788. Budun - millet, ortak soy topluluğu.
  • 789. Budunçi - Buduncu, Ulusçu.
  • 790. Budunçiyir - birleşik: Buduncu/Yir, yer toprak.
  • 791. Buga - Boğa.
  • 792. Bugan - 1- Boğan 2- Alamet, işaret, iz.
  • 793. Bugateg - Boğa gibi güçlü.
  • 794. Bugay - 1- Afacan, ele avuca sığmayan 2- Buğu, ceylan.
  • 795. Bugu - 1- Buğu, ceylan 2- Böcek, örümcek 3- Canavar.
  • 796. Bugur - Sürekli, devamlı, devamlılığı olan.
  • 797. Bugu-tekin - Efsane devrine ait Türk Bü- yüklerindendir. (1).
  • 798. Buğu - 1- Ceylan, 2- Yavru geyik 3- Buhar.
  • 799. Buğuçan - Boğucu, boğaç.
  • 800. Bukağı - Kelepçe, atların ayağına takılan bir çeşit köstek.
  • 801. Bukuk - Tomurcuk, filiz.
  • 802. Bulaç - Bulucu, keşşaf, mucit.
  • 803. Bulagan - 1- Olgun, kamil 2- Bulan, bulucu.
  • 804. Bulak - Göze, kaynak, pınar.
  • 805. Bular - Bulur, mucit.
  • 806. Bulası - Ülkü, bulunması istenen.
  • 807. Bulça - 1- Bolluk, ganimet, bereket 2- Bulucu, mucit.
  • 808. Bulçu - Bulucu, mucit.
  • 809. Bulçum - Keşif, buluş.
  • 810. Buldak - 1- Bulanık, karışık, karma 2- Kıyı, sahil.
  • 811. Buldan - Bolluk, gönenç.
  • 812. Buldu - Önemli, değerli, az rastlanan.
  • 813. Buldur - 1- İri su damlası 2- Gözyaşı.
  • 814. Bulgan - 1- Olgun, kamil 2- Bulucu, mucit.
  • 815. Bulganç - Karma, kırma, karışık.
  • 816. Bulgar - Karışık, bulanık, karışmış, içiçe girmiş.
  • 817. Bulgaş - Karışıklık, karmaşa.
  • 818. Bulmaz - 1- olgunlaşmamış 2- Sakin, tembel.
  • 819. Bulmuş - 1- Olgun, erdemli, oturaklı 2- Keşşaf, mucit.
  • 820. Bulu - Anlayış, idrak, izan.
  • 821. Buluç - 1- Bulucu 2- anlayış, fehim.
  • 822. Bulug - 1- Keşif bölgesi, keşfedilen yer, bölge 2- Fidye, haraç.
  • 823. Bulugan - Bulan, bulucu.
  • 824. Bulum - İrfan.
  • 825. Bulung - Bulunulan yer, yön, taraf.
  • 826. Buluş - 1- Feraset, buluculuk 2- Manevi destek.
  • 827. Buluşgan - Usta, becerikli.
  • 828. Bulut - gökte su taşıyan kütle.
  • 829. Bumin Kağan - tarihî kağan adı.
  • 830. Bun - Üzüntü, keder, bunalım, kendinden geçiş.
  • 831. Bunak - Bunlu, üzüntülü, kendinden geçmiş.
  • 832. Bunalmış - Üzgün, mahzun.
  • 833. Bung - Bun, keder.
  • 834. Bunluğ - Bunlu, kederli.
  • 835. Bunsuz - Mutlu, huzurlu.
  • 836. Burak - şimşek gibi hızlı binek; İslamî-menkıbevî bağ yanında Türk ad alanında kullanılan biçim.
  • 837. Buran - tarihî ad.
  • 838. Burcu - 1- Buruk, burucu 2- Güzel ve keskin koku 3- Biber.
  • 839. Burçak - 1- Nohutgillerden bir tahıl 2- İrmiklik buğday.
  • 840. Burçin - dişi ahu; ince, güzel duruşlu hayvan adı.
  • 841. Burçugin - Özü sözü bir, güvenilir.
  • 842. Burçuk - 1- Tahta veya keçeden yapılmış küçük heykel 2- Varlık, servet 3- Çiçek, gül.
  • 843. Burgacı - Cengiz ordusu ve Erlat kabilesi çevresinde geçen tarihî ad.
  • 844. Burgaz - kale.
  • 845. Burka - Yüz örtüsü, fular.
  • 846. Burkan - 1- Totem, heykelcilik 2- Hüzün, iç burkuntusu.
  • 847. Burke - 1- Burka 2- Berke, kamçı.
  • 848. Burta - 1- Benek, ben 2- Altın tozu.
  • 849. Burtag - Burtak çakıllı, taşlı toprak.
  • 850. Buruk - Kırgın, alıngan, mahzun.
  • 851. Burul - İçli, içten, samimi.
  • 852. Burunçuk - Burulmuş, buruşuk.
  • 853. Burundu - Atların terbiyesi için burunlarına takılan kıskaç.
  • 854. Burungu - Geçmiş, mazi, hatıra.
  • 855. Buşku - Telaş, heyecan.
  • 856. Buyan - a Yıldız han" pin Soyundan, küva Im torunu, Ajan. pin kocası.
  • 857. Buyandı - Kutlu, bahtı açık.
  • 858. Buyra - Kıvırcık, kıvrılmış, bürülmüş.
  • 859. Buyraç - Amir, buyuran.
  • 860. Buyrat - Engebe, engel.
  • 861. Buyruk - emir, yönetim sözü.
  • 862. Buzaç - Bozucu, bozguna uğratan.
  • 863. Buzan - Bozan, düşman birliğini dağıtan.
  • 864. Bübülük - Gül, konca.
  • 865. Büdene - Bir bıldırcın türü.
  • 866. Bügü - 1- Büyü, sihir 2- Felsefe 3- ejderha.
  • 867. Bük - Kıyı, sahil.
  • 868. Büke - pehlivan, zorlu.
  • 869. Bükeç - Güçlü, bükücü.
  • 870. Bükey - Büken, bükücü, güçlü.
  • 871. Büke Badraç - Büke soylu tarihî ad.
  • 872. Büklüm - Kıvrım, büküntü, saçak.
  • 873. Bükü - Ejderha.
  • 874. Büküş - Bükme eylemi, bükmek.
  • 875. Bülek - bağış, armağan.
  • 876. Bülte - Demet, deste, top.
  • 877. Büngü - Tos atmak, kafa vurmak.
  • 878. Bür - Gonca; gonca gül.
  • 879. Bürçe - Kurt yavrusu.
  • 880. Bürçek - 1- Kurt yavrusu 2- Saç kıvrımı.
  • 881. Bürkev - Himaye, vesayet.
  • 882. Bürküt - 1- armağan, armağan 2- Bir kartal türü.
  • 883. Bürüm - Bürülmüş, katlanmış.
  • 884. Bürüncük - İpekten yapılmış, şal, fular.
  • 885. Büvet - Baraj, set, su seti.
  • 886. Büyü - Sihir, gizliyi bilme işi, bilgelik.
  • 887. büyük - 1- Olgun, saygıdeğer 2- Bilge 3- Büyü, büyücü.

C

  • 888. Cabadak - Hayret, şaşma.
  • 889. Cabalak - Yabalak, yaygın.
  • 890. Caçımdı - Halâk, mültefit onurlu, ölçülü.
  • 891. Cağımda - Yaratıcı, üretken.
  • 892. Cağımdı - Lütufkar, iltifat eden.
  • 893. Cağlı - onurlu, temiz sözlü, dürüst.
  • 894. Cakşı - Yakşı, yakışıklı, güzel.
  • 895. Calasın - yakışıklı.
  • 896. Calman - Yalman.
  • 897. Caman - 1- Yaman, 2- Kam, büyücü.
  • 898. Camanbay - birleşik: Caman/Bay.
  • 899. Candar - Candar oğullarıyla bağlı tarihî ad.
  • 900. Canik - Tüccar, ticaret erbabı.
  • 901. Canku - Meşveret.
  • 902. Caplık - üni; Kiymetii taş.
  • 903. Cara-Hülâgu-Çağatay - Birleşik ad biçimi; ay ışığı bağı taşır.
  • 904. Carı - çevik.
  • 905. Carıp - Yakın, dost, çok yakın arkadaş.
  • 906. Cartı - Şık, alımlı.
  • 907. Caruz - Heyecan.
  • 908. Catık - yumuşak huylu.
  • 909. Catuk - Halim, haluk.
  • 910. Cav - Gösteriş, afi, fiyaka.
  • 911. Cavankul - Uygurlar döneminde ordunun sol cenahını ve oradaki askerlerin tümüne verilen ad.
  • 912. Cavıldak - Neşeli, şen şakrak.
  • 913. Cavlı - Gösterişli, cafcaflı.
  • 914. Cavlın - Ünlü a.
  • 915. Caymaz - yürekli, kararlı.
  • 916. Caynak - Pençe, Doğan pençesi.
  • 917. Ceben - Gayretli, çalışkan.
  • 918. Cebni - alp, yiğit, yiğit.
  • 919. Celden - Yel, yel parçası.
  • 920. Celme - Çalım, fiyaka, gösteriş.
  • 921. Cengel - Hafif, ince.
  • 922. Ceren - ceylan, ince, güzel duruşlu bozkır hayvanı.
  • 923. Cerkin - Hısım, yakın.
  • 924. Cerkuday - birleşik: Yer/Kutay Eski dönem yer tanrısı.
  • 925. Certel - çevik, etkin, çevik, etkin.
  • 926. Cesur - tarihî ad.
  • 927. Cetik - olgun, yetkin, olgun, yetkin.
  • 928. Cetiz - çevik, becerikli ceylan, ceylan.
  • 929. Ceyran - Ceren.
  • 930. Cıda - Mızrak, kısa saplı mızrak.
  • 931. Cıgı - Şamanist gelenekte, iyi tin. Boy ve oymakları kötülüklerden koruduğuna inanılan tin.
  • 932. Cılduz - Yıldız.
  • 933. Cibelik - Sonsuz, sonsuzluk.
  • 934. Cici - (Cicik, cicek) 1- Çiçek, gül 2- Konuk 3- Sevim, sevimlilik.
  • 935. Cidagu - Yetkin, yetenekli, becerikli.
  • 936. Cide - İri, uzun bir ağaç türü.
  • 937. Ciğil - Hafif, yeğni, kolay.
  • 938. Cik - arı, duru.
  • 939. Cilmaya - Türk mitolojisindeki efsanevi kanatlı at.
  • 940. Cin - Güvenilir, gayet.
  • 941. Cingil - 1- Galip, utkan 2- Güvenilir, sadık.
  • 942. Cingü - Zafer, utku.
  • 943. Cirik - yürekli, çevik.
  • 944. Citiz - çevik.
  • 945. Civaş - yumuşak huylu, sakin çevik Işık, parlak fidan ışın mutluluk, kutlu sevinç Parıltıdar Taşgın, heyecanlı, müteheyyiç.
  • 946. Civil - İyi tin, temiz, arınmış tin.
  • 947. Colay - (Yolay) birleşik: Yol/Ay Kazaklarda "ayağı uğurlu" kişiler için kullanılır.
  • 948. Colda - Yolcu, yola çıkan.
  • 949. Culum - ince yapılı, ince davranışlı, hassas.
  • 950. Cumuk - Yumuk, yumulmuş.
  • 951. Cupar - Parfüm, güzel koku.

Ç

  • 952. Çaba - Gayret, enerji.
  • 953. Çabacı - Gayretli, enerjik ÇABAK (Çaba)1- Çabuk, çevik 2- Küçük bir göl balığı türü.
  • 954. Çabar - 1- Çapar, davranır 2- Ulak, kurye, elçi.
  • 955. Çabas - yumuşak huylu çevik, etkin.
  • 956. Çabuk - (Çapuk) Çapan, çaba gösteren, çabalayan.
  • 957. Çaça - 1- Savaş baltası 2- Gemici 3- Çiçi, çiçik.
  • 958. Çagavun - Bal arısı.
  • 959. Çağ - 1- Zaman, vakit 2- devir, devran 3- su sesi, şırıltı.
  • 960. Çağa - Yavru çocuk.
  • 961. Çağanak - Çalgı, enstrüman.
  • 962. Çağaş - Kırlangıç.
  • 963. Çağdaş - Çağın insanı, aynı çağda yaşayan kişiler.
  • 964. Çağıl - 1- Su sesi 2- Çakıl taşı.
  • 965. Çağıldak - Çağlayan, şelale.
  • 966. Çağıltı - 1- Su sesi, suyun taş ve kayalara çarparken çıkarttığı ses.
  • 967. Çağın - 1- Şimşek, çakın 2- Gürz, topuz.
  • 968. Çağır - Çağırı, çağrı.
  • 969. Çağırgan - Çağıran, davetkar.
  • 970. Çağlak - 1- onurlu, temiz sözlü, dürüst 2- Çağlayan, şelale.
  • 971. Çağlasun - Dürüst.
  • 972. Çağlav - Dürüst.
  • 973. Çağlayan - Şelale.
  • 974. Çağlayık - Şelale.
  • 975. Çağlı - 1- Dürüst 2- Yakışıklı, güzel.
  • 976. Çağlın - ünlü ve liyakat sahibi.
  • 977. Çağrı - sesleniş.
  • 978. Çağruk - Katı, sert.
  • 979. Çaka - 1- Savaş baltası 2- Çakı 3- Fiyaka, çalım, gösteriş.
  • 980. Çakaloz - 1- Fener 2- İlkel bir top stanrısal güçı (Top mermisi olarak çakıl taşı atan).
  • 981. Çakan - 1- Gürz, topuz 2- Şimşek.
  • 982. Çakar - 1- Deniz feneri 2- gürz.
  • 983. Çakı - Kesici, yontucu küçük bıçak.
  • 984. Çakıcı - 1- Çakma eyleminde bulunan 2- Çakı ustası.
  • 985. Çakıl - Çakıl taşı.
  • 986. Çakın - 1- Şimşek 2- Kıvılcım.
  • 987. Çakır - doğan türü kuş; ela-mavi göz rengi.
  • 988. Çakırca - Doğan türü bir avcı kuş.
  • 989. Çakırcı - Eskiden saraylarda, özel olarak doğan terbiyeciliği yapanlara verilen bir sıfat.
  • 990. Çakmak - Mısır kölemenleri arasında geçen tarihî ad.
  • 991. Çakmur - Tutumlu, eli sıkı.
  • 992. Çaksu - çevik, etkin Jale.
  • 993. Çaktu - ğ güçlü.
  • 994. Çal - Kılıç darbesi, darbe, vuruş.
  • 995. Çalap - Ulu tin, Kadiri mutlak.
  • 996. Çalgar - Çalıcı, vurucu.
  • 997. Çalgıçay - Taştan yapılmış el değirmeni.
  • 998. Çalık - 1- Stanrısal güçşör, iyi kılıç kullanan 2- Çelik 3- Mesaj, haber 4- Haşarı, yaramaz.
  • 999. Çalım - 1- Gösteriş, fiyaka, kurum 2- Kılıcın keskin tarafı.
  • 1000. Çalımlu - Gösterişli, çekici.
  • 1001. Çalış - Azim, ceht.
  • 1002. Çalışgan - Çalışkan, işgüzar.
  • 1003. Çalkara - Doğan türü bir avcı kuş.
  • 1004. Çalkın - Darbeci, hamleci, vurucu.
  • 1005. Çalma - Maden üzerine yapılmış oyma, işleme.
  • 1006. Çalman - Çalıcı, vurucu.
  • 1007. Çalt - çevik.
  • 1008. Çaluk - Çalık.
  • 1009. Çam - Bir ağaç türü.
  • 1010. Çamur - Sazlık, bataklık.
  • 1011. Çanayaz - Berrak, billur.
  • 1012. Çandar - Karışık, karma.
  • 1013. Çandır - Karışık.
  • 1014. Çanga - 1- Soylu 2- Pençe.
  • 1015. Çangal - 1- Çok sık ağaçlı bölge 2- Budaklı ağaç.
  • 1016. Çapan - 1- Ulak, haberci 2- Enerjik, - çalışkan 3- iş elbisesi, eski giysi.
  • 1017. Çapar - 1- Enerjik, çalışkan 2- Giysi 3- Saldırgan 4- ulak, haberci.
  • 1018. Çapgın - Enerjik, koşan, ardından giden.
  • 1019. Çapgur - Tufan, afet, deprem.
  • 1020. Çapın - Atak, hücum, savlet.
  • 1021. Çapıtgan - Saldıran, saldırgan.
  • 1022. Çaplan - Bir şahin türü.
  • 1023. Çaplı - Şahin türü bir avcı kuş.
  • 1024. Çaptı - Koşan, seğirten.
  • 1025. Çaptuğ - Ünlü, çok tanınan.
  • 1026. Çapul - Çap mak kökünden, vuran, saldıran, alıp götüren vb. eylemlerin tümü.
  • 1027. Çardu - Cinli, perili.
  • 1028. Çaşka - Sabi, bebek, yavru.
  • 1029. Çaşut - Haberci, muhbir, ajan.
  • 1030. Çat - Yansıma, yayılma, ün.
  • 1031. Çatak - Çatal, çatallı, iki kollu değnek.
  • 1032. Çatal - İki kollu, iki kola ayrılmış nesne.
  • 1033. Çatgal - 1- Yüksek dağlık bölge 2- Çatal.
  • 1034. Çatık - Çatılmış, tersleşmiş.
  • 1035. Çatlı(Ğ) - 1- Ünlü, tanınmış 2- Gözü kara, yürekli.
  • 1036. Çatuk - Bıçak sapı yapılan bir ağaç türü.
  • 1037. Çav - Ün, şöhret, yansıma, duyuru, bildiri.
  • 1038. Çava - Ünlü, tanınmış.
  • 1039. Çavaş - Ünlü, tanınmış.
  • 1040. Çavlak - Çağlayan, şelale.
  • 1041. Çavlan - Çağlayan.
  • 1042. Çavudur - İyi üne ve şöhrete sahip olan.
  • 1043. Çavunt - Ün, şöhret.
  • 1044. Çavuş - Bilgi veren, bilgi götüren, bilgi dağıtan (Çav kökünden).
  • 1045. Çavut - Duvar, sütun.
  • 1046. Çay - Dere, ırmak.
  • 1047. Çayan - 1- Dövülmemiş, dökme demir 2- İşlenmemiş ham demir.
  • 1048. Çaylak - Kuyruğu uzun ve çatallı bir avcı kuş.
  • 1049. Çeber - 1- Usta, usta 2- Hoş, ince, güzel.
  • 1050. Çebi - (Çepi, çepni) 1- Sert bakışlı 2- Usta eli yatkın, yetenekli 3- Cebe, çebe, stanrısal güç.
  • 1051. Çeken - Cazip, cazibe, çekicilik.
  • 1052. Çekim - Cazibe, çekicilik.
  • 1053. Çekimlü - Çekimli, cazibeli.
  • 1054. Çekli - Armağan, armağan, düğün hediyesi.
  • 1055. Çekmergen - Nişancı, iyi vuruş yapan, stanrısal güçşör.
  • 1056. Çelebi - Türk'ün oğlu; ince, güzel duruşlu ve terbiyeli kişi.
  • 1057. Çelek - Bülbül, güzel öten bir kuş.
  • 1058. Çelen - 1- Becerikli, çalışkan 2- Fettan, yanıltıcı.
  • 1059. Çelik - (Çelük, çuluk) Gücü arttırılmış sert demir.
  • 1060. Çelikten - Çelik parçası.
  • 1061. Çelim - Beden, endam, gösteriş.
  • 1062. Çelme - 1- Çalma 2- Başa örtülen bez (Bandana).
  • 1063. Çengin - Gösterişli, dikkat çekici.
  • 1064. Çengiz - Deniz.
  • 1065. Çengşi - Mucize, olağanüstülük.
  • 1066. Çepen - Hatip, iyi konuşan, güzel söz söyleyen.
  • 1067. Çerçi - Ulak, haber, bildiri ulaştıran kişi.
  • 1068. Çeri - asker; yeniçeri sözüyle de bağlı.
  • 1069. Çetrez - dikenlik yer.
  • 1070. Çeven - Çevre, muhit.
  • 1071. Çevgen - Cirit, değnek.
  • 1072. Çevik - devingen, çevik, hızlı.
  • 1073. Çevri - Çeviri, girdap, anafor.
  • 1074. Çevrim - 1- Girdap, anafor 2- Çevre, muhit.
  • 1075. Çıdal - güç, sabır.
  • 1076. Çıdam - Dayanıklılık, metanet.
  • 1077. Çıdamlı - sağlam, dayanıklı.
  • 1078. Çıdık - Güç, dayanıklılık.
  • 1079. Çıgay (Çığay) - yoksul; kurt yüzlü.
  • 1080. Çığ - 1- su damlası, kırağı 2- kar yığını, kar topu.
  • 1081. Çığal - Omuz, omuz başı.
  • 1082. Çığın - Çıkın, bohça.
  • 1083. Çığır - 1- Çağ, devir 2- çığın açtığı yol 3- Dar yol, patika.
  • 1084. Çığla - Saf, halis.
  • 1085. Çığlan - Saf, halis.
  • 1086. Çığrı - 1- gök çarkı 2- melodi.
  • 1087. Çıkan - 1- kaynak, kaynarca 2- yeğen, hala çocuğu.
  • 1088. Çıkmak - 1- çıkma eylemi 2- Kaynak 3- çakmak.
  • 1089. Çıldım - Seri- hızlı, enerjik.
  • 1090. Çımrın - Aktif, faal.
  • 1091. Çın - (çin, çine) sağlam, dayanıklı, güvenilir.
  • 1092. Çınak - 1- sevap, hayr 2- güvenilir, sadık.
  • 1093. Çından - sandal ağacı.
  • 1094. Çıngay - Özü, sözü bir, sözüne güvenilir.
  • 1095. Çıngılıç - birleşik: Çın(sağlam, dayanıklı) Kılıç.
  • 1096. Çıngır - 1- Kopuza benzeyen bir saz 2- Çıngırak.
  • 1097. Çıntay - Soylu, güvenilir.
  • 1098. Çıray - Yüz, eda, çehre.
  • 1099. Çırganış - Zevk, haz, tat.
  • 1100. Çıtırkı - Işık, nur, ışık.
  • 1101. Çıvak - ışın.
  • 1102. Çıvga - ince davranışlı.
  • 1103. Çıyrak - uslu, uslu.
  • 1104. Çibek - Atmaca türü bir avcı kuş.
  • 1105. Çigan - Yoksul, fakir.
  • 1106. Çigen - Gayretli.
  • 1107. Çigendik - Gayretli, çalışkan.
  • 1108. Çiger - 1- Gayret, azim 2- Çökertiş, çökertme.
  • 1109. Çigermiş - Çökertmiş, düşmanı bozguna uğratmış.
  • 1110. Çigil - Olgun, gelişmiş, olmuş.
  • 1111. Çigilvar - Kısa ve küçük ok, özel ok.
  • 1112. Çil - Dağ tavuğu.
  • 1113. Çilde - Kış mevsiminin en soğuk dönemi.
  • 1114. Çildu - Hızlı, seri, çabuk.
  • 1115. Çilen - 1- Çığ 2- Jale 3- Bir dağ çiçeği.
  • 1116. Çilenti - Çığ, jale.
  • 1117. Çimçik - saf, arı.
  • 1118. Çine - (Çin) 1- Sadık, güvenilir 2- Öz, soy 3- Kurt, kurt yavrusu.
  • 1119. Çinkay - Sözüne güvenilir, özü sözü bir.
  • 1120. Çiray - Yüz, çehre, eda.
  • 1121. Çiskin - çiy.
  • 1122. Çit - Çizgi, sınır, limit.
  • 1123. Çiter - sınır koruyucusu.
  • 1124. Çizgen - Saban izi, karasabanın tarlada açtığı yol.
  • 1125. Çizim - Resim figürü.
  • 1126. Çoban - İlhanlılar çevresinde Ulu Noyan sanıyla anılan kumandan adı.
  • 1127. Çobar - Değnekli, değnek taşıyan.
  • 1128. Çobayıkmış - Gönül kırıcı, haşin.
  • 1129. Çoga - Vahşi hayvan.
  • 1130. Çogay - Yoğun, kesif.
  • 1131. Çoğaş - 1- Debdebe, şaşa 2- Vahşi hayvan yavrusu.
  • 1132. Çokal - sırlı çömlek, zırh.
  • 1133. Çokan - 1- Gürz, topuz 2- Hayvan yavrusu.
  • 1134. Çoku - 1- Debdebe, şaşa 2- Bolluk, bereket ÇOLAK (Çalak) Stanrısal güçşör, iyi kılıç çalan.
  • 1135. Çolbanak - uzak görüşlü; eski ad.
  • 1136. Çoldu - 1- armağan, ödül 2- Ganimet.
  • 1137. Çolpan - kutup yıldızı, çoban yıldızı, Venüs.
  • 1138. Çolpan-Çulpan - Çoban yıldızı.
  • 1139. Çomak - 1- İri ve yuvarlak değnek 2- Bir ucunda topuz bulunan sopa, stanrısal güç 3- İnanmış, inançlı.
  • 1140. Çongar - Gürültü, şamata, nara.
  • 1141. Çopur - Geyik ve karaca yavrusu.
  • 1142. Çora - (çura, çur) 1- Yer tanrısı 2- Cin, peri 3- Tin.
  • 1143. Çoraman - Cinli, perili.
  • 1144. Çorlu - Şamanist gelenek bağı taşıyan ad.
  • 1145. Çormagon - Selçuklularla savaşan Moğol kumandanı.
  • 1146. Çortu - değirmen taşı hunisi.
  • 1147. Çotak - Kabza, kılıç kabzası.
  • 1148. Çotur - Kabza, kılıç kabzası.
  • 1149. Çoygen - dökme demir, font.
  • 1150. Çökermiş - Çökertmiş, düşmanı bozmuş.
  • 1151. Çöklü - Soylu, soylu.
  • 1152. Çökül - Irmakların taşarak vadilere bıraktığı tortu.
  • 1153. Çömçe - Ağaçtan oyulmuş su kabı.
  • 1154. Çözeli - Kıpçak, merkezden uzakta olan.
  • 1155. Çözelti - Ayrılış, kopuş, firak.
  • 1156. Çuban - Çoban, muhtar, obabaşı.
  • 1157. Çuçu - Şair, şairane konuşan.
  • 1158. Çuğa - (çuka) 1- Yürekli, yürekli 2- Arınmış, duru 3- ince yapılı.
  • 1159. Çulçu - Serçe, Turgay kuşu.
  • 1160. Çuluk - 1- Çelik 2- çalık, kılıç çalan 3- aceleci, heyecanlı.
  • 1161. Çuran - Tinlarla ilgilenen.
  • 1162. Çutur - Kılıç kabzası.
  • 1163. Çuvaş - 1- Sakin, dingin 2- dindar, dünyaya değer vermez.
  • 1164. Çücen - uslu, aklını kullanan.
  • 1165. Çünük - Çınar ağacı.

D

  • 1166. Dadak - Değme, dokunma, tatma.
  • 1167. Dadal - Tat alan, sezen, farkına varan.
  • 1168. Dağ - (Tağ, tağ, tak, tav) Dağ mecazi genişlik, büyüklük, ululuk, heybet.
  • 1169. Dağaça - Dağ gibi heybetli.
  • 1170. Dağer - Kıymet, para, nafız.
  • 1171. Dakak - Ucu ataşli ok.
  • 1172. Dal - 1- Ayrı, bölünmüş 2- saldırı, büyüme, yayılma 3- batma, çıkma 4- yalınlık, çıplaklık.
  • 1173. Dalan - koridor, dehliz.
  • 1174. Dalaş - Döğüş, karşılıklı saldırı.
  • 1175. Dalay - (Talay) Genişlik, ululuk, sonsuzluk mecaz eden, asıl anlamı, büyük deniz, okyanus.
  • 1176. Dalbay - 1- Vasi, ardına sığınılan kişi 2- Çuhadan yapılmış şapka Kırgızlarda- 3- avcı kuşları yakalamak için, tuzaklara bağlanarak bırakılan küçük kuş.
  • 1177. Dalboy - Vasi, ardına sığınılan kişi.
  • 1178. Dalkılıç - birleşik: Dal/Kılıç mecazi Zırhsız ve korunmasız.
  • 1179. Dalkıran - Kırıcı, ayırıcı.
  • 1180. Dana - İnek yavrusu, iki yaşındaki genç inek.
  • 1181. Danişman - Müşavir, bilgi ve tecrübesine danışılan kişi.
  • 1182. Dankı - ün, tanınma.
  • 1183. Dansık - (Tansık) Olağanüstü, fevkalade.
  • 1184. Dargun - Alıngan, kırılan, ince yapılı.
  • 1185. Darı - 1- Bir tahıl türü 2- sıkı, sıkıntı, zorluk.
  • 1186. Darıca - 1- Darı gibi, darı niteliğinde mecazi Bereketli 2- sıkı, sıkıcı, zorlu.
  • 1187. Darıtay - Bartan'ın oğlu.
  • 1188. Darsık - Öfkeli, hiddetli.
  • 1189. Daruga - emir, vali, şef.
  • 1190. Darulgan - alıngan, nazlı.
  • 1191. Daşkı - Taşkı, taşmış, dışarı çıkmış, dışarıda olan.
  • 1192. Dayak - Değnek, baston, dayanılan nesne.
  • 1193. Dayanç - 1- Dayanak, destek, güven 2- Dayanma gücü tahammül.
  • 1194. Dayangan - Dayanıklı, sağlam.
  • 1195. Dayangı - Köşe minderi.
  • 1196. Dayar - Hazır, hazırlıklı.
  • 1197. Daysetze - Konkırat hanlarından Cengiz Han'ın kayın babası.
  • 1198. Debret - Kımıldayış, devinim.
  • 1199. Değerbilir - birleşik: Değer/Bilir Kadirşinas, vefalı.
  • 1200. Değerlü - Değerli, kıymetli.
  • 1201. Değirmi - Çevreli, yuvarlak, toparlak.
  • 1202. Değnek - Dayanak, dayanılacak nesne.
  • 1203. Deli - Usu gitmiş, azmış, dellenen, mecazi gözü kara, yiğit.
  • 1204. Demirağ - Zırh, örgülü göğüslük birleşik: Demir/Ağ.
  • 1205. Demirden - Demir parçası.
  • 1206. Demirdöğen - birleşik: Demir/Döğen mecazi Acı güç sahibi.
  • 1207. Demirgen - 1- Demir, ham demir 2- temren, okun ucundaki demir parçası.
  • 1208. Deneri - Dikkat, itina.
  • 1209. Dengizik - Denizcik, küçük deniz, göl.
  • 1210. Deniz - deniz; geniş su alanı.
  • 1211. Denkdeş - Küfv, eşit, adi Doruk, zirve.
  • 1212. Denli - Edepli, terbiyeli.
  • 1213. Depegen - Tekmeleyen, iyi tekme atan.
  • 1214. Deprem - yer sarsıntısı.
  • 1215. Deren - derleyen, akış alanı.
  • 1216. Derin - engin, içli.
  • 1217. Dermek - Dirilik, canlılık, bir arada tutmak.
  • 1218. Dernek - Eğlence, toy, birliktelik.
  • 1219. Devin - Hareket, kımıldanış, davranış.
  • 1220. Devrim - Devirme, yıkma, devirip yönetimi alma, ihtilal.
  • 1221. Deyim - Söyleniş, darbımesel.
  • 1222. Deyiş - Söyleyiş, şiirsel anlatım, ozan dili.
  • 1223. Dıvrak - Yakışıklı, alımlı, civan.
  • 1224. Dibek - 1- Ağaçtan oyulmuş büyük havan 2- Yayık ağaç.
  • 1225. Dik - 1- Yükseklik, yükseliş 2- kararlılık, yıkılmazlık, caymazlık 3- inat.
  • 1226. Dikeç - Sütun, dikil, dikilmiş.
  • 1227. Dilim - kesik, bölüm, bölünmüş, biçimlenmiş.
  • 1228. Dinge - zirve.
  • 1229. Dinler - Terbiyeli, munis, muti.
  • 1230. Dip - kut, kut payı.
  • 1231. Dipçin - 1- Bahtı açık 2- Sağlam, dayanıklı.
  • 1232. Diren - Direnç, karşı koyuş, dirilik.
  • 1233. Direnç - Direnme gücü.
  • 1234. Direngeç - Destek, dayanak.
  • 1235. Dirgen - 1- Dirilik, 2- harmanda kullanılan demir çatal.
  • 1236. Diri - (diri, dirik, Tiri, tirik) Can, tin, canlılık, canlı.
  • 1237. Diril - Can, tin, tin.
  • 1238. Dirim - Yaşam, sağlık, canlılık.
  • 1239. Dirlig - yaşam, dirilik.
  • 1240. Dirse - Derse, söylerse, konuşkan.
  • 1241. Dizik - (dizi) Kolye, takı.
  • 1242. Dizlek - Hazır cevap, konuşkan.
  • 1243. Doban - Börta. cina.
  • 1244. Dodurga - 1- Dolgun, doyumlu 2- doyuran, doyurucu 3- açık, net, berrak.
  • 1245. Doğa - 1- Tabiat, doğallık, ortaya çıkış 2- Huy, yaradılış, fıtrat.
  • 1246. Doğan Bey - doğan kuşuyla bağlı bey adı.
  • 1247. Doğru - Dürüst, yalansız, sözüne güvenilen.
  • 1248. Doğrul - 1- Doğruluk, dürüstlük 2- Ayakta duran, dirençli.
  • 1249. Doğu - Güneşin doğuş yönü.
  • 1250. Doğuç - Doğuş, doğma, ortaya çıkış.
  • 1251. Doğudan - Doğulu, doğu yönünden gelen.
  • 1252. Doğuş - Doğma, ortaya çıkış.
  • 1253. Dokunak - Dokunuş, değiş, mecazi Ağır, mahsun, yürek sızlatan, yüreğe dokunan.
  • 1254. Dokunç - Dokunak, hüzün.
  • 1255. Dokuz - Dokuz sayısı, Türklerin en çok eskilerden beri uğurlu sayılarındandır.
  • 1256. Dokuz Arka - dokuz ata soyu.
  • 1257. Dolandı - Dolanan, gezgin.
  • 1258. Dolu - 1- Bilgin, tecrübeli, öğretmen 2- Bütün, tam, eksiksiz 3.
  • 1259. Dolun - Tam, bütün, eksiksiz Yakut Türklerinin eski bereket Tanrılarından.
  • 1260. Dolunay - Ayın on dördü, ayın en güzel hali.
  • 1261. Domaniç - 1- Dumanlı bölge 2- Tümsek, engebeli arazi.
  • 1262. Domurcuk - Gül, tomurcuk.
  • 1263. Donatmış - Giydirip, kuşatmış, sevindirmiş, cömertlik göstermiş.
  • 1264. Donatur - eli açık, eli açık, bağışlayıcı.
  • 1265. Donsuz - Çıplak, fakir, varlıksız.
  • 1266. Dor - nesil, soy.
  • 1267. Dora - doruk, zirve.
  • 1268. Doran - (Duran) Diri, canlı, yaşayan.
  • 1269. Doru - zirve; siyah ile kızıl arası at rengi.
  • 1270. Doruk - tepe, en yüksek uç.
  • 1271. Doymaduk - Doyumsuz, sevilmeye doymayan, doyulmayan.
  • 1272. Doyum - 1- Doymak, tatmin 2- Ganimet, bereket.
  • 1273. Doyuran - mecazi eli açık, hayr sahibi, iyilik sever.
  • 1274. Döğen - 1- Dövüşçü, döven 2- Ekin saplarını ezmeye yarayan, altında çakmaktaşı bulunan geniş tahta.
  • 1275. Döğer - 1- Döver 2- değer, kıymet 3- Kalın, enli bir ağaç.
  • 1276. Döğerli - Değerli.
  • 1277. Döğüş - Dövüş, savaş, kavga.
  • 1278. Dölek - dürüst, olgun, yumuşak huylu.
  • 1279. Dölen - Muti, sevgi gösteren.
  • 1280. Dönder - tarihî ad.
  • 1281. Döngel - Saat.
  • 1282. Döngü - Dönüşüm, başa dönüş.
  • 1283. Döngün - Dargın, gönlü kırık.
  • 1284. Dönmez - kalıcı, dirençli.
  • 1285. Duger - AY Tinsar Duman, dud Kaim, sabit, sakin.
  • 1286. Dulak - Dolu, olgun, tecrübeli.
  • 1287. Duman - duman.
  • 1288. Dumlu - 1- dumanlı, sisli bölge 2- Soğuk ve ayaz alan yer.
  • 1289. Dumrul - 1- Okun sivri ucu 2- Başı dumanlı, efkarlı.
  • 1290. Dura - yaşam, sağlamlık, ev.
  • 1291. Durak - yaşam, kalıcılık.
  • 1292. Duran - kalıcı, sabit, dingin.
  • 1293. Durcu - Durucu, kalıcı canlı.
  • 1294. Durgaç - Durak, durulan, yaşanılan yer.
  • 1295. Durgun - 1- Durulmuş, süzülmüş, arınmış 2- Sakin, sükuna ermiş, kendi halinde.
  • 1296. Duru - arı, berrak, temiz.
  • 1297. Duruk - Duru, durucu.
  • 1298. Durul - 1- Dinginlik bulmak, huzura kavuşmak 2- arılık, arınmışlık.
  • 1299. Durulca - arı, duru.
  • 1300. Durulmaz - Afacan, yaramaz.
  • 1301. Durulmuş - Tatminkar, sakin.
  • 1302. Durum - yaşam, duruş, süreklilik.
  • 1303. Duva - (Düve).
  • 1304. Duvan - (Doğan).
  • 1305. Duyan - Duyucu, hissedici.
  • 1306. Duyar - Duyarlı, hisli, duygulu.
  • 1307. Duyarı - Duyarlılık, hislilik.
  • 1308. Duyuş - Duyum, hissediş, duyarlılık.
  • 1309. Duyuşan - Duyan, hisseden.
  • 1310. Düğün - (Töğün, Toygün) Toy günü, yemekli eğlence.
  • 1311. Düş - Rüya, aniden ortaya çıkış.
  • 1312. Düşelge - Pay, hisse.
  • 1313. Düşerge - Miras, pay.
  • 1314. Düşüngü - Düşünerek üzülme, kafaya takma, üzülme, teessür.
  • 1315. Düve - 1- Genç inek, dananın büyüğü 2- Döven, dövüşçüDÜVECİ: Dövücü, dövüşçü.
  • 1316. Düven - (Döven).
  • 1317. Düyeci - Dövüşçü, döğüşçü.
  • 1318. Düz - (Tüz) 1- Doğru, doğruluk, gerçek 2- Soy, kök, döl 3- Kural, kaide.
  • 1319. Düze - Düzen, uslup, tarz.
  • 1320. Düzen - Kural, kurallar bütünü.
  • 1321. Düzge - Süs, makyaj.
  • 1322. Düzgün - 1- Düzülü, düzenli, muntazam 2- Gidişat, teamül.

E

  • 1323. Ebik - ahu, gazal.
  • 1324. Ebin - çekirdek.
  • 1325. Ebinç - gönenç, esenlik.
  • 1326. Ebiri - erdem.
  • 1327. Ebrek - Dayanıklı, sebatkar.
  • 1328. Ebren - tarihî ad.
  • 1329. Ebret - Ayrılım, ihtilaf.
  • 1330. Ebrük - Dayanıklı, sebatkar.
  • 1331. Ecevit - 1- Çalışkan,, aktif 2- haşarı, yaramaz.
  • 1332. Ecvit - etkin, etkin.
  • 1333. Eçine - Doğru sözlü, sözüne güvenilir.
  • 1334. Ede - (Edi, Ata) Atalık, hatırı sayılan, sözü dinlenen kişi.
  • 1335. Ederkon - birleşik: Ede/Kon (Konmaktan can, tin).
  • 1336. Edgü - doğru, doğru.
  • 1337. Edgüdi - 1- Eğitici, öğretici 2- İyi, ala.
  • 1338. Edi - Eda, ata, saygıdeğer ulu kişi.
  • 1339. Edige - 1- İyi, iyi kalpli 2- öğretmen.
  • 1340. Edik - Kısa konçlu çizme.
  • 1341. Edil - (İdil, etil, atil) iyilik, güzellik.
  • 1342. Ediş - çocuk, bala.
  • 1343. Ed-Edemen - Attila torunu ve Çaba'nın ikinci oğlu.
  • 1344. Ege - (Eke, Öke)1- Dahi, çok uslu 2- Egemen, sahip 3- Bakıcı, eğitici.
  • 1345. Egit - Göz değmesi ve nazara karşı göz kenarlarına sürülen bir ot.
  • 1346. Eğber - Eğri, eğrilmiş.
  • 1347. Eğe - akraba, hami, reis, varlıklı kişi.
  • 1348. Eğilmez - Gururlu, mağrur, dik başlı.
  • 1349. Eğin - Eğirilmiş.
  • 1350. Eğir - 1- Sarış, çeviriş, kuşatma 2- bükme, kıvırma.
  • 1351. Eğnez - ince yapılı, zayıf, ince.
  • 1352. Eğrek - Sık, bol.
  • 1353. Eğri - Eğik, bükük mecazi Saygılı, alçak gönüllü.
  • 1354. Eğrim - Pınar, göze, küçük çağlayan.
  • 1355. Eke - salih, olgun kişi.
  • 1356. Ekelik - Deha, kıymet.
  • 1357. Ekim - 1- Ekin ekme eylemi 2- Yarım, ziraat.
  • 1358. Ekin - emekle yetişen ürün.
  • 1359. Ekinci - 1- İkinci (erkek, ya da kız) 2- Rençber, çiftçi.
  • 1360. Eksik - uslu, anlayışlı, kavrayışlı.
  • 1361. Eksük - Azlık, yokluk, yoksulluk.
  • 1362. Ekşi - Eksi, eksik, azlık, yokluk.
  • 1363. El - 1- İl, Ülke, Memleket 2- İlgi, bağlantı 3- Barış, Sukunet 4- Kolun, bilekten aşağısı.
  • 1364. Ela - (Ala) Renkli alacalı.
  • 1365. Elban - (İlban) Devletçi, devletine bağlı, sadık.
  • 1366. Elbir - birleşik: El/Bir mecazi Elbirliği, işbirliği, imece.
  • 1367. Elbiruni - Mahmud Gazneli çağı bilginlerinden El-Biruni adı; Harezmli Türk bilgin bağı.
  • 1368. Elcek - 1- Ekin biçme aracı 2- Munis, sessiz.
  • 1369. Elçi - 1- Devletine bağlı, devletçi 2- Devleti adına aracılık eden, haberci, temsilci.
  • 1370. Elçik - Eldiven.
  • 1371. Elçim - Demet, tutam.
  • 1372. Elçin - demet, deste.
  • 1373. Eldek - basiret, ihtiyat.
  • 1374. Eldem - ehil, yumuşak huylu.
  • 1375. Eldüz - birleşik: El/Düz Yurtsever.
  • 1376. Elgay - Yurtsever.
  • 1377. Elgin - 1- Konuk, öncelik verilen kişi 2- Gurbetçi, yurdundan uzak.
  • 1378. Elgörmüş - Gezgin, seyyah.
  • 1379. Elibol - eli açık, eli açık, sahi.
  • 1380. Elik - Usta, eli yatkın.
  • 1381. Eliş - Usta, usta.
  • 1382. Elitaş - Cimri, eli sıkı.
  • 1383. Elitez - Becerikli.
  • 1384. Elkatmış - birleşik: El/Katmış Ülke fethetmiş, algan.
  • 1385. Elkin - 1- konuk 2- Yolcu.
  • 1386. Ellak - Artuklu kurucu ailesi çevresinde geçen tarihî ad.
  • 1387. Elöver - Yurtsever.
  • 1388. Eltutar - birleşik: 1- El/Tutar mecazi Yardımsever, hayırşinas 2- Fatih, Algan.
  • 1389. Elveren - el veren, destek olan, bağışlayan.
  • 1390. Emçi - Doktor, eczacı.
  • 1391. Emeç - Amaç, gaye.
  • 1392. Emek - 1- Gayret, cehd, zahmet 2- Güç, enerji.
  • 1393. Emen - 1- Can, tin, yaşam 2- Ağaç dikmek için açılan çukur 3- meşe ağacı.
  • 1394. Emet - Sınır, mesafe.
  • 1395. Emgek - Emek, zahmet, güçlük.
  • 1396. Emlek - Duygulu, sevecen.
  • 1397. En - (Yen)1- Derinlik, genişlik 2- Av 3- Kıyı 4- Arka.
  • 1398. Ençu - Dinginlik, esenlik, tin derinliği.
  • 1399. Endeş - Eşit, eşit.
  • 1400. Eneç - Meyil, meyilli.
  • 1401. Enicuk - Hısım, kavim- kardeş.
  • 1402. Enik - (enük, enek)Genişçe, yayık.
  • 1403. Eniş - (Enuş) 1- İniş, yokuşun karşılığı mecazi Rahata ve huzura erme 2- Uçlarda, ekstrem.
  • 1404. Enkiş - Tecrübeli, deneyimli, olgun.
  • 1405. Erçe - birleşik: Er/Çe Erkeğe yakışır biçimde.
  • 1406. Erçin - Ülkenin idari bölümlerinden her biri (İl, ilçe, kasaba vb.).
  • 1407. Erdemçi - Erdem sahibi.
  • 1408. Erdemlü - Erdem sahibi.
  • 1409. Erden - Er parçası, erden olma.
  • 1410. Erdin - Ermiş, olgun.
  • 1411. Erek - Erişilmek istenen, ülkü, hedef.
  • 1412. Erekli - (Ereğli) Ereği olan.
  • 1413. Erem - arzu, istek, rıza.
  • 1414. Erentüz - birleşik: Eren/Düz T Tuva ve Çuvaş Türklerinde, "Terazi Yıldızı".
  • 1415. Eren-Bahadı - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 1416. Erez - 1- Erişilen, mutlu olunan 2- yürekli, gözü kara, dayanıklı.
  • 1417. Ergen - Olgun, deneyimli.
  • 1418. Ergene - 1- Güçlülük, egemenlik 2- Maden dağı 3- Dağlar arasındaki geçit.
  • 1419. Ergenekon - 1- Maden dağı 2- Dağlar arasındaki yurt.
  • 1420. Ergi - Eriş, olgunluk, deneyim.
  • 1421. Ergun - 1- Yumuşak huylu kişi 2- Hızlı koşan at 3- Argun.
  • 1422. Erik - Ermiş, olgun, bilge, filozof, becerikli.
  • 1423. Eriken - Ermiş, olgun, bilge.
  • 1424. Erim - 1- Müjde, iyi haber 2- Felsefe, derin bilgi 3- Vade, zaman.
  • 1425. Erim-Beşaret - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 1426. Erincik - Mahçup, utangaç.
  • 1427. Erinç - 1- Olacak, olması gereken, kaçınılmaz sonuç 2- Nimet, bolluk.
  • 1428. Eriş - Gaye, erişilmesi istenen.
  • 1429. Erişek - Ülkü, gaye.
  • 1430. Erişen - Ulaşan, vasıl olan.
  • 1431. Erişkin - Olgun, kamil, ermiş.
  • 1432. Erk - 1- Güç, kudret 2- İktidar, erklik, hükümranlık 3- Bağımsızlık, egemenlik.
  • 1433. Erke - naz, cilve, eda.
  • 1434. Erkem - Nazlım, işvelim, edalım.
  • 1435. Erki - 1- Güçlü, egemen, erke 2- Atik, çevik.
  • 1436. Erkindik - Erkinlik, bağımsızlık, hürriyet.
  • 1437. Erklig - Egemen, güçlü, şevkatli.
  • 1438. Erkmen - 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Bekar, bekâr.
  • 1439. Erman - 1- Erdemli, güç, mert 2- Kutsal, mukaddes.
  • 1440. Ernek - Küçük parmak, serçe parmağı.
  • 1441. Erse - Ermesi, olgunlaşması istenen.
  • 1442. Ersü - Fazla, çok fazlalık.
  • 1443. Erte - 1- Seher, şafak 2- Yarın, gelecek, sonraki, halef.
  • 1444. Ertegi - Destan, lejant.
  • 1445. Erten - Tan, şafak.
  • 1446. Ertik - Meslek, sanat.
  • 1447. Ertim - Olgun, erişkin, bilge.
  • 1448. Ertin - 1- Mahsun, hüzünlü 2- Kendine yeten.
  • 1449. Ertingü - 1- Olağanüstü, fevkalade 2- Efsane, mit.
  • 1450. Erzene - Doruk, zirve, en üst.
  • 1451. Erzi - Veli, vasi, yönetici.
  • 1452. Esbol - birleşik: Es/Bol Çok uslu, kavrayışlı, çok uslu (Usu-bol).
  • 1453. Ese - 1- Mutluluk, sağlık 2- Yel, esinti.
  • 1454. Eselik - Selam, selamet.
  • 1455. Esen - sağ, iyi, dinginliklu.
  • 1456. Esenlü - Esenli, sağlıklı.
  • 1457. Eser - Esinti, yel.
  • 1458. Esi - Yel, esinti.
  • 1459. Esim - Esinti.
  • 1460. Esinti - Yel, hafif yel.
  • 1461. Esirgen - 1- Arkadaş, dost, yaren 2- korunan, yakınlık duyulan.
  • 1462. Esirgenç - Nazlı, nazenin.
  • 1463. Esirkiş - Sevecenlik, acıma duygusu.
  • 1464. Eskin - Yel, yel alan.
  • 1465. Eslek - 1- Yumuşak başlı, uysal 2- Selam, selamet.
  • 1466. Esnek - Uzayan, genişleyen, esen.
  • 1467. Esrigün - birleşik: Esri/Gün fırtına.
  • 1468. Esrik - Mecnun, kendinden geçmiş.
  • 1469. Esrimiş - Kendinden geçmiş.
  • 1470. Estelik - Yadigar, hatıra.
  • 1471. Esti - Yel, esinti.
  • 1472. Eşim - Çalışkan, becerikli.
  • 1473. Eşingen - 1- Çalışkan 2- Eşit, eşit.
  • 1474. Eşitgen - İşitken, işiten, dikkatli.
  • 1475. Eşkin - 1- Hızlı, atik 2- Dayanıklı, sağlam 3- Rüzgarlı bölge, rüzgar alan bölge.
  • 1476. Eşlik - Dost, yaren, refik.
  • 1477. Etgü - 1- İyi, iyilik 2- Etki, şiddet.
  • 1478. Etige - Öğretmen, mürebbiye.
  • 1479. Etil - İtil- idil.
  • 1480. Etingü - Olağanüstü, fevkalade.
  • 1481. Etiz - Yüksek, ulu.
  • 1482. Evcil - Evine bağlı, evcimen.
  • 1483. Evcim - 1- Evcimen, evcil 2- İşgüzar, hamarat.
  • 1484. Evcimen - Evine bağlı.
  • 1485. Evcimik - Ekonomist, tutumlu.
  • 1486. Evgi - İvedi, acele.
  • 1487. Evgin - 1- Aceleci, telaşlı 2- Evcil, evine bağlı.
  • 1488. Evin - öz, çekirdek.
  • 1489. Evirgen - 1- Tedbir, tedbirli 2- Dönüşüm, çevirim.
  • 1490. Evren - büyük düzen, kâinat.
  • 1491. Evrensel - Evreni kaplayan, evreni içine alan.
  • 1492. Eygi - İyi, salih, temiz.
  • 1493. Eygiş - İyi kişi, iyi insan.
  • 1494. Eygü - İyi, iyice.
  • 1495. Eyin - Vücut.
  • 1496. Eyinç - gönenç, mutluluk.
  • 1497. Eylem - 1- İş, iş görme, çalışma 2- Etkileyici davranış 3- Durdurma, önünü kesme.
  • 1498. Eyletmez - Amansız, aman vermez.
  • 1499. Eyletür - İyilik sahibi, eli açık.
  • 1500. Eylik - İyilik, yardım, iane.
  • 1501. Eymen - 1- Alçak gönüllü, gösterişsiz 2- Yardımsever, hayırşinas.
  • 1502. Eymür - (Eymir) İyilik sahibi, hayırşinas.
  • 1503. Eytemiş - Güzel konuşan, tatlı dilli, hatip.
  • 1504. Eyüge - İyi, iyice.
  • 1505. Ezdi - Ezen, ezici, baskıcı.
  • 1506. Ezgin - Ezik, ezilmiş, acı çekmiş, mahzun.
  • 1507. Ezilgen - Mazlum, zulüm görmüş.
  • 1508. Ezim - 1- Belirti, iz 2- Zorunluluk, mecburiyet.
  • 1509. Ezinç - 1- Belirti, iz 2- Ezginlik, mahzunluk.

F

  • 1510. Ferasetli - tarihî ad.
  • 1511. Filiz - filiz, yeni sürgün.

G

  • 1512. Galı - Kalın, armağan, bağış, çehiz.
  • 1513. Galın - armağan, çehiz.
  • 1514. Gamağ - Bütünlük, bütün, tüm.
  • 1515. Ganimet - tarihî ad.
  • 1516. Gara - Kara.
  • 1517. Garacu - Sivil, resmi eksik kalan.
  • 1518. Gargılı - Kargılı, mızraklı.
  • 1519. Gaspak - Süslü, müzeyyen.
  • 1520. Gayır - (Kayır) 1- Taraf, destek, kayırma 2- Lütuf, bağış, armağan.
  • 1521. Gayurmuş - Kayırmış.
  • 1522. Gazan - (Kazan) 1- Kazanma, kazanç, üstünlük 2- Kızgın, kızgınlı celallenmek.
  • 1523. Geçe - Geçmiş, mazi, geçen.
  • 1524. Geçek - Geçit, köprü.
  • 1525. Geçer - Geçeli, caiz.
  • 1526. Geçgel - Makbul, nafız.
  • 1527. Geçgil - Geçerli, makbul.
  • 1528. Geçgin - Geçmiş, kendinden geçmiş, feda etmiş.
  • 1529. Geçim - 1- Yaşam, dirlik 2- Anlaşma, uyuşma 3- rısk, yiyecek, nafaka.
  • 1530. Geçimlü - Munis, yumuşak huylu.
  • 1531. Geçimlük - Geçinmek için gerekli olan.
  • 1532. Gedek - 1- Görev, vazife 2- Oyuk, kırılıp, yıkılarak açılan yol.
  • 1533. Gediz - Su birikintisi, gölet.
  • 1534. Gegez - Mümkün, uyumlu.
  • 1535. Geğin - Set, şiddetli.
  • 1536. Gelberi - Ocaklardan, ateş çekmek için kullanılan ucu eğri demir çubuk.
  • 1537. Geldeç - Gelecek, ati, istikbal.
  • 1538. Geldi - Gelecek, istikbal.
  • 1539. Gelek - (Gelik) halef, sonraki.
  • 1540. Gelgeç - Geçici, kalıcı eksik kalan.
  • 1541. Gelgel - Çekim, cazibe.
  • 1542. Gelik - Halef, sonraki.
  • 1543. Gelikli - Halef.
  • 1544. Gelincik - Kır çiçeği.
  • 1545. Gence - (Gençek, genç) Taze, yavru, genişleyen, gelişen.
  • 1546. Geneş - Müşavere, meşveret.
  • 1547. Gengşi - Cengşi, mucize.
  • 1548. Geniş - Yaygın, enli, engin.
  • 1549. Gensu - birleşik: Gen/Su Deniz, büyük göl.
  • 1550. Ger - 1- Söz verme, ant içme, bağlama, anlaşma, birleşme 2- Vahşi hayvan yavrusu 3- Dev, devasa.
  • 1551. Gerez - güzel.
  • 1552. Gergöz - 1- Zabit, zabıta 2- Geyik gözü.
  • 1553. Gerim - 1- Yön, cihet 2- Hicap, utangaçlık.
  • 1554. Geyik - (Geyük) Yabani, vahşi, yabancıl.
  • 1555. Gez - 1- Nişan, işaret 2- Giz, sır.
  • 1556. Gezgin - Seyyah.
  • 1557. Gezginsu - birleşik: Gezgin/Su Irmak.
  • 1558. Gezler - Nişancı, iyi atıcı.
  • 1559. Gılav - Teşvik, destek.
  • 1560. Gılıg - (Kılık) Huy, yaradılış, tabiat.
  • 1561. Gırgıç - Çalışkan, aktif, faal.
  • 1562. Gıyın - Gamze, çukur.
  • 1563. Gicik - Taze, hoş, sevimli.
  • 1564. Gidik - Uç, kenar, sınır, limit.
  • 1565. Girçek - 1- Gerçek, gerçek 2- Bağlı, sadakatli.
  • 1566. Girik - Girişken, müteşebbis.
  • 1567. Girişken - Girgin.
  • 1568. Girtine - İman, inanç.
  • 1569. Giz - Sır, Gizlilik.
  • 1570. Gizem - gizli olan, saklı anlam; giz kökünden çağdaş Türkçe ad.
  • 1571. Gizlenç - Hazine, define.
  • 1572. Goncuk - (Göncük) Kısa gün, kış günü.
  • 1573. Gonça - armağan, armağan.
  • 1574. Goral - Kısmet, nasip.
  • 1575. Göcek - Taze, hoş, güzel.
  • 1576. Göçelge - Konup göçülen yer.
  • 1577. Göçer - Göçmen.
  • 1578. Göçmen - Muhacır.
  • 1579. Göçüncü - (Göçküncü) Geçici, fani.
  • 1580. Göğen - Gök rengi, maviye çalan, mavileşmiş.
  • 1581. Göğkutluğ - birleşik: Gök/Kutlu.
  • 1582. Göğnük - 1- Yanmış, kavrulmuş 2- Mavi, maviye kaçan.
  • 1583. Gök - 1- Tanrı, Tanrıdan Tanrısal, kutsal 2- Mavi, Gök rengi 3- Yer üstü, gökyüzü 4- Ezel-ebet, başsızlık ve sonsuzluk 5- Güzellik, göz alıcılık, üstünlük.
  • 1584. Gökböri - birleşik: Gök/Böri (Bazı kaynaklarda "Bozkurt" olarak da geçer.).
  • 1585. Gökçe - yeşil, mavi, göksel, güzel.
  • 1586. Gökçel - Mavimsi, maviye çalan.
  • 1587. Gökçeli - Güzel, Yakışıklı.
  • 1588. Gökçil - 1- Gökten gelen, göksel 2- Mavi, maviye çalan.
  • 1589. Gökçin - Mavi.
  • 1590. Göklen - Ulu, kutlu.
  • 1591. Göksu - gök renkli su.
  • 1592. Göl - Göl, deniz mecazi Ululuk, geniş gönüllülük.
  • 1593. Göleğez - birleşik: Göl kenarında yetişen bir su çiçeği.
  • 1594. Gölet - Küçük göl, gölcük, yapay göl.
  • 1595. Gömeç - Kuyuda (Toprak fırında pişirilen ekmek).
  • 1596. Gömek - Kömek, yardım, yardım.
  • 1597. Gömüç - Hazine, define, değerli taş.
  • 1598. Göndem - İtaatkar, muti, sadık.
  • 1599. Gönder - Mızrak, direk.
  • 1600. Göne - Onur, iftihar.
  • 1601. Gönen - 1- Feyz 2- Onur, iftihar 3- Bolluk, bereket.
  • 1602. Gönenç - Açık, kut payı, mutluluk, iftihar.
  • 1603. Gönül - can, kalp, gönül.
  • 1604. Gönüldaş - Gönül birlikteliği, aynı inanç, duygu ve düşünceleri paylaşıp savunan bireylerin her biri.
  • 1605. Görceğiz - Ufuk çizgisi.
  • 1606. Görçek - Ufuk, ufuk çizgisi.
  • 1607. Görçüm - Geçici, fani.
  • 1608. Göregen - Görgülü, görüp geçirmiş, deneyimli.
  • 1609. Görek - Görüntü, peyzaj, manzara.
  • 1610. Görez - Meltem, hafif yel.
  • 1611. Görgü - Terbiye, muaşeret.
  • 1612. Görgüç - Dürbün.
  • 1613. Görgülü - Terbiyeli.
  • 1614. Görgün - Görgülü, deneyimli.
  • 1615. Görk - İhtişam, olağanüstü güzellik ve çekicilik, ihtişam, debdebe.
  • 1616. Görkem - görkem, ihtişam.
  • 1617. Görken - Hürmetli, Hürmete layık.
  • 1618. Görklüce - İhtişamlı, heybetli, yakışıklı, güzel.
  • 1619. Görklüğ - Çok güzel, çekici, ihtişamlı.
  • 1620. Görük - Gözetleyici, casus.
  • 1621. Görümcük - Görülmesi, ilgilenilmesi gerekli olan.
  • 1622. Görün - Görüntü, Açıklık, netlik.
  • 1623. Göründük - Aşikar, gizlisiz, saklısız.
  • 1624. Gövel - Gök rengini almış, göğe ermiş.
  • 1625. Göveri - Yeşermiş, gururlu.
  • 1626. Gövez - Mağrur, gururlu.
  • 1627. Göy - Taze, genç.
  • 1628. Göymen - Yanık, yanık tenli.
  • 1629. Göynük - Yanık, kavrulmuş.
  • 1630. Gözal - Göz alıcı, farklı, seçkin, el üstünde.
  • 1631. Gözbay - birleşik: Göz/Bay Sihirbaz.
  • 1632. Gözbaycı - Sihirbaz, illüzyonist.
  • 1633. Gözebe - Tahmin, beklenti.
  • 1634. Gözeger - Çekici, cazibeli.
  • 1635. Gözegü - Gözde, çekici.
  • 1636. Gözeğen - Ufuk, ufuk çizgisi.
  • 1637. Gözeğir - birleşik: Göz/Eğir Çekici, cazip, göze hoş gelen.
  • 1638. Gözek - Göze.
  • 1639. Gözen - Cazibeli, çekici, göze hoş gelen.
  • 1640. Gözeri - Dürbün.
  • 1641. Gözgeç - Ayna.
  • 1642. Gözgör - Ayna.
  • 1643. Gözgü - Ayna.
  • 1644. Göz Kaman - gözde, seçkin, göz kamaştırıcı.
  • 1645. Guna - Kına.
  • 1646. Gur - (Gür, Kür) 1- Şiddet, kızgınlık, öfke 2- Ateş, ateşlilik.
  • 1647. Gurhan-Karahati - Birleşik ad biçimi; hanlık sanı, kara renk ve güç bağı taşır.
  • 1648. Gursaçtı - birleşik: Gur/Saçtı (Kızgın, celalli, hiddet ve öfke saçan).
  • 1649. Guva - Geyik.
  • 1650. Guyuk - Canavar, ejderha, vahşi ve yırtıcı hayvan.
  • 1651. Guyuldar - Uyumlu, ahenkli, geçimli.
  • 1652. Guz - 1- Güzel, çekici, yakışıklı 2- Oğuz.
  • 1653. Gücenir - Alıngan, mahçup.
  • 1654. Gücenmiş - Alıngan.
  • 1655. Güç - (Güçü, küç, küçlük) Enerji, güç.
  • 1656. Güçeyü - Çok güçlü, yenilmez.
  • 1657. Güçlük - Güç, zorluk, meşakkat.
  • 1658. Güdek - Güdülenme, motivasyon.
  • 1659. Güdül - 1- Saç üzerinde pişirilmiş mısır ekmeği 2- Kısa, kalın 3- Gözü pek.
  • 1660. Güdür - Hayal, kurgu.
  • 1661. Güleç - Güler yüzlü, mütebessim.
  • 1662. Gülegen - Güler yüzlü, mütebessim.
  • 1663. Gülen - Mutlu, mütebessim.
  • 1664. Gülesin - Mutlu, sıkıntısız, tasasız olma dileği.
  • 1665. Gülgün - Gülen, mütebessim.
  • 1666. Gülsün - Mutlu, sıkıntısız olma dileği.
  • 1667. Gülük - Gülen, mütebessim.
  • 1668. Gülümser - Mütebessim, sevimli.
  • 1669. Gümül - Demet, buket, deste.
  • 1670. Gümüş - Gümüş madeni.
  • 1671. Gün - güneş, zaman ve ışık.
  • 1672. Günay - gün ve ay birleşimi.
  • 1673. Günçek - Güneşlik.
  • 1674. Günçü - 1- Güneşe benzeyen, güneş gibi 2- Güneşi seven.
  • 1675. Gündaş - Gün/Daş Aynı güneşi paylaşan, gün ortağı.
  • 1676. Gündem - Ağır başlı, mülayim.
  • 1677. Günden - El üstünde tutulan, revaçta.
  • 1678. Günder - birleşik: Gün/Der (Derlemekten).
  • 1679. Gündöndü - birleşik: Gün/Döndü bir çiçek türü.
  • 1680. Gündü - Gündüz, gün ortası.
  • 1681. Güneş - güneş, ışık kaynağı.
  • 1682. Güngen - Takvim, vakit.
  • 1683. Güngörmüş - birleşik: Gün/Görmüş "mecazi Deneyimli, dolu yaşamış.
  • 1684. Günhan - gün hanı; gün ve yönetim imgesiyle kurulan ad.
  • 1685. Günışık - gün ışığı.
  • 1686. Günlük - Güneşlik, şemsiye.
  • 1687. Güntülü - birleşik: Gün/Tülü (Gündüz düşü).
  • 1688. Günüç - Nafaka, günlük.
  • 1689. Günyeli - birleşik: Gün/Yeli doğudan gelen yel, doğu rüzgarı.
  • 1690. Gür - (Kür) 1- Sağlam, sıkı 2- Sık, yoğun 3- Yiğit, korkusuz.
  • 1691. Güre - güç.
  • 1692. Güreli - güçlü.
  • 1693. Gürgen - Bir ağaç türü.
  • 1694. Gürüz - (Gürz) Topuz.
  • 1695. Güven - güven.
  • 1696. Güvenç - güven, memnuniyet, dayanma yeri.
  • 1697. Güyük - Canavar, vahşi hayvan.
  • 1698. Güz - Sonbahar.
  • 1699. Güzey - 1- Taze, körpe, yeni 2- Destek, fırsat 3- Sonbahar 4- Kuzey yönü.
  • 1700. Güzin - (Güzün) Güz vakti, güz vaktinde doğan.
  • 1701. Güzlek - güz konak yeri.

H

  • 1702. Haci - il ağ benekli, karışık engâren.
  • 1703. Homar - (Humar) Yakışıklı, çekici, güzel, süslü, fiyakalı.
  • 1704. Hun - büyük Türk uluslarından biri.
  • 1705. Huş - Bir çam ağacı türü.

I

  • 1706. Iduğ - (Iduk) Kutsal, tanrısal.
  • 1707. Iğaç - 1- Ağaç, ağaçlıklı bölge 2- Fersah.
  • 1708. Iğar - Kıymetli, ağır.
  • 1709. Iğdır - 1- İyi, hoş, hoşluk 2- Yetkin, ehil.
  • 1710. Iğırcık - Fecir.
  • 1711. Ilaçın - Laçin, şahin kuşu.
  • 1712. Ilanku - 1- Kıvrak, atletik 2- Ulu, Ululanmış, yüce.
  • 1713. Ildır - 1- Ürküt, ürkütücü 2- Berk, sert.
  • 1714. Ildırım - Yıldırım, berk.
  • 1715. Ilduz - Yıldız, necm.
  • 1716. Ilgar - 1- Gayret, cehd 2- Atın, dört nala gitmesi hali.
  • 1717. Ilgat - Kapalı, müphem, belirsiz.
  • 1718. Ilgaz - dağ adı.
  • 1719. Ilgım - Serap.
  • 1720. Ilgın - Hoş kokulu bir bitki.
  • 1721. Ilgıt - Ilık, tatlı, sakince, yumuşakça.
  • 1722. Ilıca - 1- Ilımlı, ılık, ılıkça 2- Yunak, hamam.
  • 1723. Ilık - Soğukla sıcak arası.
  • 1724. Ilıman - 1- Ilık, ılık hava 2- Uyumlu, sakin, mutedil.
  • 1725. Ilkı - 1- At yavrusu 2- At sürüsü.
  • 1726. Ilkıcı - At çobanı.
  • 1727. Imırgı - Taze, körpe.
  • 1728. Imrağ - (Imrak, İmre, Emre) Aşık, şayeste, geçkin.
  • 1729. Inaç - Yar, canan.
  • 1730. Iraz - (Irıs, uraz) 1- kut, kut payı, mutluluk 2- Cesaret, gözü pek olma.
  • 1731. Irga - Talihli, uğur, şanslı.
  • 1732. Irım - 1- Büyü, efsun 2- İçinden su akan toprak, arazi.
  • 1733. Irlayu - Irlayan, yırlayan, akarak uzaklaşan, ırmak.
  • 1734. Irmak - akarsu.
  • 1735. Isık - (Issıg-Issık) Isı, sıcaklık, hararet.
  • 1736. Isıyel - birleşik: Isı/Yel meltem.
  • 1737. Isrık - Okşayıcı, sarıcı, ısıtıcı.
  • 1738. Issık - Isık, ısı.
  • 1739. Issız - Soğuk, tenha, cansız, kimsesiz.
  • 1740. Istık - Sıcak, ılıman.
  • 1741. Işbara - 1- Çalışkan, hamarat 2- birleşik: Isı/Bora.
  • 1742. Işık - aydınlık, parıltı.
  • 1743. Işıltı - Işık parçası.
  • 1744. Iyış - Armağan, armağan, bağış.

İ

  • 1745. İbar - Parfüm, koku, misk.
  • 1746. İç - 1- Öz, iç yan, bir nesnenin öz yapısı 2- İçerde kalan kısım, iç kısım.
  • 1747. İçbuyruk - birleşik: İç/Buyruk Saraylardaki iç hizmetle görevli kişi.
  • 1748. İçen - (İçin) İçli, duygusal.
  • 1749. İçer - İçeride, kapalı, mahfuz.
  • 1750. İçerge - (İçergu) İçten, samimi.
  • 1751. İçge - İçeri, içerde, dahili.
  • 1752. İçgelik - birleşik: İç/Gelik İçten gelen, doğal davranış, samimiyet.
  • 1753. İçger - İçe alan, içe bağlayan, tabi kılan.
  • 1754. İçgin - İçli, içten, samimi.
  • 1755. İçigen - 1- İç geçiren, içli 2- Sabırsız, aceleci.
  • 1756. İçik - 1- İçli, duygulu 2- İçerde, dahilde, devlete tabi.
  • 1757. İçim - 1- Duygu, hassasiyet 2- Yudum, yudumluk.
  • 1758. İçingir - İçli, hassas.
  • 1759. İçit - İçilecek nitelikte, içimi güzel.
  • 1760. İçkur - Savaş meydanı.
  • 1761. İçlek - İçli, ince yapılı, hassas.
  • 1762. İçli(K) - Duygulu, hassas.
  • 1763. İçten - Samimi, açık, dürüst.
  • 1764. İçtenlük - Samimiyet.
  • 1765. İde - (Ede, İdi) Ululuk, nüfuz, kudret.
  • 1766. İdege - Ulu, nüfuz sahibi, edici, yapıcı.
  • 1767. İdeger - Eder, yapar.
  • 1768. İdekli - Yapıcı, edici, güçlü.
  • 1769. İder - 1- İzci, takipçi 2- Yapan, yapıcı, edici.
  • 1770. İdgü - 1- İyi, güzel 2- Tanrısal, kutlu.
  • 1771. İdi - (İdik) 1- Tanrı, rab, sahip, efendi 2- Tanrısal, Tanrıdan gelen, kutlu, kutlu.
  • 1772. İdil - büyük ırmak adı.
  • 1773. İduk - İdi, Tanrısal, kutlu.
  • 1774. İgan - Yıkan, yıkıcı, deviren.
  • 1775. İgit - 1- Yiğit 2- Bakıcı, eğitici.
  • 1776. İğdi - (İğdir) Yetkin, ehil, iyice.
  • 1777. İğrek - Saf, temiz, duru, arı.
  • 1778. İğsen - Kayıtsız, ilgisiz.
  • 1779. İğsiz - Salim, selametli.
  • 1780. İkinç - İkinci.
  • 1781. İkizer - İkizlerden her biri, benzer.
  • 1782. İkşit - Yürekli, bagatur.
  • 1783. İl - 1- Doğuş, oluş, oluşum 2- Bitişme, bütünleşme, doku 3- Devlet 4- Yurt, yer, konak, memleket, diyar 5- Halk, ahali, insan topluluğu 6- Barış, sulh.
  • 1784. İlaçan - birleşik: İl/Açan İl almış, fatih, algan.
  • 1785. İlaçin - Laçin, şahin.
  • 1786. İlbi - Büyü, sihir.
  • 1787. İlbilge - birleşik: İl/Bilge.
  • 1788. İlbilig - 1- Devlet bilgisi ve deneyimi 2- Devlet arşivi.
  • 1789. İlbilmiş - birleşik: İl/Bilmiş Yurtsever, yurduna bağlı.
  • 1790. İlçi - Devlete hizmet eden, devletin hizmetinde olan.
  • 1791. İlçin - Devlet görevlisi, devlete iş gören.
  • 1792. İldaş - Yurttaş, hemşehri.
  • 1793. İldem - Pişman, nadim.
  • 1794. İler - Oluşum, bitişim.
  • 1795. İley - Civar, etraf.
  • 1796. İlgen - Kanıt, delil, ispat.
  • 1797. İlgerü - 1- İleri, ileride 2- Doğu, doğudan 3- Bolluk, gönenç.
  • 1798. İlger-Vecize - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 1799. İlgezdi - birleşik: İl/Gezdi, Gezgin, seyyah.
  • 1800. İlgezer - birleşik: İl/Gezer, Gezgin.
  • 1801. İlgi - Bağlantı, bitişim, alaka, özen.
  • 1802. İlgik - Barışsever, barışçı.
  • 1803. İlginç - İlgi çeken, ilgi duyulan, enteresan, sıra dışı.
  • 1804. İlgir - Barışçı, barışsever.
  • 1805. İlgörmüş - birleşik: İl/Görmüş, Gezgin.
  • 1806. İlgü - Amaç, hedef.
  • 1807. İlgüy - Nazlı, nazenin.
  • 1808. İlidi - Yarar, fayda.
  • 1809. İlig(Ğ) - 1- Ünlü, tanınmış, ünlü 2- İlk, birinci, başlangıç, ortaya çıkış.
  • 1810. İlik - İlk, birinci, önce.
  • 1811. İlingi - Devletine bağlı, devletinin hizmetçisi.
  • 1812. İliş - Bitişik, yakın.
  • 1813. İlk - Başlangıç, doğuş, çıkış, öncelik.
  • 1814. İlkay - ilk ay.
  • 1815. İlke - (Ülke) Kurucu, yapıştırıcı, oluşturucu.
  • 1816. İlki - ilk, ilkin, birinci.
  • 1817. İlkuş - birleşik: İl/Kuş Kartal türü bir avcı kuş.
  • 1818. İlli - Bağımsız, özgür, devleti olan.
  • 1819. İlmen - Devletç devletine sadık.
  • 1820. İlsiret - birleşik: İl/Siret Düşmanın devletini yıkıp, esir eden, devletsiz bırakan.
  • 1821. İltemiş - birleşik: İl/Demiş Yurtsever.
  • 1822. İlterim - birleşik: İl/Terim.
  • 1823. İltöre - birleşik: İl/Töre, Devlet geleneği.
  • 1824. İltutmuş - birleşik: İl/Tutmuş, Algan, fatih.
  • 1825. İlun - 1- Ulu, yüce 2- Soylu 3- Genç, cıvan.
  • 1826. İlyığdı - birleşik: İl/Yığdı, Algan, fatih.
  • 1827. İme - Em, çare, derman.
  • 1828. İmeçe - Birliktelik, emek ortaklığı.
  • 1829. İmen - 1- Emen, can, tin 2- Kayın ağacı.
  • 1830. İmer - Hayırsever, iyilik sahibi.
  • 1831. İmge - 1- İyi, yararlı 2- İz, belirti 3- Tasavvur, zihinsel sembol.
  • 1832. İmişçi Tungatar - tarihî görevli adı.
  • 1833. İmrag (İmrağ-İmrak) - Aşık, derviş, dost.
  • 1834. İmren - İmrenmekten imrenilen, iç geçirten.
  • 1835. İmre-Aşık - dost, gönül bağı.
  • 1836. İnangu - İnanılan, güvenilen, mutemet.
  • 1837. İnanır - İmanlı, inançlı.
  • 1838. İnce - Hafif, yeğni, ince davranışlı.
  • 1839. İncesen - esenlik ve güvenlik, sükunet.
  • 1840. İnci - değerli küçük tane; eski Türkçedeki yinçü köküyle ilişkilendirilen ad.
  • 1841. İnçgü - İnce, ince yapılı.
  • 1842. İner - İnmek den mecazi Alçak gönüllü, gösterişsiz.
  • 1843. İnerbaş - birleşik: İner/Baş mecazi Alçak gönüllü.
  • 1844. İni - Kardeş, karındaş, kayın birader.
  • 1845. İpar - Parfüm, misk.
  • 1846. İpek - ipek böceği kozasından elde edilen parlak dokuma.
  • 1847. İrçi - 1- Yırcı, halk ozanı 2- İr. ik, iricik 3- Yirçi, yerci, toprak sahibi.
  • 1848. İrçik - 1- İricik 2- Er, küçük er.
  • 1849. İren - 1- Sert, katı2- Araç, vasıta 3- Ürek, yürek.
  • 1850. İrençin - 1- Bağımsız, başına buyruk 2- Güçlü, dayanıklı.
  • 1851. İrge - 1- Yırlama, söyleme, okuma 2- Ergin, olgun.
  • 1852. İrgin - (İrge) Uygurlar ve Karluklar dönemi memuriyet unvanlarından.
  • 1853. İrğen-Bereketli - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 1854. İrik - Sert, katı, iri.
  • 1855. İrim - tarihî ad.
  • 1856. İris - 1- Kurtuluş, hürriyet 2- Iras, ıraz Türk mitolojisindeki tanrıça adlarından "kötü tinları kovup, tamuya gönderen tanrıça".
  • 1857. İrkil - 1- Ululuk, heybet, cesaret 2- Aksakal, kam, baksı.
  • 1858. İrkin - Olgun, bilge, ulu.
  • 1859. İrkit - Ürküt, ürkütücü, heybetli.
  • 1860. İrkli - 1- Güçlü, muktedir 2- Yüksek dereceli memur.
  • 1861. İrnek - (Emek) Serçe parmak.
  • 1862. İrtegün - birleşik: Erte/Gün Sabah.
  • 1863. İrtem - 1- Erdem, erdem 2- Marifet, ustalık.
  • 1864. İrtiş - Ustalık, hünerlilik.
  • 1865. İrtük - Değer, kıymet.
  • 1866. İsen - 1- Esen, yel, rüzgar 2- Doğa, tabiat 3- Açık, net, sahih.
  • 1867. İstek - İsteyiş, arzu.
  • 1868. İstem - İrade, dileme erki.
  • 1869. İşbara - (iş, devinme, davranma) Bara /Var, varlık) birleşik: İş/Bara.
  • 1870. İşçen - İşgüzar, hamarat.
  • 1871. İşgün - (İçgün) Kızıl yapraklı bir yayla çiçeği.
  • 1872. İşim - (İçim) İçtenlik, samimiyet.
  • 1873. İşitgen - İşitici, dinleyici, öğüt dinleyen.
  • 1874. İşlek - 1- İdmanlı, eğitimli 2- İşgüzar, çalışkan.
  • 1875. İşnas-Aşnas - tanışık, yakın kişi.
  • 1876. İtbarak - birleşik: İt/Barak (Barık, baraka) Türk mitolojisinde adı geçen köpek.
  • 1877. İtgüçi - İteleyen, itici, yapıcı, destekçi.
  • 1878. İtik - Yetik, yetkin, uzman.
  • 1879. İtimgen - İteleyen, itici, destekçi.
  • 1880. İtmaç - Alet, edevat, takım.
  • 1881. İtmiş - (Etmiş) Yapıcı, uzman, uzmanlaşmış.
  • 1882. İvecen - Aceleci, telaşlı.
  • 1883. İvgin - (Evgin) Ateşli, sabırsız, telaşlı.
  • 1884. İyba - Utangaç.
  • 1885. İye - Güç, kudret, erklik, sahip olma.
  • 1886. İyeuza - birleşik: İye/Uza, Güçlü, egemen ve uzman.
  • 1887. İyi - İyi, yararlı ve uğurlu.
  • 1888. İyik - 1- İyi, uğurlu 2- Heves.
  • 1889. İyim - 1- Güzellik, hüsn-i niyet 2- Dost, canan, yaren.
  • 1890. İyimser - Olayları iyi gözle gören ve yorumlayan.
  • 1891. İynem - Dost, ahbap, yaren, canan.
  • 1892. İz - Basma, ezme, sıkıştırma, kesmek, yarmak bildiren kökten; yarık, yara, kalıntı, belirti.
  • 1893. İzgi - (İZGÜ) 1- İyi, kutlu 2- uslu, uslu, kavrayışlı 3- doğru, hak gözeten, adaletli.

K

  • 1894. Ka - yen nezdine gönderdiğ.
  • 1895. Kaba - Büyük, iri, şişkin.
  • 1896. Kabak - 1- Kapalı, kabuklu 2- Kabarık.
  • 1897. Kabal - Kapalı, zindan, mahpus.
  • 1898. Kabamış - Kapalı, güçlü, mahfuz.
  • 1899. Kaban - 1- Kapan, kapıcı 2- Kabarık, asi, isyankar 3- Dik yokuş.
  • 1900. Kabar - 1- Kabarık, asi, kabadayı 2- Kapan.
  • 1901. Kabartu - Şişik, kabarık, kabarcık.
  • 1902. Kabış - Kavuş, kavuşma, birleşme, toplanma.
  • 1903. Kacır - Kaçır, kaçırıcı, korkutucu, ürkütücü.
  • 1904. Kaç - (Kaçı, kaş) Kaçan, koşan.
  • 1905. Kaçağlı - Kaçaklı, kaçıcı, koşucu.
  • 1906. Kaçan - 1- koşan, kaçan 2- Vakit, saat, vade.
  • 1907. Kaçgar - (Koçgar, kaşgar) 1- Koç gibi, koç yiğit 2- koç başı.
  • 1908. Kaçır - Kaçıran, kaçırtıcı.
  • 1909. Kaçıra - (Kaçır) 1- Kaçıran, ürküten 2- Çalışkan, aktif.
  • 1910. Kaçmas - 1- Kaçmaz, ürkmez, korkmaz 2- Evcil, munis.
  • 1911. Kaçut - 1- Savaş, dövüş 2- Kısa mızrak, kargı.
  • 1912. Kadak - (Katak, Katık) 1- Katı, sert 2- Mıh, çivi 3- Armağan, armağan.
  • 1913. Kadaş - Arkadaş, yaren, yakın.
  • 1914. Kadır - (Katır) mecazi Güçlü, dayanıklı, sağlam, inatçı.
  • 1915. Kadırca - Katır gibi.
  • 1916. Kagı - (KAKI) Öfke, şiddet.
  • 1917. Kağba - koruyucu.
  • 1918. Kakığan - Öfkeli, gözü kara.
  • 1919. Kakınç - 1- Kılıç ve kargı hamlesi 2- İhtar, ikaz 3- Hiddet, öfke.
  • 1920. Kakız - Gözü pek, hiddetli.
  • 1921. Kakşa - Seri, aceleci, hızlı.
  • 1922. Kakumaklu - Gazaplı, şiddetli.
  • 1923. Kal - Yadigar Han torunu ve Aminek Han oğlu çevresinde geçen tarihî ad.
  • 1924. Kalaba - 1- Ulu, saygıdeğer 2- Sayıca çok, kalabalık, bolluk.
  • 1925. Kalaklı - Ulu, yüksekte.
  • 1926. Kalança - Bakiye, arta kalan, artık.
  • 1927. Kalçav - Şakacı, nüktedan.
  • 1928. Kaldun - Kalan, artan, bakiye.
  • 1929. Kalgan - (Kalkan) Ok, kargı, kılıç gibi savaş aletlerine karşı koruma sağlayan siperlik.
  • 1930. Kalın - 1- Sert, dayanıklı 2- Mal, servet, varlık 3- Çeyiz 4- Yararlılık, fayda.
  • 1931. Kalıngu - (Kalın) Kalıng, güçlü, dayanıklı.
  • 1932. Kalısız - Şüphesiz, kararlı.
  • 1933. Kali - güçlü.
  • 1934. Kalimacu-Burtaç - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 1935. Kalmuk - Güç gösterisi, güçlülük, kabadayılık.
  • 1936. Kam - bilgin, hekim, filozof, tabip.
  • 1937. Kamalag - Sedir ağacı.
  • 1938. Kamal-İstihkâm - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 1939. Kaman - 1- Kuman, kumanlı 2- Gözü kara, yürekli, aman vermeyen.
  • 1940. Kamaşıg - Melez, karışmış.
  • 1941. Kamaz - Sarsıcı, sallayıcı, ürkütücü.
  • 1942. Kamçı - Kırbaç.
  • 1943. Kamdu - Para işlevi gören eşya, emanet.
  • 1944. Kamşat - Şaşırtıcı, ürkütücü.
  • 1945. Kamu(Ğ) - 1- Bütün, tam, hep 2- Halk, ahali 3- Destek, dayanışma.
  • 1946. Kân - 1- Soy, sop, kaynak, can, canlılık, soyluluk 2- Damarlardaki sıvı 3- Kağan, han.
  • 1947. Kanat - 1- Tüy, telek 2- Taraf, yön, cenah.
  • 1948. Kancı - 1- Kan güden soylu 2- Kanıcı, kanmış, inanıcı.
  • 1949. Kandı - İnançlı, kanık.
  • 1950. Kanduk - (Kanduk) Kandı, kanık.
  • 1951. Kandukyurt - birleşik: Kanduk/Yurt Gurbet.
  • 1952. Kang - (Kang, kan) Kan, soy, ata.
  • 1953. Kangsık - 1- Kardeş gibi kardeş yakınlığında 2- Üvey kardeş.
  • 1954. Kanığ - 1- Kanmış, kanık 2- Sevinç, neşe.
  • 1955. Kanık - 1- Kanma, inanma, kabul, ermek 2- Sevinç, neşe.
  • 1956. Kanış - Kandırış, cilve, işve.
  • 1957. Kanıtgan - Şevk veren, kan kaynatan.
  • 1958. Kanklı - Soylu, soyu sopu belli, kanlı.
  • 1959. Kanlı - Soylu.
  • 1960. Kantık - 1- Kandırıcı, işveli 2- Uzakta, gurbette olan.
  • 1961. Kanyumaz - birleşik: Kan/Yumaz (Yumak, yıkamak dan).
  • 1962. Kapalan - Kaplan.
  • 1963. Kapar - 1- Akıl, can, tin 2- Kalkan, zırh 3- Kapan, tuzak.
  • 1964. Kapgan - 1- Kanlı, soylu 2- Kalkan, zırh 3- Algan, fatih 4- Kaplan 5- Kapan, tuzak.
  • 1965. Kapgışay - Saf, sade, halis.
  • 1966. Kapkır - Hassas, imtizaçlı.
  • 1967. Kapurtu - Kabartı, kabarık, kabadayı.
  • 1968. Kar - Kar tanesi.
  • 1969. Kara - kara renk; güç ve dayanıklılık imgesi.
  • 1970. Karaalmaz - birleşik: Kara/Almaz onurlu, temiz sözlü.
  • 1971. Karabaş - birleşik: Kara/Baş 1- Evlatlık 2- Kul, köle.
  • 1972. Karabatak - birleşik: Kara/Batak Bir deniz kuşu.
  • 1973. Karaca - 1- Karaya çalan, esmer 2- Gözü kara, yürekli, şiddetli 3- Bir ceylan türü 4- Halktan soylu eksik kalan.
  • 1974. Karacık - 1- Esmer, kar tenli 2- Gözbebeği.
  • 1975. Karaçıl - Kumral, karaya çalan.
  • 1976. Karaga - Karga, kuzgun.
  • 1977. Karağlı - 1- Yaslı, matemli 2- Bakışları etkileyici.
  • 1978. Karak - 1- Kara/Ak 2- Gözbebeği 3- Bakış, nazar.
  • 1979. Karakçı - 1- Gözlemci, bakıcı 2- Karakeçi.
  • 1980. Karakırk - birleşik: Kara/Kırk.
  • 1981. Karakıtay - birleşik: Kara/Kıtay.
  • 1982. Karakol - birleşik: 1- Kara el 2- Gözetleme yeri, gözetim alanı.
  • 1983. Karakuş - birleşik: Kara/Kuş.
  • 1984. Karaküne - Kara gün.
  • 1985. Karal - Vade, müddet.
  • 1986. Karaman - 1- Kara tenli 2- Yiğit, gözü kara.
  • 1987. Karamış - Bakmış, görmüş, açık göz.
  • 1988. Karançı - Bakıcı, gözlemci.
  • 1989. Karaozan - birleşik: Kara/ozan (halk ozanı).
  • 1990. Karasagu - ağıt, mersiye.
  • 1991. Karasüyük - birleşik: Kara/Süyük (kemik) (avam, halktan).
  • 1992. Karaşaman - birleşik: Kara/Şaman T.
  • 1993. Karaşın - Esmer, karaya çalan.
  • 1994. Karaul - Bakış, gözlem yeri (Karakol sözcüğü buradan gelir).
  • 1995. Karaürek - birleşik: Kara/Yürek yürekli, korkusuz.
  • 1996. Karav - Bakış, nazar, bakan.
  • 1997. Karay - yardımcı, yararlı, yardımsever.
  • 1998. Karayış - bakış, bakan.
  • 1999. Karayir - birleşik: Kara/Yer (kara toprak).
  • 2000. Karçak - 1- Pençe 2- Büst, yarım heykel.
  • 2001. Karçıga - Bir şahin türü.
  • 2002. Kardaş - Kardeş, kardeş yakınlığı.
  • 2003. Kargı - Mızrak.
  • 2004. Kargın - Meşbu.
  • 2005. Karguy - 1- Bir atmaca türü 2- Gözetleme kulesi, dağ başlarına yapılan yüksek yapı.
  • 2006. Karık - Karışık, melez.
  • 2007. Karıksız - Saf, temiz, karışık eksik kalan.
  • 2008. Karımış - karışık, karışmış.
  • 2009. Karınçık - Bakış, nazar, göz kaçamağı.
  • 2010. Karlıgan - karlar eriyince açan bir dağ çiçeği.
  • 2011. Karlık - Karlı arazi, karlı dağ.
  • 2012. Karlu - Karlı, kar almış.
  • 2013. Karlugaç - Kar çiçeği.
  • 2014. Karmas - Karıştırmaz (Soyunu, neslini).
  • 2015. Karşı - öteki yön, karşı yaka.
  • 2016. Karuç - 1- Karış, karışık 2- Kara uç.
  • 2017. Karyağdı - birleşik: Kar/Yağdı (Doğumu, kar yağdığı sırada olan).
  • 2018. Kasar - 1- Keser 2- kasıntı, afili 3- Fırtına.
  • 2019. Kasmış - Afili, fiyakalı, kasıntı.
  • 2020. Kaş - Kaş, korkusuzluk, cesaret.
  • 2021. Kaşgar - yürekli, üstün vasıflı.
  • 2022. Kaşka - 1- Yiğitlik, mertlik 2- Üstün vasıflılık 3- Dayanıklılık, metanet.
  • 2023. Kaşuk - Dayanıklı, sağlam.
  • 2024. Katak - Katı, sert.
  • 2025. Katan - 1- Sert, katı 2- Saplayan, (Kargı, ok) 3- Ekleyen, artıran.
  • 2026. Katgıç - Katı, sert, dayanıklı, haşin.
  • 2027. Katgı (Katkı) - katkı, destek.
  • 2028. Katı - sert, dayanıklı, haşin, güvenli, adamakıllı, etraf.
  • 2029. Katıgu - Çalışkan, gayretli, azimli.
  • 2030. Katığdı - Çok katı, şiddetli, güçlü.
  • 2031. Katık - 1- Katı, sert, güçlük, şiddet 2- Katılan, katılım 3- Ekmek, yemek.
  • 2032. Katılgan - Dayanıklı, sağlam, sert.
  • 2033. Katılık - Güçlük, sertlik, dayanıklılık, haşinlik.
  • 2034. Katırak - Katıca, haşince.
  • 2035. Katıyel - birleşik: Katı/Yel (Kuru rüzgar).
  • 2036. Katız - 1- Ağaç kabuğu 2- Tarçın.
  • 2037. Katlav - Zırh, siper.
  • 2038. Katlıcak - Katıca, sertçe, şiddetli.
  • 2039. Katlıg - Katılık, sertlik.
  • 2040. Katmış - 1- Saplamış 2- Katılaşmış 3- Eklemiş.
  • 2041. Kavan - Kovucu, defedici.
  • 2042. Kavçın - Konuk, kısa süreli misafir.
  • 2043. Kavşıt - 1- Kavuşma, vuslat, kavuşulan yer.
  • 2044. Kavurt - 1- Kurt 2- Haşmet, ihtişam 3- Dayanıklılık, kalıcılık.
  • 2045. Kavuş - 1- Menzil, kavuşulacak yer 2- Buluşma, buluşma yeri.
  • 2046. Kay - 1- Tipi, kar fırtınası 2- Masal, hikaye.
  • 2047. Kaya - sert taş, sağlamlık imi.
  • 2048. Kayak - Kayık, sandal.
  • 2049. Kayalak - 1- Kayık, sandal 2- kaya, kayalık.
  • 2050. Kayan - 1- Çığ, çığ kümesi 2- Sel, sel suyu.
  • 2051. Kayar - 1- Sel, sel suyu 2- Gurur, onur.
  • 2052. Kayaş - Hısım, akraba, kavim kardeş.
  • 2053. Kayçı - Masalcı, destancı.
  • 2054. Kaydu - 1- Katı, sert, şiddetli 2- Kaygı, hüzün 3- Sel, sel suyu.
  • 2055. Kaygaç - Kayık, sandal.
  • 2056. Kaygaş - Mucize, olağanüstülük.
  • 2057. Kaygın - 1- Üzgün, kaygılı 2- İsyankar, isyan halinde.
  • 2058. Kaygu - Kaygı, endişe, titizlik.
  • 2059. Kaygulu - Kaygılı, mahzun.
  • 2060. Kaygun - Mahzun, üzgün, müteessir.
  • 2061. Kaygusuz - Vurdumduymaz, gailesiz, umursamaz.
  • 2062. Kayır - 1- Kayırma, hamilik, destek 2- Heybet, gösteriş 3- Azim, kararlılık.
  • 2063. Kayırgaş - 1- Deste, demet 2- Kayırıcı, koruyucu.
  • 2064. Kayırmış - Kayıran, kayırıcı, destekçi.
  • 2065. Kayırşı - 1- İçli, sevecen 2- Karşı, muhalif, hizip.
  • 2066. Kayıtgan - Dik başlı, boyun eğmeyen.
  • 2067. Kayıtmas - doğru, hak gözeten, adaletli.
  • 2068. Kaymas - Adaletli, düzenli.
  • 2069. Kaynak - (Kanak) mecazi Soylu.
  • 2070. Kaynar - 1- Pınar, göze 2- Ateşli, kızgın.
  • 2071. Kaynarca - 1- Kaynak, pınar, menbaa 2- Ilıca, banyo.
  • 2072. Kayra - Yardım, yardım.
  • 2073. Kayral - Yardım, destek.
  • 2074. Kayraldığ - 1- Destekli, torpilli 2- Eli açık, eli açık.
  • 2075. Kayrım - Arka, destek, yardım.
  • 2076. Kayru - Geri, arka, destek.
  • 2077. Kaytag - Aldatıcı, adaletsiz, hilebaz.
  • 2078. Kaytbay - doğru, hak gözeten, adaletli, hakkaniyetli.
  • 2079. Kaytmaz - doğru, hak gözeten.
  • 2080. Kaytmaz-Dönme - Birleşik ad biçimi; ay ışığı bağı taşır.
  • 2081. Kaytun - Yardımsever.
  • 2082. Kayurtar - Kurtarıcı, yardımsever.
  • 2083. Kazak - özgür, özgür yaşayan; sağlamm adı.
  • 2084. Kazan - 1- Kazanç, kazanım, birikim, artı değer, bolluk 2- Kızan, kızgın.
  • 2085. Kazancuk - 1- Kazanç, kar, getiri 2- Yemek kazanı, tencere.
  • 2086. Kazanç - Gelir, kar, artı değer, getiri.
  • 2087. Kazgan - Barlas kabilesi çevresinde emir adı.
  • 2088. Kazılık - 1- Kazık 2- Kazma aleti 3- Kızgın, celalli.
  • 2089. Kazırgan - Şamanist gelenekte, kötü tinların, doğruluğa gelmesi için, geçici bir süre için kaldığı ateş çukuru. Bir nevi cehennem.
  • 2090. Kazu - Nimet, kazanç.
  • 2091. Kazuk - (Kozu, Kazık) 1- Kazma 2- Kazık, sırık.
  • 2092. Kebek - Kabuk, ağaç kabuğu.
  • 2093. Kebenç - güven, güven, hoşnutluk.
  • 2094. Kebençü - Hoşnut, kutlu, sevinçli.
  • 2095. Keçig - 1- Geçit, köprü 2- Mutlu, sevinçli.
  • 2096. Keçikliğ - Mutlu, sevinçli.
  • 2097. Keçir - Bağışlayıcı, affedici.
  • 2098. Keçürgen - Bağışlayıcı, affedici.
  • 2099. Kedimlig - 1- Zırh, demir ağ 2- Giyimlik, giysi.
  • 2100. Kekmen - Olgun, ergin, ermiş.
  • 2101. Keleş - Alımlı, yakışıklı, cıvan.
  • 2102. Kelezti - Hayal, serap.
  • 2103. Kelgin - Gelgin, suyu kabaran ırmak.
  • 2104. Keliştü - Olgunluk, gelişim, suhulet.
  • 2105. Kelteçi - Gelici, gelecek olan, halef.
  • 2106. Kençek - (Gençık, Genç).
  • 2107. Kendil - Gönül, gönüllü, temiz yürekli.
  • 2108. Kendüz - Nefs, can, tin.
  • 2109. Keneş - İstişare, müşavere.
  • 2110. Kengeşlü - Danışık, anlaşık, dayanışmalı.
  • 2111. Keni - doğru, doğru.
  • 2112. Kepke - Örnek, numune.
  • 2113. Keptik - 1- İnce, güzel, şakacı 2- Eşit, eşit.
  • 2114. Keramun - Karaman, esmer tenli.
  • 2115. Kerayet - Sahil, kıyı, plaj.
  • 2116. Keregü - Ev, çadır, barınak.
  • 2117. Kerekli - Gerekli, elzem, ihtiyaç.
  • 2118. Kerektü - İhtiyaç, lüzum, zaruret.
  • 2119. Kerekülüg - Çadırlı, göçebe.
  • 2120. Kerelti - Tanıklık, şehadet.
  • 2121. Keren - Ulu, kebir, kadir.
  • 2122. Kereş - Kiriş, yay kirişi.
  • 2123. Keri - 1- Eski, kadim, geride kalan 2- Germekten, gerilmiş, gergin.
  • 2124. Kerinçsiz - Eşsiz, emsalsiz.
  • 2125. Kerki - Balta, nacak.
  • 2126. Kerkit - Nacak.
  • 2127. Kertük - (Kertik) 1- Ağaca bıçakla çizilen çizgi 2- yapay, suni.
  • 2128. Kesen - 1- keskin, kesici 2- Bölüm, ara.
  • 2129. Kesi - Keskin, kesen, kesici, sert.
  • 2130. Kesik - Kesi, keskin.
  • 2131. Keşikçi - 1- Israrlı 2- Nöbetçi.
  • 2132. Ket - 1- Darbe 2- Yılmaz, azimli, kararlı.
  • 2133. Ketçik - Darbecik.
  • 2134. Kete - Ulu, büyük.
  • 2135. Keyik - kut, mutluluk.
  • 2136. Kezegen - Gezgin, çapkın.
  • 2137. Kezgen - Gezgin, çapkın.
  • 2138. Kezgiç - Gezgin.
  • 2139. Kezik - Cesaret, atılganlık, cüret.
  • 2140. Kezir - (Kizir, keser) yürekli, cüretkar.
  • 2141. Kıbı - Keşif, buluş.
  • 2142. Kıcır - Öç duygusu, intikam.
  • 2143. Kıcurgan - Gösterişli, mağrur.
  • 2144. Kıdık - Gedik, güdük.
  • 2145. Kığılcım - Kıvılcım, şerare.
  • 2146. Kığıtduk - Davet, ikram.
  • 2147. Kılağı - Kılıç ve bıçakların bilendikten sonra ağız kısmında meydana gelen çizgi.
  • 2148. Kılağuz - Kılavuz, rehber.
  • 2149. Kılavun - Düğün hediyesi.
  • 2150. Kılay-Ti - Birleşik ad biçimi; ay ışığı bağı taşır.
  • 2151. Kıldı - 1- Yaratıcı, yapıcı 2- Etken, amil.
  • 2152. Kılgı - 1- İstem, irade 2- Yaratılmış, kılınmış.
  • 2153. Kılıcı - Yaratıcı, yapıcı, halik, kadim.
  • 2154. Kılıç-Aslan - Birleşik ad biçimi; aslan ve güç imi taşır.
  • 2155. Kılıç-Kara - Birleşik ad biçimi; kara renk ve güç bağı taşır.
  • 2156. Kılıg - 1- yaradılış, huy, karakter 2- Beceri, iş, yapıcılık.
  • 2157. Kılıglı - 1- İyi huylu, ahlaklı, görgülü 2- Becerikli, çalışkan, işgüzar.
  • 2158. Kılın - 1- Huy, yaradılış 2- Naz, işve.
  • 2159. Kılınç - Kılınış, huy, karakter.
  • 2160. Kılıvan - armağan, armağan, ödül.
  • 2161. Kıluç - Kılıç.
  • 2162. Kımaça - Engel, mania.
  • 2163. Kımar - Komar, homar, yakışıklı, cezb edici.
  • 2164. Kımırtu - Kıpırdanış, devinim, jest.
  • 2165. Kımız - Ekşi, mayhoş anlamına gelen ve kısrak sütünden yapılan bir içki.
  • 2166. Kımna - Sürekli, sürekli, her zaman.
  • 2167. Kın - tanrısal koruma, gayret.
  • 2168. Kınagu - 1- Ceza, cezalandırma 2- Çalışma, aktivite.
  • 2169. Kıncal - taarruz sabahı bu tepeni cenubu Utku hatırası. b Koçak.
  • 2170. Kınçak - Bıçak kılıfı.
  • 2171. Kıngal - İnce, ince yapılı.
  • 2172. Kıngır - sağlam, dayanıklı, sebatkar.
  • 2173. Kınık - 1- Gayret, gayretli, çalışkan 2- Muhterem, şerefli, hakim.
  • 2174. Kınık-Çalış - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 2175. Kıp - kut, kut payı.
  • 2176. Kıpçak-Oral - Birleşik ad biçimi; aklık, arılık ve duruluk bağı, al/kızıl renk bağı taşır.
  • 2177. Kıraç - 1- Kırlaşmış, kıra çalan, kır gibi 2- Kırıcı, kırık, yarık 3- Verimsiz toprak, yaşlı toprak.
  • 2178. Kıran - 1- Bozgun yapan, düşmanı bozguna uğratan 2- Dağ yamacı 3- Yön, kenar, kıyı.
  • 2179. Kıray - 1- Genç, delikanlı 2- Kıran, kan dökücü, vurguncu.
  • 2180. Kırca - Kıra çalan,, kırlaşmış mecazi Olgun, bilge.
  • 2181. Kırcı - 1- Kırıcı, sert mizaçlı 2- Kenar, uç, sahil.
  • 2182. Kırgı - 1- Kırım 2- Bir atmaca türü.
  • 2183. Kırgıl - Kırık, üzgün, kırgın.
  • 2184. Kırgın - 1- Gönül kırgınlığı 2- Bozgun.
  • 2185. Kırıcı - 1- Kıran, bölen, yaran mecazi Sert mizaçlı, gönül kırıcı 2- Kenar, sahil.
  • 2186. Kırık - Kırılmış, bölünmüş.
  • 2187. Kırım - 1- Kırış, bozgun, katliam 2- Kırgınlık, küskünlük 3- Uç nokta, kenar.
  • 2188. Kırıy - Sahil, kenar.
  • 2189. Kırkın - armağan, armağan.
  • 2190. Kırklı - kırk ata korumasında olan.
  • 2191. Kırman - Kırma yeri, Kırman, harman.
  • 2192. Kırn - 1 amam hepi.
  • 2193. Kısıg - 1- Hapis, dar yer 2- Kısıtlı, bağımlı.
  • 2194. Kısıglu - Hapis, mahpus, kıstırılmış.
  • 2195. Kısrık - Utangaç, mahçup.
  • 2196. Kıstavul - Acele, aceleci, telaşlı.
  • 2197. Kışıl - Kışlık, kış için ayrılmış.
  • 2198. Kışlak - Kışın kalınan yer, ez, kışlık ev.
  • 2199. Kıtay - 1- Çinliye benzeyen, Çinliye karışmış 2- Kutay.
  • 2200. Kıvam - Olgunluk, yeterlilik.
  • 2201. Kıvanç - Gurur, kıvanma, sevinme, öğünme, mutlu olma, kendine güvenerek ve öğünerek sevinme hali.
  • 2202. Kıvanduk - Kıvançlı, mutlu.
  • 2203. Kıvık - Ara, fasıla.
  • 2204. Kıvılcım - Ateş parçası, şerare.
  • 2205. Kıvlık - Kıvanç ve mutluluk nedeni.
  • 2206. Kıvrak - 1- Kıvançlı 2- Hareketli, dayanıklı.
  • 2207. Kıvrım - Hare, iltiva.
  • 2208. Kıyak - 1- gaddar, acımasız 2- Kayak, kaydıraç 3- Çekicilik, cazibe.
  • 2209. Kıyal - İmge.
  • 2210. Kıyan - 1- Dağdan hızla akan sel suyu 2- Gaddar, acımasız, kıyıcı.
  • 2211. Kıyat - Çekici, cazibeli.
  • 2212. Kıyga - uslu, kavrayışlı, çok uslu.
  • 2213. Kıygı - Zeka, deha.
  • 2214. Kıyık - 1- Zeka, dahi 2- Çekici 3- Kaçak, kapçak.
  • 2215. Kıyıksız - Kaçmaz, sözünden dönmez, düz.
  • 2216. Kıyın - 1- Akit, sözleşme, anlaşma 2- Güç, kudret, otorite.
  • 2217. Kıyışkan - 1- Sözünün eri, sözünde duran 2- yürekli, gözü pek.
  • 2218. Kıymaç - Gamze.
  • 2219. Kıynak - 1- Ünlü, ünlü 2- pençe, kartal pençesi.
  • 2220. Kıyuk - 1- Mutluluk 2- Geyik.
  • 2221. Kızarık - 1- Kızıl, kızıllaşmış 2- kızgın.
  • 2222. Kızgan - Kızgın, kızışmış.
  • 2223. Kızgın - Kızıllaşmış, asabi.
  • 2224. Kızık - 1- Kızgın, asabi 2- Kısık, hapis.
  • 2225. Kızıl - 1- Kırmızı, al 2- Altın 3- Kızmış, kızarmış, kızgın.
  • 2226. Kızılalma - ülkü, kutlu hedef.
  • 2227. Kızılgu - Kızarmış, kızgın T Kırgızların, Mürdi oymağı, dip dedelerinden.
  • 2228. Kızılotağ - birleşik: Kızıl/Otağ Kağan ya da Han'ların verdikleri, toy ve şölenlerde, kız çocuk sahiplerinin oturduğu, onur tribünü.
  • 2229. Kızımtay - birleşik: Kızım/Tay (Kızmaktan kızgınlık) Tay.
  • 2230. Kızırak - (kızarık, kızrak) Seyrek, seyrek rastlanan.
  • 2231. Kiçi - 1- Kişi, adam, insan 2- Küçük, minyon 3- Geçmiş, geçik, eski 4- Keçi.
  • 2232. Kiçicik - 1- Kişicik, insancık 2- Küçük, minyon.
  • 2233. Kiçik - 1- Küçük, minyon, Geçik, geçmiş.
  • 2234. Kiçin - Zincir.
  • 2235. Kiçkentay - birleşik: Kiçken/Tay minyon, minik.
  • 2236. Kiçki - 1- Eski, kadim 2- Kişi, insan.
  • 2237. Kiçkine - (Giçgine) Geçkin, geçmiş kadim.
  • 2238. Kidgü - Giyim, giysi, elbise.
  • 2239. Kilüken - Gülen, güleç, güleryüzlü, mütebessim.
  • 2240. Kindik - Orta, odak, merkez.
  • 2241. Kineş - Şura, meşveret, kongre.
  • 2242. Kiriş - Sinirden ve bağırsaktan yapılan sicim. Ok yayı olarak da kullanılır.
  • 2243. Kirti - Doğruluk, gerçekçilik.
  • 2244. Kişilik - Karakter, şahsiyet, insan olma özelliği.
  • 2245. Kişken - (Kiçgen) 1- Küçük, minyon 2- Geçen, geçmiş.
  • 2246. Kiye - Kut, kut payı, ululuk.
  • 2247. Kiyeli - Kutlu, saygıdeğer, ulu.
  • 2248. Kizek - 1- Kesik 2- Nöbet 3- Seyran, gezinti.
  • 2249. Kizir - 1- Keser, kesici 2- Gever, gezgin 3- Atılgan, yürekli.
  • 2250. Kobrat - (Kubrat) Derlemek, toparlamak, örgütlemek.
  • 2251. Kobu - (Kovu) Buket, demet.
  • 2252. Koburcuk - Kabarcık, kabarık, kabadayı.
  • 2253. Koca - 1- Ulu, saygıdeğer, hürmete layık 2- Bilgili, tecrübeli, görüp geçirmiş 3- Gösterişli, azametli 4- Mert, düz, koç gibi.
  • 2254. Kocaman - 1- uslu, bilge 2- İriyarı, cüsseli, heybetli.
  • 2255. Koça - 1- Koç gibi 2- Kibar, centilmen.
  • 2256. Koçan - 1- Centilmen, kibar 2- Koşan, koşucu.
  • 2257. Koçaş - Rehber, yol gösteren, önde giden.
  • 2258. Koçgar - (Kaçgar, kaşgar) 1- Koç başı 2- Koç gibi, koç yiğit.
  • 2259. Koçi - Koç gibi, koç yürekli.
  • 2260. Koçluğ - (Koçluk) Koç olacak kuzu.
  • 2261. Koço - Kibar, mert.
  • 2262. Koçu - 1- Koç gibi 2- Kibar, centilmen.
  • 2263. Koçugar - Mert, yiğit, özü sözü bir.
  • 2264. Koçum - 1- Yiğit, mert 2- Koşum, koşma.
  • 2265. Koçun - Düz, hilesiz, temiz yürekli.
  • 2266. Kodar - Mağrur.
  • 2267. Kodaz - Mağrur.
  • 2268. Kokluğ - Koku, parfüm.
  • 2269. Kokulug - Koku, Parfüm.
  • 2270. Kokum - Parfüm.
  • 2271. Kokuş - Dalları, ok yapımına elverişli bir ağaç türü.
  • 2272. Kolan - 1- armağan, armağan 2- Kollayan, koruyan 3- At, eşek, katır gibi hayvanların, eyerini bağlamaya yarayan kemer.
  • 2273. Kolbag - Kadınların, aksesuar olarak bileklerine taktıkları, boncuklu halka.
  • 2274. Kolbay - Askeri danışman.
  • 2275. Kolçak - Kolcu, koruyucu, kollayıcı.
  • 2276. Koldagüç - Hami, koruyucu, sevecen, sevecen, yardımsever.
  • 2277. Koldaş - 1- Stanrısal güç arkadaşı 2- Arkadaş, birbirini kollayan.
  • 2278. Kolgak - İstek, heves, talep.
  • 2279. Koltag - Arka, himaye, destek.
  • 2280. Kolunçuğ - Yakarış, niyaz.
  • 2281. Koman - (Kaman, kuman) 1- Yurduna yabancı sokmayan 2- Aman vermeyen 3- Kumral.
  • 2282. Komas - Komayan, bırakmayan, aman vermeyen.
  • 2283. Komuk - 1- Kabuk, ağaç kabuğu 2- Hazine, define.
  • 2284. Komur - yürekli, gözüpek.
  • 2285. Kon - yurt, konak, yerleşim.
  • 2286. Konaç - Aşiyan.
  • 2287. Konag - 1- Konuk, misafir 2- Konuk ağırlanan ev.
  • 2288. Konalga - 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Menzil, konulacak, varılacak yer.
  • 2289. Konat - 1- Cana yakın, munis, sokulgan 2- konuk ağırlayıcı, konuksever 3- Birlikte göç eden oba birliği.
  • 2290. Konca - 1- Armağan, armağan 2, Gül.
  • 2291. Konçuk - 1- Aşina, tanıdık 2- Konuk.
  • 2292. Kondu - Yerleşik, yerli.
  • 2293. Kondur - Konuksever, eli açık.
  • 2294. Kongar - 1- Koyu kırmızı renkteki at 2- Kızıla yakın renk tonu.
  • 2295. Konık - Can, tin, yaşam.
  • 2296. Konşuk - 1- Konşu, komşu 2- Yerleşim yeri 3- konuşma, laf.
  • 2297. Konuk - 1- Misafir 2- Can, tin 3- Varılacak yer, menzil.
  • 2298. Konul - 1- Kerevetlerin altındaki, yük konan boşluk, yüklük.
  • 2299. Konulga - 1- Konuk yeri, baş köşe 2- Konuğa verilen yemek, değerli yemek.
  • 2300. Konur - 1- Yakışıklı, civan 2- Gururlu, onurlu, mağrur 3- Kara ve kızıl karışımı renk, at rengi, doru at.
  • 2301. Konuş - 1- Yerleşim, karargah 2- Menzil, varılacak yer.
  • 2302. Kopan - 1- Galip, utkan 2- Ulu, yüksek.
  • 2303. Kopturu - Saygı duruşu, tören duruşu.
  • 2304. Kopu - Kop, çok, çokluk.
  • 2305. Kopun - Çoklu, bereket, bütünlük.
  • 2306. Kopuz - Saz, bağlama (Kop_Uz).
  • 2307. Kor - 1- Öz, maya, asıl 2- Ateş parçası, ateş.
  • 2308. Korba - Filiz.
  • 2309. Korcu - Korucu.
  • 2310. Korgan - Korunan yer, kale, kurgan.
  • 2311. Korgavuş - Savunucu, müdafi.
  • 2312. Korıçı - Korucu, koruyucu, bekçi, yasak bölgeleri bekleyen ve koruyan kişi.
  • 2313. Korıg - 1- Koru, ağaçlık, yeşil bölge 2- korunan, yasak bölge.
  • 2314. Korkmaz - yürekli, yürekli.
  • 2315. Korkunç - Korkutucu, ürkütücü.
  • 2316. Korol - sınır koruyucu, hudut koruyucuı.
  • 2317. Koruğ - 1- koru, koruluk, ağaçlıklı bölge 2- Koruma bölgesi 3- Yasak bölge, askeri bölge.
  • 2318. Koş - 1- Koç 2- Dizi, sıra, dize.
  • 2319. Koşak - 1- Koşulan, koşturan 2- Neşide, destansı şiir.
  • 2320. Koşar - 1- Emredici, buyurucu 2- Koşucu, çalışkan, hareketli 3- Dizen, düzenleyen.
  • 2321. Koşma - Ölçülü, uyaklı söz.
  • 2322. Koşuk - 1- Yan yana, birlikte, yaren, dost 2- Koşma, şiir.
  • 2323. Koşul - Hüküm, şart.
  • 2324. Koşulgan - Koşul koyan, buyurucu.
  • 2325. Koşum - 1- Koçum 2- Bağlı, yan yana 3- Atın, eyer, kulan, üzengi vb. malzemelerinin tümü.
  • 2326. Kotku - Alçak gönüllü, gösterişsiz.
  • 2327. Koy - 1- Koyun 2- Sevecenlik, acıma duygusu.
  • 2328. Koylu - 1- Sevecen 2- İstikamet, yön, yönünü bilen 3- Koyunlu.
  • 2329. Koyu - Sevecenlik.
  • 2330. Koyuldar - 1- Sevecen 2- Hürmetli.
  • 2331. Koyulmuş - 1- Sevecen 2- Çalışkan.
  • 2332. Koyunlu - Sevecen.
  • 2333. Koyurga - 1- Hürmet, lütuf 2- Acıma duygusu, sevecenlik.
  • 2334. Koyurtang - Özgürlük, Hürriyet.
  • 2335. Kozalak - Çam, selvi gibi ağaçların sert çiçeği.
  • 2336. Kozan - Kozalak.
  • 2337. Kozgav - Kıyam, isyan, başkaldırma.
  • 2338. Köçet - yavru, genç kişi.
  • 2339. Köçmen - Göçmen, göçücü.
  • 2340. Ködürgü - Kurban, adak.
  • 2341. Kögmen - (Gökmen) 1- Tanrısal, tanrısal güçi 2- Sayın, saygıdeğer 3- Gücünü Tanrıdan alan.
  • 2342. Köğüz - 1- Göksel, Tanrısal 2- Göğüs, sine.
  • 2343. Kök - 1- Gök 2- Aile, soy.
  • 2344. Kökdaş - Emsal, örnek.
  • 2345. Köken - Göğen, gelen, 2- Köken, soy, aile.
  • 2346. Kökim - 1- Göğüm 2- Soyum, ailem.
  • 2347. Köklü - 1- Tanrıdan gelen 2- Soylu.
  • 2348. Köktem - 1- Bahar 2- Gençlik 3- Deha, akıl.
  • 2349. Köl - Göl mecazi Ululuk, sonsuzluk, derinlik, bilgelik.
  • 2350. Kölmük - Halk, ahali.
  • 2351. Kölük - Yük hayvanı.
  • 2352. Kömek - 1- Yardım, arka, destek, yardım 2- Ahali, halk.
  • 2353. Kömen - 1- Hayal, düş 2- Irk, soy 3- öz, değerli taş, damar.
  • 2354. Kömey - Gerdan, döş.
  • 2355. Kömüç - Hazine, define.
  • 2356. Köng - (Könk) Cariye, odalık.
  • 2357. Köngül - Gönül, can.
  • 2358. Könilik - Adalet, doğruluk.
  • 2359. Könkaş - Künkaş, kenkeş, meşveret.
  • 2360. Könü - Adalet, doğruluk.
  • 2361. Könül - Gönül, can.
  • 2362. Köp - Çok, gür, çokluk, bolluk.
  • 2363. Köptük - 1- Bereket, bolluk 2- Kalabalık.
  • 2364. Köpük - Kabarcık, köpürcük, çoklu, artış.
  • 2365. Köpürge - 1- Köprü, geçit 2- Savaş davulu.
  • 2366. Köregen - Gören, görücü.
  • 2367. Körem - 1- Körpe, taze 2- Görgülü, terbiyeli.
  • 2368. Körgen - Gören, görücü.
  • 2369. Körke - Ağaçtan yapılmış tabak.
  • 2370. Körkem - 1- Görkem, ihtişam 2- Hoş, güzel, ince, güzel.
  • 2371. Körklüğ - Güzel, alımlı, cemile.
  • 2372. Körpe - Taze, cıvan.
  • 2373. Körü - (körüg) Gözcü, haberci, casus, gözlemci.
  • 2374. Körüm - 1- Bakış, nazar, gözlem 2- Düş, rüya 3- Zeka, fehm.
  • 2375. Körümçi - Astronom, rasat, gözlemci, yıldızları inceleyen kişi.
  • 2376. Körümdük - Bakıcı, nezaretçi.
  • 2377. Körünç - 1- Görgü, muaşeret 2- Bakan, nazır.
  • 2378. Kösemen - Tas artan koç.
  • 2379. Köşük - Dilek, temenni.
  • 2380. Kötüz - Kıymetli.
  • 2381. Kövenç - 1- Güvenç, güvence, teminat 2- Azamet, gurur.
  • 2382. Kövez - Afi, çalım, fiyakalı.
  • 2383. Köymen - 1- Yanıcı, yanık 2- Hayal.
  • 2384. Köymez - Yanmaz, ateş almaz.
  • 2385. Közay - köz ve ay birleşimi; içten yanan ay ışığı.
  • 2386. Közlük - At kuyruğundan yapılan, göz kamaşması ve göz ağrılarının tedavisinde kullanılan bir dokuma.
  • 2387. Kuanç - Kıvanç, sevinçli gurur.
  • 2388. Kuançı - Kıvanç.
  • 2389. Kubal - Gürz, demir topuz.
  • 2390. Kuban - Kapan.
  • 2391. Kubat - Kapalı, gizli.
  • 2392. Kubay - birleşik: Kubi/Ay Yakutların eski dönem "Temizlik Tanrıçası".
  • 2393. Kubi - (Kubil) Gökyüzü, gök boşluğu, gök. anlam genişlemesiyle Başsızlık ve sonsuzluk.
  • 2394. Kucan - Göçen, göçer.
  • 2395. Kucar - Göçer, göçücü.
  • 2396. Kuçam - Deste, demet, bağ.
  • 2397. Kuçar - Göçer, göçmen.
  • 2398. Kuda - Sihir, büyü.
  • 2399. Kudagaçı - Büyücü, doktor.
  • 2400. Kudak - Kadak, katı, sert.
  • 2401. Kukun - kıvılcım, ateş parçası.
  • 2402. Kukuş - 1- Gonca, gül 2- Şaka, latife.
  • 2403. Kul - Bağımlı, bağlı, köle mecazi Bağlılık, sadakat.
  • 2404. Kula - 1- Kızıl ve karışımı renk, doru, bordo 2- Yelesi, ve kuyruğu kara, gövdesi kızıla çalan at 3- Yabani at 4- Gözü kara, atılgan.
  • 2405. Kulaç - 1- Açıklık, mesafe 2- İki kol arasındaki ara.
  • 2406. Kulagu - 1- Yaratıcı, kılıcı, hükmedici 2- Kula gibi 3- Korkusuz, gözü kara.
  • 2407. Kulan - 1- Galip, utkan 2- Vahşi at 3- Yaban eşeği.
  • 2408. Kulanşı - 1- At terbiyecisi 2- Musikişinas, müzisyen.
  • 2409. Kulbak - Sevecen, yardımsever.
  • 2410. Kuldam - Sadık kul.
  • 2411. Kulga - Güvercin.
  • 2412. Kulgu - 1- Müfettiş, murakıp 2- Güvercin.
  • 2413. Kuli - (kulıg) yürekli, gözü kara.
  • 2414. Kulpu - 1- Kilit 2- kulluk, kulluk eden.
  • 2415. Kuluga - Güvercin.
  • 2416. Kulun - Tay, süt emen çağdaki at yavrusu.
  • 2417. Kumaç - Solgun, soluk.
  • 2418. Kumak - 1- Yardım, kömek 2- Sevda, aşk.
  • 2419. Kuman - 1- Solgun 2- Kumral, sarı ile kahverengi arası renk 3- Aman vermeyen, dirayetli.
  • 2420. Kumandı - Mutlu, sevinçli.
  • 2421. Kumaral - Kumral, buğday tenli.
  • 2422. Kumarga - Kuşatma, muhasara.
  • 2423. Kumral - Buğday tenli.
  • 2424. Kunan - 1- İki yaşına gelmiş kısrak 2- Adaletli, doğru, hak gözeten.
  • 2425. Kunar - Bereket, bolluk.
  • 2426. Kunarlı - Bereketli, verimli.
  • 2427. Kunduz - Dere kenarlarında yaşayan, kürkünden börk yapılan bir hayvan.
  • 2428. Kuni - Adalet, hakkaniyet, adaletlilik.
  • 2429. Kunt - 1- Dayanıklı, sağlam 2- Sade, gösterişsiz.
  • 2430. Kunuk - 1- Mahzun, elemli 2- Konuk.
  • 2431. Kupçı - İnce, ince, güzel duruşlu.
  • 2432. Kuptan - Niyaz, dua, yakarış.
  • 2433. Kur - Düzen, sıra, hiyerarşi, düzenleme.
  • 2434. Kural - Düzen, düzenlilik, kaide.
  • 2435. Kuralay - Ceylan, ahu.
  • 2436. Kurar - Organizatör, düzenleyici.
  • 2437. Kuray - Bir çeşit bozkır bitkisi ot.
  • 2438. Kurç - (kuruç) Kılıç yapımında kullanılan, iyi bir çelik türü.
  • 2439. Kurçak - Heykel, yontma taş.
  • 2440. Kurçı - 1- Kürçü 2- Kurucu.
  • 2441. Kurçık - Kurum, kuruluş, yapılanma.
  • 2442. Kurga - 1- Tecrübeli, bilge 2- İnce, ince yapılı.
  • 2443. Kurgan - 1- İstihkam, kale 2- Anıt, anıt mezar.
  • 2444. Kurıdın - Batılı, batı bölgesinden.
  • 2445. Kurıkan - 1- Kürkan, damat 2- Hisar, kale 3- Ağaçlık bölge.
  • 2446. Kurımlak - Cilveli, hareketli, kıvrak.
  • 2447. Kurlas - Düzen, işleyiş, ahenk.
  • 2448. Kurman - Düzgün, düzenli, düzenleyici.
  • 2449. Kurmuş - Planlı, düzenli, örgütlü.
  • 2450. Kurt - bozkurt, özgürlük ve güç imi.
  • 2451. Kurtak - Kurulu, ayarlı.
  • 2452. Kurtar - Kurtarıcı.
  • 2453. Kurtaran - 2 Zin.
  • 2454. Kurtga - Tecrübeli, gün görmüş.
  • 2455. Kurtul - Haraç, vergi, cizye.
  • 2456. Kurtulgu - 1- Vergi, haraç 2- Kurtuluş, istiklal.
  • 2457. Kurtulmuş - Özgür, bağımsız, azade.
  • 2458. Kurtun - Batılı, batıdan.
  • 2459. Kuruğçın - Kurşun.
  • 2460. Kuruk - Koru, park, koruluk.
  • 2461. Kurultay - birleşik: Kurul/Tay Kongre, divan, oturum Gerek seçim, gerekse devlet için önemli kararların alındığı seçkinler meclisi.
  • 2462. Kurum - 1- Kuruluş, düzen, düzenleme 2- Çalım, jest, afi 3- Kaya parçası.
  • 2463. Kurut - 1- Kurt 2- Kale burcu 3- Kurutulup, suyu alınmış peynir topağı.
  • 2464. Kuskun - Atın kuyruğundan geçirilip, eyere bağlanan kayış.
  • 2465. Kuş - Kuş.
  • 2466. Kuşçak - Kuşçu, kuş eğiticisi.
  • 2467. Kuşçu - Kuş eğiticisi.
  • 2468. Kut - 1- Uğur, kut payı, kut 2- Tanrısal, kutlu 3- Can, tin, dirilik, yaşam kaynağı, yaşam gücü 4- kader, yazgı 5- Erk, iktidar 6- Bereket, nasip.
  • 2469. Kutadgu - Kutsanmış, kutlu, değerli, yararlı.
  • 2470. Kutalan - birleşik: Kut/Alan kutlu.
  • 2471. Kutaldı - birleşik: Kut/Aldı kutlu, kutlu.
  • 2472. Kutamış - Kutsamış, değer vermiş, kutlu eylemiş.
  • 2473. Kutan - 1- Dua, yakarış, niyaz 2- Bir avcı kuş 3- Saban, pulluk.
  • 2474. Kutar - Kutsar, kutsayan, kut veren.
  • 2475. Kutaş - Kutlu, kutlu.
  • 2476. Kutay - kutlu ay.
  • 2477. Kutgaru - Buyruk, fermen.
  • 2478. Kutku - Ağırbaşlı, alçak, gönüllü.
  • 2479. Kutlu - kutlu, uğurlu.
  • 2480. Kutluca - Uğurlu, bahtı açık.
  • 2481. Kutluğ İnanç - (Kutluk İnanç) Kutlu/İnanç.
  • 2482. Kutluk - (Kutluğ) Kutlu, kutlu.
  • 2483. Kutsandı - Kutlu, kutlu.
  • 2484. Kutun - 1- sevinçli, kutlu, mutlu, nurlu 2- Mukaddes, kutsal.
  • 2485. Kutunmuş - Kutlu, kutlu.
  • 2486. Kutur - Kutlu, kutlu.
  • 2487. Kutuz - birleşik: 1- Kut/Uz 2- Yaban öküzü.
  • 2488. Kutveren - kut veren, uğur ve güç taşıyan.
  • 2489. Kuvanç - Kıvanç, gurur, mutluluk, iftihar.
  • 2490. Kuvanduk - Kıvanç, mutluluk, iftihar, gurur verici.
  • 2491. Kuvart - 1- Kurt 2- Dayanıklı, sağlam, berk, sağlam.
  • 2492. Kuvat - Sevinç, mutluluk.
  • 2493. Kuvrag - Toplum, toplumcu.
  • 2494. Kuyak - Zırh, demirağ.
  • 2495. Kuyan - Tavşan, bozkır tavşanı.
  • 2496. Kuyaş - Güneş ışığı.
  • 2497. Kuybu - sevinç.
  • 2498. Kuydung - Beden, vücut.
  • 2499. Kuymu - Sevinç, neşe.
  • 2500. Kuytak - Mahfuz, siper.
  • 2501. Kuyturka - Bağış, bağış, lütuf.
  • 2502. Kuyuldar - Saygıdeğer, saygıya layık.
  • 2503. Kuyum - Aksesuar, küpe, bilezik.
  • 2504. Kuz - Dağın, güneş görmeyen yamacı.
  • 2505. Kuzay - Kuzey yönü, güneşin az olduğu yer, Karanlık ve soğuk yer.
  • 2506. Kuzey - kuzey yönü.
  • 2507. Kuzey-Saye - Birleşik ad biçimi; ay ışığı bağı taşır.
  • 2508. Kuzlak - Bebe, yavru.
  • 2509. Kuzu - 1- Koyun yavrusu 2- Yavru, bebe.
  • 2510. Küç - Güç, dirayet, kudret.
  • 2511. Küçem - 1- Güç, kudret 2- zorba.
  • 2512. Küçey - Güçlü, gücü yeten.
  • 2513. Küçi - Güç, güçlük, zorluk.
  • 2514. Küçin - An, kısa zaman parçası.
  • 2515. Küçkara - birleşik: Küç/Kara (Acı güç).
  • 2516. Küçkey - Güçlü, zorlu.
  • 2517. Küçlük - Güç, güçlük, zorluk, kudret.
  • 2518. küçük - Ufak, minyon.
  • 2519. Küçülü - Güçlü, zorlu.
  • 2520. Küçülük - Güçlük, güç, zorluk.
  • 2521. Küçüm - Güç, kudret.
  • 2522. Kükler - Müneccim, yıldız falcısı.
  • 2523. Kükrek - 1- Onur, gurur 2- Kükreyiş, kükreyen.
  • 2524. Kül - 1- Ateş, ateşlilik, yakıcılık, bitiricilik 2- Yenilmezlik 3- Ulu, ünlü 4- Cesaret, gözü karalık 5- Göl, göl gibi geniş ve büyük.
  • 2525. Külçur - Ululuk, yüksek mevki, saygıdeğerlik.
  • 2526. Küle - 1- Güle, gülüş 2- Demet, bağ, deste.
  • 2527. Külegeç - 1- Güleç, güler yüzlü 2- Name, melodi.
  • 2528. Külegen - Gülen, güler yüzlü.
  • 2529. Külek - 1- Fırtına, kum fırtınası 2- Bakraç, tahtadan yapılmış yoğurt kabı.
  • 2530. Külem - Bereketli, verimli.
  • 2531. Küler - birleşik: Kül/Er Ulu, saygın kişi.
  • 2532. Kültem - Deste, demet, buket.
  • 2533. Külüg - (Külük) 1- Ünlü, ünlü, çok tanınan 3- Hızlı, seri.
  • 2534. Külünk - Kazma.
  • 2535. Kümüş - Gümüş.
  • 2536. Kün - Gün, güneş.
  • 2537. Künçek - Güneşlik, şemsiye.
  • 2538. Kündeş - 1- Gündeş, güneşe eş değerde 2- İzci, takipçi, halef.
  • 2539. Kündün - Gün ışığı.
  • 2540. Kündüz - Gündüz.
  • 2541. Küneş - Güneş.
  • 2542. Küngerü - Arzu, dilek, temenni.
  • 2543. Küni - 1- doğru, hak gözeten, adaletli, hukukçu, yasalara bağlı 2- İtaatkar, muti.
  • 2544. Künkaş - Danışma, nasihat.
  • 2545. Küntem - Günlük, gündelik.
  • 2546. Künüçen - Muti, itaatkar, saygılı.
  • 2547. Künülük - 1- Şemsiye, 2- Günlük, yevmiye.
  • 2548. Kür - gür, bol, sağlam.
  • 2549. Kürçe - Esas, asıl, maya, öz.
  • 2550. Kürçi - Kabadayı, gözü kara.
  • 2551. Küri - İç geçiren, imrenen, kıskanç.
  • 2552. Kürkan - birleşik: 1- Kür/Kan (Gür/Kan) 2- Damat (Körekan).
  • 2553. Kürmen - Özlü, soylu.
  • 2554. Kürügen - 1- Gürgen 2- Köregen, damat.
  • 2555. Kürüm - Basiret, meleke.
  • 2556. Kürünç - 1- Özlü, soylu 2- Düzen, düzenli 3- Kıskanç.
  • 2557. Küşlik - 1- Güçlük, güç, zorluk 2- Mutlu, mutluluk.
  • 2558. Küşüm - 1- Ar, edep, hicap 2- Güç, güçlülük.
  • 2559. Küvenç - Güvenç.
  • 2560. Küvençi - Güvence, garanti.
  • 2561. Küz - Güz, sonbahar, hazan.
  • 2562. Küznek - Işık kırılması.
  • 2563. Kw - avalisini elde etmişlerdi yp" Söndür ödem Muti Gönen Mızrak / Gönenç çi a 'YİZ, rutubet Cay, mutluluk, kutlu sevinç gi K dirim, tin, hatır, Kalb.

L

  • 2564. Lengeş - Keneş.

M

  • 2565. Mamak - Sakin, kendi halinde.
  • 2566. Mamay - Sakin, munis.
  • 2567. Mamış - 1- Saygılı, söz dinler 2- Saygı.
  • 2568. Manas - 1- Huy, mizaç 2- Heybet, heybetli.
  • 2569. Manay - Saha, bölge, mıntıka.
  • 2570. Manço - Mengü, sonsuz.
  • 2571. Mançu - Mengü, sonsuz.
  • 2572. Mangu - Mengü, bengü, sonsuz.
  • 2573. Mangur - Mangır, bakır para.
  • 2574. Mangut - Ölümsüz, sonsuz.
  • 2575. Mar - Sibirya hanı.
  • 2576. Maşak-Bekâr - Birleşik ad biçimi; aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 2577. Mayda - ince yapılı, ince, ince yapılı.
  • 2578. Mençik - Mülkiyet, mal varlığı.
  • 2579. Mendeş - (Menteş, mintaş) Acele, aceleci.
  • 2580. Mengen - 1- Nişancı, iyi ok atan, okçu 2- Becerikli, usta.
  • 2581. Mengi - Mengü, bengi, bengü.
  • 2582. Mengilik - Sonsuzluk.
  • 2583. Mengü - Bengü, sonsuz, sonsuza kalan, sonsuzluk, ölümsüzlük.
  • 2584. Mengüç - Sonsuzluk, sonsuzluğa ulaşmış, ermiş, ulu, saygıdeğer.
  • 2585. Mengüç Ata - birleşik: Mengüç/Ata Bilgi ve tecrübesine başvurulan ulu ve bilge kişi.
  • 2586. Mengütay - bengü ay; sonsuzluk bağı.
  • 2587. Meral - geyik; maral biçimiyle Türk dünyası ve bozkır belleği taşır.
  • 2588. ME-Ender - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 2589. Me-Kutluk - Birleşik ad biçimi; kut ve kut payı bağı taşır.
  • 2590. Min - 1- Bin, bin sayısı. 2- ben, gamze.
  • 2591. Ming - 1- Ben, gamze 2- esenlik, gönenç 3- Bin sayısı.
  • 2592. Mingan - Benli, gamzeli.
  • 2593. Mingilik - Dingin, esenlik, gönenç.
  • 2594. Mingir - Çok külliyetli.
  • 2595. Mokan - Büken, güçlü.
  • 2596. Mol - fidan.
  • 2597. Monguç - Atik, çevik, hamleci.
  • 2598. Muglu - Üzgün, hüzünlü.
  • 2599. Munar - Serap, algın.
  • 2600. Muncuk - Boncuk, takı, değerli taş.
  • 2601. Munçuğ - (Boncuk).
  • 2602. Mung - 1- Hüzün, elem, üzüntü 2- Ming, ben, gamze.
  • 2603. Mungluğ - (Mungluk) Üzgün, bunalmış, hüzzam.
  • 2604. Mungul - Hüzünlü, elemli.
  • 2605. Müçek - öpücük, buse.
  • 2606. Müge - İnci çiçeği.
  • 2607. Müldüz - Berrak, saf.
  • 2608. Müren - Irmak, akarsu.

N

  • 2609. Nak-Temiz - Birleşik ad biçimi; aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 2610. Nayır - bir kabil.
  • 2611. Nayman - güçlü Moğol-Türk boy adı.

O

  • 2612. Oba - yurt, çadır topluluğu.
  • 2613. Obar - Ev, baraka.
  • 2614. Obulaz - (Oblas, oflas) 1- Gözü pek, atılgan 2- Yüce gönüllü, yüce gönüllü.
  • 2615. Obut - ar, onur.
  • 2616. Obuz - Kaynak, menba.
  • 2617. Ocak - ateş yeri, yuva.
  • 2618. Ocaklı - Ocak sahibi.
  • 2619. Od - Ot, ateş.
  • 2620. Odak - Ocak, yanma, yansıma merkezi.
  • 2621. Odçu - Ateşçi.
  • 2622. Odgurmuş - 1- Oturmuş, oturaklı, sakin, kendinden güvenilir 2- Yuva kuran, birlik kuran.
  • 2623. Odoakır - Hun Türkleri başbuğlarından Edekon'un oğludur.
  • 2624. Ogan - yaratıcı güç; bilgelik.
  • 2625. Ograk - 1- Azim, kararlılık 2- Niyet.
  • 2626. Ograş - Uğraş, mücadele, meşgale.
  • 2627. Ogsat - Benzer, benzerlik, benzeyiş.
  • 2628. Ogtadurmuş - birleşik: Okda/Durmuş.
  • 2629. Ogurlu - Uğurlu.
  • 2630. Ogurmuş - Gizemli, ağzı sıkı.
  • 2631. Ogutur - Gizli, gizemli.
  • 2632. Oğçu - Okçu, haberci, ulak.
  • 2633. Oğırcık - Uğurcuk.
  • 2634. Oğlak - Keçi yavrusu.
  • 2635. Oğlaman - Bir yaşında doğum yapan, koyun ve keçi.
  • 2636. Oğramış - Uğurlu.
  • 2637. Oğrun - 1- Gizli, gizemli 2- Yavaş, ağır.
  • 2638. Oğul - 1- Oğlan, erkek çocuğu 2- Evlat, genel olarak, kız yada erkek çocuğu.
  • 2639. Oğulça - 1- Oğulcuk, biricik oğul, biricik evlat 2- En küçük oğul.
  • 2640. Oğuş - 1- Bolluk, bereket 2- Hısım, akraba, nesil.
  • 2641. Ok - 1- Doğum, doğuş, yaradılış 2- Akıl, us 3- Dokunma, el sürme 4- Söyleyiş, çağırış, haber verme 5- Stanrısal güç, yay ile kullanılan ok 6- Örgüt, teşkilat.
  • 2642. Okatmış - (Okutmuş) Haberci, ulak.
  • 2643. Okçı - 1- Okuyucu, haberci 2- Ok atan, okçu 3- Örgütçü.
  • 2644. Okıçı - Davetçi, davetkar, çağırıcı.
  • 2645. Oki - Çağrı, davetiye.
  • 2646. Oklu - 1- uslu, uslu, kavrayışlı 2- Örgütlü.
  • 2647. Okşak - Benzeyen, andıran, tanıdık, bildik.
  • 2648. Okşan - Benzeyen, okşayan.
  • 2649. Okta - uslu, uslu, kavrayışlı, dahi.
  • 2650. Oktar - 1- Okçu, iyi ok atan 2- Bilgili, uslu, yaratıcı 3- Davetçi, davetkar.
  • 2651. Okuklu - Bilgin, bilgin.
  • 2652. Okumagan - Arif, eğitimsiz ama kendini yetiştirmiş, olgunlaşmış.
  • 2653. Okunç - Toy ve düğün davetiyesi.
  • 2654. Okuş - 1- Bilgi, bilgelik 2- Bereket.
  • 2655. Okuşluğ - 1- Bilgin, bilgin 2- Bolluk, bereket, bereketli.
  • 2656. Okutan - Eğitmen, öğretmen.
  • 2657. Okutgan - Okutan, eğitmen.
  • 2658. Okuv - Okuyuş, kıraat, çağırış.
  • 2659. Olagan - Olan, doğal, olumlu.
  • 2660. Olam - Debdebe, gösteriş, tantana.
  • 2661. Olbak - Oluş, oluşum.
  • 2662. Olca - Ganimet, bolluk.
  • 2663. Olcaş - Tören, seremoni, tazim.
  • 2664. Olcay - kut payı, kutlu pay.
  • 2665. Olcaytu - Açık kut payı, bahtı açık, bereketli.
  • 2666. Olça - Ganimet, bereket.
  • 2667. Olçam - Ganimet, nimet, bolluk.
  • 2668. Olçar - 1- Saldırı komutu, saldırı 2- haber, havadis 3- Uygun, muvafık.
  • 2669. Olçum - 1- Olgunluk, olgun, yetişkin 2- Ustalık, marifet.
  • 2670. Olgaç - Olgun, olmuş.
  • 2671. Olgun - Yetişkin, olmuş, kamil.
  • 2672. Olum - Oluş, doğuş, olmaya elverişli.
  • 2673. Olun - 1- Oluş, olgunluk, ağırbaşlılık 2- Genç, taze 3- Soyluluk.
  • 2674. Oluş - Oluşum, düzen.
  • 2675. Omaç - Amaç, gaye.
  • 2676. Omak - 1- Soy, kan, soyluluk 2- Aile, akraba.
  • 2677. Omrak - Tuna Bulgar kağanı Kurmuş'un oğlu.
  • 2678. Omur - (Umur) 1- İlgi, heves 2- Güç, dayanıklılık, dayanıklı.
  • 2679. Omurca - Sağlam, dayanıklı.
  • 2680. Omurtag - Kartal yavrusu.
  • 2681. Onak - 1- Onanmış, kabul görmüş 2- Sevgili, el üstünde tutulan.
  • 2682. Onal - 1- Doğuş, ortaya çıkış 2- Sağlam, dayanıklı.
  • 2683. Onanlı - Sağlam, meyin, mütehammil.
  • 2684. Onanmış - Sağlam, bayındır, destekli.
  • 2685. Onat - 1- Sağlam, dayanıklı 2- Yakışıklı 3- Terbiyeli, iyi davranışlı.
  • 2686. Onatça - Makbul, hatırşinas.
  • 2687. Onay - 1- Sağlam, dayanıklı, uygun 2- Makul, kabul, tasdik.
  • 2688. Ong - 1- Sağlamlılık, kalıcılık, dayanıklılık 2- İyilik, iyilik, bereket, bolluk 3- Sevinç, neşe, mutluluk.
  • 2689. Ongan - kutlu, sevinçli, sevinçli, kutlu.
  • 2690. Ongu - 1- Kar, kazanç 2- Set, sütre.
  • 2691. Onguç - Karlı, kazançlı, verimli, uğurlu.
  • 2692. Onguday - Karlı, kazançlı.
  • 2693. Ongun - 1- Bolluk ve bereket tanrısı. 2- Uğurluluk, verimlilik, kalıcılık 3- Av totemi, kutsanmış av hayvanı 4- Totem, sembol, bayrak, flama.
  • 2694. Ongur - Kurtuluş, salah.
  • 2695. Onuk - aziz.
  • 2696. Onur - haysiyet, izzetinefis, onur.
  • 2697. Onuş - 1- Bereket, bolluk, verim 2- Uğur, kut payı.
  • 2698. Opak - (Apak) Temiz, bakımlı.
  • 2699. Opan - Mağara, delhiz.
  • 2700. Opçın - (Apçın, afşın) Zırh, demirağ.
  • 2701. Opur - Obur, iştahlı.
  • 2702. Opuz - Katı, sert.
  • 2703. Or - 1- Yer, durak, bölge 2- Doğramak, biçmek 3- Mevki, mertebe 4- Düzen, kuruluş.
  • 2704. Orak - Doğramak, kesmek, doğrayıcı, biçici.
  • 2705. Oran - 1- Taht, onur makamı 2- Yüksek mevki, yüksek derece.
  • 2706. Oray - birleşik: Or/Ay 1- Aynı, eşit, eş değerde (Kırgızlarda) 2- Fırsat, hamle (Kazaklarda).
  • 2707. Oraz - (Uraz, uras, ıraz) Onur, onur, kut payı.
  • 2708. Orçun - 1- Kesici, keskin, doğrayıcı 2- Bölge, vilayet 3- Onurlu, ahlaklı, iyi huylu.
  • 2709. Ordu - (Orda) 1- Orta, çekirdek, merkez 2- Stanrısal güçlı ve düzenli topluluk.
  • 2710. Orduca - 1- Ordu ile ilgilenen 2- Ortaca, ortanca.
  • 2711. Orga - Bayrak, flama.
  • 2712. Orgarun - 1- İstihkam 2- Bayraklı, bayrak sahibi.
  • 2713. Orgir - Kesici, biçici.
  • 2714. Orgun - Sırdaş, sır saklayan, ketum.
  • 2715. Orhun - Sır saklayan, sırdaş, gizli, gizemli.
  • 2716. Orkun - Orhun/Orkun yazıtları ve ırmak belleği.
  • 2717. Ormag - Doğramak, biçmek.
  • 2718. Orman - Ağaçlık, bölge.
  • 2719. Ormuş - Doğrayan, biçen.
  • 2720. Ornak - 1- Taht, tahtırevan 2- yer, yöre.
  • 2721. Orpag - Menşe, kök, nesep.
  • 2722. Ortaç - 1- Ortadaki, ortanca 2- Ilımlı, dengeli.
  • 2723. Ortaçı - Ilımlı.
  • 2724. Ortağ - Ortak, ortalama, ortada buluşma.
  • 2725. Ortug - Ortak, pay sahibi.
  • 2726. Oruk - 1- Yol, eylem, gidişat 2- Çare, çözüm, imkan, uygunluk.
  • 2727. Orum - Mera, otlak.
  • 2728. Orun - 1- Makam, mevki, özel yer, şerefli yer, taht 2- Karargah, görev yeri.
  • 2729. Orunç - armağan, armağan.
  • 2730. Orunçak - 1- Oya, işleme 2- Rehin, emanet.
  • 2731. Orunduk - Koltuk, iskemle.
  • 2732. Orunguluk - Bayrak, flama.
  • 2733. Orunlug - Taht, makam.
  • 2734. Oruntag - Yüksek mevki, makam.
  • 2735. Orus - 1- kut payı, uğur, kut, mutluluk 2- Amaç, hedef.
  • 2736. Oskay - 1- Hamarat, işgüzar 2- Neşeli, şen.
  • 2737. Ot - 1- Ateş, ocak, ev 2- Nebat, bitki.
  • 2738. Otacı - (Utacı) 1- Doktor 2- Eczacı, ot ve bitkilerden ilaç yapan kişi 3- kam, baksı.
  • 2739. Otağ - 1- Oda, içinde ateş yakılarak oturulabilen büyük ve geniş çadır 2- Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır.
  • 2740. Otağa - birleşik: Ot/Ağa evin reisi, aile reisi, evde sözü geçen kişi.
  • 2741. Otak - Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır, oda.
  • 2742. Otamış - Doktor, hekim.
  • 2743. Otamiş - Yusulun g -w öldüğünde idi. Hanlığı (Sevin Rusla; ken esir edeni /.
  • 2744. Otancak - İlaç, merhem, deva.
  • 2745. Otar - Geçici, fani.
  • 2746. Otçigen - birleşik: Ot/Çigen ("Ot/Tigin" adının, Moğol ağzındaki söylenişi.).
  • 2747. Otgun - Kabadayı.
  • 2748. Otkun - Kabadayı.
  • 2749. Otluğ(K) - Ateşli.
  • 2750. Otmar - Ateşli, ateş saçan.
  • 2751. Ovat - Düzgün, muntazam.
  • 2752. Ovlaz - Gözü pek, atılgan.
  • 2753. Ovmaç - El ile yoğrularak yapılan yiyecek.
  • 2754. Oy - 1- Düşünmek, düşünce, fikir 2- Çukur.
  • 2755. Oyan - 1- İman, inanç 2- Düşünce, efkar.
  • 2756. Oyaz - Çukur, kuyu.
  • 2757. Oybak - Çukurlu vadi.
  • 2758. Oybat - Oyuk ve çukurlu yer.
  • 2759. Oygak - 1- Oya, rehin 2- Uyanık, müteyakkız.
  • 2760. Oygur - Dere yatağı, dere oyuğu.
  • 2761. Oyınlı - Düşünceli, efkarlı.
  • 2762. Oymak - Yığın, kitle. Türklerin sosyal birimleri içindeki sıralamada, Obadan büyü Boy'dan küçük olan akrabalar topluluğu.
  • 2763. Oymur - Dere, dere yatağı.
  • 2764. Oynak - Maral, ceylan, vb. Hayvanların bir arada olup su içtikleri kuyu, su birikintisi.
  • 2765. Oyram - Girdap, anafor.
  • 2766. Oyrat - Derin, oyuk, derinleşmiş.
  • 2767. Oytun - Kutsanmış, kutlu.
  • 2768. Oyur - Vücut, endam.
  • 2769. Oz - İleri, ön, önde.
  • 2770. Oza - Kadim, eski, ezeli, hep var olan.
  • 2771. Ozağı - Tecrübeli, bilgili, uzman.
  • 2772. Ozamış - Uzamış, uzman, usta işinin ehli.
  • 2773. Ozan - söz söyleyen.
  • 2774. Ozar - Uzman, usta, bilir kişi.
  • 2775. Ozgan - Kademeli, dereceli, öncelikli.
  • 2776. Ozman - Uzman.
  • 2777. Ozmuş - Uzmanlaşmış, yetik.
  • 2778. Ozul - Esas, kaide.
  • 2779. Ozut - İkamet, ikametgah.
  • 2780. Ozutgan - İleride, ilerici.

Ö

  • 2781. Öbek - Küçük grup, tim, takım, parça.
  • 2782. Öbge - Ced, Ata, Soy.
  • 2783. Öcal - birleşik: Öc/Al intikamcı.
  • 2784. Öcek - 1- Esinti, hafif yel 2- Burç.
  • 2785. Öcüt - İntikam, öç.
  • 2786. Ödem - 1- Borç, bakiye 2- Ödül, ödül.
  • 2787. Ödemiş - 1- Eczacı, doktor 2- Ricacı, yakaran 3- Borçsuz, bakiyesiz 4- Ödül veren.
  • 2788. Ödgül - Övülme, övünç kaynağı, övülme nedeni.
  • 2789. Ödgülmüş - 1- Övülmüş, övülen, başarılı, ödül almış 2- Ricacı, duacı.
  • 2790. Ödgür - Uygun, yerinde, vaktinde.
  • 2791. Ödrüm - Seçkin, seçkin.
  • 2792. Ödüget - Ricacı, yakarıcı, duacı Yakutlarda, " Akarsular Tanrısı".
  • 2793. Ödük - Rica, yakarı, dua, niyaz, arzu.
  • 2794. Ödül - 1- Usluluk, akıllılık 2- Yüceltme, ululama, ödül.
  • 2795. Ödün - 1- Ödeme, ödeyiş 2- Yakarış, niyaz.
  • 2796. Ödüş - Vakit, devir.
  • 2797. Ögdü - Övme, methiye.
  • 2798. Ögdüm - 1- Övülen, methedilen 2- Önce, öncelikli.
  • 2799. Ögeç - İki yaşına gelmiş koç.
  • 2800. Ögel - 1- uslu, kavrayışlı, uslu, aklı başında 2- Burç.
  • 2801. Öget - 1- Akıl, zeka, akıllılık, 2- Sevgi, muhabbet.
  • 2802. Ögir - Sevinç, neşe, eğlence.
  • 2803. Öglü - Dahi, çok uslu.
  • 2804. Ögredik - 1- Mürebbiye, eğitmen, yetiştirici, öğretmen 2- İdman, talim, antrenman.
  • 2805. Ögrü - 1- Öğrenilecek olan 2- Arkadaş, refik.
  • 2806. Ögüşlü - Övülen, methedilen, övülmeye layık.
  • 2807. Öğer - Övücü, methedici.
  • 2808. Öğleş - Akıl birliği, fikir birliği.
  • 2809. Öğrek - Toplantı yeri, cemiyet, dernek.
  • 2810. Öğren - Öğrenmekten.
  • 2811. Öğret - Gelenek, terbiye.
  • 2812. Öğreyük - Gelenek, görenek, terbiye.
  • 2813. Öğrük - Munis, cana yakın, el üstünde tutulan.
  • 2814. Öğrünç - 1- Deneyimli, bilgili, öğrenmiş, ders almış, yetişmiş 2- Hoşnutluk, memnuniyet.
  • 2815. Öğtü - Metih, övme, ululama.
  • 2816. Öğtür - Övme, methedici.
  • 2817. Öğüçü - Övücü, methedici.
  • 2818. Öğülmüş - Başarılı, destekli, övülmeye layık.
  • 2819. Öğün - 1- Öğünmek ten öğün 2- İtina, dikkat 3- Sıra.
  • 2820. Öğünç - Övünç, iftihar, övünme gerekçesi, iftihar vesilesi.
  • 2821. Öğünçek - Öğünmeye değer, öğünme nedeni.
  • 2822. Öğünmüş - Övünmüş, övünmeyi hak etmiş, gururlu.
  • 2823. Öğünür - Gururlu, mağrur.
  • 2824. Öğür - Över.
  • 2825. Öğüt - 1- Anlayış, kavrayış 2- Nasihat, tavsiye, deneyim aktarımı.
  • 2826. Ökçi - Okeci, çağırıcı, davet edici, davetiye veren kişi.
  • 2827. Ökçür - uslu, kavrayışlı, anlayışlı.
  • 2828. Öke - Dahi, yanılmaz, bilge, çok uslu.
  • 2829. Öker - Dahi, süper zeka.
  • 2830. Ökerman - Dahi, bilge, yanılmaz.
  • 2831. Öklü - 1- Dahi, uslu 2- Egemen, denetimci.
  • 2832. Öksüm - Arzu, murat.
  • 2833. Ökte - 1- Ökeli, uslu, dahi, yanılmaz, deneyimli, bilgili 2- Azametli, gösterişli.
  • 2834. Öktem - 1- uslu, bilge 2- Asi, başına buyruk, pervasız 3- ünlü, gösterişli 4- Bahar, ilk yaz.
  • 2835. Öküç - 1- Çok, çokluk, bolluk 2- Akıl, us, bilinç.
  • 2836. Ökün - Kendine dönüş, öze dönüş.
  • 2837. Ökünmüş - Özüne bağlı, özüne dönen.
  • 2838. Öküş - 1- Çok, çokluk, bolluk, bereket 2- Akıl, bilinç, bilinçli.
  • 2839. Öküş Kara Açkı - birleşik: Öküş/Kara/Açkı mecazi Keskin zekalı.
  • 2840. Öküz - 1- Irmak, nehir, büyük akarsu 2- Uzman, bilge, ehil, dahi.
  • 2841. Ölçer - 1- Mühendis 2- ağırbaşlı, ölçülü 3- Savaş buyruğu, saldırı buyruğu.
  • 2842. Ölçüm - 1- Adap, usul, erkan, yol 2- Ağırbaşlılık.
  • 2843. Ölmez - 1- Dirayetli, dayanıklı 2- Çok sevilen, unutulmaz, iz bırakmış.
  • 2844. Ön - 1- Doğu, güneşin doğduğu yön 2- İlk, başlangıç, doğuş, meydana geliş 4- İlke, öncelik, prensip, temel ÖNAL: birleşik: Ön/Al Öncü, lider, önde olan.
  • 2845. Önalan - birleşik: Ön/Alan, lider, öncü.
  • 2846. Önaldı - birleşik: Ön/Aldı, lider, öncü.
  • 2847. Öncek - Önce, önceki, selef.
  • 2848. Öncel - 1- Selef, daha önceki 2- Önde olan, öncü, rehber 3- Öncelikli, imtiyazlı.
  • 2849. Öncelik - İmtiyaz, torpil.
  • 2850. Öncü - 1- İlk, orijinal 2- Lider, yol açan, önde olan.
  • 2851. Öncül - 1- Öncü, önde, rehber 2- Birinci, ilk.
  • 2852. Önçek - Önceki, önceki, selef.
  • 2853. Öndaş - Aynı öncelikte, aynı imtiyazı paylaşan.
  • 2854. Önde - Öncü, önceki.
  • 2855. Öndegün - birleşik: Önde/Gün 1- Önemli gün 2- Önceki gün.
  • 2856. Öndeş - Yol açan, rehber, mihmandar.
  • 2857. Öndüç - Öncü, mihmandar.
  • 2858. Öndül - 1- En önde, en öndeki, öncü 2- Öncelik, imtiyaz.
  • 2859. Öndün - 1- Peşin, peşinat 2- Önde, önde gelen.
  • 2860. Öne - İleri, ileride, ötede.
  • 2861. Önek - Dayanak, direk, destek.
  • 2862. Önel - 1- Usta, uzman, pir 2- Vade, mühlet.
  • 2863. Önem - Öncelik, imtiyaz, değer, kıymet, hassasiyet.
  • 2864. Önen - 1- Önde olan, öne geçen 2- Bağlılık, sadakat.
  • 2865. Öney - 1- Öne geçen, önde gelen 2- Yükseklik.
  • 2866. Öng - İlk, birinci, başta gelen.
  • 2867. Öngel - 1- Ağırbaşlı, olgun 2- Öncü, öncülük eden.
  • 2868. Öngen - 1- Zafer, utku 2- Uzun boylu, levent.
  • 2869. Önger - Hiddetli, asabi.
  • 2870. Öngi - (Öngü) 1- Değişik, farklı, sıra dışı 2- Önce, öncelikli.
  • 2871. Öngüç - 1- Öncü, kılavuz 2- Atak, atik, hareketli 3- Delil, kanıt, ispat.
  • 2872. Öngük - Yastıkların ucuna yapıla işleme.
  • 2873. Öngül - Yol gösteren, ön ayak olan.
  • 2874. Önkuzu - birleşik: Ön/Kuzu mecazi Kurban, kurbanlık.
  • 2875. Önüç - Önce, önceki, selef.
  • 2876. Önüm - 1- Birinci, ilk 2- Hasılat, ganimet, kar.
  • 2877. Önür - Başlangıç, siftah.
  • 2878. Önürt - Önce, öncelik.
  • 2879. Önüt - Önce, öncelik.
  • 2880. Öpgine - Öpücük, buse.
  • 2881. Öpke - İç geçirme, öfke, hırs.
  • 2882. Öpöz - Can, tin, nefs.
  • 2883. Örçüm - Üreyiş, gelişim, büyüme.
  • 2884. Örçün - İpten örülmüş merdiven.
  • 2885. Ören - 1- Örme yapan, örücü 2- Eskiden kalma kalıntı, kalıntı kent ya da mezar.
  • 2886. Örge - 1- Örnek, motif, örgü örneği 2- Şahika, yükseklik.
  • 2887. Örgen - 1- Örülü ip, urgan 2- Keçi kılından yapılan ip.
  • 2888. Örgev - Ülker.
  • 2889. Örgüç - 1- Dokuma aleti, dokuma tezgahı 2- Mevki, mertebe 3- Tümsek, tepe.
  • 2890. Örikli - Şeciyeli.
  • 2891. Örken - 1- Urgan, örülü ip 2- Fidan.
  • 2892. Örki - yüce, ulu.
  • 2893. Örkin - 1- Fidan 2- Taht, tahtırevan.
  • 2894. Örnek - Numune, standart, ölçü.
  • 2895. Örpek - mızrak ucu.
  • 2896. Örpen - 1- Örtülü, kapalı, gizli 2- Alev, alev ışığı.
  • 2897. Örs - Üzerinde metal maden dövülen demir kütle mecazi Dayanıklılık.
  • 2898. Örte - Örtü, örtülü.
  • 2899. Örtgün - Samanı ayrılmış, harmanlanmış tahıl.
  • 2900. Örtün - Omuz üstüne alınan örgülü giyecek, pelerin.
  • 2901. Örü - yüksek, açık.
  • 2902. Örüç - basamak, mertebe.
  • 2903. Örük - karakter, huy.
  • 2904. Örüm - Çit, ağıl.
  • 2905. Öründü - Arı, temiz, saf, pakize.
  • 2906. Öründül - 1- Seçkin, güzide 2- Saf, temiz, pak.
  • 2907. Ös - Gerçek, hakiki.
  • 2908. Ösrük - 1- Mert, özü sözü bir 2- Esrik, kendinden geçmiş.
  • 2909. Österiş - Fantezi, hayal, fantastik.
  • 2910. Öter - 1- Ricacı, yakaran 2- İleri, ileri geçmiş 3- Çığırıcı, ötücü, okuyucu.
  • 2911. Ötgen - Geçmiş, aşmış, ötede olan.
  • 2912. Ötgür - Delici, delip geçen.
  • 2913. Ötilig - İtibarlı, saygıdeğer, muhterem.
  • 2914. Ötker - 1- Ricacı, duacı 2- Geçici, fani.
  • 2915. Ötkür - sert, keskin.
  • 2916. Ötnü - Rica, yakarı, istirham.
  • 2917. Ötüg - (Ötük) Arz, niyaz, rica, dua, dilek.
  • 2918. Ötügen - (Ötüken).
  • 2919. Ötüken - 1- Ricacı, duacı, niyazcı, Tanrıya yakaran 2- Geçmiş, mazi, onurlu ve övünçlü mazi.
  • 2920. Ötün - 1- Ödün, verme, bağış, mağfiret 2- Yakarı, yalvarış, niyaz.
  • 2921. Ötünç - 1- Rica, dilek, maruzat, istirham 2- İltimas, tarafgirlik.
  • 2922. Övet - Övüş, övgü.
  • 2923. Övgün - Övülen, övülmeye layık.
  • 2924. Övüç - Övünç, iftihar.
  • 2925. Övül - Övülen, övülmeye layık.
  • 2926. Övünç - Övülmeye yol açan davranış, gurur ve onur kaynağı.
  • 2927. Övüt - Öğüt, nasihat.
  • 2928. Öyke - Öfke, hiddet, hınç.
  • 2929. Öykü - anlatı.
  • 2930. Öykünç - Eğilim, benzeme, taklit etme eğilimi.
  • 2931. Öylek - Zaman, devir.
  • 2932. Öyük - Coşku, coşkunluk, tezahürat.
  • 2933. Öz - benlik, öz, can.
  • 2934. Özak - birleşik: Öz/Ak mecazi Soylu.
  • 2935. Özbek - birleşik: Öz/Bek mecazi yürekli, kendine güveni tam.
  • 2936. Özbir - birleşik: Öz/Bir mecazi Soylu.
  • 2937. Özdek - 1- Madde, temel, asıl, yapı, kuruluş, oluş, oluşum 2- Beden, vücut 3- Ağacın, köküne yakın olan kısım.
  • 2938. Özdel - 1- Soylu 2- Armağan, armağan.
  • 2939. Özden - özden gelen.
  • 2940. Özek - 1- Temel, asıl, üs, merkez 2- Can, tin, gönül.
  • 2941. Özel - 1- Ayırt, fark, farklılık 2- Uzman, usta, kalifiye 3- Kişiye özgü, kişisel.
  • 2942. Özenç - 1- Gıpta, heves 2- Direnç, gayret, dik başlılık.
  • 2943. Özerk - birleşik: Öz/Erk Kendine egemen, kendine sözü geçen.
  • 2944. Özge - seçkin, özgün.
  • 2945. Özgel - Öze ait, özden gelen, samimiyet.
  • 2946. Özgeriş - 1- Hayal, kurgu, fantezi 2- Devrim, başkaldırı.
  • 2947. Özgü - Öze ait, özle ilgili, ait, has, mahsus.
  • 2948. Özgün - Öze ait, özüne ait, orijinal, kendine has.
  • 2949. Özgür - özgür, özgür.
  • 2950. Özgüven - birleşik: Öz/Güven Cesaret, kendine güvenme, kendinden güvenilir olma, kendinden bilgi, beceri ve konumundan kuşku duymama.
  • 2951. Özi - Fert, Şahıs.
  • 2952. Öziç - Varlık, şahsiyet.
  • 2953. Özil - birleşik: Öz/İl mecazi Anayurt.
  • 2954. Özkonuk - Can, tin.
  • 2955. Özlek - 1- Üretken, verimli 2- gök çarkı, kut payı 3- Özel, şahsi, kişisel.
  • 2956. Özlen - 1- Özlenen, aranan 2- Dürüst, özü sözü bir 3- özel, hususi, kişisel.
  • 2957. Özleş - Kendine dönüş, kendinden veriş.
  • 2958. Özlü - Orijinal, sağlam.
  • 2959. Özlük - Şahsi, özel, kişisel.
  • 2960. Özmen - Dürüst, özü sözü bir.
  • 2961. Özrüm - Seçkin, seçilmiş.
  • 2962. Özüç - Vücut, gövde, endam.
  • 2963. Özüm - Kendine katma, kendine çekme, kendinden yapma.
  • 2964. Özveren - birleşik: Öz/Veren mecazi Fedakar, fedai.
  • 2965. Özveri - birleşik: Öz/Veri Fedakarlık.

P

  • 2966. Parsak - 1- Acıma duygusu, sevecenlik 2- Porsuk.
  • 2967. Peçen - Çayır, çimen, çayırlık, otlak.
  • 2968. Peçenek - 1- Otlak, çayırlık 2- Bacanak.
  • 2969. Pekiş - Sıklık, sertlik, pekişmişlik.
  • 2970. Pelen - İyi, ehven.
  • 2971. Pelin - Acı ve keskin kokulu bir yayla çiçeği.
  • 2972. Pelit - Meşe ağacının çiçeği.
  • 2973. Perinçek - (Berincek) 1- Sadık, içten bağlı 2- Fedakar.
  • 2974. Pınar - su kaynağı.
  • 2975. Pışgan - Olgun, pişkin.
  • 2976. Pişkin - Olgun, pişmiş.
  • 2977. Pufo-Bilğe - Birleşik ad biçimi; bilgi ve us bağı taşır.
  • 2978. Pusat - (Busat, basat) 1- Stanrısal güç 2- Zırh, koruyucu.
  • 2979. Pusug - Pusu.
  • 2980. Pusun - Pusu, pusma, sinme.
  • 2981. Pusunç - İltica, sığınma, sinme, pusma, sığınmış, mülteci.
  • 2982. Püskül - Sarkık, asılı duran süs, aksesuar.

R

  • 2983. rksyaruk-Bör - Birleşik ad biçimi; ışık ve parlaklık bağı taşır.

S

  • 2984. Saba - (Sava) 1- (Sapa, sopa) Sopa, değnek, savma aleti, savaş aleti 2- Söz, iddia, hitap.
  • 2985. Sabacı - 1- Sopacı, sopayla dövüşen 2- Konuşmacı, hatip.
  • 2986. Sabı - 1- Sopa, cop 2- Savaş, dövüş 3- Söz, sohbet.
  • 2987. Saça - Saçı, armağan, armağan.
  • 2988. Saçan - 1- eli açık, dağıtan, harcayan 2- Yayıncı, yayın yapan.
  • 2989. Saçı - 1- Armağan, armağan 2- Adak, inanç gereği dağıtılan nesne.
  • 2990. Saçılık - Armağan, armağan, armağan.
  • 2991. Saçuk - 1- Eli açık, eli açık 2- Armağan, armağan 3- Aleni, saklısız, gizlisiz.
  • 2992. Sadak - Okların, içinde koruma edildiği torba ok torbası.
  • 2993. Sadu - İyi, çok iyi, ala.
  • 2994. Safran - sarı renkli güzel kokulu bitki.
  • 2995. Sagay - 1- Düşünceli, Düşünen, sakınan 2- Özleyen, özlemiş, özlem oymaklarından.
  • 2996. Sagım - 1- Emel, arzu, Murat 2- Düşünce, fikir, düşünceli, fikir sahibi 3- Sağlamlık, dayanıklılık.
  • 2997. Sagın - 1- Özlem, hasret 2- Düşünce, plan, tasarım 3- Davet 4- Kıvılcım.
  • 2998. Sagınçı - Sagınan, düşünen, özleyen, sakınca duyan.
  • 2999. Sagu - Ağıt, mersiye.
  • 3000. Sagundu - Özlenen, düşünülen, kollanan.
  • 3001. Sagunduk - Özlenen, düşünülen, özlemeye değer.
  • 3002. Sagunur - Düşünce, tasarım.
  • 3003. Sağ - 1- Sağlık, dirilik, canlılık, yeterlilik 2- Akıl, fetanet 3- Doğruluk, inanırlık 4- Halis, saf, net.
  • 3004. Sağan - Doğan türü, yırtıcı avcı bir kuş.
  • 3005. Sağanak - Sağanak, sert ve hızlı yağan yağmur.
  • 3006. Sağançığ - Nefs, can, tin.
  • 3007. Sağbili - birleşik: Sağ/Bili (Bilig) Sağduyu, hikmet.
  • 3008. Sağdaç - Sağlıklı günlerin arkadaşı, can yoldaşı.
  • 3009. Sağdıç - Sağdaç " Damadın en yakın, en güvenilir arkadaşı".
  • 3010. Sağık - 1- Düşünceli, planlı 2- Sağ, diri, uyanık 3- Ateş, kıvılcım, ateşli.
  • 3011. Sağım - 1- Yaşam, sağlık 2- Serap, algın.
  • 3012. Sağın - 1- Düşünce, tasarım 2- Özlem 3- Ateş, kıvılcım.
  • 3013. Sağınç - 1- Kurgu, hayal 2- Sakınca, mahsur, endişe 3- Özlem.
  • 3014. Sağış - Hesap, matematik, sayış.
  • 3015. Sağlam - Sağlıklı, güçlü, dayanıklı, dirençli.
  • 3016. Sağlı - (Sağlık) Diri, canlı, sağlıklı.
  • 3017. Sağlıca(K) - Sağlıklı, diri, esenlikli.
  • 3018. Sağman - Sağlıklı, güçlü.
  • 3019. Sağnak - (Sağanak).
  • 3020. Sağrak - İçki içilen kap, kupa, kadeh.
  • 3021. Sağrı - 1- Sağrak 2- Sarı.
  • 3022. Sağunçak - Ağıt, mersiye.
  • 3023. Sağunmuş - 1- Özlem içinde olan 2- Düşünen, düşünceli 3- Davet eden, davetkar.
  • 3024. Sağ Bilge - birleşik: Sağ/Bilge Doktor, sağlık uzmanı.
  • 3025. Saka - 1- uslu, arif 2- Düşünceli, kaygılı 3- Sakal 4- Saklı, saklayan, koruyan.
  • 3026. Sakı - duyarlı.
  • 3027. Sakık - Çoban yıldızı.
  • 3028. Sakın - 1- Düşünme, tasarım, kaygılanma, kaygıyı ortadan kaldırma eylemi 2- Saklama, koruma, esirgeme 3- Uzaklaşma, ayrılma.
  • 3029. Sakınç - Düşünce, kaygı.
  • 3030. Sakış - Kaygı, endişe.
  • 3031. Saklı - 1- Korunmuş, mahfuz, esirgenen 2- Zinde, dinç, sağlıklı.
  • 3032. Saklıca - 1- Gizli, örtülü, korunan 2- Hazine, değerli taş.
  • 3033. Saklıçak - 1- Gizli, gizlenmiş, örtülü 2- Yaşam, sağlık, esenlik.
  • 3034. Sakman - 1- Uyanık, diri, sağlam 2- Sokman, dize kadar çıkan çizme.
  • 3035. Sak-Agâh - Birleşik ad biçimi; aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 3036. Sal - 1- Saldırı, saldırmak 2- Salmak, bırakmak, özgür etmek, serbestlik 3- göndermek, yaymak, ulaştırmak, uzatmak.
  • 3037. Salacuk - Saldıran, saldırıcı, gönderici.
  • 3038. Salaçak - Salınan, bırakılan, salınmış.
  • 3039. Salaman - Salınan, bırakılan, özgür edilen, özgür, azade.
  • 3040. Salamış - 1- Saldıran, düşmana karşı hamle ve manevra yapan 2- İyi kılıç sallayan, stanrısal güçşor 3- Salmış, köle özgür etmiş.
  • 3041. Salançu - Saldırgan, iyi kılıç kullanan.
  • 3042. Salar - 1- Ordu sevk eden 2- İyi kılıç kullanan, stanrısal güçşor.
  • 3043. Salçuk - özgür, bağımsız kişi.
  • 3044. Saldırgan - Saldırıcı, hücumcu.
  • 3045. Saldırı - Hücum, taarruz.
  • 3046. Saldırmış - Hücum etmiş, taarruz etmiş.
  • 3047. Saldur - Saldırı.
  • 3048. Salgara - Salınmış, azade, başına buyruk, otorite tanımaz.
  • 3049. Salgın - 1- Özgür, bağımsız 2- Serap, hayal.
  • 3050. Salık - 1- Vergi, vergi borcu, haraç 2- Haber, öğüt, tavsiye.
  • 3051. Salıkçu - Haberci, öğütçü.
  • 3052. Salım - 1- Serin esen yel, serinlik 2- Ferman, emirname 3- Üzüm demedi, salkım.
  • 3053. Salın - 1- Özgür, serbestlik, salınma, boy gösterme 2- Jest, eda 3- salıncak.
  • 3054. Salınmış - Özgür, azade, salaman.
  • 3055. Salkım - Salınmış, sarkık.
  • 3056. Saltık - özgür, kalabalık topluluk.
  • 3057. Saltın - Yalnız, yalnızlık içinde, tek kalmış.
  • 3058. Saluk - (Salık) Özgür, azade, hürriyetine kavuşmuş.
  • 3059. Salum - 1- Özgürlük, özgür 2- Kılış, stanrısal güç.
  • 3060. Salun - 1- Jest, mimik, eda, cilve 2- Boy gösterme, ortaya çıkma.
  • 3061. Salundu - 1- Özgür, özgür 2- Edalı, boy gösteren.
  • 3062. Salur - Oğuz boyu adı.
  • 3063. Samsa - Baklava türü bir hamur tatlısı.
  • 3064. Samuka - İnatçı, dirençli.
  • 3065. San - Sanmak, saymak, var kabul etmek.
  • 3066. Sanaga - 1- Serap, hayal 2- Niyet, maksat.
  • 3067. Sanağ - Hesap, matematik.
  • 3068. Sanak - Matematik.
  • 3069. Sançak - Ucu sivri mızrak.
  • 3070. Sançar - Saplayan, batıran, dürten, mızrak kullanarak sançan, sançıcı, iyi stanrısal güç kullanan.
  • 3071. Sançı - 1- Ucu sivri demir, stanrısal güç 2- Sivri bir aletin, vücuda değince verdiği acı 3- Acı duymak 4- Hayalet.
  • 3072. Sançığ - Ucu sivri demir, kargı.
  • 3073. Sançış - Hamle, kılıç veya kargıyla yapılan dürtüş.
  • 3074. Sandugaç - Bülbül.
  • 3075. Sanek - Hayran, meftun.
  • 3076. Sang - San, düşünce var sayma.
  • 3077. Sangı - Hayal, serap.
  • 3078. Sanır - 1- Hayal 2- Burç.
  • 3079. Sankur - Hayret, şaşkınlık.
  • 3080. Sanlav - Hürmet, saygı.
  • 3081. Sanlı - 1- Sanıcı, düşünücü 2- Şüpheci.
  • 3082. Sansak - Anlayış, intiba.
  • 3083. Sapa - 1- Sopa, değnek 2- Kılıç sapı, kabza 3- Aykırı, farklı, başka.
  • 3084. Sapak - 1- Sopa 2- Aykırı, aykırılık.
  • 3085. Sapar - 1- Sabar, döver, dövücü 2- Aykırı, farklı 3- Kabza.
  • 3086. Sapurluş - Devrim, ihtilal, ayaklanma, ayrılma.
  • 3087. Sarar - Saran, sarıcı, sarma eyleminde olan, ören, örücü.
  • 3088. Sargın - 1- Sevimli, sempatik, çekici 2- Sargı, sarılı, örülü.
  • 3089. Sargut - 1- Güneş ışığı 2- Bağış, bağış.
  • 3090. Sarı - 1- Sarı renk, sarışın 2- Sarılı, sarılmış, saran, sarılma.
  • 3091. Sarıca - Sarılı, sarı gibi, sarıya çalan.
  • 3092. Sarıg - Sarılı, sarılmış, örgülü.
  • 3093. Sarıl - Sarılmaktan sarıl, mecazi Sevgili, saygılı, cana yakın.
  • 3094. Sarım - 1- Suyu süzmeye yarayan, ince dokuma 2- Sarma, sarılma.
  • 3095. Sarıp - Sarp, dik, sarılı, çıkılması güç, yalçın.
  • 3096. Sarman - (Sarıman) 1- Sarışın, sarıya çalan 2- Sıcak kanlı, cana yakın.
  • 3097. Sarmaşık - Sarılı, sarpa sarmış, sarılan.
  • 3098. Sartık - 1- Sarılı, örgülü, örülmüş 2- Farklı, dikkat çekici.
  • 3099. Saru - 1- Sarı 2- Sıra dışı, farklı, dikkat çekici 3- Batı, batı yönü.
  • 3100. Saruca - 1- Bir sungur türü avcı kuş 2- Sarıya çalan, sarışın.
  • 3101. Sarul - Sarılı, sarılmış.
  • 3102. Satıç - 1- Satıcı, tüccar 2- Mertebe, rütbe.
  • 3103. Satım - 1- Satıcığım 2- Ticaret.
  • 3104. Satışgan - Satıcı, tüccar.
  • 3105. Satuk - Satı, satık, satılmış.
  • 3106. Satun - Satın alma, satın alma gücü, paha.
  • 3107. Sav - (Sava) 1- Mesaj, haber, yeni haber 2- İddia- isnat 3- Ün, san 4- Savaş, vuruşma, dövüş 5- Öykü, atasözü, darbı mesel.
  • 3108. Sava - (Sav).
  • 3109. Savacı - (Savcı).
  • 3110. Savaru - 1- armağan, armağan 2- Geçici, muvakkat.
  • 3111. Savaş - Harp, döğüş, vuruşma, savma, defetme.
  • 3112. Savduk - Uğurlama, veda.
  • 3113. Savgat - Armağan, armağan.
  • 3114. Savgu - 1- Haraç, vergi 2- Şifa, derman.
  • 3115. Savrın - 1- Armağan, armağan 2- Ahd, azim.
  • 3116. Savruk - Savrulmuş, derbeder.
  • 3117. Savtur - Veda, uğurlama.
  • 3118. Savun - 1- Davet, çağrı 2- Savunma, savaş 3- Ağıt, mersiye, ölenlerin yiğitlik ya da hayırlı işlerini anlatmak için verilen yemek.
  • 3119. Savunduk - Davetiye.
  • 3120. Savungan - Savunucu, savaşan, direnen, müdafi.
  • 3121. Savur - Eli açık, eli açık, hovarda.
  • 3122. Savurkaç - 1- Savurgan, hovarda, eli açık 2- Fırtına, katı yel.
  • 3123. Savut - 1- Koruyucu, koruyan, müdafi 2- Zırh, çelik yelek, demirağ.
  • 3124. Say - (sag, sağ, sak, sayı) 1- Saygı, sayma, geçerli kılma 2- Düşünme, ölçme, seçme, tasarım, hesap, ödeşme 3- Taşlık yer 4- Zırh, göğüslük.
  • 3125. Sayak - Saygılı, hürmetli.
  • 3126. Sayan - 1- Saygılı, saygıdeğer, saygıya layık 2- saygı gösteren, efendi, ağırbaşlı.
  • 3127. Saydur - Saygı duruşu, ihtiram duruşu.
  • 3128. Saygın - İtibarlı, hürmet gören, saygı gören, hatırı sayılır.
  • 3129. Sayıl - Seçilmiş, seçkin, sayılan.
  • 3130. Sayılgan - Sayılan, saygı gösterilen, muteber.
  • 3131. Sayım - Saygı, saygı gösteriş.
  • 3132. Sayın - 1- Seçkin, değerli, muteber, güzide, muhterem 2- Saf, halis, arı 3- Güzel, seyrek rastlanan.
  • 3133. Sayındı - Saygı duyulan, saygınlık gören, muhterem, saygın.
  • 3134. Sayır - İçinden su çıkan mağara.
  • 3135. Sayış - Ödenek.
  • 3136. Sayıt - Saygın, muteber.
  • 3137. Saylak - Sayılan, takdir gören, usta, uzman.
  • 3138. Saylık - Onur, haysiyet, onur.
  • 3139. Saylık-Bü - Birleşik ad biçimi; ay ışığı bağı taşır.
  • 3140. Sayman - Sayıcı, hesapçı, hesap ve sayı uzmanı.
  • 3141. Sayrı - Üzgün, mahzun, yorgun ilgisiz.
  • 3142. Sayvan - Gölgelik, kamelya.
  • 3143. Sazağan - (Sazan) Soğuk yel.
  • 3144. Sazak - 1- Sazlık, bataklık 2- İnce yağan kar 3- Ak bulut 4- Çok konuşan, geveze 5- Poyraz, soğuk esen yel 6- Sezgin, sezici, uyanık.
  • 3145. Sazan - 1- Soğuk esen yel 2- Sazlık, bataklık 3- Sezen, sezici.
  • 3146. Saz oğ - em. Uzağı gören.
  • 3147. Sebe - Sevgi, sevi.
  • 3148. Sebük - Sevik, sevilen, sevgi gören.
  • 3149. Seçen - 1- Titiz, seçici, ayırıcı 2- Konuşkan, hoş sözlü.
  • 3150. Seçilir - Seçkin, güzide.
  • 3151. Seçilmiş - Seçkin, güzide.
  • 3152. Seçkin - seçilmiş, öne çıkan.
  • 3153. Segrek - Seyrek, seyrek rastlanan.
  • 3154. Seğirtgen - 1- Koşucu, atlet 2- Afacan, ele avuca sığmaz, tez canlı.
  • 3155. Seğrek - Seyrek, seyrek, az rastlanır.
  • 3156. Sekmen - Seviye, mertebe.
  • 3157. Selçik - (Seligcik) 1- Temiz, pakize, onurlu, temiz sözlü, bakire 2- Küçük kılıç, bıçak 3- Açık, beliğ, fesahatli.
  • 3158. Selek - Eli açık, eli açık.
  • 3159. Selen - temiz, ince ses.
  • 3160. Selenge - Kıvrılan, kıvrık.
  • 3161. Seligçik - (Selçik) Temiz, onurlu, temiz sözlü, bakire.
  • 3162. Selig(Silig) - 1- onurlu, temiz sözlü, temiz, dürüst, pakize 2- Kibar, ince yapılı, ince, güzel duruşlu.
  • 3163. Selin - 1- Selen, salınan, haber, fısıltı 2- Sülün kuşu.
  • 3164. Semiz - 1- İri yarı, şişman 2- Besili, bakımlı.
  • 3165. Senger - 1- Canavar, ejderha 2- Kale, burç.
  • 3166. Sengi - Sevgi, sevi.
  • 3167. Sepil - 1- Yaygın, yayılmış, bulaşmış 2- Kale, hisar.
  • 3168. Sepin - 1- Çeyiz, kalın 2- Yaygın, yayık.
  • 3169. Sereday - Yüzük, takı, aksesuar.
  • 3170. Seren - yelken direği; dik duran, göğe uzanan ağaç imgesi.
  • 3171. Serim - 1- Gösteriş, teşhir 2- Sabır, metanet.
  • 3172. Serin - 1- Gölge, gölgelik 2- Genişlik, gerilmişlik 3- Soğuğa yakın, hafif soğuk 4- Sabırlı, dayanıklı.
  • 3173. Seringen - 1- Serince, serinleşmiş 2- Sabırlı, dayanıklı.
  • 3174. Seven - Sevmek den sevgi sahibi, sevecen, tutkulu.
  • 3175. Severge - 1- Dost, yakın, yaren 2- Aşk, sevgi, tutku.
  • 3176. Sevigen - Seven, sevgisini veren.
  • 3177. Sevik - 1- Sevilen, sevgi gösterilen, sevgiye layık, sevgili 2- Dost, gönüldaş.
  • 3178. Sevilgen - Sevilen, aşırı ilgi gören.
  • 3179. Sevimli - Çekici, sempatik.
  • 3180. Sevinç - sevinç, ferah.
  • 3181. Sevinçek - Sevinilecek şey, sevinç kaynağı.
  • 3182. Sevindük - Mutluluk, bahtiyarlık.
  • 3183. Sevinmiş - Sevinçli, mutlu, mutlu olmuş.
  • 3184. Sevinti - 1- Mutluluk, mutlu olmaya değen 2- Ferahlık, gevşeme, rahatlık, esenlik.
  • 3185. Sevük - Sevilen, sevgili, canan.
  • 3186. Seyirtgen - Afacan, çalışkan, ele avuca sığmaz.
  • 3187. Seyrek - Az rastlanır, sıra dışı.
  • 3188. Sezek - 1- Hassas, duygulu, ferasetli 2- Sezgi, anlayış, kavrayış, his.
  • 3189. Sezer - sezen, anlayan.
  • 3190. Sezgin - uslu, anlayışlı.
  • 3191. Sezgir - Hassas, ince yapılı, alıngan.
  • 3192. Sezigen - Sezen, sezgin.
  • 3193. Sezik - Sezgin, içli.
  • 3194. Seziklü - Tedbirli, sezici.
  • 3195. Sezim - Hissediş, anlayış.
  • 3196. Sezimtal - Hassas, duygulu.
  • 3197. Sezmiş - İdrak eden, anlayan.
  • 3198. Sıbak - Sopa, değnek.
  • 3199. Sıgun - 1- Yabani geyik 2- Emek, zahmet, sıkıntı.
  • 3200. Sığınak - Sıkı korunan, sığınılacak yer, yoğun ve katı olan yer.
  • 3201. Sığındık - Bağlılık, sadakat.
  • 3202. Sığlam - 1- Sağlam, sıkı, yoğun 2- Sine, bağır.
  • 3203. Sık - Katı, yoğun.
  • 3204. Sıkı - Katı, sıkılmış, yoğun.
  • 3205. Sıkılgan - Daralmış, daralan, sıkılaşan, utangaç.
  • 3206. Sıkın - 1- Keder, yas, üzüntü, sıkıntı 2- Ala geyik.
  • 3207. Sılıv - Temiz, pakize, bakire.
  • 3208. Sılkım - yürekli, gözükara.
  • 3209. Sın - 1- Deney, deneme 2- Endam, gösteriş.
  • 3210. Sınaçı - Hakem, sınayıcı.
  • 3211. Sınauvu - Sınav, deney.
  • 3212. Sınayçı - Hakem, sınayan.
  • 3213. Sınçı - Hakem, sınaçı.
  • 3214. Sındıraç - Bülbül.
  • 3215. Sıray - Çehre, yüz, beniz.
  • 3216. Sırga - 1- Küpe, takı, aksesuar 2- Armağan, armağan 3- Halka, halkalı.
  • 3217. Sırgalu - Küpeli.
  • 3218. Sırma - ince altın ya da gümüş tel; parlak işleme anlamı.
  • 3219. Sıykım - Sevgili, canan.
  • 3220. Sıylı - 1- Sevimli, sempatik, muteber 2- Armağan.
  • 3221. Sıylık - Armağan, armağan.
  • 3222. Sıyurgal - Armağan.
  • 3223. Sızgıç - Kalem, yazgaç.
  • 3224. Sızım - Sızı, yakınma, hüzün.
  • 3225. Sibel - 1- Buluttan ayrılıp henüz yere düşmemiş yağmur tanesi 2- Buğday, buğday tanesi.
  • 3226. Silgi - Arınma, temizlik, parlaklık.
  • 3227. Silig - 1- Temiz, onurlu, temiz sözlü, dürüst 2- El değmemiş, bakir, bakire 3- Tatlı dilli.
  • 3228. Simge - im, işaret, anlam taşıyan belirti.
  • 3229. Sinçe - Çehre, beniz.
  • 3230. Singin - Mahçup, sıkılgan.
  • 3231. Sinkel - İmtiyazlı, ayrıcalıklı.
  • 3232. Sinkil - İmtiyazlı.
  • 3233. Sir - 1- Şeciye, soy, kök 2- Birleşik, birleşmiş.
  • 3234. Sirek - uslu, kavrayışlı, uslu.
  • 3235. Sitacu - Nazlı, ince yapılı, alıngan, hassas.
  • 3236. Siyavuş - Sevimli, sempatik, sevgiye layık.
  • 3237. Siyendi - Sevilen, sevilmiş, sevgiye layık.
  • 3238. Siyrek - Az rastlanır, seyrek bulunur.
  • 3239. Siyun - Sevim, sevimlilik, sempati, beğeni.
  • 3240. Siyuran - Utkan, muzaffer.
  • 3241. Siyurgal - 1- Ödül, armağan, ödül alma 2- Madalya, askeri nişan.
  • 3242. Siyurgatmış - 1- Düşmanı bozguna uğratmış 2- Başarılı, ödül ve övgü almış.
  • 3243. Siyünç - Sevinç, mutluluk.
  • 3244. Sizgek - uslu, kavrayışlı, sezgin, kavrayışlı.
  • 3245. Sizüçen - Hassas, uslu, kavrayışlı, uyanık, uslu.
  • 3246. Soğay - Sağlıklı, zinde, dinç.
  • 3247. Sokman - 1- Mert, dürüst 2- Diz kapağına kadar gelen uzun bir tür çizme.
  • 3248. Sokulag - 1- Adak, kurban 2- Sokulgan, munis, cana yakın.
  • 3249. Sokulgan - Cana yakın, munis.
  • 3250. Sokum - Kurban, adak.
  • 3251. Solagay - 1- Solak 2- Ters, hiddetli, öfkeli.
  • 3252. Solaşıglı - Yararlı, çok yararlı, iş bitirici.
  • 3253. Solgun - Rengi kaçmış, yıpranmış, hüzünlü.
  • 3254. Solgur - (Salgur) Atak, saldırı.
  • 3255. Solın - Araştırmacı, meraklı.
  • 3256. Solmagan - canlı, diri.
  • 3257. Solmaz - canlı, diri.
  • 3258. Soltu - Soludu, soluklu.
  • 3259. Soluk - Nefes, can.
  • 3260. Sonay - son ay.
  • 3261. Songar - Sungur, şahin.
  • 3262. Sonuç - 1- Son, bitim, kıyı 2- Uç, sınır, limit Otmanlı ve Salçuklular döneminde, sınır karakollarında görev yapan kişiler verilen bir ad.
  • 3263. Sorguç - Başa takılan çelenk.
  • 3264. Sorgun - Söğüt türü bir ağaç.
  • 3265. Soyça - Soylu, soyluca.
  • 3266. Soydam - 1- Soylu, soyunu düşünen 2- Ailesine bağlı, yuvasına bağlı.
  • 3267. Soydaş - Aynı soydan gelen, aynı soyun kişileri.
  • 3268. Soylamış - 1- Soyunu çoğaltıp, kutsayan, örgütleyen 2- söz, söyleyen, konuşmacı, hatip.
  • 3269. Soylu - Soylu, asalet sahibi.
  • 3270. Soyon - (Sayın).
  • 3271. Soysal - birleşik: Soy/Sal 1- Ünlü, ünlü 2- Soylu, soylu 3- Medeni, uygar.
  • 3272. Soyurgal - 1- Ödül, askeri ödül, madalya, nişan 2- Armağan, bağış, bağış.
  • 3273. Soyurgat - Bağış, armağan.
  • 3274. Söke - Diz üstü çöküş, çökme.
  • 3275. Sökmen - 1- Yiğit, gözü kara, düşmana diz çöktüren, dize getiren, buyruğunu dinleten 2- Sokman, uzun çizme.
  • 3276. Sökür - 1- Kızgın, hiddetli, kabarmış 2- Dize getiren, diz çöktüren, buyruğunu dinleten.
  • 3277. Sökürmüş - Dize getirmiş, baş eğdirmiş.
  • 3278. Sön - Güçten kesilme, azalma.
  • 3279. Sönmez - 1- Canlı, enerjik, ateşli, iddialı 2- Parlak, göz alıcı.
  • 3280. Sönü-K - Sönük, pasif, cansız, heyecansız.
  • 3281. Söykem - Sempati, sevim, sevimlilik.
  • 3282. Söylem - Anlatım, hitap, hitabet, demeç, izah.
  • 3283. Söylence - Efsane, mit, destan, lejant.
  • 3284. Söyü - 1- Aşk, sevda 2- Sevinç.
  • 3285. Söyüçen - 1- Aşık, sevdalı 2- Sevinçli, mutlu.
  • 3286. Söyündük - Sevindik.
  • 3287. Sözbay - birleşik: Söz/Bay Söz zengini, hatip, söz cambazı.
  • 3288. Sözbir - birleşik: Söz/Bir mecazi Doğruluk, dürüstlük, söz birliği, sadakat.
  • 3289. Sözeçen - (Sözen).
  • 3290. Sözen - Hatip, konuşmacı.
  • 3291. Sözer - birleşik: Söz/Er, mert, sözünün eri.
  • 3292. Sözeri - birleşik: Söz/Eri, mert, sözünün eri.
  • 3293. Su - 1- Sıvı 2- Asker, er, erat.
  • 3294. Subak - Sopa, değnek, cop.
  • 3295. Sugay - Aya benzer, ay parçası.
  • 3296. Suğunçak - Sığınak, sığınılacak yer, sine, bağır.
  • 3297. Sukta - Sıkıcı, ezici, acı kuvvete sahip.
  • 3298. Sulu-Abd - Birleşik ad biçimi; ululuk ve büyüklük bağı taşır.
  • 3299. Sun - 1- Çağrı, davet 2- İncelik, nezaket 3- Vermek, ihsanda bulunmak.
  • 3300. Sunak - Adak, kurban.
  • 3301. Sunar - 1- Davetkar 2- eli açık, abadan.
  • 3302. Sunay - su ve ay birleşimi.
  • 3303. Sunayan - Çığırıcı, davetkar.
  • 3304. Sunça - Sunak, adak.
  • 3305. Sunçak - Adak, kurban.
  • 3306. Sungu - Bağış, bağış, ikram.
  • 3307. Sungun - 1- Yetenek, yetenekli 2- Sunulan, adak, hibe.
  • 3308. Sungurca - Sungur yavrusu, küçük sungur.
  • 3309. Sunka - Sunak.
  • 3310. Sunkak - Sunak.
  • 3311. Sunkar - Sungur.
  • 3312. Sunkur - Sungur.
  • 3313. Suntay - birleşik: Sun/Tay.
  • 3314. Sunu - İkram, davet, bağış, armağan.
  • 3315. Suskuçak - Küçük, körpe.
  • 3316. Susü - Sağlık, şifa.
  • 3317. Sutu Boğda - kutlu, Tanrısal.
  • 3318. Suvar - Bolluk, bereket.
  • 3319. Suvat - 1- Su kanalı 2- Suyun taksim edildiği yer.
  • 3320. Suyun - (siyun, sevim) Sevimlilik, sempati, niyet.
  • 3321. Suyunçuk - 1- Sevinç, sevimlilik 2- Müjde.
  • 3322. Süçüg - (Süçig) Tatlı, lezzetli, hoşa giden.
  • 3323. Südün - birleşik: Süt/Ün, Soylu, temiz.
  • 3324. Süledi - Saldırgan, akın yapan, akıncı.
  • 3325. Sülek - Saldırgan, akıncı.
  • 3326. Sülün - Uzun kuyruklu, renkli bir kuş.
  • 3327. Süne - Tin, can.
  • 3328. Süngü - (Süngük) 1- Kesici ve delici, uzun bıçak 2- Kemik, kemik parçası, kemikle yapılan mızrak 3- Eskiden, mezar başlarına dikilen sırık.
  • 3329. Süngük - Süngü.
  • 3330. Süngüş - Süngü darbesi, süngü hamlesi, süngüleme, savaş.
  • 3331. Sürçek - Yemek, oyun ve eğlence için yapılan, gece toplantısı.
  • 3332. Sürgit - 1- Payidar, kalıcı 2- Ulak, postacı.
  • 3333. Sürün - Süs, makyaj, makyaj malzemesi.
  • 3334. Süsçen - Kargı ve kılıç saplamada usta olan kişi.
  • 3335. Süsmen - 1- Süslü, süsü ve süslenmeyi seven 2- Tos atan, toslayan.
  • 3336. Süsün - Süslü, işveli, sempatik, çekici.
  • 3337. Süverce - Canan, aşık olunan, maşuka.
  • 3338. Süyek - Kemik, soy, sop.
  • 3339. Süygen - Sevgili, canan.
  • 3340. Süyük - Kemik, soy, oymak.
  • 3341. Süyüm - 1- Sevim, sempatik 2- Görüş, kanaat.
  • 3342. Süyün - Sevim, sempati.
  • 3343. Süyünç - 1- Sevinç, mutluluk 2- Müjde.
  • 3344. Süyünçü - (Süyünç) müjde.
  • 3345. Süyürge - Toy, şölen, ziyafet.
  • 3346. Süyüş - Buse, öpücük.
  • 3347. Süzem - Diksiyon, söz söyleme ve konuşma ahengi.
  • 3348. Süzge - Tarak, çok ince dişli saç tarağı.
  • 3349. Süzgü - 1- Tarak 2- Süzgeç.
  • 3350. Süzgün - 1- Arınmış, süzülmüş 2- Mest, mahmur, kendinden geçmiş 3- Göz alıcı, alımlı.

Ş

  • 3351. Şakar - 1- Şakır, bülbül gibi öter 2- Çakar, yürekli.
  • 3352. Şakır - 1- Öter 2- Çakır.
  • 3353. Şakru - Çağrı, mesaj, davet.
  • 3354. Şaman - Kam, baksı.
  • 3355. Şançı - Saplayıcı, iyi ok ve kargı kullanan, stanrısal güçşor.
  • 3356. Şanda - Alçak ve rutubetli yer.
  • 3357. Şanyu - (Tanyu) Sonsuzluk, genişlik.
  • 3358. Şara - (Çara) Ufuk, ufuk çizgisi.
  • 3359. Şark Kulu - doğu kulu; tarihî sanlı ad.
  • 3360. Şaş - 1- Şiş, sivri uçlu, et pişirme aracı 2- Taş 3- Dış kısım, dışarı dışarıda kalan, taşra.
  • 3361. Şaşlık - Şiş, şiş kebabı.
  • 3362. Şaybal - Şımarık, nazlı.
  • 3363. Şaylan (Çaylan) - nazlı, neşeli.
  • 3364. Şaylığ - Onur, onur.
  • 3365. Şeyban - (Şeban, şıban, çıbın, zıbın) Sinek, haşarat.
  • 3366. Şımga - Acele, aceleci.
  • 3367. Şıvgın - nihâl, fidan.
  • 3368. Şirip - sağlam, sağlam.
  • 3369. Şoramun - (Çoramun, çuramun) Tinlarla ilgilenen, kötü tinları kovan.
  • 3370. Şorlak - Şorul, şorul akan su, çağlayan.
  • 3371. Şumga - Aceleci, tez kanlı.
  • 3372. Şurlak - Çağlayan.
  • 3373. Şurlayu - Çağlayan.
  • 3374. Şüyün - Müjde.

T

  • 3375. Taban - 1- Tapan, tapınan 2- Temas, dokunma, vurma 3- Dizi, sıra, kafile.
  • 3376. Tabar - 1- Tapan, tapınan 2- Vuran, döven, dövüşçü.
  • 3377. Tabgaç - 1, Dövüşçü, kavgacı 2- Ulu, saygıdeğer, muhterem 3- Tapıcı, tapınıcı.
  • 3378. Tabın - tapınma, saygı duruşu.
  • 3379. Tabkı - Vicdan.
  • 3380. Tabu - (Tapı, tapu) Kutsanmış, kutlu yapılmış, tapılacak duruma getirilmiş.
  • 3381. Tabuk - 1- Tabu 2- Yardım, yardım, hizmet.
  • 3382. Tabun - Tapın, tapınma.
  • 3383. Taça - Tasarı, kurgu, plan.
  • 3384. Taçam - Tasarı, plan, kurgu, senaryo.
  • 3385. Tadık - Tat, lezzet, damak.
  • 3386. Tag - (Tak, tağ, dağ).
  • 3387. Taga - 1- Stanrısal güç 2- Kural, kaide 3- Saygıdeğer, hürmet edilen.
  • 3388. Tagı - 1- Dindar, inançlı 2- Takı, aksesuar.
  • 3389. Taguk - Tavuk.
  • 3390. Tağ - Dağ.
  • 3391. Tağan - Üç ayak, saç ayağı.
  • 3392. Tağaşar - birleşik: Dağ/Aşar mecazi Azimli, kararlı.
  • 3393. Tağluk - Dağlık, dağlık bölge.
  • 3394. Tağma - 1- Dağ eteği 2- Elçi, devlet temsilcisi, devlet görevlisi.
  • 3395. Tağudar - 1- Heybetli, dağ gibi 2- Dağıtıcı, bitirici, yıkıcı, şiddetli 3- Kısmet, nasip.
  • 3396. Takak - Ucu, ateşli ok.
  • 3397. Takığ - Takı, ziynet, aksesuar, değerli taş.
  • 3398. Takır - Takı, ziynet.
  • 3399. Takış - Takı, süs, aksesuar.
  • 3400. Taki - Dindar.
  • 3401. Taksuk - Harika, olağanüstü, anormal.
  • 3402. Tala - 1- İri cüsseli, heybetli 2- Seçkin, güzide.
  • 3403. Talakan - Yağmacı, yağmalayan.
  • 3404. Talan - Yağma, yağmalama, üşüşme, saldırı.
  • 3405. Talas - 1- At yarışlarındaki, başlangıç ve bitiş çizgisi 2- Fırtına, kum fırtınası 3- Dalga 4- Tartışma, münakaşa.
  • 3406. Talay - büyük deniz, sonsuzluk.
  • 3407. Talaz - Dalga.
  • 3408. Talı - Güzide, seçkin.
  • 3409. Talıku - Seçkin, güzide, beğenilen.
  • 3410. Talıman - Seçkin, güzide.
  • 3411. Talkan - Kızartılmış tahıl.
  • 3412. Talkılıç - (Dalkılıç) Zırhsız, korumasız.
  • 3413. Talpın - Faal, aktif, çalışkan, himmetli.
  • 3414. Talşık - güven, teminat, güvence.
  • 3415. Taman - Duman, sis.
  • 3416. Tamar - 1- Damla, damlayan 2- Demir, demir cevheri.
  • 3417. Tamgaç - Memur, devlet memuru, damgacı, devlet görevlisi.
  • 3418. Tamış - 1- Demiş, söylemiş, bilgili, deneyimli, sözüne değer verilen, sözüne güvenilen 2- Damla.
  • 3419. Tamir - Temir, demir.
  • 3420. Tamiz - Damla.
  • 3421. Tamtuk - Büyük ve güçlü ateş.
  • 3422. Tamu - (Tamuğ) Yerin dibi, yer altı, cehennem.
  • 3423. Tan - (Tang) 1- Gün açımı, gün doğumu, şafak 2- İlginç, acayip, şaşkınlık yaratan 3- Tatlı, tat veren, esenlik veren.
  • 3424. Tana - (Dana) dana, iki yaşındaki inek yavrusu.
  • 3425. Tandu - 1- Tan vakti, tan vaktinde doğmuş 2- Alev, alevli büyük ateş.
  • 3426. Tang - 1- Mucize, olağanüstülük 2- Tan vakti 3- Giriş, antre.
  • 3427. Tangak - Kaygı, endişe.
  • 3428. Tangsuk - Mucize, şaşırtıcı olay, olağanüstülük.
  • 3429. Tangut - (Tankut) Savaşlarda, mızrak ve tuğların yanına ya da ucuna takılan ipek kumaş, flama.
  • 3430. Tanık - 1- Tanuk, şahit, gözlemci 2- Tanıdık, dost, yaren.
  • 3431. Tanıl - Ünlü, ünlü, tanınan.
  • 3432. Tanıp - Tanınmış, ünlü.
  • 3433. Tanır - Ünlü, tanınmış.
  • 3434. Tanış - 1- Tanınan, bilinen, aşina, tanıdık 2- Danışılan, bilgi ve deneyimine başvurulan, danışman.
  • 3435. Tanışık - Yakından tanınan, tanıdık, bildik, dost, yaren.
  • 3436. Tanışman - (Danışman) Tanış, danışılan, bilgili kişi.
  • 3437. Tanıt - Tanınacak nitelikte, belirgin, tanınabilen.
  • 3438. Tanju - (Tanyu) Sonsuz genişlik, ululuk, olağanüstülük, mucize gibi Hun imparatorlarının unvanlarından.
  • 3439. Tanla - 1- Şaşılası, ürkütücü, olağanüstü, mucize 2- Suçlayan, yargılayıcı 3- Doğuş, tan vakti.
  • 3440. Tanlağı - Mucize.
  • 3441. Tanman - Tan vakti doğan.
  • 3442. Tanrıdağ - Tanrı Dağı; kutlu dağ.
  • 3443. Tansığ - (Tansık, Tansu) hayret verici, şaşırtıcı, olağanüstü.
  • 3444. Tansu - tan suyu.
  • 3445. Tantık - 1- Çok konuşan, konuşkan 2- Tanıdık, hısım, ahbap.
  • 3446. Tanuğ - Tanı, teşhis, kanıt, tanınan, tanınmaya yol açan.
  • 3447. Tanyu - (Tanju) Ulu, ulaşılmaz, hükümran.
  • 3448. Tap - Dilek, istek, umut, yardım ve bunları içine alan beklentilerle dolu inanç.
  • 3449. Tapağ - 1- Tapma, tapınma, saygı 2- Görev, iş.
  • 3450. Tapar - Tapan, seven, uman.
  • 3451. Taparlu - 1- Mutlu, umutlu 2- Sofu, dindar.
  • 3452. Tapduk - saygı, tapınma, sevgi.
  • 3453. Tapı - Tapınma, tapınma.
  • 3454. Tapık - Önde, önde olan, önde gelen.
  • 3455. Tapın - Tapınma, umma, beklenti.
  • 3456. Tapıngu - Tapınılacak nitelikte sevilen.
  • 3457. Tapır - Buluş, yenilik, icat.
  • 3458. Tapkı - Vicdan.
  • 3459. Tapkır - Ayak altında kalıp, katılaşan toprak.
  • 3460. Tapkur - Tabur, dizi, topluluk, kafile.
  • 3461. Taplak - Rıza, kabul, teyit.
  • 3462. Tapuk - Tapu, Tabu 1- Tapınma, dilek, istek 2- Tabu, kör inanç 3- Hizmet, hizmetli.
  • 3463. Tapuksak - Saygılı, hürmetli.
  • 3464. Tapun - Kutsama, kutsal bir varlığa yönelme, beklenti, tapınma.
  • 3465. Tapunmuş - Sofu.
  • 3466. Tar - Dar, darlık, zahmet, sıkıntı.
  • 3467. Tara - Ağaç dallarını budamak için kullanılan bıçak.
  • 3468. Taragay - Turgay, tarla kuşu, çayır kuşu.
  • 3469. Taraka - 1- Tarak, eşme, ayırma aleti 2- Saygı gösteren.
  • 3470. Taraman - Tarayıcı, rençber, çiftçi.
  • 3471. Taran - 1- Geniş arazi, ekinlik, ekin yeri 2- Sınır, hudut.
  • 3472. Tarançı - sınır koruyucusu, ekinci.
  • 3473. Tarang - Mevki sahibi, imtiyazlı, saygıdeğer.
  • 3474. Tarban - Gururlu, mağrur.
  • 3475. Tardu - 1- Öncelikli, imtiyazlı 2- Durdu, duran yaşam.
  • 3476. Tarduş - İmtiyazlı.
  • 3477. Targan - Savaşlarda, düşmanın geçeceği yollara, onların gidişini ağırlaştırmak ve güçleştirmek için bırakılan, kaya ve kütük parçaları.
  • 3478. Targun - Mahçup, sıkılgan.
  • 3479. Tarhun - Güzel kokulu bir yayla çiçeği.
  • 3480. Tarık - Darı, tahıl, ekin.
  • 3481. Tarım - 1- Emek, enerji, zahmet, sıkıntı 2- Ziraat, rençberlik 3- Irmakların küçük kolları.
  • 3482. Tarınç - Sınır, hudut, uç.
  • 3483. Tarıng - 1- Derin, derinlik 2- Ziraat.
  • 3484. Tarkanç - 1- Öfke, gücenme, rahatsızlık, kızgınlık 2- Darılma, sıkılma.
  • 3485. Tarkat - Bakan, nazır, yönetici, bürokrat.
  • 3486. Tarkınç - 1- Darılma, darlanma, küsme, küskünlük 2- İsyan, başkaldırma.
  • 3487. Tarlıg - 1- Güçlük, darlanma, sıkılma 2- armağan, armağan.
  • 3488. Tarta - Terazi.
  • 3489. Tartagan - 1- Tartan, terazi 2- Dağınık, derbeder.
  • 3490. Tartış - Armağan, bağış.
  • 3491. Tarug - 1- Darı, ekin 2- armağan, bağış.
  • 3492. Tasar - Plan, tasarı, tasarım.
  • 3493. Tasım - Gösteriş, afi.
  • 3494. Taş - 1- Dış, dışta olan, görünürde olan 2- Kaya parçası mecazi Sertlik, dayanıklılık.
  • 3495. Taşan - Taşmış, dışa vurmuş, coşkun.
  • 3496. Taşar - Taşmış, coşkun, ateşli.
  • 3497. Taşgan - Taşan, coşan, ateşli.
  • 3498. Taşgaru - Dışarı, dışarıdan, taşra.
  • 3499. Taşgın - Taşmış, dışa vurmuş, coşkulu, ateşli, asabi.
  • 3500. Taşkı - Dışarıdan, taşralı.
  • 3501. Taşralu - Dışarıdan, yabancı.
  • 3502. Taşrık - Dışarıda, gurbet, gurbetçi, sefere giden.
  • 3503. Taşug - Taşınabilir mal, menkul değer.
  • 3504. Taşürek - birleşik: Taş/Yürek (yürekli, gözü kara).
  • 3505. Tat - 1- Yemek, damak 2- Uzak, uzakta, uzaktan, yabancılaşmış 3- Kılıç pası, paslı kılıç.
  • 3506. Tataş - (Dadaş) 1- Yakın dost, yaren, arkadaş 2- Uzakta kalmış, aynı uzaklığı paylaşan.
  • 3507. Tatıg - Tatlı, hoş.
  • 3508. Tatır - Çayırlık, otlak, mera.
  • 3509. Tatlı - Tatlı veren, hoşa giden mecazi Güler yüzlü, sevimli, cana yakın.
  • 3510. Tatu - 1- Barış, sulh 2- Uzağı gören, uzak görüşlü 3- Bakıcı, eğitici 4- Tatlı, tat veren 5- Yaratılış, fıtrat.
  • 3511. Tav - 1- Hız, devinim, çeviklik, koşu, davranmak, harekete geçmek. 2- Dağ.
  • 3512. Tavar - Hızlı hareket eden, hızlı davranan.
  • 3513. Tavgaç - 1- Hızlı koşan, hızlı davranan, atik 2- Çekici, cezbedici.
  • 3514. Tavışgan - Tavşan.
  • 3515. Tavlı - 1- Hızlı, atik 2- Dağlı.
  • 3516. Tayak - Baston, değnek, dayanılacak nesne.
  • 3517. Tayanç - 1- Dayanç, dayanak 2- Hami, koruyucu, sırdaş, güvenilen kişi.
  • 3518. Tayançı - Danışman, memur. Uygurlar döneminde, küçük dereceli memur unvanlarından.
  • 3519. Tayang - Dayak, dayanak, destek, dayanak.
  • 3520. Taycu - 1- Hami, destekçi, koruyucu 2- Soylu, seçkin 3- Tay sahibi, tay eğiticisi.
  • 3521. Tayga - 1- Kavak, çam, söğüt karışımı ormanlık bölge 2- yoğurtlu sebze çorbası.
  • 3522. Taygan - 1- Karışık ağaçlı orman 2- Dayanak, destek.
  • 3523. Taygana - Kaygan, kayıcı.
  • 3524. Taygun - Yavru, çocuk, torun.
  • 3525. Taygur - Kayan, kızakla kayan.
  • 3526. Tayık - Kibar ve ince davranışlı genç.
  • 3527. Tayşı - 1- Mürşit, yol gösteren 2- Hami, koruyucu.
  • 3528. Teber - Balta, baltalı mızrak.
  • 3529. Tecimen - İdareli, ekonomist.
  • 3530. Tecimer - Ekonomist, hesaplı.
  • 3531. Tedan - Tutan, zapt eden, zabit.
  • 3532. Tedik - (Tetik) 1- Usta, becerikli, bilgili 2- Öğüt, nasihat.
  • 3533. Tegen - (Değen) Değerli, karşılığı olan.
  • 3534. Teginek - Değnek, baston.
  • 3535. Tegir - 1- Değer, kıymet, paha 2- Hücum, taarruz 3- Ulaşım, ulaşma.
  • 3536. Tegiş - 1- Değişim, değişme 2- Dövüş, temas, çarpışma, hücum.
  • 3537. Tegre - Daire, çevre, civar, etraf.
  • 3538. Tegrek - 1- Değer, kıymet 2- Tekerlek, değirmi, yuvarlak.
  • 3539. Teğme - Değme, seçkin, farklı.
  • 3540. Teker - 1- Değer, kıymet 2- Çevre, yöre, daire 3- Saldırgan, mütecaviz.
  • 3541. Tekinik - Güvenilir, iyi, münasip, uygun.
  • 3542. Tekir - 1- Değer, kıymet, paha 2- kara benli, kara çizgili 3- Hücum, saldırı, saldırganlık.
  • 3543. Tela - 1- Delici, delen 2- Tolu, olgun, bilge 3- Armağan, adak, sungu.
  • 3544. Telek - Armağan, sungu.
  • 3545. Temirçal - birleşik: Temir/Çal (kılıç darbesi, kılıç vuruşu).
  • 3546. Temiren - Ok başlığı, okun ucundaki sivri ve delici demir parçası.
  • 3547. Temirkıran - birleşik: Temir/Kıran mecazi Acı güç, acı kuvvete sahip kişi.
  • 3548. Temir Yalup - demir gibi sağlam kişi.
  • 3549. Temiş - Demiş, söylemiş, bilgin, deneyimli.
  • 3550. Temüge - demir özü.
  • 3551. Temürkazuk - birleşik: Temir/Kazık Kutup yıldızı.
  • 3552. Tenbe - At koşumu, koşum takımı.
  • 3553. Tenekur - Boraks madeni.
  • 3554. Tengiz - Deniz.
  • 3555. Tenik - Azim, kararlılık.
  • 3556. Tenşi - Eşit, doğru, hak gözeten, adaletli.
  • 3557. Tepe - 1- Uç, sınır, doruk, yükseklik, yüksek yer 2- Yığın, kütle 3- Bir nesnenin sivri ucu.
  • 3558. Tereçe - İnce, ince yapılı, ince, güzel duruşlu.
  • 3559. Terek - Siper, koruyucu.
  • 3560. Terekeme - Siper, siperlik, sütre.
  • 3561. Terilgen - Diri, canlı, hazır, tetik, tetikte.
  • 3562. Terilgenbudun - birleşik: Terilgen/Budun Devletin çekirdeğini oluşturan boy merkez halk Devletin, temel, ulusal askeri gücü.
  • 3563. Teriş - Derleme, toparlama, birleştirme, birleştirici, derleyip toparlayıcı.
  • 3564. Terken - 1- Süs oku, süslü ok 2- Savaş arabası 3- Soylu, soyluluk unvanı.
  • 3565. Ternek - Dernek, toplantı.
  • 3566. Tesiyemi Tanyu - (Ululuğun sınırı eksik kalan, en ulu).
  • 3567. Tetik - 1- Uyanık, hazır 2- Becerikli, usta.
  • 3568. Teyeng - Sincap.
  • 3569. Teymur - Demir.
  • 3570. Tez - 1- Hızlı, ivedi, hızlılık 2- Kaçma, ürkme, ürküntü 3- Şiddet, şiddetli TEZME. Çabuk kızan, canı ağzında, kızıp çekip giden.
  • 3571. Tezürek - birleşik: Tez/Yürek Heyecanlı, ateşli.
  • 3572. Tıbık - Sakin, asude.
  • 3573. Tılsım - Büyü, efsun, sihir.
  • 3574. Tın - (Tin) Tin, can, nefes.
  • 3575. Tıngı - 1- Tin, can, yaşam 2- Kulağa gelen ses, ses dinleme (Tınlama).
  • 3576. Tınglak - Efendi, söz dinleyen.
  • 3577. Tınglar - Dinler, hürmetkar.
  • 3578. Tınglatur - Sözü dinlenen, sözü geçer.
  • 3579. Tınglayu - Munis, söz dinleyen.
  • 3580. Tınglığ - Canlı, diri.
  • 3581. Tını - 1- Tinsal, tinla ilgili 2- İnanç, iman 3- Tıngırtı, kulağa gelen ses.
  • 3582. Tigrek - Çevre, daire.
  • 3583. Tike - Parça, bölüm, lokma, tıkım.
  • 3584. Tiken - Dikili, dik, dikmiş.
  • 3585. Tikim - Parça, lokma.
  • 3586. Tilbe - Dilek, dilenen şey, murat.
  • 3587. Tilbi - Dilek.
  • 3588. Tilek - Murat, istek, dilek.
  • 3589. Tilki - Tilki, kürkü için avlanan hayvan.
  • 3590. Tilmaç - Çevirmen, tercüman.
  • 3591. Tilmen - (Dilmen) Konuşkan, hatip, çenebaz.
  • 3592. Tiltay - Etken, amil, neden.
  • 3593. Tilun - Dolun, tolun, dolu, tam, eksiksiz, kusursuz.
  • 3594. Timagur - Sevecen, vicdanlı.
  • 3595. Timuçin - (Temuçin, temurçin, timurçine) Çengiz Kaan'ın ilk adı.
  • 3596. Tin - 1- Can, tin, öz 2- Soluk, nefes, yel 3- Dinmiş, dingin, sakin, bitik 4- Gök, göksel, Tanrısal.
  • 3597. Tirgeç - Diri, canlı, dirilik veren.
  • 3598. Tirig - Diri, canlı, güçlü.
  • 3599. Tirigliğ - Dirlik, yaşam, geçim.
  • 3600. Tiril - 1- Can, tin, yaşam 2- Dirilik, canlılık, derlenip toparlanma 3- Derlenme, derleniş.
  • 3601. Tirim - Yaşam, geçim, yaşam yolu.
  • 3602. Tirkiş - Kervan, kafile.
  • 3603. Toga - 1- Doğa, tabiat, hilkat, yaratılış, huy 2- Kalın, katı, yoğun, doymuş 3- Usul, yordam, teamül.
  • 3604. Togay - 1- Toga 2- Dolunay 3- Koruluk, küçük orman.
  • 3605. Togu - 1- Doğu, doğuş 2- Vuruş, darbe.
  • 3606. Toğma - 1- Dokuma, dokumadan yapılan giysi 2- Yerli, yerli halktan olan kişi.
  • 3607. Toğmak - (Tokmak).
  • 3608. Toğmuş - Doğmuş, ortaya çıkmış, canlı, yaşayan.
  • 3609. Toğrul - 1- Tuğrul 2- Doğrulmak, ayağa kalkmak.
  • 3610. Toğrulça - Doğan kuşu, doğan yavrusu.
  • 3611. Toğsık - Doğuş, doğum, ortaya çıkış.
  • 3612. Toğul - 1- Doğulu, doğudan 2- Doğum, doğuş, ortaya çıkış.
  • 3613. Toğulga - Tolga, tulga, savaş başlığı, miğfer.
  • 3614. Toğuşlu-Kerim - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 3615. Tok - 1- İrilik, katılık, dayanıklılık, yoğunluk 2- Vuruş, darbe, dövüş, savaş 3- Yol, yöntem, yordam.
  • 3616. Toka - 1- Tok, sert, katı 2- Usul, yol, yordam, teamül 3- Dövüş, vuruş, vuruşma, 4- Huy, hilkat, yaratılış.
  • 3617. Tokaç - (Togaç) Topuz, çamaşır topuzu.
  • 3618. Tokalıg - Tokluk, katılık, sertlik.
  • 3619. Tokay - 1- dolunay 2- Dere kenarlarında yetişen bir çiçek, çalı.
  • 3620. Toklu - 1- Yol, yordam, bilen, bilge 2- Bir yaşını geçmiş kuzu 3- İri, dolgun, besili.
  • 3621. Tokmak - Vurma, ezme, dövme aracı Kalın, geniş, ağaçtan yapılmış çekiç.
  • 3622. Tokta - 1- Durma, yaşama, direnç, dayanıklılık 2- Tedbir, tedbirlilik.
  • 3623. Toktak - Tedbir, tedbirli, temkinli.
  • 3624. Toktar - Dayanıklı, dirayetli, uzun ömürlü.
  • 3625. Toku - 1- Doğu 2- Dövüş, temas, savaş.
  • 3626. Tokum - 1- Doğum, doğuş 2- Yaşam, direnç, dayanıklılık.
  • 3627. Tokumak - Tokmak.
  • 3628. Tokur - 1- Gözü pek, yürekli 2- Dokur, dokumacı.
  • 3629. Tokurgak - Dokuma aleti, dokuma tezgahı.
  • 3630. Tokuş - 1- Dövüş, savaş, vuruşma 2- Doğuş, direnç, yaşam, dirayet.
  • 3631. Tokuz - 1- Dokuz sayısı 2- sıkça ve kalınca dokunmuş bir kumaş.
  • 3632. Tolay - Bir tavşan türü.
  • 3633. Toldı - Doldu, dolu, doluluk, bütünlük, olgunluk, irilik, bilgelik, erginlik.
  • 3634. Toldıkorgan - Anıt, lahit, abide.
  • 3635. Tolgan - 1- Dolgun, iri, dolu 2- Acı, üzüntü, inleme.
  • 3636. Tolkan - Dolgun.
  • 3637. Tolmış - Dolmuş, dolu, olgun, bilge.
  • 3638. Tolu - 1- Dolu, olgun, kamil, yetkin, usta 2- İçki, içki kadehi, içki ile dolu kadeh 3- Seçkin, güzide.
  • 3639. Toluk - 1- Dolu, olgun, yetkin, bilge 2- Tuluk, tulum.
  • 3640. Tolum - 1- Stanrısal güç, savaş aleti 2- Olgun, dolgun.
  • 3641. Tolun - Dolu, tam, bütün, eksiksiz, kusursuz, olgunlaşmış.
  • 3642. Toman - Duman, sis.
  • 3643. Tombay - Manda, camış.
  • 3644. Ton - Don, giyim, giysi, elbise.
  • 3645. Tona - Giyimli, varlıklı, yakışıklı.
  • 3646. Tonat - Donat, eli açık, eli açık, aç doyuran – çıplak giydiren.
  • 3647. Tonatmış - Giydirmiş, hayır hasenatta bulunmuş, eli açık ve eli açık.
  • 3648. Tonguz - Domuz.
  • 3649. Tonka - 1- Tunga, kaplan 2- iri, büyük, gösterişli.
  • 3650. Tonlu - Giyimli, şık, zengin, varlıklı.
  • 3651. Tonsuz - Yoksul.
  • 3652. Top - Yığın, topluluk, bütünlük, erk.
  • 3653. Topaç - 1- Top gibi, toparlak, dolgun 2- İbrik 3- Sepet, sele.
  • 3654. Topak - Topluca, toplanmış, yığın.
  • 3655. Toprak - Yer, yurt, arazi.
  • 3656. Topurgan - Ayak basıldığında toz çıkaran, yumuşak toprak.
  • 3657. Topuz - Toplanıp, kurutulmuş, katılaşmış, topluca ve katıca. Stanrısal güç, dövme ve ezme aracı.
  • 3658. Tor - 1- Mevki, mertebe, onur, şereflilik 2- Türeme, doğma, soy, gelişme, yayılma 3- Ağ, tuzak.
  • 3659. Toran - Turan, duran, yaşayan, dirençli.
  • 3660. Torçuk - Kozalak.
  • 3661. Torku - İpekli kumaş.
  • 3662. Torlak - 1- Eğitilmemiş at 2- Çırak, acemi, ham.
  • 3663. Tormış - Durmuş, yaşayan, yaşar, yaşam.
  • 3664. Tormu - Yaşam süresi, yaşam.
  • 3665. Toru - 1- Duruş, yaşam 2- Bolluk, bereket, fazlalık 3- Doru, doru renk.
  • 3666. Torug - Doruk, Doru renk.
  • 3667. Toruk - 1- Doruk, zirve 2- İnce, zayıf, ham, olmamış.
  • 3668. Torum - 1- Aygır, aygır yavrusu 2- Kul, köle, muti, bağlı 3- Deve yavrusu.
  • 3669. Torun - 1- Evladın, evladı 2- Sevgili, biricik, çok sevilen 3- Acemi, ham, yetişmek üzere olan 4- Genç boğa.
  • 3670. Tosun - 1- Genç boğa, 2- Tos atan, tos vuran, azgın, azmış, saldırgan.
  • 3671. Toy - şölen, kutlu toplantı.
  • 3672. Toyak - 1- Atlara giydirilen savaş zırhı 2- Tırnak, at tırnağı.
  • 3673. Toyan - Toy sahibi, toy veren kişi.
  • 3674. Toyga - 1- Toy sahibi, toy veren kişi, 2- Toylarda yapılan çorba, ayranlı çorba.
  • 3675. Toygan - 1- Kurultay üyesi 2- Bir kuş türü 3- Genç, taze.
  • 3676. Toygar - Tarla kuşu, çayır kuşu.
  • 3677. Toygur - Doymuş, gözü tok, olmuş, olgun.
  • 3678. Toylak - 1- Toy yeri, toy yapılan yer 2- Karargah, ordunun toplandığı yer.
  • 3679. Toyluk - Toy yeri, Toy yapılan yer.
  • 3680. Toymaduk - 1- Özlenen, özlemi duyulan 2- Hırslı, doyumsuz.
  • 3681. Toymagur - İştahlı, obur.
  • 3682. Toytimur - Ermiş, keramet sahibi, Şaman büyüğü, kam, rahip.
  • 3683. Tozun - 1- Tosun 2- Düzen, uyumluluk.
  • 3684. Tögi - eli açık, eli açık.
  • 3685. Tögün - Çekici, yakışıklı.
  • 3686. Tökmen - Çekici, yakışıklı.
  • 3687. Tökü - Eli açık, eli açık, müsrif.
  • 3688. Töküş - Düğüş, savaş, vuruşma.
  • 3689. Töleç - Ücret, yevmiye.
  • 3690. Tölegen - Olgun, kamil, yetişkin.
  • 3691. Tölek - 1- Ücret, yevmiye 2- Sükunet, sakinlik.
  • 3692. Tölis - Bölük, bölünmüş.
  • 3693. Tölük - Tuluk, tulum.
  • 3694. Tör - 1- Türemek, çoğalmak, yaratılış 2- Makam, mevki, onur yeri, şerefli yer 3- Usul, kural, teamül.
  • 3695. Töreli - Töresi olan, töreye bağlı, geleneklerine bağlı.
  • 3696. Töremen - Görgülü, töreye bağlı.
  • 3697. Tören - 1- Töreye uygun yapılan, töre gereği yapılan, merasim 2- Soylu, soylu, seçkin.
  • 3698. Törkin - Kök, menşe, dip, soy.
  • 3699. Törü - 1- Yasa, devlet düzeni 2- Türeyiş, yaratılış.
  • 3700. Törüce - Töreye ve yasaya uygun.
  • 3701. Törüiçi - Töreye uygun.
  • 3702. Törülüg - Töreye bağlılık, Töre bilgisi, Töre uygulaması.
  • 3703. Törüm - 1- Türeyiş, yaratılış 2- Töreye bağlılık.
  • 3704. Törümçü - Töreye bağlı, soyuna bağlı.
  • 3705. Törün - 1- Soylu, soyluluk 2- Tören, merasim, ihtiram.
  • 3706. Törütgen - Yaratıcı, yaratan, halik.
  • 3707. Töştük - Düş, rüya.
  • 3708. Töz - Kök, dip, temel, öz, değerli taş, öz.
  • 3709. Tözlük - Öz, esas, asıl, kök, köklü, özlü.
  • 3710. Tözün - Soylu, temeli sağlam, köklü.
  • 3711. Tugan - 1- Küçük ırmak, çay, akarsu 2- Togay.
  • 3712. Tugana - Özel ok (İçi oyulmuş, içinde evrak gizlenen ok).
  • 3713. Tuğançı - Doğancı, doğan terbiyecisi, doğan eğitmeni, doğan yetiştiricisi.
  • 3714. Tuğcu - 1- Tuğ taşıyan kişi, alemdar 2- İsyancı, isyankar.
  • 3715. Tuğlu - Tuğ sahibi, kutlu, uğurlu.
  • 3716. Tuğluk - Tuğlu, tuğu olan, tuğ taşıyan.
  • 3717. Tuğma - 1- Doğmuş, ortaya çıkan, boy gösteren 2- Tuğ kaldıran, isyankar.
  • 3718. Tuğsavul - birleşik: Tu/Savul Eski dönemlerde, ordu içinde tuğ taşıyan ve onu koruyup, önde tutmakla görevi olan kişilere verilen ad.
  • 3719. Tula - 1- Tolu, dolu, olgun 2- Ayna.
  • 3720. Tulay - 1- Talay, taluy, okyanus, deniz 2- Ayna 3- Dolu, dolgun, olgun.
  • 3721. Tulga - Tolga, miğfer.
  • 3722. Tulgar - 1- Azim, kararlılık, inanç, güvenç 2- Gösteriş, heybet, heybetlilik.
  • 3723. Tulgay - Tuga, Tolga, miğfer.
  • 3724. Tuli - 1- Dolu, olgun, kamil 2- Ayna.
  • 3725. Tulki - Tilki.
  • 3726. Tulpar - kanatlı at.
  • 3727. Tultag - Sakin, kendinden güvenilir.
  • 3728. Tuluk - 1- Dolu, olgun, bilge 2- yayık, çömlek.
  • 3729. Tuluy - ayna, ay ışığı; tarihî ad.
  • 3730. Tuma - Yeğen, kuzen.
  • 3731. Tumağan - 1- Nilüfer çiçeği 2- Duman, sis.
  • 3732. Tuman - Duman, sis.
  • 3733. Tumgan - Tuman, sis.
  • 3734. Tumrul - Dumrul, Demir ucu.
  • 3735. Tuna - büyük ırmak adı.
  • 3736. Tunay - Tuna ve ay birleşimi.
  • 3737. Tung - Nüfus sahibi, güçlü, muktedir.
  • 3738. Tunguç - Çocuk, evlat, evlatlık.
  • 3739. Tungut - Evlatlık.
  • 3740. Tunuç - Tunç.
  • 3741. Tur - 1- Durmak, yaşam, canlılık 2- İrade, istek, yargı.
  • 3742. Turak - durulan yer, yaşam yeri.
  • 3743. Turam - Olgunluk, kemal.
  • 3744. Turamun - 1- Evcil, evcimen 2- Onurlu, onuruna düşkün.
  • 3745. Turçak - Filiz, fidan.
  • 3746. Turçik - 1- Durucu, kalıcı, uzun ömürlü 2- Fidan.
  • 3747. Turdu - Durdu, sağ, salim, yaşar, yaşayan, kalıcı, ömürlü.
  • 3748. Turgan - Duran, ömürlü.
  • 3749. Turkak - Nöbetçi, bekçi.
  • 3750. Turku - Ateşli, heyecanlı.
  • 3751. Turkuaz - Rengi mavi ile özdeş olmuş bir süs taşı.
  • 3752. Turmuş - Ömür, yaşam, uzun ömürlülük.
  • 3753. Turna - Leylek türü, iri ve geniş kanatlı bir kuş.
  • 3754. Tursun - Dursun, Durdu, duran, durmuş vb. yaşam, ömür, uzun ömür.
  • 3755. Turşak - Filiz, sürgün.
  • 3756. Turu - 1- Duru, saf, arık 2- Duran, yaşayan, ömürlü 3- Durgun, sakin.
  • 3757. Turum - 1- Yaşam, ömür 2- Sükunet, durgunluk.
  • 3758. Turumtay - 1- Turum/Tay 2- Doğan türü, avcı bir kuş.
  • 3759. Turuşkan - Dayanıklı, metanetli, dirençli, uzun ömürlü.
  • 3760. Turut - 1- Yer, yurt, durulan, yaşanılan yer 2- Ömür, yaşam.
  • 3761. Tusit - Göğün ötesi.
  • 3762. Tuskan - Akraba, yakın, hısım.
  • 3763. Tuşgül - İşaret, iz, nişan.
  • 3764. Tut - 1- Yakalayış, kavrayış, saklayış 2- Vuruşma, vuruş, yenme, ezme, koparma 3- Ordu, ordugah 4- Kılıç ve benzeri stanrısal güçların üzerindeki kir, pas.
  • 3765. Tuta - armağan, armağan.
  • 3766. Tutaç - Komşu, yakın, dost.
  • 3767. Tutaçı - Komşu, yakın.
  • 3768. Tutak - 1- Stanrısal güç kabzası 2- Saldırı, hücum, taarruz 3- Evlatlık.
  • 3769. Tutam - Demet, buket, deste.
  • 3770. Tutan - Elinde bulunduran, yönetimi altında bulunduran.
  • 3771. Tutar - Tutucu, hükmedici.
  • 3772. Tutgak - 1- İnilti, inleyiş, hüzün 2- Geceleri keşfe çıkan savaş birliği.
  • 3773. Tutgan - Tutucu, fanatik.
  • 3774. Tutguç - kahvaltı, kuşluk vakti yenen yemek.
  • 3775. Tutguk - Esir, hapis, tutsak.
  • 3776. Tutgun - Tutsak, esir, hapis, tutulu, tutulmuş, bağlanmış.
  • 3777. Tutnak - Destek, arka.
  • 3778. Tutnuk - Tutunulacak nesne, dayak, arka, destek.
  • 3779. Tutsu - 1- Vasiyet, öğüt, nasihat 2- Bağımlılık.
  • 3780. Tutsuk - Öğüt, nasihat, vasiyet.
  • 3781. Tutun - Tutunulacak nesne, destek, arka, güvence.
  • 3782. Tutunç - 1- Evlat, oğul, uşak 2- Tutunulacak nesne, güvence.
  • 3783. Tutungu - Öğüt, nasihat, vasiyet.
  • 3784. Tuturgan - Öğüt, nasihat, vasiyet.
  • 3785. Tuturgu - Öğüt, nasihat, akılda tutulan.
  • 3786. Tutuş - 1- Dövüş, savaş 2- Zapt etmek, egemenlik kurmak 3- bağlılık, sadakat 4- Orduyu ve devleti düzene sokmak.
  • 3787. Tuyak - 1- Dayak, destek, değnek 2- Duyan, işiten, işitici, dikkatli, uyanık.
  • 3788. Tuyan - Duyan, işiten.
  • 3789. Tuygu - Duygu, his duyumu.
  • 3790. Tuygun - Doğan türü bir avcı kuş.
  • 3791. Tuyuk - Dayak, destek, arka.
  • 3792. Tuyun - Saygın, muteber.
  • 3793. Tuzağı - Sevgili, aşık, maşuka.
  • 3794. Tuzak - Sevgili, sevgili için söylenen söz.
  • 3795. Tuzgu - Yemek, yoldan geçenlere verilen yemek.
  • 3796. Tuzgun - Armağan, sunu, armağan.
  • 3797. Tübe - 1- Tepe, yüksek yer 2- Siper, sütre.
  • 3798. Tübek - Tübe, tepe.
  • 3799. Tügün - 1- Düğün, bağlılık 2- armağan, armağan.
  • 3800. Tügüz - Düz, tam, eksiksiz, mükemmel.
  • 3801. Tükel - 1- Tüy, saç, kıl 2- Dik, dikili Türk mitolojisinde, ağaçtan doğduğuna inanılan kişi.
  • 3802. Tükün - 1- Düğün, dernek, toplantı 2- armağan, armağan.
  • 3803. Tülek - 1- uslu, kavrayışlı, kurnaz, fettan 2- Tüylü, kıllı.
  • 3804. Tülgü - Alaca, renkli bir karga türü.
  • 3805. Tülin - 1- Ayna 2- Ayın çevresindeki ışık halesi.
  • 3806. Tülü - 1- Rica, yakarış 2- Düş, rüya.
  • 3807. Tülüş - Ücret, değer, emeğin karşılığı alınan karşılık.
  • 3808. Tümen - 1- Duman, duman, sis 2- On bin sayısının askeri terminolojideki kullanılışı.
  • 3809. Tün - Gece.
  • 3810. Tünbay - birleşik: Tün/Bay (.
  • 3811. Tünek - Gece kalınan yer.
  • 3812. Tüng - 1- Gece, gece karanlığı 2- Olağanüstülük, fevkaladelik.
  • 3813. Tünkür - Peri, melek.
  • 3814. Tür - Soy, kök, orjin, çeşit, kan, damar, doğuş, yaratılış, oluş.
  • 3815. Türel - Türeli, töreye bağlı, töresel, hukuk, hukuki, hukuka uygun.
  • 3816. Türeli - Türe sahibi, töreye bağlı, hukuka bağlı.
  • 3817. Türemen - Töreye bağlı, töreye göre yaşayan.
  • 3818. Türener - Töreye bağlı, töre sahibi.
  • 3819. Türetgen - Yaratıcı, mucit, üretken.
  • 3820. Türkü - Türk dilinde söylenen, melodi.
  • 3821. Türü - Dürülmüş, derli, toplu, düzenli.
  • 3822. Türüng - Aktif, faal, çalışkan.
  • 3823. Tüş - Düş, rüya.
  • 3824. Tüştemiz - birleşik: Tüş/Temiz.
  • 3825. Tütsü - Güzel kokulu ot yakarak ortaya çıkarılan koku.
  • 3826. Tütsük - 1- Tütsü, tüten koku 2- Öfkeli, kinci, öç alıcı.
  • 3827. Tütük - 1- Güzel ve etkileyici koku, duman, tütme kokusu 2- Düdük, savaşlarda ve savaş talimlerinde komut vermek için kullanılan düdük.
  • 3828. Tüz - doğru, doğru, muntazam.
  • 3829. Tüzbayküç - birleşik: Tüz/Bay/Güç Bütün, hepsi, hepsini içine alan.
  • 3830. Tüze - 1- Düz, doğru, düzen, kural, uyum, ahenk 2- İdare, yönetim 3- Ulus, topluluk, halk 4- Uyum, uyumluluk, barış, uzlaşı 5- Kusursuzluk.
  • 3831. Tüzemen - doğru, doğru.
  • 3832. Tüzen - Düzen, uyum, kurallar bütünü.
  • 3833. Tüzgen - çevik, seri.
  • 3834. Tüzim - metanet, seri.
  • 3835. Tüzli - Uyumlu, uygun, düzenli, idareci.
  • 3836. Tüzlüg - uyum, ahenk, geçim.
  • 3837. Tüzük - (Düzük) 1- Düzen, düzülü, sıralı, düzenleme, düzenlenmiş, düzenli, 2- Özel durumlara göre biçimlenmiş kurallar bütünü.
  • 3838. Tüzül - 1- Düzülü, sıralı, muntazam, disiplinli, hiyerarşik 2- Anlaşmış, anlaşmalı.
  • 3839. Tüzüm - Düzgünlük, sıra, dizgi.
  • 3840. Tüzün - soylu, hbilgin, kibar, tedbirli.

U

  • 3841. Ubut - Ar, edep, tevazu, alçak gönüllülük.
  • 3842. Uc - Uç, sınır.
  • 3843. Ucas - İddia, bahis.
  • 3844. Ucud - Yeryüzü, dünya.
  • 3845. Uça - 1- Koruma, himaye, arka 2- Uç, sınır, limit 3- Kendini aşmış, yüksek, ulu.
  • 3846. Uçar - 1- Haber, havadis 2- Kanıt, delil 3- Göğe yakın, Tanrıya yakın, dindar 4- Uçarı, vurdumduymaz.
  • 3847. Uçgun - 1- Kam, baksı, kendinden geçmiş, transa girmiş 2- Kıvılcım.
  • 3848. Uçkan - Uçan, uçucu.
  • 3849. Uçkara - birleşik: Uç/Kara Sırtı renkli, kanatları kara bir kuş türü.
  • 3850. Uçkun - Uçuk, kendinden geçmiş, ateşli, heyecanlı.
  • 3851. Uçmağ - (Uçmak) Cennet.
  • 3852. Uçsız - Sınırsız, geniş, büyük, alabildiğine.
  • 3853. Uçuk - Uçmuş, kendinden geçen, mest olan kam, baksı.
  • 3854. Uçumak - Uçmak, cennet.
  • 3855. Uçur - Devir, dönem.
  • 3856. Uçuran - Kam.
  • 3857. Uçurum - Son, uzak, uzak nokta, uçulan, uzaklaşılan, yüksek ve derin dağ yamacı, yar.
  • 3858. Uçuz - birleşik: Uç/Uz 1- Alçak gönüllü 2- Basit, kolay.
  • 3859. Ud - (Ut) 1- Arka, geri, ardından gitme, takip 2- karşılaşma, çatışma, yenme, utku 3- Uyuma, uyku.
  • 3860. Udar - 1- Takipçi, peşini bırakmayan, kovalayan 2- Yener, galip gelir.
  • 3861. Udu - Uyku.
  • 3862. Uduk - Uyanık, diri.
  • 3863. Udum - Art arka, arkası sıra.
  • 3864. Udun - 1- Ustalık, beceri 2- Sönmüş, sönük.
  • 3865. Uduz - 1- Mürşit, yol gösteren, ardından gidilen 2- Yollayan, sevk eden.
  • 3866. Ugan - yaratıcı güç, yüce Tanrı adı.
  • 3867. Ugın - Fikir, düşünce.
  • 3868. Ugış - Zeka, üretkenlik.
  • 3869. Uguz - Kutlu, kutlu.
  • 3870. Uğrak - 1- başvurulan kişi, bilge ve deneyimli kişi 2- Savaşa giderken, Askerlerin, aile ya da eşyalarını topluca bıraktıkları yer 3- Uğranılan yer.
  • 3871. Uğraş - 1- Düşünce, tasarı, iş, çaba, meslek 2- Mücadele, savaşım, savaş, Karşılaşma, karşı karşıya gelme.
  • 3872. Uğraşı - Meslek, iş, çaba, savaşım, geçim.
  • 3873. Uğruk - Savaşa giderken, askerlerin eşyalarını bıraktıkları yer.
  • 3874. Uğrun - Yan bakış, gizlice bakış.
  • 3875. Uğur - kut, bereket, iyilik.
  • 3876. Uğural - Uğurlu, kutlu, bahtı açık.
  • 3877. Uğurçal - birleşik: Uğur/Çal (Sürmek, değdirmek).
  • 3878. Uğuş - Akraba, hısım, kan bağıyla birbirine bağlı kişilerden her biri.
  • 3879. Ukuş - Zeka, akıl, yetenek.
  • 3880. Ul - 1- Temel, esas, kök, oluş, oluşum, doğuş 2- İşaret, nişan, iz.
  • 3881. Ula - Temel, esas, esaslı.
  • 3882. Ulaç - 1- Ulaştıran, bağlayan, bağlayıcı 2- İsabet 3- Tim, takım, müfreze.
  • 3883. Ulaçlı - Ulaştıran, ulak.
  • 3884. Ulağ - 1- Soy, nesil 2- Maiyet, bütünlük 3- ulak, haberci 4- Bağ, zincir.
  • 3885. Ulak - 1- Ulaştırıcı, ulaştıran, haberci, bağlantı sahibi.
  • 3886. Ulakçı - Haberci, ulaştırıcı, bağlayıcı, bağlantı.
  • 3887. Ulam - 1- Eklenmiş, katılmış, tim, müfreze 2- Dizi, dizili, bağlı, dizgi 3- yetenek, yetenekli 4- Ululama, selamlama, temenna.
  • 3888. Ulan - 1- Bağlayan, bağlayıcı, birleştirici, etkileyici 2- Ulu, ululanmış, saygıdeğer, söz dinleten 3- Taze, tazelik, gençlik, genç, cıvan.
  • 3889. Ulandı - Ululandı, kutsandı, kutlu.
  • 3890. Ulanmış - Ulu, kutsal, kutlu, saygıdeğer.
  • 3891. Ulaş - kavuşma, soy, ülkü.
  • 3892. Ulaşlu - 1- Amaçlı, idealist, ne istediğini bilen 2- Ulaşıcı, bağlayıcı, birleştirici 3- Kentli, zengin, varlıklı.
  • 3893. Ulat - Bağlayıcı, birleştirici.
  • 3894. Ulca - 1- Ezeli, eskiden beri var olan 2- Pay, ganimet, savaş ganimeti.
  • 3895. Ulcaş - 1- Tazim, ululama, büyükleme 2- Bölüşüm, paylaşım, ganimet.
  • 3896. Uldız - Yıldız.
  • 3897. Ulıç - Yavru, yaren, sevilen ve korunan.
  • 3898. Ulıçım - Yavru, yavrucak.
  • 3899. Ulıg - Uluma, yakınma, sızlanma.
  • 3900. Ulış - Uluyuş, kurt gibi ulayış.
  • 3901. Ulu - (Ulug, Uluğ) Yüce, yüksek, kutlu.
  • 3902. Uluca - 1- Ululuğa yakın, saygıdeğer, hürmetli 2- Üst düzey yönetici, erk sahibi.
  • 3903. Uluç - 1- Temel, esas, oluş, ulaş 2- Bağ, bağlantı, ilişki 3- Uluyuş, uluma.
  • 3904. Ulukoyun - birleşik: Ulu/Koyun Yakut destanlarında adı geçen "Ateş Tanrısı".
  • 3905. Ulula - Yücelt, yükselt, kutlu kıl.
  • 3906. Ulum - Debdebe, şaşa, gösteriş.
  • 3907. Ulun - (Ulan, İlun) Ulu, ululanmış.
  • 3908. Ulurak - Ulu, kebir, en büyük.
  • 3909. Uluş - Pay, bölüm.
  • 3910. Ulutoyun - birleşik: Ulu/Toyun Yakut destanlarında, kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen Tanrı.
  • 3911. Umak - Irk, soy, kemik.
  • 3912. Uman - Umutlu, bekleyen.
  • 3913. Umanç - 1- Umutluluk 2- İntizar.
  • 3914. Umar - Umutlu.
  • 3915. Umdı - Arzu, beklenti.
  • 3916. Umdu - Ümit, ümitli.
  • 3917. Umuca - Umutlu bekleyiş.
  • 3918. Umuç - Rica, yakarış, beklenti.
  • 3919. Umug - 1- Ümit, destek, dayanak 2- Sığınma, iltica.
  • 3920. Umunç - Rica, beklenti.
  • 3921. Umur - Umar, ümitli.
  • 3922. Umuş - Beklenti.
  • 3923. Umut - dilek, beklenti.
  • 3924. Unat - reşit, olgun.
  • 3925. Ungan - (Ungan) 1- Bağlı, bağımlı 2- kutlu, sevinçli, doğru yolda olan.
  • 3926. Ur - 1- Uğur, kut, mutluluk 2- Vur, vurmak, darbe.
  • 3927. Urak - Orak, doğrayıcı, biçici.
  • 3928. Uran - 1- Savaş narası, nara 2- Vuran, vurma eyleminde bulunan, döven 3- parola.
  • 3929. Uras - kut payı, mutluluk.
  • 3930. Uras-Falihay - Birleşik ad biçimi; ay ışığı bağı, al/kızıl renk bağı taşır.
  • 3931. Uraz - Uras, kut, kut.
  • 3932. Urazlı - Mutlu, kutlu, sevinçli.
  • 3933. Uraz-Falihay - Birleşik ad biçimi; ay ışığı bağı, al/kızıl renk bağı taşır.
  • 3934. Urku - Uğur, kut, kut payı.
  • 3935. Urpak - (Urpağ) 1- Evlat, uşak 2- Kibar, ince davranışlı.
  • 3936. Uruk - 1- Boy, ok, ulus 2- Vuruk, vurgun.
  • 3937. Urul - 1- Tür, cins 2- Örs.
  • 3938. Urulu - Cins, soylu.
  • 3939. Urum - 1- Onur, onur, haysiyet 2- Meleke, beceri, yatkınlık.
  • 3940. Urumday - Panzehir ve tedavi için kullanılan bir taş.
  • 3941. Urun - 1- Orun, onur, saygınlık 2- Miktar, adet.
  • 3942. Urunça - 1- Şerefli, onurlu 2- Emanet, rehin.
  • 3943. Urungu - 1- Onur, onur, haysiyet, onurlu davranış 2- Eğitim ve talim kılıcı.
  • 3944. Urus - 1- Orus, uras, uraz) 2- Uruş, kırış, savaş.
  • 3945. Uruş - Vuruş, döğüş, kırış, savaş.
  • 3946. Urut - 1- Aşama, merhale 2- Amaç, maksat, hedef.
  • 3947. Uruz - 1- Uraz, uras 2- Vuruş, dövüş.
  • 3948. Us - Öz, töz, yeti, anlayış gücü, akıl, zeka, uzluk.
  • 3949. Usan - Uslu, uslu, usta, uzman.
  • 3950. Usbol - birleşik: Us/Bol Dahi, üstün zekalı.
  • 3951. Uslu - uslu, uzman, üstad.
  • 3952. Uslum - Becerikli, usta.
  • 3953. Usluy - Deneyimli, tecrübeli.
  • 3954. Usuk - Uslu, uslu, uslu, kavrayışlı.
  • 3955. Usun - 1- Uzun, uzman, derin, engin, deneyimli 2- Gerçek, sahih.
  • 3956. Uşak - Çocuk, genç, taze, ufaklık.
  • 3957. Uta - 1- Tedavi, onarım, tamir, iyileştirme 2- Zafer, galibiyet.
  • 3958. Utacı - Doktor, eczacı, iyileştirici.
  • 3959. Utaman - 1- Utkan, galip, muzaffer 2- Eczacı, doktor 3- Edepli, mahçup, sıkılgan.
  • 3960. Utan - 1- Galip, muzaffer 2- Utanma, ar, mahçubiyet.
  • 3961. Utangan - Utangaç, mahçup, kendi kendini sıkan.
  • 3962. Utar - 1- Yener, utkan, galip 2- İyileştirici 3- Kovalayan, takip eden.
  • 3963. Utaş - 1- Yardım, imdat 2- Galibiyet, zafer, utku 3- Takip, kovalamaca.
  • 3964. Utguçu - Galip, muzaffer.
  • 3965. Utku - Zafer, galibiyet, yenme, üstün gelme, güçlüklerden sonra ulaşılan mutlu son.
  • 3966. Utlu - 1- Galip, muzaffer 2- Sıkılgan, mahçup.
  • 3967. Utuglu - Galip, muzaffer.
  • 3968. Utuş - Yenme, galibiyet, zafer.
  • 3969. Uvut - Utanma duygusu, edep, ar.
  • 3970. Uyanık - Dikkatli, tedbirli.
  • 3971. Uyar - Uyumlu, uygun.
  • 3972. Uyav - Uyanık, fatin, ferasetli.
  • 3973. Uydaçı - Mürşid, yol gösteren, öğretmen.
  • 3974. Uygan - 1- Uyumlu, geçimli, uysal 2- Bağlı, tabi, muti.
  • 3975. Uygar - (Uygur) çağdaş, uyumlu, uygun, uyarlı, medeni.
  • 3976. Uygu - Ahenk, uyum.
  • 3977. Uygul - Uyumlu.
  • 3978. Uygun - 1- Yakışıklı, güzel, elverişli 2- Geçimli, dirlikçi, imtizaçlı.
  • 3979. Uygut - Uyumlu, ahenkli, uygar.
  • 3980. Uylaş - 1- Uyum, geçim, dirlik, düzen 2- Fikir, düşünce, tefekkür.
  • 3981. Uylaşı - Uyum, geçim, barış.
  • 3982. Uysal - uyumlu, efendi, yumuşak başlı, halim, selim.
  • 3983. Uytun - Kutlu, kutlu.
  • 3984. Uyum - Uygunluk, denklik, ahenk, armoni.
  • 3985. Uz - Us, öz, erk, yetme, beceri, başarı, açılma, uzama, genişleme, açılım, yayılım.
  • 3986. Uza - 1- uzay, genişlik, uzunluk, yaygınlık 2- Eski, eskiye dayalı, kadim, mazi 3- Geçiş, geçit.
  • 3987. Uzak - 1- Uzman, usta, sanatkar 2- Güçlü, egemen, başarılı.
  • 3988. Uzam - Uzmanlaşmış, ustalaşmış, usta.
  • 3989. Uzan - Uzman, usta, uslu, bilgili, sanatçı, pir.
  • 3990. Uzay - gök boşluğu, gök boşluğu, uzamış, genişlemiş, geniş.
  • 3991. Uzdu - Ezeli, çok eski, kadim.
  • 3992. Uzel - birleşik: Uz/El Usta, usta, becerikli, sanat erbabı.
  • 3993. Uzelli - Usta, usta, elinden iş gelen.
  • 3994. Uzluk - İhtisas, uzmanlık.
  • 3995. Uzma - Kalifiye, uzman, pir.
  • 3996. Uzman - Usta, pir, otorite.
  • 3997. Uzug - Uyanık, dikkatli, müteyakkız.
  • 3998. Uzun - (Usun) 1- Uzman, pir, becerikli, iş bitirici 2- yaygın, geniş 3- kalıcı, sürekli.

Ü

  • 3999. Üç - Üç sayısı.
  • 4000. Üge - (Üyge) Ünlü, ünlü.
  • 4001. Ügit - Öğüt, nasihat, propaganda, ajitasyon.
  • 4002. Üğdül - armağan, bağış.
  • 4003. Ükelge - Armağan, armağan.
  • 4004. Ülegü - Bölüm, kısım, pay.
  • 4005. Üleşür - Bölüşüm, paylaşım, paylaşımcı.
  • 4006. Ülgen - yüce, sağlam, büyük; Türk mitolojisinde göksel varlık adı.
  • 4007. Ülgi - Örnek, numune.
  • 4008. Ülgüdür - Örnek, numune.
  • 4009. Ülgüt - Örnek, numune.
  • 4010. Ülke - Bölüm, parça, toprak, diyar, memleket, vatan, yurt.
  • 4011. Ülkem - Ülke, memleket sevgisi.
  • 4012. Ülken - (Ülgen).
  • 4013. Ülker - Ülker, Ülker yıldız kümesi.
  • 4014. Ülker Çeriğ - savaş düzeni, savaş hilesi.
  • 4015. Ülkücü - Ülkü sahibi, olması gerekeni düşünen.
  • 4016. Ülküdaş - Aynı ülküyü benimseyen ve aynı ülküyü paylaşan kimse.
  • 4017. Ülküm - Ülkü sevgisi.
  • 4018. Ülüglü - Talihli, kısmetli, bahtı açık.
  • 4019. Ülük - (ülüg) Kısmet, nasip, pay.
  • 4020. Ülüş - pay, bölüş, konuk payı.
  • 4021. Ümit - Umut.
  • 4022. Ün - 1- Ses, seda 2- Şöhret, nam.
  • 4023. Ünaldı - birleşik: Ün/Aldı Ünlü, ünlü.
  • 4024. Ündev - Namlı, ünlü.
  • 4025. Ünlü - 1- ünlü, namlı, tanınmış 2- Gür sesli, sesini duyuran.
  • 4026. Üregen - Bereketli, verimli.
  • 4027. Üregir - Bolluk, bereket, üretkenlik.
  • 4028. Ürek - Yürek, kalp.
  • 4029. Üreklü - yürekli, yiğit.
  • 4030. Ürentuyun - birleşik: Üren/Tuyun Eski dönem, Yakut Tanrı adlarından.
  • 4031. Ürgan - Kıvılcım, şerare.
  • 4032. Ürgüç - Körük, demirci körüğü.
  • 4033. Ürk - Dehşet, korku, çekince.
  • 4034. Ürkmez - yürekli, korkusuz.
  • 4035. Ürküt - Ürkütücü, dehşet verici.
  • 4036. Ürük - Süregen, sürekli.
  • 4037. Ürün - Döl, verim, ekin, üremiş, üretilmiş olan.
  • 4038. Üründük - Verimli, seçkin, güzide.
  • 4039. Üründül - Seçkin, güzide.
  • 4040. Ürüng - 1- Maneviyat, manevi güç, 2- Temiz, pak.
  • 4041. Üste - Galip, faik.
  • 4042. Üstek - Üstün, galip, faik.
  • 4043. Üstün - Üstte olan, galip, faik, muzaffer.
  • 4044. Üstüngü - Üstün gelme, üste çıkma, mertebe atlama, derece.
  • 4045. Ütgür - Hızlı, seri, çabuk.
  • 4046. Üyen - 1- İlkeli, özüne bağlı 2- İyilik sever, temiz yürekli.
  • 4047. Üyge - İyi, yararlı, zararsız.
  • 4048. Üygen - İyilik dolu, temiz kalpli.
  • 4049. Üygenarık - birleşik: Üygen/Arık Altay, Tuva, Sogay destanlarında adı geçen bir Tanrıça.
  • 4050. Üzbe - Üzgün, kızgın, dargın, darlanmış, mahzun, sıkıntılı.
  • 4051. Üzlünçüğ - Olağanüstü, fevkalade.
  • 4052. Üzüt - Can, tin, öz, tin.

V

  • 4053. Var - (Bar) Oluş, ortaya çıkış, doğuş.
  • 4054. Varak - Menzil, varılacak yer.
  • 4055. Varan - 1- Varlıklı, zengin 2- Sonuca ulaşan, eren.
  • 4056. Vargı - 1- Varılan yer, sonuç 2- mal, mülk.
  • 4057. Varış - Menzil, varılacak yer.
  • 4058. Varışlı - Menzil.
  • 4059. Varlıg - (Varlık) 1- Mevcudiyet, var olma hali 2- Varlık, servet, zenginlik, bütünlük 3- Evren, kainat.
  • 4060. Varol - birleşik: Var/Ol Uzun ömür dileği.
  • 4061. Verdi - eli açık, eli açık, bağışlayıcı, ihsanda bulunan.
  • 4062. Vergi - (Bergi, birgü) 1- Huy, tabiat, yaratılış, aitlik, özellik 2- Haraç, nüsum, verilen, ödenen nesne.
  • 4063. Vurgun - 1- Vurulmuş, aşık 2- Baskın, ırgalama, yağmalama.
  • 4064. Vuruş - Savaş, döğüş, kırış.

Y

  • 4065. Yaba - (Yapa, yapu) 1- Yapı, oluşum 2- Alet, edevat.
  • 4066. Yabalak - (Yablak) Dayanıklı, sağlam, mütehammil.
  • 4067. Yaban - 1- Yabancı, yabani, vahşi 2- Yapan, yapıcı.
  • 4068. Yabaş - sakin.
  • 4069. Yabay - Yapay, yapan, yapıcı, yapılmış.
  • 4070. Yabır - varından malisine gelerek sibiryanın tavattun şarkı etmi $i- bir Türk ulusu.
  • 4071. Yabıt - Yapı, yapıt, eser, mamulat.
  • 4072. Yaburgan - ketum.
  • 4073. Yad - Yabancı, el, değişik, farklı.
  • 4074. Yada - 1- Yabancı, yabancılık 2- Büyü, sihir, büyü yapmada kullanılan bir taş.
  • 4075. Yadaçı - 1- Yaya, piyade 2- yada taşını kullanan.
  • 4076. Yadel - birleşik: Yad/Er Gurbet, yabancı memleket.
  • 4077. Yadu - Yadçı, yad edici.
  • 4078. Yagla - Talan, yağma.
  • 4079. Yağadur - Yağış, yağmur, bolluk, bereket.
  • 4080. Yağan - (Yagan, yakan) 1- Ucu ateşli ok 2- Yağmur 3- Gökten inen nur 4- Yakın, yar, canan.
  • 4081. Yağdıbasan - birleşik: Yağdı/Basan Düşmana baskın yapan, düşmanı bozguna uğratan.
  • 4082. Yağdıkar - birleşik: Yağdı/Kar (kar yağarken doğan).
  • 4083. Yağısavan - birleşik: Yağı/Savan Düşmanı püskürten, düşmanı kovan, kovalayan.
  • 4084. Yağısıyan - birleşik: Yağı/Sıyan (defeden, kovan).
  • 4085. Yağış - (Yakız- Yavuz) Kara, yanarak kararmış, karaya çalan mecazi yürekli, gözü pek, şiddetli, yaman, yiğit.
  • 4086. Yağma - Ganimet, ganimet paylaşımı, bolluk.
  • 4087. Yağmur - gökten inen su.
  • 4088. Yağmurca - 1- Sessiz ve kısa süren yağmur 2- Bir geyik türü.
  • 4089. Yağrık - Yakarış, dilek, niyaz.
  • 4090. Yağrıkçı - 1- Yakarıcı, duacı 2- Faydalı, yararlı, işe yarayan.
  • 4091. Yağuk - (Yavuk) Sevilen, yakınlık duyulan, gönül yakınlığı.
  • 4092. Yaka - 1- Sınır, sınır bölgesi 2- Kıyı, sahil.
  • 4093. Yakacık - Dağ eteği.
  • 4094. Yakak - Ucu ateşli ok.
  • 4095. Yakan - 1- Yakıcı, bitirici 2- yağan.
  • 4096. Yakarca - Yakan, sıcaklığı artıran.
  • 4097. Yakarı - Dua, temenni, yakarış, dilek.
  • 4098. Yakı - 1- İlaç, em 2- Yakıcı, yakan.
  • 4099. Yakıt - Yakılan, enerji, ısı kaynağı.
  • 4100. Yakşı - Yakışıklı, güzel, çekici, yakıcı, uygun, yakışan, doğru, iyi.
  • 4101. Yakşılık - İyilik, güzellik, uygunluk.
  • 4102. Yaktu - Işık, meşale, aydınlık.
  • 4103. Yakura - Yakın, yakınlık duygusu.
  • 4104. Yakuşuk - Yakışıklı, güzel, uygun, uyumlu.
  • 4105. Yakut - Yakıt, enerji, yakılan.
  • 4106. Yakuz - (Yağız).
  • 4107. Yalabır - Parlak, parıldayan.
  • 4108. Yalap - Parlak, ışıltı, ışık saçan Eski dönem, Tanrı ad ve sıfatlarından.
  • 4109. Yalav - Alev, yalaz.
  • 4110. Yalavaç - (Yalvaç).
  • 4111. Yalaz - 1- Yalın, çıplak, aleni 2- Yalın, parlak, ışıklı, alev.
  • 4112. Yaldır - 1- Parlak, parlayan 2- Yıldır, yıldıran, caydırıcı, ürkütücü.
  • 4113. Yaldıran - 1- Yıldırıcı, caydırıcı, ürkütücü 2- Parlak, parlaklık veren.
  • 4114. Yaldırım - Yıldırım.
  • 4115. Yaldız - Yıldız, ışık saçan parlaklık, parlayan, ışıyan.
  • 4116. Yaldruk - (Yaldırık) Parlak, parlatılmış.
  • 4117. Yalgın - Serap, yanıltıcı, görüntü.
  • 4118. Yalıksuz - arı, duru.
  • 4119. Yalınca - Yalnız, tek başına.
  • 4120. Yalınçak - Fakir, çıplak, garip, korumasız, sahipsiz.
  • 4121. Yalma - Yağmurluk, pelerin.
  • 4122. Yalman - 1- Kılıcın keskin ağzı, kılıcın uç kısmı 2- Eğimli, dik tepe.
  • 4123. Yaltuk - Yalınlık, yalın olma hali.
  • 4124. Yalunmuş - Yalın, çıplak, saf, arınmış.
  • 4125. Yaluy - Büyü, tılsım, sihir.
  • 4126. Yalvaç - Elçi, resul, nebi, peygamber.
  • 4127. Yam - 1- Ulak atı 2- At gibi, ata benzeyen 3- Çöl, kıymık.
  • 4128. Yaman - güçlü, etkili, sert.
  • 4129. Yamçı - 1- Ulak, postacı 2- Ulak atı, postacı atı 3- Yağmurluk 4- Kalın, kolsuz yelek, kuzu derisiyle kaplı giysi.
  • 4130. Yamı - 1- Ulak atı 2- Çöp, kıymık 3- saygınlık, nüfuz.
  • 4131. Yamtar - 1- Yaman, güçlü, güçlü 2- Yağmurluk 3- Obur, iştahlı.
  • 4132. Yamun - Denetleyici, murakıp, müfettiş.
  • 4133. Yanaçı - (Yanaç) Canip, candan.
  • 4134. Yanağ - (Yanak) Yanak, kısım, yan.
  • 4135. Yanar - 1- Işıltı, ışık 2- Ateşli, sıcak kanlı, heyecanlı.
  • 4136. Yanbaş - Sadık, bağlı, yakın, yanında, yanı başında, vefakar.
  • 4137. Yanç - (Yanıç) Hilal, yarım ay biçiminde.
  • 4138. Yançı - At zırhı.
  • 4139. Yançuk - (Yancık) At zırhı, at örtüsü.
  • 4140. Yandaş - Yanında duran, destekleyen, taraftar.
  • 4141. Yandık - Heybetli, gösterişli, azametli.
  • 4142. Yandu - İnançlı, inanmış, imanlı.
  • 4143. Yangak - 1- Yanak 2- yanık, sevdalı.
  • 4144. Yangal - Isı, hararet, ateş, ateşlilik.
  • 4145. Yangır - Hazin söz, dokunaklı söz, hazin konuşma.
  • 4146. Yanı - Cilve, işve, can yakıcılık.
  • 4147. Yanık - Sevdalı, aşık, istekli.
  • 4148. Yanıt - 1- Ödül, ödül 2- Karışık.
  • 4149. Yank - (Yang) Metod, tarz, usul.
  • 4150. Yanku - (Yankı) Aksi seda, eko.
  • 4151. Yankuçi - Mübaşir, mahkeme memuru.
  • 4152. Yantır - Şehla, şehla gözlü.
  • 4153. Yantuk - Gösterişli, azametli.
  • 4154. Yantut - Bedel, tazminat.
  • 4155. Yanuç - İnce, zayıf, ince yapılı.
  • 4156. Yanuk - 1- Esmer tenli, kara 2- Tutkun, aşık, sevdalı.
  • 4157. Yanulmas - Yanılmaz, deneyimli ve bilgili otorite.
  • 4158. Yanut - 1- Yanıt, karşılık 2- Ödül, ödül.
  • 4159. Yapa - 1- Yaba, yapma, çaba, enerji 2- Bütün, hep, bütünlük 3- Vefa.
  • 4160. Yapagı - Yapağı.
  • 4161. Yapan - 1- Yapıcı 2- Yaban, vahşi.
  • 4162. Yapar - Yapıcı, üretken, olumlu.
  • 4163. Yaparlı - Olumlu, yapıcı.
  • 4164. Yapgu - yabgu; batı bölgesi han sanı.
  • 4165. Yapı - Mamul, yapılmış.
  • 4166. Yapınç - (Yapınçak) Yapılmış, mamul, üretilmiş.
  • 4167. Yapsık - Memnuniyet, neşe, meftunluk.
  • 4168. Yapşın - Yapıcı, olumlu, becerikli.
  • 4169. Yapurgak - (Yaprak).
  • 4170. Yar - (Yarı) 1- Uçurum, dik bayır 2- Tanzim, tertip, organizasyon.
  • 4171. Yaragu - Yarar, fayda, faydalı, yararlı.
  • 4172. Yarağ - (Yara, yarag) 1- yarar, fayda, faydalı, yararlı 2- Stanrısal güç, zırh, kalkan.
  • 4173. Yaraşuk - Uyumlu, ahenkli, barışsever.
  • 4174. Yaraşur - Uygun, münasip, layık.
  • 4175. Yaratgan - Yaratan, yaratıcı.
  • 4176. Yaratu - Yaratma, tertipleme, düzenleme.
  • 4177. Yaratun - Yaratıcı, tertipli, düzenli, örgütlü.
  • 4178. Yaratur - Yaptırır, yaptırımcı, buyurucu, örgütleyici.
  • 4179. Yaray - Usta, ehil, beceri sahibi.
  • 4180. Yaraylı - uygun, münasip, yararlı.
  • 4181. Yarçı - Ortak, şerik, hissedar.
  • 4182. Yardak - Yardımcı, asistan, muavin, refik.
  • 4183. Yargan - yararlı, koruyucu, yüksek kurul.
  • 4184. Yargı - Hukuk, hüküm, mahkeme, adalet.
  • 4185. Yargıcı - (yarguçu, yagıçı, yargıç) Yargıç hakim, yargı mercii.
  • 4186. Yargıç - Yargıcı, hakim.
  • 4187. Yargıçu - Yargıç.
  • 4188. Yargın - (yarkın) 1- Gün ışığı 2- Şimşek, çakın 3- Canan, arkadaş, dost 4- Güler yüzlü.
  • 4189. Yarguçi - yargıcı, yargıç, hakim.
  • 4190. Yarım - 1- Yapıcı, yaparlı 2- yarış, müsabaka 3- Bölüm, bölünmüş.
  • 4191. Yarıp - Yarı, yarım, bölük, bölünmüş.
  • 4192. Yarış - 1- Bölüş, bölüm 2- Müsabaka, karşılıklı, ileriye atılma.
  • 4193. Yarız - Yarıcı, seri, çabuk, hızlı.
  • 4194. Yarlıg - 1- Bağışlama, acıma 2- Ferman, buyruk.
  • 4195. Yarlıgaç - Yardım, yardım, bağış, sevecenlik.
  • 4196. Yarlıgamas - Acımasız, acımaz, bağışlamaz.
  • 4197. Yarlıgamış - Bağışlayıcı, sevecen, rahman.
  • 4198. Yarlıgan - Rahman, bağışlayıcı.
  • 4199. Yarlıgar - Bağışlayıcı.
  • 4200. Yarlıgasun - Bağışlayıcı, rahman.
  • 4201. Yarlık - 1- Esirgeme, bağışlama 2- Buyruk, ferman.
  • 4202. Yarluğ - İrade, istem, buyruk.
  • 4203. Yarluk - Muhtaç, yoksul.
  • 4204. Yarluka - Bağış, lütuf, koruma.
  • 4205. Yarmakan - (Yarmayan) Armağan, armağan.
  • 4206. Yarp - (yarıp) Durgun, sabit.
  • 4207. Yarpan - (Yarban, yarıban) Sabit, sakin, kendi halinde.
  • 4208. Yarşı - Hissedar, ortak.
  • 4209. Yartım - 1- Kısım, bölük, fırka 2- yardım, yardım, destek.
  • 4210. Yaruk - 1- Işık, ışık, nur 2- Zırh, koruyucu.
  • 4211. Yasa - (Yasağ, yasak) Yasa, kanun, nizam, kural, kaide, yasak.
  • 4212. Yasaçu - (Yasacı) 1- Parlamenter, Yasa yapan, yasa koyucu 2- Yasaya bağlı, yasal.
  • 4213. Yasağ - yasak, yasa.
  • 4214. Yasal - 1- Disiplin, sıra, saf, ordunun yürüyüş düzeni 2- Yasalara uygun, nizami.
  • 4215. Yasan - 1- Tertip, düzen, tasarı, plan 2- İşaret, alamet, karar.
  • 4216. Yasar - (Yasur) yasaya uyan, yasayı uygulayan.
  • 4217. Yasatan - Yasalara saygılı.
  • 4218. Yasatur - birleşik: Yasa/Tur Yasaya bağlı, yasayı uygulayan.
  • 4219. Yasavul - Yasayı korumak ve uygulamakla görevli memur. Zabıta, polis.
  • 4220. Yasguç - Nikap, gizlilik.
  • 4221. Yasun - (Yisun, İsun) Doğa, tabiat.
  • 4222. Yasut - (yasıt) Onur, onur, haysiyet.
  • 4223. Yasvul - (Yasavul) 1- Polis, bekçi 2- Mübaşir.
  • 4224. Yaş - Yaşam, ömür, dirilik, aydınlık, tazelik, ışımak, gelişim, yeşil, yeşillik, gençlik.
  • 4225. Yaşagu - Ömür, yaşam, canlılık.
  • 4226. Yaşam - Yaşam, ömür, dirlik.
  • 4227. Yaşıl - 1- Yeşil renk mecazi Tazelik, gençlik, zindelik 2- Yeşillik, çimenlik.
  • 4228. Yaşın - 1- Gizlilik, gizem 2- Şimşek, çakın.
  • 4229. Yaşıt - 1- Genç, körpe, taze 2- Eş, denk, eşit.
  • 4230. Yaşlak - Giz, sır, esrar, gizli kalması gereken.
  • 4231. Yaşru - Giz, gizlilik, gizem.
  • 4232. Yaşuk - 1- Işık, ışın, ışın 2- Aşkın, aşık, aşmış.
  • 4233. Yaşurgan - Ketum, sıkı ağızlı, sır vermez.
  • 4234. Yatağan - (yatağan, yatakan) 1- Kama türünde, iki tarafı da kesen bir bıçak 2- Tembel, miskin 3- Borcunu ödemeyen, üstüne yatan (Uygurlarda).
  • 4235. Yatı - Yatık, meleke, beceri, el yatkınlığı.
  • 4236. Yatkın - Yatık, yatan, uygun, uygunluk.
  • 4237. Yatman - Muti, efendi, uyumlu, itaatkar.
  • 4238. Yatuk - 1- Yatkın, becerili, meleke sahibi 2- Tembel, ağır kanlı.
  • 4239. Yavçın - (Yatçın) Konuk, yatıya gelen konuk.
  • 4240. Yavga - Soy, sop, nesil.
  • 4241. Yavnık - Sevinç, neşe.
  • 4242. Yavri - Zayıf, güçten düşmüş.
  • 4243. Yavru - Zayıf, bakıma muhtaç, ilgi ve bakım bekleyen.
  • 4244. Yavuk - Yakın, yakında duran, yakınlık duyulan, sevgili.
  • 4245. Yay - 1- Yaz mevsimi 2- Stanrısal güç, ok atmaya yarayan, gergin ip, gerginlik.
  • 4246. Yayak - yaya, piyade.
  • 4247. Yaygaru - Bahar, ilkbahar, yaza doğru giden zaman.
  • 4248. Yaygın - Yayık, yayılmış.
  • 4249. Yaygır - (Yaykır) Uzay, gök, yıldızlar alemi.
  • 4250. Yayık - 1- Yaygın, geniş, genişlemiş 2- Tufan, deprem 3- Altay destanlarında adı geçen, Tanrı Bayülken'in oğullarından.
  • 4251. Yayın - Serap, feyezan.
  • 4252. Yaykıru - Gök, gök boşluğu, uzay.
  • 4253. Yayla - Yaz yeri, yazlık. Bahar, yaz aylarını geçirmek için çıkılan, yüksek dağlık bölge.
  • 4254. Yaylaeri - birleşik: Yayla/Eri Yaylada yada yaylaya çıkarken doğan çocuklar için kullanılan adlardan.
  • 4255. Yaylak - Yayla, yazlık, sayfiye.
  • 4256. Yaylım - Yayılım, yayılma yeri, otlak, mera.
  • 4257. Yaymut - birleşik: Yay/Mut Yaz sevinci.
  • 4258. Yayuçı - Yayıcı, dağıtıcı, haber yollayan.
  • 4259. Yayuk - 1- Yayvan, yayık, uçsuz bucaksız, geniş 2- Deprem, yer sarsıntısı.
  • 4260. Yazal - Takı, süs, ziynet, değerli taş.
  • 4261. Yazdıç - Anıt, kitabe.
  • 4262. Yazgan - Yazan, yazıcı, yazgıyı tayin eden Eski dönem Tanrı ad ve sıfatlarından.
  • 4263. Yazgı - 1- Yazı, kader, mukadderat, alın yazısı 2- Tanrısal, tanrısal güçi.
  • 4264. Yazgulu - Talihli, bahtı açık.
  • 4265. Yazıçu - Yazıcı, katip.
  • 4266. Yazım - Yazgı, mukadderat.
  • 4267. Yazın - 1- Yaz vakti, bahar vakti 2- Kader, alın yazısı.
  • 4268. Yazınç - Kader, alın yazısı, yazgı.
  • 4269. Yazır - 1- Çok ülkeler gezmiş, görmüş 2- Çok ülke fethetmiş, fatih 3- yazar, yazıcı, katip.
  • 4270. Yeden - 1- Yedeği olan, yedeğine alan, tedbirli 2- Yetkin, yeterli, usta.
  • 4271. Yeğ - (Yek, yeke) 1- Yüksek, ala, eftal, iyi, daha iyi 2- Soylu, soylu, seçkin, güzide, seçkin.
  • 4272. Yeğin - 1- Üstün, faik 2- Bereketli 3- Çok güçlü, hızlı, şiddetli.
  • 4273. Yeğinek - 1- Yığınak, küme 2- Üstün, faik, daha iyice.
  • 4274. Yeğni - 1- hafif 2- Alçak gönüllü, gösterişsiz.
  • 4275. Yeğrek - (Yekrek) Etfal, evla, iyi, üstün.
  • 4276. Yekrek - Evla, iyi, üstün, daha iyi.
  • 4277. Yeksek - Tedbirli, ihtiyatkar.
  • 4278. Yekül - (Yeğül) Yeğni, faik, üstün, muzaffer.
  • 4279. Yel - Rüzgar, esi.
  • 4280. Yelçi - Yel gibi, hızlı.
  • 4281. Yeleç - Havadar, yel alan.
  • 4282. Yelegen - Hızlı, süratli, yel gibi.
  • 4283. Yeleğin - Yel alan yer, rüzgarlı yer.
  • 4284. Yelek - 1- yel gibi, hızlı 2- Okun arkasına takılan tüy, denge tüyü 3- Kolsuz ve yakasız üst giyeceği.
  • 4285. Yelekin - (Yeleğin) Rüzgarlı, yel esen yer, yel alan yer.
  • 4286. Yelen - 1- Arzu, istek, dilek 2- Fırtına.
  • 4287. Yeles - Yel esintisi, havadar, rüzgarlı.
  • 4288. Yeleser - birleşik: Yel/Eser Esintili, havadar, yel esen.
  • 4289. Yelesey - birleşik: Yel/Esey Yel esintisi.
  • 4290. Yelim - Hareket, eylem, devinim.
  • 4291. Yelin - 1- Yel uğrağı, yel alan yer 2- Yel değişi, yel teması.
  • 4292. Yelis - Havalı, havadar, rüzgarlı.
  • 4293. Yeliz - birleşik: Yel/İz Havadar, rüzgarlı, havalı.
  • 4294. Yelkim - Havadar, havası güzel yer.
  • 4295. Yelkin - 1- Konuk 2- Hızlı, yol gibi.
  • 4296. Yelme - Öncü, yol gösteren, mihmandar.
  • 4297. Yen - 1- Yenmek, alt etmek 2- Deri 3- Yeni, yenilik, orijinal.
  • 4298. Yencilek - Hafif, yeğin, ince yapılı, ince.
  • 4299. Yendün - Tercih, seçim, referans.
  • 4300. Yengi - 1- Yeni, orijinal 2- Zafer, utku.
  • 4301. Yenin - Galip, muzaffer, utkan.
  • 4302. Yeniş - Galebe, galibiyet, utku.
  • 4303. Yentür - Kalender.
  • 4304. Yenül - Gösterişsiz, alçak gönüllü.
  • 4305. Yeprem - Aktif, faal, becerikli, çalışkan.
  • 4306. Yerçi - Başkan, yol gösteren, mürşit.
  • 4307. Yerçilig - İzci, takipçi.
  • 4308. Yergin - Mahzun, hüzünlü, bitkin, yere bakan, boynu bükük.
  • 4309. Yerinür - Durağan, üşengeç, müşkülpesent.
  • 4310. Yerünmes - Hamarat, çalışkan, vurdumduymaz.
  • 4311. Yesuga - (Yesuge, yasagay) Yasa, yasak, yasaya bağlı, yasadan yana.
  • 4312. Yesuken - (Yasuga, yasag, yasa) Yasa, yasak, yasalı, yasaya bağlı.
  • 4313. Yeşil - (Yaşil) 1- Tazelik, taze, körpe 2- Çimen, çimenlik.
  • 4314. Yeşim - Eski dönemlerde, Türklerce kutsanmış, değerli taş.
  • 4315. Yeşin-Berk - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 4316. Yet - (yeti, yete) Kudret, güç, güç, yeterlilik, yetenek, beceri, ustalık.
  • 4317. Yetek - Gaye, emel.
  • 4318. Yeten - Yeterli, yetkin, usta.
  • 4319. Yeter - yeterli, tamam olan; halk adı geleneğinde yaşayan Türkçe ad.
  • 4320. Yetgin - (Yetkin) Çok çocuklu ailelerin, doğan çocuklarının sonuncu olması dileği ile verilen adlardan.
  • 4321. Yeti - 1- yetenek, kabiliyet 2- Yetkin, kamil, olgun, becerikli, mükemmel 2- Etki, etkileyici 3- Yitik, kayıp, harcanmış, zayi olmuş.
  • 4322. Yetişgin - (yetişkin) Yetişmiş, olgun, kamil, mükemmel, yetenekli.
  • 4323. Yetiş-Ulaşmak - Birleşik ad biçimi; aklık, arılık ve duruluk bağı taşır.
  • 4324. Yetiz - Hazır, amade, yeterli, olgunluğa ermiş.
  • 4325. Yetki - Sorumluluk, ustalık, iş bitirme gücü.
  • 4326. Yetkin - 1- yetişkin, ehil, uzman, yeterli 2- Etkileyici, çekici, mükemmel.
  • 4327. Yetmen - Olgun, gelişkin, uzman, yeterli, yetenekli.
  • 4328. Yeygü - Armağan, armağan, bağış.
  • 4329. Yeyin - Galip, sağlam, berk, üstte olan.
  • 4330. Yeyni - Ehven, iyi.
  • 4331. Yeyrek - Makbul, kabul gören, beğeni toplayan.
  • 4332. Yeytem - Eski, kadim.
  • 4333. Yıbar - 1- Koku, parfüm 2- Kokulu mum.
  • 4334. Yığ - Yığılı, toplu, birikim.
  • 4335. Yığaç - 1- Ağaç 2- Erkeklik organı 3- Yığıcı, toplayıcı.
  • 4336. Yığan - (Yıkan) 1- Yığıcı 2- Yıkıcı.
  • 4337. Yığın - Birikim, kitle, yığılı olma hali, yığılmış, istifli.
  • 4338. Yığınak - Toplum, kitle.
  • 4339. Yığınca - Genel, teamül, sosyal kural, toplumun benimseyip uyguladığı kurallar.
  • 4340. Yığlınç - (Yığlınçı) arı tutumlu, edepli, onurlu, temiz sözlü.
  • 4341. Yığnak - Yığın, yığınak, toplum, cemaat.
  • 4342. Yığrık - Mahçup, utangaç.
  • 4343. Yıkın - (yığın) Afet, yıkım, zarar.
  • 4344. Yıkınç - Yıkmış, yıkıcı.
  • 4345. Yıkmış - Yıkıcı, devirici, güçlü.
  • 4346. Yıldıku - Yıldız, yıldız kümesi.
  • 4347. Yıldır - Yıldırıcı, ürkütücü, heybetli, dehşetli, şiddetli, gözü kara, korkusuz.
  • 4348. Yıldıran - Ürkütücü, korkutucu, heybetli, gösterişli.
  • 4349. Yıldırgan - Yıldıran, ürküten, korkutan, şaşalı, gösterişli.
  • 4350. Yıldız - yıldız, gök ışığı.
  • 4351. Yılduru - Berrak, net, temiz, billur.
  • 4352. Yılgı - Yılma, dehşet, ürküntü.
  • 4353. Yılgın - Yılmış, ürkek, bezgin.
  • 4354. Yılığ - Yılgın, yılmış, yılık.
  • 4355. Yılkı - 1- At, at yavrusu 2- At sürüsü.
  • 4356. Yılma - 1- Yılmaz, azimli, dayanıklı, yürekli, korkusuz 2- Dik yokuş, dağ yamacı.
  • 4357. Yılmasın - Yılmaz, korkusuz.
  • 4358. Yıragu - Yırcı, çalgıcı, enstrüman çalan, müzisyen.
  • 4359. Yırak - Irak, uzak, mesafeli.
  • 4360. Yırı - Sol, sol taraf, tek taraf, tek taraflı.
  • 4361. Yırım - 1- Solak 2- Yarım 3- yurt, toprak.
  • 4362. Yış - (Yaş, yaşıl) Orman, yeşillik içindeki bölge.
  • 4363. Yışık - 1- Tulga, demir örgülü tulga 2- ışık.
  • 4364. Yibek - Ateşli, hararetli, heyecanlı.
  • 4365. Yige - Dayanıklı, sağlam, berk, sağlam.
  • 4366. Yiğenek - 1- Toplum, kitle, cemaat 2- Yeğen, yeğencik.
  • 4367. Yiğin - Daha iyi, sıkı, dayanıklı, üstün, tercih edilir.
  • 4368. Yilun - (Yulun) İri, heybetli, gösterişli, cesim.
  • 4369. Yinçke - İnce, ince, güzel duruşlu, ince yapılı.
  • 4370. Yinçkelü - ince davranışlı, anlayışlı, kibar.
  • 4371. Yinçü - 1- İnce, ince, güzel duruşlu 2- İnci.
  • 4372. Yindek - Sürekli, bengü, sürekli, kalıcı.
  • 4373. Yir - Yer, toprak, arazi, arz, yeryüzü, dünya.
  • 4374. Yirçi - Kılavuz, izci, rehber, yer bilen, yer bildiren.
  • 4375. Yirdeş - Yurttaş, hemşehri, aynı toprağı paylaşan.
  • 4376. Yirdinçü - (Yirtinçü) Evren, kainat.
  • 4377. Yirga - sevinçli, kutlu, mutlu, mutluluk dolu.
  • 4378. Yirtinçü - Evren, kainat.
  • 4379. Yisun - (yasun, yosun) Doğa, tabiat, yeşillik.
  • 4380. Yiter - Varis, mirasyedi.
  • 4381. Yitik - 1- Yetik, olgun 2- Keskin 3- Kayıp.
  • 4382. Yitirmiş - Yitik, kayıp, kaybetmiş, yoksul.
  • 4383. Yitüt - Meziyet, ustalık, beceri.
  • 4384. Yizek - Askeri kılavuz, öncü.
  • 4385. Yoğanak - Yığınak, kütle.
  • 4386. Yoğçı - Yuğcu, yuğ yapan, yokluk çeken, yas tutan, yasçı.
  • 4387. Yoğun - Kalın, gür, iri, sık, sıkı, cüsseli, fazla, fazlalaşmış, katılaşmış.
  • 4388. Yokuş - Yukarı, yukarı doğru çıkan, dik yol, bayır.
  • 4389. Yol - Üzerinden gidilen mecazi 1- Kut, mut, kut, yazgı, kader 2- Örf, adet, töre, gelenek teamül, ilke, tarz, gidişat.
  • 4390. Yola - 1- Örf, adet, usul, erkan 2- Meşale, kandil.
  • 4391. Yolaç - Yol gösterici, mihmandar, rehber, önder, öncü.
  • 4392. Yolak - birleşik: Yol/ak 1- Dürüst, onurlu, temiz sözlü, temiz 2- Çığır, yenilik, gidişat 3- Kısa yol, kestirme yol.
  • 4393. Yolaldı - birleşik: Yol/Aldı 1- İlerleme kaydeden, gelişen, uzman, profesyonel 2- Terbiyeli, yola gelmiş, geleneklerine bağlı.
  • 4394. Yolbak - (Yolbaka, yolbakan) Konuksever, misafirperver.
  • 4395. Yolbilir - birleşik: Yol/Bilir Görgülü, bilgili, usul erkan sahibi.
  • 4396. Yolçu - önder, yol eri.
  • 4397. Yoldam - 1- Uysal, yola gelen, yolunda giden 2- Usul, metot, tarz.
  • 4398. Yoldaş - yol arkadaşı.
  • 4399. Yoleri - birleşik: Yol/Eri 1- Töreye bağlı, edep erkan sahibi, bilgili, deneyimli.
  • 4400. Yolkulu - birleşik: Yol/Kulu mecazi Töreye ve kurallara bağlı.
  • 4401. Yolluk - kutlu, olgun, sevinçli.
  • 4402. Yolum - Usul, kaide, prensip.
  • 4403. Yonat - Tam, eksiksiz, kusursuz.
  • 4404. Yorçu - 1- Askeri kılavuz, öncü, yol gösteren 2- Yorumcu, yorumlayan, eleştirmen.
  • 4405. Yordam - 1- Alışkanlık, eğilim, usul, meleke, beceri 2- Jest, eda, işve, naz.
  • 4406. Yorga - (Yurga) Rahvan giden at.
  • 4407. Yornuk - İstirahat, istirahatgah, dinlenme yeri.
  • 4408. Yovaş - (Yavaş) Çelebi, efendi, ağırbaşlı, halim.
  • 4409. Yöndem - (Yöntem) Usul, tarz, teamül, töreye uygun biçimde olan.
  • 4410. Yönet - 1- Biçim, tarz, yöntem 2- uygun, uyumlu, uysal, geçimli.
  • 4411. Yöntem - (Yöndem).
  • 4412. Yönten - Uslup, tarz, biçim.
  • 4413. Yörgenç - Dağ dönemeci, dağ yolu.
  • 4414. Yörtem - Usul, biçim, tarz.
  • 4415. Yöyen - Mevsim, sezon.
  • 4416. Yuğak - Bir su kuşu.
  • 4417. Yuğka - İnce.
  • 4418. Yulu - Adalet.
  • 4419. Yuluğbirim - birleşik: Yuluğ/Birim Uygurlar döneminde alınan mahsul vergisi.
  • 4420. Yuluk - 1- Traşlı, matruş, bakımlı 2- Yağmacı.
  • 4421. Yulum - 1- Fedakar, yardımsever 2- Yolcu, yoluna bağlı, töresine bağlı.
  • 4422. Yulun - Yolcu, yola giden.
  • 4423. Yulyu - (Yulu, yuluk, Yulug) 1- Yardımcı, yardımsever, fedakar, doğru, hak gözeten 2- haraç, cizye, vergi 3- traş, traşlı, bakımlı 4- Yağma, yağmacı.
  • 4424. Yum - Mutluluk, neşe, ferahlık, rahatlık.
  • 4425. Yumlu - Mutlu, kutlu, kutlu, huzurlu.
  • 4426. Yumru - 1- Yumulu, yumuk, yumruk 2- İri, heybetli, gösterişli.
  • 4427. Yumuk - Gül, goncagül.
  • 4428. Yumutgan - Yapıcı, birleştirici, pozitif kişilik.
  • 4429. Yunak - Üzerinde çamaşır dövülen ve yıkanan, büyük taş parçası.
  • 4430. Yunmuş - Yıkanmış, temiz, titiz, arık.
  • 4431. Yunt - 1- Çadır, oba, ev, yurt, vatan 2- Terbiyesi tamamlanmamış, yarı yabani at 3- Uygarlık, medeniyet.
  • 4432. Yurçı - 1- Becerikli, usta 2- Yirçi, yer gösteren, rehber.
  • 4433. Yurga - Rahvan giden at.
  • 4434. Yurt - 1- Vatan, kutsanmış toprak 2- Kaynak, asıl, kök 3- Uygarlık, medeniyet 4- Çadır, oba, ev.
  • 4435. Yurtay - yurt ve ay birleşimi; yurdu aydınlatan ay.
  • 4436. Yurtlak - Yurt, vatan, sonradan yurt edinilmiş yer, yurtlaştırılmış yer.
  • 4437. Yutluk - eksilme, zarar.
  • 4438. Yutum - Yudum, damla, tike, parça.
  • 4439. Yuvanç - Teselli.
  • 4440. Yüce - Yüksek, ulu, yüce gönüllü, haşmetli.
  • 4441. Yücel - yücelik.
  • 4442. Yüğnek - Alçak gönüllü, gösterişsiz.
  • 4443. Yüğnük - Salih, temiz.
  • 4444. Yüğrük - Yürük.
  • 4445. Yüğünt - Selam.
  • 4446. Yüknü - saygı duruşu.
  • 4447. Yüksel - yükseliş, irtika.
  • 4448. Yükselen - Ulu, kişi.
  • 4449. Yükseliş - Büyüklük, ululuk, yükseliş.
  • 4450. Yükün - Baş eğme, saygı duruşu, tazim.
  • 4451. Yükünç - Eğilme, reverans.
  • 4452. Yüküngen - Eğilen, reverans yapan, saygılı.
  • 4453. Yüküntür - Baş eğdirir, diz çöktürür.
  • 4454. Yükünük - Eğilme, reverans.
  • 4455. Yükünür - saygı duruşu yapan.
  • 4456. Yülek - Okun arkasındaki, denge tüyü.
  • 4457. Yünkül - Hafif, ince yapılı.
  • 4458. Yüre - Daire, helezon, çember.
  • 4459. Yüreğir - Yürekli, yürekli.
  • 4460. Yürekli - yürekli, korkusuz.
  • 4461. Yürik - yaşam, ömür.
  • 4462. Yürüm - yaşam, ömür.
  • 4463. Yüzak - ak yüz, arı yüz.
  • 4464. Yüzakı - arı yüz, onur, beceri.
  • 4465. Yüzlüg - (Yüzlüg, yüzlük) Soylu, dürüst, onurlu, temiz sözlü.

Z

  • 4466. Zambirgan - tarihî Hun başbuğu adı.
  • 4467. Zeren - uslu.
  • 4468. Zerey-Zel - Birleşik ad biçimi; erlik ve yiğit kişi bağı taşır.
  • 4469. Zıyıpak-Müce - arı, duru, parlak.
  • 4470. Zirek-Dal - Birleşik ad biçimi; al/kızıl renk bağı taşır.
  • 4471. Zontur - sağlam, güçlü.